T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2510
KARAR NO: 2024/82
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 24/09/2020
NUMARASI: 2018/346 E. - 2020/135 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)|Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;... Holding A.Ş. nin 1944 yılına dayanan geçmişi ve bugün 50.000'den fazla çalışanı, 14 ülkede toplam 77 fabrikası, 49 ürün kategorisi, 100'den fazla ülkeye ihracatı, 7 halka açık şirketi, gıda alanında başta "..." olmak üzere 320 marka ve binlerce ürün çeşidi, dünyanın 3. büyük bisküvi ve 10. büyük çikolata üreticisi konumuna gelmesi ile Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen holding şirketlerinden birisi olduğunu, ... Holding'in TPMK nezdinde tanınmış "..." markasının sahibi olup, aynı zamanda, müvekkil tanınmış "..." markasını ilk kez 1982 yılında ve tanınmış ... ambalajını da ilk olarak 1996 yılında marka olarak tescil ettirdiğini, davalının, işbu davanın konusunu oluşturan ve görselleri sunulan ürünleri üretmekte, satışını ve ihracatını yapmakta olduğunu, davalı tarafından kullanılan ürün ambalajlarının müvekkilline ait marka haklarına tecavüz ettiği ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğinin aşikâr olduğunu, müvekkili ... Holding'in tanınmış "..." markasının sahibi olduğunu, müvekkiline ait dava dilekçesinde görselleri sunulan tescilli ambalaj şekli markalarının da müvekkili tarafından 1996 yılından itibaren tescil ettirildiğini ve o günden bu yana yoğun reklam ve kullanım sonucu Türkiye'de tanınmış marka statüsüne kavuştuğunu, davalı tarafından görselleri sunulan ürün ambalajlarının kullanılmasının müvekkili ... Holding adına tescilli ambalaj şekli markalarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, sunulan görseller ile ekli ürün örneklerinden de açıkça anlaşıldığı üzere davalının tek amacının müvekkiline ait tanınmış "..." markası ve ambalaj şeklini taklit etmek suretiyle haksız kazanç elde etmek olduğunu, zira kakaolu krema dolgulu bisküvi üretip satmak için müvekkilinin ürettiği bisküvi seklinin aynısını kullanmak, ambalajı müvekkilinin ... ambalaj rengi (siyah) ile aynı yapmak, siyah zemin üzerinde kırmızı ve beyaz renkler kullanmak, müvekkil ambalajında olduğu gibi benzer yazı karakterinde markayı ambalaja basmak gibi hususların hiçbir teknik zorunluluktan kaynaklanmayıp, tamamen müvekkilinin ürününün kötü niyetli olarak taklit edilmesi amacıyla yapılmış ve tüketicileri bu yolla aldatmayı hedef alan faaliyetler olduğunu, ürünler karşılaştırıldığında; davalının ürün taban rengi seçimi, marka yazı seçimi, ambalaj üzerinde yer alan konumlandırmalar (ana marka, alt marka, ürün görseli konumları), ürün şekilleri, ürün şekli kesitlerinin müvekkil ürünüyle aynı olduğunun görüldüğünü, davalının dava konusu taklit ürünleri dava süresince üretmeye, satmaya ve ihraç etmeye devam etmelerinin, zaten elde etmeye çalıştıkları amacı gerçekleştirmelerine, hiçbir tazminat meblağı ile karşılanamayacak şekilde müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına, yıllardır büyük emek ve para harcanarak tanınmış hale getirilen "..." markası ve ürün ambalajının itibarının zedelenmesine yol açacağını, bu nedenle davalının dava konusu "..." markalı taklit ürünleri kullanmalarının dava sonuna kadar tedbiren yasaklanması ve bu bağlamda netice ve talep kısmında ayrıntılandırılan şekilde müvekkili lehine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmek zorunluluğunun hâsıl olduğunu belirtmiş ve kararın icrasını kolaylaştırmak adına huzurdaki davanın konusunu oluşturan ve davalıya ait internet sitesi ile piyasadan temin edebildikleri dava dilekçesinin 5 no.lu ekinde yer alan taklit ürün fotoğraflarının da örnek kabilinden mümkünse karara eklenmesine ve fakat tedbirin olası farklı boyutlardaki ambalajları da kapsadığı belirtilmek suretiyle davalının "..." markalı dava konusu taklit ürünleri üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin dava sonuna kadar tedbiren yasaklanmasına, davalıca üretilen, satılan, ithal ve ihraç edilen "..." markalı tüm taklit ürünlere ve mezkur taklit ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine (katalog, broşür vs.) Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dahil bulundukları her yerde tedbiren el konulmasına ve yeddiemine teslimine, www...com.tr internet sitesi basta olmak üzere internet ortamında da ... markalı dava konusu taklit ürünlerin kullanımının yasaklanmasına dair takdiren teminatsız veya sayın mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve ayrıca, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, giderilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda davalının "..." markalı dava konusu taklit ürün ve ürün ambalajlarını internet ortamı dahil her türlü mecrada kulanmasının, üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin yasaklanmasına, davalıca üretilen, satılan, ithal ve ihraç edilen "..." markalı tüm taklit ürünlere ve mezkur taklit ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine (katalog, broşür vs.)Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına ve imhasına, masrafı davalıya ait olmak üzere verilecek hükmün Türkiye'de yayın yapan bir gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkili Şirketin 1994 yılında "..." ticaret unvanı ile kurulmuş bisküvi, kek ve benzeri gıda üretimi ve satışı ile iştigal etmekte olup 148 çeşit ürün ile ilgili sektörün büyükleri arasında yerini aldığını, müvekkili Şirketin Türkiye'de son yıllarda yaptığı yatırımlarla markalarını taşıyan ürünlerinin, Tüketici Kalite Ödüllerine layık görüldüğünü, müvekkili şirketin bu ürünlerinin 70' den fazla ülkeye ihraç edildiğini ve ülke ekonomisine bu yolla da katkı sağlandığını, müvekkili Şirketin aynı zamanda ticaret unvanının çekirdek/esas unsuru da olan "..." lider markası ile gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili Şirketin "..." markasını lider "..." markası ile birlikte tescil edildiği günden itibaren nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, müvekkil Şirketin ürettiği tüm ürünlere bir ürün kodu verdiğini ve bu ürün kodunu gerek basılı evraklarda, gerek sanal ortamda reklam ve tanıtımlarında, gerekse de fatura, gümrük beyanları gibi muhasebe evraklarında piyasaya arz olunan ürünü tanımlamak üzere kullanmakta olduğunu, müvekkili Şirketin tescilli "..." markası ile dava konusu edilen ambalajlarla, diğer ifade ile dava konusu edilen ticari takdim şeklî ile içi dolgulu bisküvileri 2010’dan itibaren dava tarihine kadar, yani sekiz yıldan bu yana üretmekte ve satmakta olduğunu, davacı ürünleri ile müvekkili Şirketin ürünlerinin piyasada sekiz yıldır birlikte var olduğunu, dava dilekçesinde davacının dayanak markalarını tek tek bildirildiğini, bu markalarda esas unsurun "..." ve "..." olduğunun açıkça görüldüğünü, müvekkili Şirketin dava konusu edilen ambalajları üzerinde ise "..." ve "..." markalarını kullanıldığını, Gerek "...", gerekse "..." kelime markalarının "..." ve "..." ile hiç bir benzerliği bulunmadığının ve kelime markalarının karıştırılma ihtimali bulunmadığının tartışmasız olduğunu, kaldı ki davacı tarafın kelime markaları ile ilgili açık bir benzerlik iddiası da ileri sürülmediğini, ancak her nedense davacı dayanak markalarını sıralarken tanınmış ... numaralı esas ve tek unsuru "..." olan kelime markasına ve ... numaralı şekil içermeyen sadece kelimeden oluşan "..." ibaresini ihtiva eden markalarına dayandığını, bu kelime markalarının esas unsurunun "..." olup, "..." markası ile hiçbir benzerliği bulunmadığını, kaldı ki yukarıda da bildirildiği üzere müvekkil şirketin "..." markasının 14.12.2009 dan muteber olmak üzere ... numara ile tescilli olduğunu, "..." ve "..." markalarının piyasada yıllardır birlikte, hiçbir itirazla karşılaşmaksızın var olduklarını, hal böyle iken sadece kelimeden oluşan "..." markaları bu davanın konusu olmadığını, davacının dayanak "..." ibaresi ile birlikte tescilli şekil ihtiva eden markaları tek tek incelendiğinde müvekkil şirketin sekiz yıldır kullanmakta olduğu ürün ambalajları ile benzer olmadığının açık olduğunu, müvekkil şirketin ambalajlarında zemin rengin siyah olması ve kırmızı beyaz renklerin kullanılması karşısında, renklerin hiç kimsenin tekeline verilemeyeceğini, çikolatalı ürünler için siyah rengin özellikle kırmızı ve beyazla kullanılmasının son derece yaygın olduğunu, çikolatalı ürünlerde, yoğunlukla siyah zemin rengin kullanılması ile tabiri caiz ise kimsenin Amerika’yı yeniden keşfetmeyeceğini, kırmızı rengin müvekkilinin tescilli logosunun rengi olduğunu, ambalaj üzerinde "..." ibaresinin siyah zemin üzerinde beyaz renkle, baş harfi büyük, diğer harfler küçük ve özel bir yazı kaligrafisi ile yazılı olduğunu, davacı ambalajlarında ve tescilli markalarında "..." markasını beyaz gölge bir zemin üzerinde, bazen büyük, bazen küçük harflerle (küçük harfle yazıldığında İ harfinin noktası özel bir damla şeklinde) ama her zaman kırmızı renkle farklı bir yazı kaligrafisi kullanılarak yer aldığını, ambalajda ürün görsellerinin yer alıyor olmasının mutad olduğunu, ambalaj üzerinde ambalaj içindeki ürün görsellerinin bulunmasının mutlak benzerlik olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkilinin ambalaj içinde bulunan ürünleri müşterilerine göstermek adına ambalaj üzerinde ürün görsellerine yer verdiğini, davacı tarafın tescilli bir hakkının ihlal edilmediği bir yana, biran için davacının ürün ambalajlarının müvekkilden önceki tarihte kullanılmaya başlandığı kabul edilse bile ( bu yolda da herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını), davacı tarafın müvekkili Şirketin sekiz yıldır kullanmakta olduğu ambalaj kullanımlarına bir itirazı da olmadığını, müvekkilinin "..." markası ve dava konusu ambalajlarla sekiz yıldır üretim ve satış yapmakta olduğunu, davacı şirketin bu ambalaj kullanımlarına beş yıldan çok (sekiz yıldır) uzun süre suskun kalındıktan sonra haksız ve mesnedsiz iddialarla hak aramasının açık bir haksız sataşma hali olduğunu ve bu yolda dava haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin dava konusu edilen ve uzun yıllardır kullanılagelen ambalajlarının, tescilli markaları ile kullanmakta olduğu ve davacının dayanak marka ve ambalajlarının benzer bulunmadığı ve karıştırma ihtimali olmadığı, sekiz yıldır nizasız ve fasılasız dava konusu ambalajların kullanılıyor olması karşısında davacının suskun kalmakla hak kaybına uğramış olduğu hususları bir yana, dava konusu edilen ambalaj tasarımlarının değerlendirilmesinin teknik bir konu olduğunu belirterek, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, Davalının üretip satışa sunduğu ve davalıya ait www.....com.tr alan adlı sitede tanıtımını yaptığı "..." isimli ürün ambalajının davacının tescilli ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı ve ... numaralı ambalaj şekli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, giderilmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, Davalının "..." markalı davacıya ait markalara tecavüz teşkil eden dava konusu ürün ambalajlarını internet ortamı dahil her türlü mecrada kullanmasının, üretmesinin, satmasının, ithal ve ihraç etmesinin yasaklanmasına, Davalı tarafça üretilen, satılan, ithal ve ihraç edilen ve davacının markalarına tecavüz teşkil eden ... markalı ürün ambalajlarına, ürünlerin ambalajlarından ayrılması mümkün değilse ürünlere ve bu ürün görsellerinin kullanıldığı her türlü belge ve tanıtım malzemesine Türkiye sınırları içinde veya gümrük, serbest liman veya bölge gibi olanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına, Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınarak ürünlerin ambalajlarından ayrılması mümkünse ayrılarak ambalajlarının, ayrılması mümkün değilse ürünlerin imhasına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin değerlendirmelere yönünden raporlar arsındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, Tarafların marka ve ambalajlarının benzer olmadığını, lider markaların farklı olduğunu ve ambalajlar zerindeki konumlarının da farklı olduğunu, ambalaj üzerinde yer alan ... ve ... yazı karakteri, harf sayısı, renkleri ve kelimelerin ambalaj üzerindeki tertip tarzının benzer olmadığını, ürün görsellerinin sayısı ve yerleştirme şeklinin farklı olduğunu, Müvekkilinin ilk kez 2010 da bu ambalajı kullandığını, dosyada mübrez delilleri ile dava konusu edilen ambalajların dava tarihi itibariyle 8-9 yıldır kullanıldığı ürün kodları ile tarihli başkaca fatura ve kataloglar ile ispat edildiğini, müvekkilinin tescilli ... markası ile dava konusu edilen ambalajlarla diğer ifade ile dava konusu edilen ticari takdim şekli ile içi dolgulu bisküvileri 2010’dan itibaren dava tarihine kadar, yani sekiz yıldan bu yana üretmekte ve satmakta olduğunu, davacı şirketin ürünleri ile müvekkil şirketin ürünlerinin piyasada sekiz yıldır birlikte var olduklarını, davacı tarafın 8-9 yıldır davalının piyasadaki varlığı karşısında sessiz kalmış olması nedeniyle hak kaybına uğradığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; maka hakkıa tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi, giderilmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin olup, uyuşmazlık; davalının "..." isimli ürün ambalajının davacının tescilli "..." markası ve ürün ambalajı ile benzer olup olmadığı, iltibas meydana getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır. TPMK kayıtlarına göre; ... numaralı "..." tanınmış markasının 16.12.2008 tarihinde, ... numaralı "...+Şekil" markasının 03/03/2005 tarihinde, ... numaralı "...+Şekil" markasının 01/03/2005 tarihinde, ... numaralı " ...+Şekil" markasının 21/09/2005 tarihinde, ... numaralı "...+Şekil" markasının 26/06/2007 tarihinde, ... numaralı "...+Şekil" markasının 06/07/2007 tarihinde, ... numaralı "...+Şekil" markasının 31/12/1996 tarihinde, .... " markasının 31/12/1996 tarihinde ve ... numaralı "..." markasının 25/04/1996 tarihinde, ... numaralı "..." markasının 26.05.2014 tarihinde, ... numaralı "..." markasının 30.11.2011 tarihinde, ... numaralı "..." markasının 30.11.2011 tarihinde, ... numaralı "..." markasının 25.09.2012 tarihinde davacı adına, ... numaralı "...+Şekil" markasının 30. sınıfta 24.08.2011 tarihinde davalı adına tescil edildiği, ayrıca... numaralı "..." ve ... numaralı "...+Şekil" markalarının davalı adına tescilli oldukları anlaşılmıştır. Davalı yan her ne kadar "..." markasını ilk olarak 08.10.2010 tarihli ... nolu fatura üzerinde kullanıldığının bilirkişiler tarafından tespit edildiğini, davanın 25.07.2018 tarihinde açıldığını, davalının bu kullanımlarının 5 yıldan fazla süreden beri devam ettiğini, aynı sektörde faaliyet gösteren davacının, davalının bu kullanımlarından haberdar olması gerektiğini, bu nedenle uzun süre sessiz kalarak hak kaybının şartlarının mevcut olduğunu ileri sürmüş ise de; dosyaya sunulan fatura içeriklerinin, tecavüz teşkil ettiği ileri sürülen ve dosyaya görselleri sunulan kullanımlarla aynı ürünleri kapsayıp kapsamadığının eldeki deliller nazarında ispatlanamadığı, dosya içeriğine göre, davacının tecavüzün varlığını öğrendiği tarihin de tam olarak tespit edilememiş olması nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin somut olayda uygulanamayacağı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedeninin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Toplanan delilere göre; davacının ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı, ... numaralı ve ... numaralı "...+Şekil" ambalaj markalarının davacı tarafça tescilli oldukları 30. sınıf kapsamındaki ürünlerin ambalajlarında kullanıldığı, davalı tarafça üretilen benzer ürünler üzerinde "..." markasının yer aldığı, kelime olarak tarafların markalarının benzer olmadıkları, ancak taraf ürünlerinin ambalajları karşılaştırıldığında, her iki ürün için de alt rengin siyah kullanıldığı, ürün ana markasının markanın üst kısmına kırmızı renkte yerleştirildiği, ambalajın sağ tarafında içinde bulunan ürünlerin görselinin yerleştirildiği, davalının ürün adının beyaz renkte harflerin etrafı kırmızı olarak yazıldığı, davacının markasının ise beyaz zemin üzerine kırmızı olarak yerleştirildiği, davalının ürün ambalajlarının davacıya ait tescilli ambalaj markaları ile benzer olduğu, ürünlerin market raflarında yan yana tüketiciye sunulduğu, ürünlerin alıcısının ortalama tüketici olduğu, bu müşteri kitlesinin her iki ürünü ambalajlarındaki benzer renkler ve yerleşimler nedeniyle karıştırabileceği veya aralarında bağlantı olduğunu düşünebileceği, bu ürünlerin aynı zamanda davalıya ait www...com.tr alan adlı sitede tanıtımının yapıldığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/09/2020 tarih ve 2018/346 E., 2020/135 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024