T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO 2020/2487
KARAR NO: 2024/173
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/07/2020
NUMARASI: 2019/115 E. - 2020/140 K.
BİRLEŞEN BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
2019/129 ESAS, 2019/150 KARAR SAYILI DOSYA
DAVANIN KONUSU: İtibar Tazminatı, Manevi Tazminat ve Maddi Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dünya çapında tanınan ... marka tıraş bıçaklarıyla ünlü ... grubuna bağlı bir şirket olup "..." ve "... " ibareli markaların tescil haklarını elinde bulundurduğunu, şirketin 1925 yılında İTO'ya kayıt otan ilk şirket olduğunu, iştigal alanının "toptan kuaför malzemelerinin satışı" olduğunu, Türkiye'nin ilk tıraş bıçağı fabrikasının müvekkil tarafından kurulduğunu, müvekkil şirket adına tescilli "..." markasının Türkiye'nin ilk yerli üretilen tıraş bıçağı markası olduğunu, ... ibareli markaların 1984 yılından bu yana korunmakta olduğunu, müvekkili şirketin ... tescil numaralı ... markasının başvuru tarihinin 17/11/1994 olduğunu, ... tescil numaralı ... markasının başvuru tarihinin ise 24/01/2018 tarihinde olduğunu, yıllar içinde ".... ibareli seri markaların yaratılıp tescil ile korumasının sağlandığını, müvekkil şirkete ait ".... ve "... ” markalarının haksız ticari etki yaratacak şekilde davalı tarafından alan adı olarak ve ayrıca sosyal medya mecralarında kullanıldığını, davalı şirketin ticaret unvanının 19/10/2018 tarihinde tescil edildiğini, ... alan adının ise 31/10/2018 tarihinde tahsis edildiğini, ... markasının Türkiye tarihine adını yazdıran ve marka tescilleri ile korunan bir marka olduğunu, sektöründe marka değerinin oldukça yüksek otan ... ve ... markalarının ticari çekiciliğinin ortada olduğunu, davalının ticaret unvanının müvekkili şirketin markalan ile iltibas oluşturacak şekilde kötüniyetli tescil edilip müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalının müvekkili markalarını haksız ve hukuka aykırı şekilde kullandığını, müvekkilinin markasının itibarına zarar verici her tülü girişimi önlemek için yasal yollara başvurmakta olduğunu, davalının öncesinde ihtar edildiğini ama kullanımın sürdüğünü, davalının müvekkili şirketin ana mağazasının bulunduğu tarihi “... ” İşhanı ismini haksız şekilde kullanarak haksız rekabet yarattığını, dürüstlük kuralına aykırı davranışlar sergilediğini, dolayısıyla davalının marka tecavüzü ve haksız rekabetinin tespitini, önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, ticaret ünvanının sicilden terkinini, davalı şirkete ait "https://...com.tr" ibareli alan adına erişimin engellenmesini, maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk uzlaşmama son tutanağında müvekkili vekil ile temsil edildiğinin açık olduğunu, vekil var iken asile tebliğ yapılmasının doğru olmadığını, birleşen dosyada müvekkiline tebliğ yapılmadığını, dilekçe teatisi tamamlanmadan duruşma günü verilmesinin yerinde olmadığını ve davalı müvekkilinin davacıya ait markaları hiç bir şekilde kullanmadığını, müvekkil şirketin satış kataloğunda ve internet sitesinde de hiç bir şekilde "..." veya "..." isimli bir marka bulunmadığını, davalı müvekkilinin yasal zorunluluk gereğince Ticaret Sicilde kayıtlı ünvanını gerek tabelasında, gerek faturalarında, gerek kaşelerinde ve gerekse de kartvizitlerinde kullandığını, davacının adına tescilli olduğu iddia edilen ...+şekil ve ... +şekil markaları ile davalı müvekkilinde ünvanında yer alan ... isimlerinin karıştırılabilir şekilde benzer markalar olmadığını, "..." ibaresinin genel kullanıma açık ve birleşen kelimelerle bir anlam bütünlüğü oluşturan bir kelime olduğunu, genel ifadeler ve herkesçe kullanılan kelimelerin tek başlarına marka tesciline konu olamayacağını, davalı itiraz sahibinin itirazına neden olan ".." ve "...." ibarelerinde görüldüğü üzere "..." kelimesinin ayrı bir esaslı kelime olarak kullanılmadığını aksine "şekil veya eklenti kelimelerle" bütünleştirilerek (bileşke marka) ön plana çıkarıldığını, oysa davalı müvekkilin ünvanında yer alan ... isminin yazılış, görsel ve bütünlük olarak çok daha farklı olduğunu, markaların bütünsel olarak değerlendirilmesi gerektiğini, işaretler arasında anlamsal farklılıklar olduğu gibi yazılış ve telaffuz açısından da bir benzerlik bulunmadığını, ayrıca işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimin de iltibas tehlikesine yol açacak derecede benzerlik taşımadığını, Zaza kelimesinin esaslı unsur olarak marka olarak tescilinin de mümkün olmadığını, haksız rekabet iddiasının doğru olmadığını, tazminat taleplerinin fahiş ve davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili adına tescilli "..." ve "... " markalarını ve ibarelerini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratacak şekilde kullandığını ve bundan dolayı müvekkilinin maddi, manevi zararlara uğradığını ve itibarının zedelendiğini iddia ederek, öncelikle dosyanın Mahkememizin 2019/115 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini ve 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL itibar ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; "Mahkememizce toplanan tüm deliller, alınan rapor ve taraf beyanları ışığında yapılan değerlendirmede "..." ve "..." esas unsurlu markaların davacı adına tescilli olduğu ve hükümsüzlüğüne yahut iptaline karar verilinceye değin davacıya yukarıda anılı kanuni düzenlemeler çerçevesinde koruma bahşettiği, davalının ticaret unvanında ve internet sitelerinde bu işaret ve kelimeleri kullanmasının ise tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. Her ne kadar "zazahan" ismi yer alan adreslerin bazılarının içerik barındırmadığı, sosyal medya hesaplarının ise kullanıcısı tarafından kaldırıldığı tespit olunmuşsa da yine kullanıcı tarafından istenildiği zaman aktif hale getirilebilme olanaklarının bulunması karşısında tecavüzün men'i ve tekrarının önlenmesi talebinin kapsamı içerisinde bu site ve hesaplara da erişimin engellenmesi kararı vermek gerekmiştir. 6769 sayılı SMK'nun 7/3-e md'sine göre işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını da marka hakkı sahibi yasaklayabilir. Buna göre marka hakkına tecavüzün ve sonuçlarının kaldırılması talebi kapsamında daha önce tescil edilmiş bir marka nedeniyle sonradan tescil edilen ticaret unvanının sicilden terkini talep edilebilir. Davaya konu olayda davacının marka tescillerinin davalının ticaret unvanının tescilinden önceye dayandığı ve ticaret unvanında davalı markalarının asli ve ayırt edici unsuru olan "..." kelimesinin bulunduğu, davacı markalarının tescil edilmiş olduğu sınıflar ile aynı veya benzer olanlar yönünden de kayıt altında olduğu ve ticaret unvanın markasal kullanımının rapor ile tespit edildiği anlaşıldığından davalının ticaret sicilinin terkin koşullarının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Birleşen dava yönünden tazminat talepleri değerlendirilirken davacının kullandığı seçimlik hakkı doğrultusunda hesap uzmanı bilirkişinin yapmış olduğu hesaplamanın somut olayın gelişimine uygun olduğu ve yine davalının kusuru ve davacının uğramış olduğu zararın boyutu birlikte değerlendirildiğinde 10 bin TL manevi tazminatın uygun ve yeterli olduğu vicdani kanaatine ulaşılmıştır. Her nekadar davacı birleşen dosyada itibar tazminatı talebinde bulunmuşsa da; dosya içerisinde mevcut toplanan deliller karşısında, davalının davacıya ait markaları içeren ürün yahut hizmetleri kötü veya kalitesiz bir şekilde piyasaya sürdüğü, bu veya başka şekilde davalı firmanın itibarının sarsılmasına sebebiyet verdiği yolunda davacı tarafça herhangi bir delil sunulmadığı, dosya kapsamına göre böyle bir sonuca ulaşılamadığı anlaşıldığından bu talebin reddine," karar verildiğini, Ana dosyada;-Davacının davasının KABULÜ İLE; davalının davacıya ait "..." esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda; -Tecavüz oluşturan "..." ve " ..." ibarelerinin kullanıldığı davalı yana ait ürün, hizmet, ambalaj ve her türlü reklam ve tanıtım vasıtasına el konularak hüküm kesinleştiğinde masrafı davalı taraftan karşılanmak suretiyle imhasına,-Davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin sicilden terkinine, -Davalı yana ait yahut kullanımında olan ; *www....com.tr * www.....com *https://www....com/... *https://www....com/... *https://...-/ isimli adreslere erişimin engellnmesine,
-Hüküm özetinin ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilanına, Birleşen 2019/129 esas sayılı dosyada;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE;-15.500,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, itibar tazminatı talebinin reddine,
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararı hem asıl dava hemde birleşen dava yönünden istinaf ettiklerini, arabuluculuk görüşmeleri sonucunda tutulan tutanak sadece maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğunu, asıl davada arabuluculuk yoluna başvurulmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerekirken davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişilerce davalının İstanbul Ticaret Odasında kayıtlı olan "... A.Ş" ünvanını terkin edilinceye kadar kullanmasının haksız rekabet oluşturmayacağı, davalının ünvanında yer ilan ... ibaresini kullanımı ile davacı markaları arasında şekilsel açıdan benzerlik olmadığını, davalının ünvanında yer alan ... ibaresini ön planda kullanması nedeniyle marka hakkına tecavüz oluşturacağını belirttiklerini, müvekkilinin yasal zorunluluk kapsamında unvanını kullanması dikkate alındığında bilirkişilerin davacıya ait markalara tecavüz oluşturacağı konusundaki görüşlerinin kabul edilemeyeceğini, Davaya cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkilinin ... veya ... ibarelerini markasal olarak ve tek başına kullanmadığını, müvekkili tarafından oluşturulmayan ve kullanılmayan internet siteleri ve sosyal hesaplar üzerinden müvekkiline kusur bulunmasının hatalı olduğunu, bu hesapların kapalı olduğunu, erişim engeli kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davacının iddia ettiği diğer bir takım internet sayfalarına da bilirkişilerce ulaşılmadığını ve iddia edilen hususlar tespit edilemediğini, sadece www.....com.tr isimli internet sitesinin alan adında ... markalarının kullanıldığının tespit edildiğinin belirtildiğini, oysa bu internet sitesi incelenmeye çalışıldığında "Bu siteye ulaşılamıyor" uyarısıyla karşılaşıldığını, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, müvekkili 19.10.2018 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına başvurduğunu ... Kuaför Kozmetik San. A.Ş unvanı tescil edilerek ilan edilmiş ancak davacı tarafından bu ilana herhangi bir şekilde itirazda bulunulmadığını, müvekkilinin markasının sicilden terkinine karar verilmesinin hatalı olduğunu, unvan kullanımı hak olduğu gibi yasal zorunluluk olduğunu, bilirkişilerce de unvan kullanımının haksız rekabet teşkil etmeyeceğini belirtildiğini, bilirkişi raporunda davacı markalarıyla iltibas yaratacak şekilde kullanıldığının belirtilmesi çelişkili olduğunu, bu yüzden çelişkili olan bilirkişi raporunun yeniden alınması gerektiğini, davacıya ait olduğu iddia edilen markada zaza ibaresi türev kelime olduğunu, davacı adına tescilli tüm markalarda ... kelimesinden türetilmiş farklı markalar bulunduğunu, TPE nin resmi internet sitesinde kayıtlı 150'ye yakın ... ibaresi içeren marka bulunduğunu, "Karıştırılmaya müsait benzerlik" şartının gerçekleşmesi için markanın tamamına bakılması gerektiğini, markalar arasındaki benzerlik -özellikle birden çok kelimden meydana gelen kelime kombinasyonlarından oluşan markalarda- tek kelime üzerinden değerlendirme yapılamayacağını, Birleşen davada maddi tazminat yönünden müvekkilinin net karı yanlış hesaplandığını, elden edilen kardan davalının işçilik, kira, pazarlama gibi giderleri mahsup edilmeden hesaplama yapıldığını, davacı yararına takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacının kişilik haklarına saldırı söz konusu olmadığını, tüm bu nedenlerle verilen kararın kaldırılmasını asıl ve birleşen dava yönünden istinaf talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın manevi tazminatla ilgili fazlaya ilişkin taleplerinin ve itibar tazminatı taleplerinin reddine karar verildiğini, bu kısmın hukuka aykırı ve hatalı olduğunu, davalının müvekkili şirketin emek ve itibarından, tescilli markalarının çekici gücünden haksız olarak her mecrada yararlandığını, haksız rekabet ve marka tecavüzü yaratarak gerek sosyal medyada gerekse ticaret unvanı altında reklam ve satış yöntemlerini kullandığını, davalının müvekkil şirket ile aynı sektörde hizmet verdiği dikkate alınacak olursa sektördeki büyük küçük diğer işletmelerin gözünde müvekkil şirketin itibarının sarsılmasına da neden olacağını, Türkiye’nin ilk jilet markası olarak tarihe geçen ... tescilli markasının maddi değerinin ötesinde paha biçilemez manevi değeri görmezlikten gelinemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının hukuksuz hareketlerinden biride usulsüz satış fişi düzenlediğini, manevi tazminatın talep edilenden çok düşük bir miktarda uygun görülmesinin kabul edilemeyeceğini, davalının istinaf dilekçesindeki tüm iddialarının haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, ana dosya yönünden Davalının haksız ve hukuka aykırı istinaf taleplerinin reddine, birleşen dosya yönünden verilen kararın kaldırılarak 100.000 TL manevi tazminat talebinin kabulüne müvekkili şirketin zararlarını tazminin yönünden sembolik olarak 10.000 TL'nin davalı şirketten alınarak müvekkil şirkete ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davanın konusu, davalının davacı adına tescilli ... ve ... markalarını kullanmasını haksız rekabet ve marka tecavüzü olduğunun tespiti, önlenmesi,Birleşen davanın konusu, maddi, manevi ve itibar tazminatına ilişkindir.
11/03/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "Davalının “...” ibaresini kullanım şekli dikkate alındığında; davalı tarafın bu eylemlerinin, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği bu sebeple, yukarıdaki tespitler ışığında, karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanım yönünden haksız rekabet oluşacağı, ticaret ünvanı ise terkin edilinceye kadar kullanma imkanı verdiğinden, ticaret ünvanı yönünden haksız rekabet oluşmayacağı, dosyadaki tespitler sonucu; davalının markaya tecavüzü sabit görülür ve kusurlu olduğu noktasında bir görüş takdir edilirse ; maddi tazminata ilişkin koşulların oluşacağı, aksi takdirde; Maddi tazminata ilişkin koşulların oluşmayacağı, manevi tazminatın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacının talebi olan SMK 151/2-b kapsamında davalının... Kuaför Kozmetik San.A.Ş. ünvanı ile tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki tüm satışları üzerinden faaliyet karının 15.546,85 TL olduğu" belirtilmiştir. Davacı vekili 01/06/2020 tarihli dilekçesi ile, 10.000,00 TL'lik davasını 15.500,00 TL'ye artırdıklarını beyan ederek eksik harcı ikmal etmiştir. SMK'nun 6/1 md'sinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimali, aynı kanunun 7/1 md'sinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer almaktadır. SMK'nun 6/1 md'sine göre, önceki marka ile tescil başvurusu yapılan marka aynı ya da benzer ise sınıflar da aynı ya da benzer ise bu başvuru itiraz üzerine red edilir. SMK'nun 25/1 md'si gereğince hem 5.md'de yazılı mutlak red nedenleri , hem de 6.md'de yazılı nisbi red nedenleri birer hükümsüzlük nedenidir. Marka koruma kapsamına ilişkin SMK'nun 7/1-b md'sine göre ise, marka sahibi "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tkescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebilir ve bu durum aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmektedir.
"..." ve "..." esas unsurlu markaların davacı adına tescilli olduğu ve hükümsüzlüğüne yahut iptaline karar verilinceye değin davacıya kanuni düzenlemeler çerçevesinde koruma sağladığı, davalının ticaret unvanında ve internet sitelerinde bu işaret ve kelimeleri kullanmasının ise tecavüz teşkil ettiği, bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Her ne kadar "zazahan" ismi yer alan adreslerin bazılarının içerik barındırmadığı, sosyal medya hesaplarının ise kullanıcısı tarafından kaldırıldığı tespit olunmuşsa da yine kullanıcı tarafından istenildiği zaman aktif hale getirilebilme olanaklarının bulunması karşısında tecavüzün men'i ve tekrarının önlenmesi talebinin kapsamı içerisinde bu site ve hesaplara da erişimin engellenmesi karar verilmesi isabetlidir. Marka hakkı sahibi 6769 sayılı SMK'nun 7/3-e md'sine göre işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasını yasaklayabilir. Buna göre marka hakkına tecavüzün ve sonuçlarının kaldırılması talebi kapsamında daha önce tescil edilmiş bir marka nedeniyle sonradan tescil edilen ticaret unvanının sicilden terkini talep edilebilir. Davalı vekili davaya cevabında ve istinaf dilekçesinde ... veya ... ibaresini markasal olarak ve tek başına kullanmadığını ileri sürmüş ise de, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davalının "...." internet sitesi alan adında zazahan ibaresinin "..." ibaresiyle kullanıldığı, internet sitesi web sayfaları başlık kısmında "... ibaresinin kullandığı, site içeriğinde "..." %10 Doğal ürünler şeklinde ve firma isminde, yönlendirici meta kodlarında kullandığının tespit edildiği anlaşılmakla 6769 sayılı SMK 7/3.mad.gereğince markanın kullanımına ilişkin haklı veya meşru bir bağlantısı olmaması şartıyla işaretin alan adı, yönlendirici kod ve site içeriğinde ticari etki yaratacak şekilde kullanıldığından markaya tecavüzün tespiti, meni ve refine karar verilmesi, siteye erişimin engellenmesine karar verilmesi yerindedir. Davalının ticaret unvanının çekirdek unsuru olan ... ibaresini, markasal olarak kullandığı, kullanımı davacının markalarıyla iltibas yaratacağı anlaşılmakla ticaret unvanının terkinine karar verilmesi de usul ve yasaya uygundur. Davacı markalarının 03,08,20. sınıflarda uzun yıllardır tescilli olduğu, davalının kullanımının da davacı markalarıyla aynı/benzer sınıflarda olup, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimali ve sunulan mal ve hizmetin aynı işletmeden geldiği yönünde iltibas yaratacağı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin karıştırılmaya müsait benzerlik bulunmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin birleşen davadaki tazminat talepleri yönünden istinaf sebebinin incelenmesinde; 6769 sayılı SMK 151/1-b maddesinde "Sınai Mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazancın" talep edilebileceğinin düzenlendiği, davalının kullanım şekli göz önüne alındığında, 556 sayılı KHK'de düzenlenen "münhasıran markanın kullanılması" yoluyla ibaresine de yer verilmediği gözetilerek hükmedilen maddi tazminatı ve manevi tazminatın, olayın oluş şekli, tarafların kusur durumuna göre dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; itibar tazminatı talep edilmişse de, markanın davalı tarafça kötü şekilde kullanıldığı, ürünlerin kötü bir şekilde üretilerek piyasaya sunulduğu ispatlanamadığından itibar tazminatı talebi ile manevi tazminatın 10.000 TL olarak hükmedilmesi, olayın oluş şekli tarafları kusur durumuna göre dosya kapsamına uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/07/2020 tarih ve 2019/115 E., 2020/140 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Birleşen dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 435,50 TL harçtan mahsuben fazla alınan 7,90 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,4-Asıl dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5- Birleşen dava yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.741,91 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 435,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.306,41 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2024