T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2479
KARAR NO: 2024/79
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/11/2019
NUMARASI: 2018/80 E. - 2019/490 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kamuoyunda başta ... gibi Türkiye'nin birçok saygın gazete, dergi ve televizyon markasını bünyesinde bulunduran "..." şirketlerinin mensubu olduğunu, müvekkili şirketin unvanının davalının telif sözleşmesi imzaladığı ... AŞ olduğunu ve diğer grup şirketlerinden ... AŞ ile birleştirilmek suretiyle sicilden terkin edildiğini, birleşme işlemi tamamlandıktan sonra genel kurul toplantısında şirket unvanının ... AŞ olarak değiştirilmesine karar verildiğini, birleşme işlemi öncesi ... AŞ ile davalı arasında sözleşme imzalanarak davalının yazarı olduğu "..." isimli eserin işletme, çoğaltma ve yayma hakkının müvekkili şirkete devredildiğini, sözleşmenin süresi ve feshinin 10.maddede düzenlendiğini, fesih talep edilmediğinden 3.yılın sonunda sözleşmenin 1 yıllığına uzadığını ve buna göre sözleşmenin 27/04/2014 tarihinde sona erdiğini, sözleşmenin bitiminden sonra yayınevi sıfatıyla müvekkilinin yeni baskı yapmamak şartı ile elinde bulunan mevcut eserleri tükeninceye kadar piyasaya sunma hakkının bulunduğunu ve davalının eser sahibi sıfatıyla sözleşmenin süresinin hitamında yayınevinden ayrılması durumunda eserin yayınevi elinde kalan adedi bitirene kadar bir başka yerde yeni basımının yapılmayacağının kararlaştırıldığını, buna rağmen davalının şahsi twitter hesabında sözleşmesi bitmiş kitabının depolardan çıkartılarak tekrar piyasaya sürüldüğünü iddia ettiğini ve kitabın ... çıkacağını söylemesi üzerine müvekkilinin mali haklarını ihlal ettiğini ve sözleşmeye aykırı davrandığını, ... Yayınevi ile anlaşarak "... " isimli kitabının yeniden basımının yapılmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak, kitabevlerinden siparişler geldikçe elindeki kitapların satışını yaptığını, davalının müvekkili şirketin elde edeceği kazançtan yoksun kalarak, maddi zarara uğramasına neden olduğunu, davalı ...'ın basiretli tacir gibi davranmadığını, kitapların stokta bulunmasının kendilerinden kaynaklanmadığını, kitaba talebin az olmasından kaynaklandığını, ... iddialarını kabul etmediklerini, davalının sözleşmeye aykırı davrandığını belirtmiş öncelikle ... Tic. Ltd. Şti.'ne ait "..." isimli kitaplarının tümünün toplanması ve dava sonuna kadar emin bir yerde muhafaza altına alınmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine, dava konusu kitabın basımı ve dağıtımının engellenmesine, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla müvekkilinin uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla şimdilik 1.000 TL'nin kitabın piyasaya çıkış tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... 2014 yılında kapatıldığını, müvekkilinin bu yayınevinden çıkan kitabının tükendiği ve satışının olmadığının belirtildiğini, davacı yayınevi tarafından sadece haksız olarak davalının davaya konu kitabının e-kitap formunun satışta olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalının eserinin bir kısmının stok olarak mevcut olmasının davacının yayınevini kapatıp davalının eserini satıştan kaldırmasından kaynaklandığını, bunun tüm sorumluluğunun davacı tarafa ait olduğunu, davacının kendi kusuru ile hem müvekkilini zarara uğrattığını hem de haksız taleplerde bulunduğunu, davalının davacıya elinde stok var ise kendisine tevdii için de defalarca ihtarname gönderdiğini, davalının davacı tarafından kasıtlı olarak zarara uğratıldığının bilincinde olduğunu ve bu durumun önüne geçmek istediğini, ancak davalının çabalarının sonuçsuz kaldığını, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediğinden dolayı davalı aleyhine zarar oluşturduğunu, davalının kitaplarının piyasada yüksek talep gördüğünü, ... tarafından yapılan basımların kısa sürede ikinci baskıya ulaştığını, davacının haksız ve dayanaksız davasında ileri sürdüğü iddialarının tamamının mesnetsiz olduğunu, ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, davalının davaya konu kitabının ...'a ait baskılarının tükendiğini, davacının, davalının yeni yayınevi ... aleyhine haksız rekabet teşkil edecek şekilde davalının kitabını e-kitap formunda sattığını ve bu durumun aynı zamanda davalının haklarına ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini belirterek, haksız ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Dava dışı 3. Kişi ... Ticaret Limited Şirketi vekili sunmuş olduğu beyan dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; müvekkilinin kitap basım, yayım, dağıtım ve satış işi ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalı yazar ... ile “...” isimli kitabının basım, yayım ve satışı için iyi niyetli 3. Kişi olarak 26.09.2017 tarihinde bir sözleşme akdettiğini, müvekkilinin, piyasada bulunmayan bu kitabı tekrar basmak istemesinin iyiniyetli ticari bir girişim olduğunu, “...” isimli kitabı Kasım 2017 tarihinde satışa sunduğunu, kitap, okurlarından talep görmeye başladığı esnada, davacının stoktaki kitaplarının tümünün satılmadığı gerekçesini öne sürerek, tazminat istemli olarak dava açtığını, toplatma ve satışını yasaklama yönünde tedbir talep ettiğini mahkemece de davacı şirketin bu talebinin uygun bulunduğunu ve toplatma ve satışını yasaklama yönünde ara karar verildiğini, davacının olayda herhangi bir hukuki ilişkisi olmayan ve olayın içinde yer almayan, üçüncü kişi konumundaki müvekkilim Şirketin merkezinde bulunan satışa hazır haldeki 916 kitabı haczederek, müvekkilinin iş yerinden kaldırdığını ve satış yasağını uygulattığını, müvekkilinin telif hakkı süresi, 27.04.2013 tarihinde sona eren bu kitabı Kasım 2017 yılında, yani telif hakkının sona ermesinden 4.5 yıl sonra basmasına ve satışa sunmasına rağmen, davacının stoktaki kitapların tümü satdmadığı gerekçesiyle olayla ilişkisi bulunmayan, iyi niyetli üçüncü kişi durumundaki müvekkiline ait kitapların toplatması ve satışını yasaklatmasının hukuka ve Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, davacı şirketin, 7.5 yılı asan bir sürede kitapları satmak için ne yaptığını anlatmadığı gibi elinde kaç kitap kaldığını gizleyerek “stoktaki kitapların tümü satamadığı” gerekçesiyle olayla hiçbir ilişkisi olmayan, müvekkilinin mülkiyetinde bulunan kitapları toplatması ve satışını yasaklamasının hukuka aykırı olduğunu, davacının eğer bir zaran varsa, bu zarara sebebiyet veren davalıdan zararı tazmin ettirme hakkına sahip olmasına rağmen kitapların basım ve satışının yasaklanmasının davacının zararını azaltmaya yönelik olumlu bir etkisinin olmayacağını verilen tedbir kararının kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davacının aradan geçen süre ve sektör uygulamaları dikkate alındığında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeksizin stokta kitap bulundurduğu ve davacının sözleşmeye aykırı hareket ettiği iddiasına dayalı dava açmasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edeceği, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı yanın cevap dilekçesini yasal cevap verme süresi geçtikten sonra verdiğini, bu nedenle süre geçtikten sonra ileri sürdüğü yazılı beyanlara ve delillere itibar edilmemesi gerekmesine rağmen, Mahkemece bu hususa dikkat edilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu,Davalı yanın, kitapların iadesine yönelik ihtarnamesine yine ihtarname ile cevap verildiğini, bunu 19.11.2018 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunduklarını, Davalı ile müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin 10.maddesinde, sözleşme süresinin hitamından sonra dahi, yayınevi sıfatıyla müvekkili şirketin yeni baskı yapmamak şartı ile elinde bulunan mevcut eserleri, tükeninceye kadar piyasaya arz etme ve satışta tutma hakkına sahip olduğuNUN kararlaştırıldığını, aynı şekilde, eser sahibi sıfatıyla davalının sözleşme süresinin hitamında yayınevinden ayrılması durumunda, eserin yayınevi elinde kalan adedi bitene kadar bir başka yerde eserin yeni basımının yapılmayacağı hususunun davalı tarafından kabul edildiğini, buna rağmen, davalı tarafın, ... ile anlaşarak “...” isimli kitabının yeniden basımının yapılmasına sebebiyet verdiğini, davalı tarafın bu tutumuyla açıkça sözleşmeye aykırılığa sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye uygun olarak, kitapevlerinden siparişler geldikçe elindeki kitapların satışını yapmasına rağmen, davalı tarafın, sözleşmeye aykırı davranarak, kitaplar tükenmeden yeni bir yayınevi ile sözleşme imzalayarak kitabın yeni baskılarının yapılmasına neden olduğunu ve böylelikle müvekkili şirketin sözleşme ve yasalardan kaynaklı haklarını ihlal ettiğini, bu kitapların satışı nedeniyle müvekkili şirketin elde edeceği kazançtan yoksun kalarak, maddi zarara uğramasına neden olunduğunu,Davalı tarafın, elinde olmasına rağmen, kitapların iadesi yerine cayma hakkını kullanmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE; İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; yayım sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı tazminat talebine ilişkindir.Davacı; taraflar arasındaki sözleşmenin 10.maddesinde, sözleşme süresinin hitamından sonra dahi, yayınevi sıfatıyla davacı şirketin yeni baskı yapmamak şartı ile elinde bulunan mevcut eserleri, tükeninceye kadar piyasaya arz etme ve satışta tutma hakkına sahip olduğunun kararlaştırıldığını, aynı şekilde, eser sahibi sıfatıyla davalının sözleşme süresinin hitamında yayınevinden ayrılması durumunda, eserin yayınevi elinde kalan adedi bitene kadar bir başka yerde eserin yeni basımının yapılmayacağı hususunun da kararlarştırıldığını, buna rağmen, davalı tarafın, dava dşı ... ile anlaşarak “...” isimli kitabının yeniden basımının yapılmasına sebebiyet vererek, sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle zarara neden olduğunu beyan etmek suretiyle, yoksun kalınan kazancın hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 128.maddesi uyarınca, süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır. Somut olayda, Mahkemece 09.04.2018 tarihli ara karar ile cevap verme süresinin iki hafta uzatılmasına karar verildiği, kararın davalıya 17.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, cevap dilekçesinin ise 23.05.2018 tarihinde, süre uzatımında belirtilen iki haftalık süre geçtikten sonra verildiği, dolayısıyla davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılması gerektiği dikkate alınarak aşağıdaki şekilde incelemeye geçilmiştir.Uyuşmazlık; davalı eser sahibinin, sözleşmeye konu kitabı dava dışı basımeviyle sözleşme imzalamak suretiyle yeni baskı yaptırmasının, sözleşmeye aykırılık teşkil edip etmediği, bu nedenle davacının zarara uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 27.04.2010 tarihli olduğu, 3 yıllık sözleşme süresinin sona erdiği tarihin ise 27.04.2013 olduğu, sözleşmenin 10 uncu maddesinin, “Bu sözleşme 27.04.2010 tarihinde akdedilmiş olup imza tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, eserin teslimini takip eden 3 yılın hitamına kadar yürürlükte kalacaktır. Sözleşme sonuna 1 ay kala iki taraftan biri yazılı olarak fesih talebinde bulunmazsa sözleşme kendiliğinden 1 yıl daha uzamış olur. Sözleşme süresinin hitamından sonra dahi, “Yayınevi” yeni baskı yapmamak şartı ile elinde mevcut eserleri tükeninceye kadar piyasaya arz etme satışta tutma hakkına sahiptir. Eser sahibi sözleşme süresinin hitamında Yayınevinden ayrılacak olursa Eserin yayınevindeki stoku bitene kadar bir başka yerde eserin yeni basımının yapılmayacağını kabul etmiştir.” şeklinde olduğu, buna göre, tarafların bu sürenin bitiminden önce sözleşmeyi feshetmemesi nedeniyle, sözleşmenin 1 yıl süreyle 27.04.2014 tarihine uzadığı, belirtilen hususlarda bir uyuşmazlık bulunmadığı görülmektedir.Dosyaya mübrez 12/06/2018 tarihli ek raporda; davacı nezdindeki kitapların bulunduğu depoda yapılan incelemelerde 20'li paketler halinde istif edilmiş hald bulunan 1780 adet kitap olduğunun tespit edildiği, yapılan bandrol kontrollerinde seri numaralarının Telif Hakları Genel Müdürlüğünden alınan bandrol serisi içinde olduğunun tespit edildiği, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmeye üç yıl için yapıldığı, (27.04.2010- 27.04.2013) sözleşme bitmeden bir ay önce yenilenme talebi olmaz ise otomatikman o bir yıl daha ( 27.04.2014 tarihine kadar) uzayacağının kararlaştırıldığı, davacının normal sözleşme bitmeden 1 ay 20 gün önce 07.03.2013 tarihinde 4. Basım için bandrolünü aldığı ve kitabı bastırdığı, “...” adlı kitabın, 2010 yılına 11.05.2010 tarihinde 3.200 adet (1. Baskı), 28.10.2010 tarihinde 2.100 adet (2. Baskı) olmak üzere toplam 5.300 adet baskı yaptığı, yıl içinde 3.621 adedi satış, 212 adedi ise promosyon olmak üzere toplam 3.833 adet stoktan çıkış olduğu buna karşılık 443 adet satışlardan iade olduğu yıl sonu 1.910 adet stok kaldığı, 2011 yılına; bir önceki yıldan devreden 1.910 adet stok ile başlandığı, yıl içinde yeni baskı yapılmadığı, 1.806 adet satış, 94 adet promosyon olmak üzere toplam 1.900 adet stoktan çıkış olduğu buna karşılık 325 adet satışlardan iade olduğu, yıl sonu 335 adet stok kaldığı, 2012 yılına; bir önceki yıldan devreden 335 adet stok ile başlandığı, 09.10.2012 tarihinde 1.100 adet (3. Baskı) baskı yapıldığı, yıl içinde 1.131 adet satış, 30 adet promosyon olmak üzere toplam 1.161 adet stoktan çıkış olduğu buna karşılık 64 adet satışlardan iade olduğu yıl sonu 338 adet stok kaldığı, 2013 yılına; bir önceki yıldan devreden 338 adet stok ile başlandığı, 14.03.2013 tarihinde 2.100 adet (4. Baskı) baskı yapıldığı, yıl içinde 631 adet satış, 13 adet promosyon olmak üzere toplam 644 adet stoktan çıkış olduğu buna karşılık 60 adet satışlardan iade olduğu, yıl sonu 1.854 adet stok kaldığı , 2014 yılına bir önceki yıldan devreden 1.854 adet stok ile başlandığı, yıl içinde yeni baskı yapılmadığı, 95 adet satış, 1 adet promosyon olmak üzere toplam 96 adet stoktan çıkış olduğu buna karşılık 25 adet satışlardan iade olduğu, yıl sonu 1.783 adet stok kaldığı, 2015 yılına bir önceki yıldan devreden 1.783 adet stok ile başlandığı, yıl içinde yeni baskı yapılmadığı, 11 adet satış, 3 adet promosyon olmak üzere toplam 14 adet stoktan çıkış olduğu buna karşılık 1 adet satışlardan iade olduğu, yıl sonu 1.770 adet stok kaldığı, 2016 yılına; bir önceki yıldan devreden 1.770 adet stok ile başlandığı, yıl içinde yeni baskı yapılmadığı, 1 adet satış olduğu, 30.09.2016 tarihinde 33 adet kitabın stok sayım fazlası olmak üzere stoka eklendiği, yıl sonunda 1.802 adet stok kaldığı, 2017 yılına; bir önceki yıldan devreden 1.802 adet stok ile başlandığı, yıl içinde yeni baskı yapılmadığı, 15 adet satış, 28 adet hurdaya ayrılan olmak üzere toplam 43 adet stoktan çıkış olduğu, yıl sonu 1.759 adet stok kaldığı, 2018 yılına; bir önceki yıldan devreden 1.759 adet stok ile başlandığı, yıl içinde yeni baskı yapılmadığı, 5 adet promosyon olarak stoktan çıkış olduğu, inceleme tarihinde defter kayıtlarına göre 1.754 adet stok kaldığı, davaya konu “40’ında 40 Kadın” adlı kitabın 07.06.2018 günü davacı deposunda yapılan fiziksel sayımında toplam 1.781 adet kitap tespit edildiği, aynı tarihte davacı ticari defterlerinde yapılan incelemede kitabın stok adedinin 1.754 adet olduğunun tespit edildiği" belirtilmiştir. Mevcut deliller ve teknik bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı (birleşme işlemi öncesi ... Yayıncılık AŞ) ile davalı yazar arasında "..." isimli eserin işletme, çoğaltma ve yayma hakkının davacıya devrine ilişkin 27.04.2010 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 27.04.2013 tarihi olarak belirlendiği, tarafların bu sürenin bitiminden önce sözleşmeyi feshetmemesi nedeniyle sözleşmenin 1 yıl süreyle 27.04.2014 tarihine kadar uzadığı, sözleşmenin 10. maddesine göre, davalının sözleşme süresinin hitamında yayınevinden ayrılacak olursa eserin yayınevindeki stoku bitene kadar bir başka yerde eserin yeni basımının yapılmayacağını taahhüt ettiği, davacının sözleşme uyarınca 3.000 adet kitabın basımını gerçekleştirdiği, sözleşmenin düzenlendiği tarihten dava dışı ... isimli yayın evinin bandrol tarihine kadar geçen 7 yılı aşkın bir sürede kitapların ancak 1250 adedinin satılabildiği, 2014 yılı sonrasında ise, stoklarda herhangi bir azalmanın görülmediği, bilirkişi tespitlerine göre kitabın satışının bitmemiş olmasının iyi tanıtım ve pazarlama eksikliğinden kaynaklandığı, somut durumun piyasa teamüllerine de uygun olmadığı, belirtilen hususun davalı tarafından 2015 yılında davacıya gönderilen bir ihtarname ile ileri sürülerek kitapların iadesinin talep edildiği, dava dışı yayınevinin kısa süre içerisinde aldığı bandrol sayıları da dikkate alındığında, davacının bu eyleminin TBK'nun 492/1’de yer alan, "yayımcı, eseri hiçbir kısaltma, ekleme ve değişiklik yapmaksızın uygun biçimde çoğaltmakla yükümlüdür; ayrıca, satışın arttırılması için gerekli tanıtım ve dağıtım yapmak ve bu konuda her türlü önlemi almak zorundadır" şeklindeki hükme aykırılık teşkil ettiği ve aynı zamanda TMK'nun 2.maddesinde yer alan dürüstlük ilkesine de uygun düşmediği, bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin de yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/11/2019 tarih ve 2018/80 E., 2019/490 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 18/01/2024