T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO 2020/2003 Esas
KARAR NO: 2023/1603
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 16/02/2018
NUMARASI: 2017/745 E. - 2018/147 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dilekçesinde özetle; borçlunun icra dairesinin yetkisine itirazının Borçlar Kanunu 89. Maddesi gereğince kabul edilemez olduğunu, davacının ... dergisinin sahibi olup, davalının da ...Dergisi'nde yayınlanan markanın reklam vereni olduğunu, tahakkuk eden borç için borçluya faturaların tebliğ edildiğini, faturalara itiraz edilmediğini, davalı hakkında başlatılan takibe itirazın iptali ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..Somut olaydaki uyuşmazlık karz aktinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmayıp, reklam hizmetine dayalı cari hesaptan kaynaklanan alacağa ilişkin bulunduğundan kaldı ki davalı tarafta itirazında alacak - borç ilişkisini açıkça inkar ettiğinden ve alacaklı taraf, böyle bir ilişkinin varlığını ispata yönelik bir delil de ortaya koyamadığından, taraflar arasında bir sözleşmenin varlığından dahi söz edilemeyecek olup, yetkili icra dairesi genel kural gereği borçlunun ikametgah adresi olan İstanbul İcra dairesidir. Borçlunun yetki konusundaki itirazı bu haliyle yerindedir. Takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması itirazın iptali davaları için dava şartıdır. Sonuç olarak itirazın iptali davasının dava şartları bulunmadığından işin esasına girilmeden davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı/borçlu ile davacı/alacaklının, ... markalı ürünün, davacının sahibi olduğu dergide yayınlanması hususunda anlaştıklarını, "04.05.2016 tarihli, ... seri nolıı, KDV dahil 2.360,00 TL" "10.02.2016 tarihli, ... seri nolu, KDV dahil 11.800,00 TL" bedelli iki adet fatura tanzim edildiğini, söz konusu faturaların ... A.Ş. aracılığıyla 17.05.2016 ve 24.05.2016 tarihinde davalı/borçluya tebliğ edildiğini, faturanın iade edilmediğini, takiplere ilişkin yetki hususunun 2004 sayılı İİK'nın 50. Maddesinde yetkiye ilişkin olarak düzenleme yapıldığını fakat para ve teminat borçları için Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun kıyas yoluyla uygulanacağını, para borçları için düzenlemenin TBK'nun 89/1. Maddesine göre alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, taraflar arasında bir para borcu olduğundan yetkili icra dairesinin davacı alacaklının yerleşim yeri Küçükçekmece icra daireleri olduğunu, takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğundan sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacağından, davacı/alacaklı tarafından ikame edilen davada, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve davalı/borçlu aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, davacının davalıya verdiği reklam hizmeti nedeniyle düzenlenen faturalardan kaynaklı alacak nedeniyle yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Davacı takibin yetkili icra dairesinde yapıldığı gerekçesi ile istinaf talebinde bulunmuştur. İtirazın iptali davasını görme yetkisi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesine aittir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli ve 2013/13-372 E., 2013/1606 K. sayılı kararı). İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”.HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde hadise şeklinde incelenip değerlendirilmelidir. Buna göre, davanın bir miktar para alacağına ilişkin olduğu gözetilerek TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca davacı alacaklının muamele merkezinin bulunduğu Küçükçekmece İcra Dairelerinin de yetkili olduğunun kabulü ile, davalının “yetkisiz icra dairesinde takip yapıldığı yönündeki” yetki itirazının reddine karar verilerek, delililer toplanıp yargılamaya devam edilmesi gerekirken usulden reddine karar verilmiş olması hukuken yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esasına girilerek inceleme yapılması için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/02/2018 tarih, 2017/745 E. 2018/147 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023