T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/76
KARAR NO: 2024/429
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22/09/2020
NUMARASI: 2019/468 E. - 2020/545 K.
DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri adi ortaklık ile davalı şirket arasında 15.09.2015 tarihinde "... Franchise Sözleşmesi" ve yine aynı tarihli "Alt Kiralama Sözleşmesi" imzalandığını; 15.09.2015 tarihli Franchise Sözleşmesi İle Franchise veren davalının müvekkillerine "... Mah. ... Cad. ... Sok. ..." adresindeki ... 69 m2 büyüklüğündeki ... numaralı dükkandaki mağazasında tanıtmak amacıyla ... Ticari Markası'nı kullanma konusunda münhasır yetki verdiğini; müvekkilinin de Franchise Sözleşmesi'nin 7. maddesi gereği giriş bedeli olarak 40.000,00 TL'yi banka aracılığıyla ödediğini; Alt Kiralama Sözleşmesinin 3. maddesi gereği ... numaralı dükkanın müvekkillerine 15,09.2015 tarihli alt kiralama sözleşmesi ile kiralandığını; ancak bugüne kadar dükkan ile demirbaş ve ekipmanın müvekkiline teslim edilmediğini; sözleşmenin 3. maddesi uyarınca, tüm demirbaş ve ekipmanlar iie kiralananın tutanak ile kiracıya teslim edeceği kararlaştırması bulunduğunu; davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle, müvekkillerini sözleşme konusu kuaförlük ve güzellik hizmetini yerine getiremediğini; bunun üzerine davalıya 26.11.2018 tarihinde keşide edilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini bildirerek 7 gün içinde ödenmesinin talep edildiğini; ancak oiumlu bir sonuç çıkmadığından bahisle, 40.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iptal tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle sözleşmenin imzasıyla kiralananın teslim edilmek istenmesine rağmen, davacı tarafından teslim alınmaktan kaçınıldığını; sözleşmenin imzasının üzerinden 3 yıldan fazla süre geçtikten sonra, feshinin bildirilmesi nedeniyle, sözleşmenin yürürlükte kalmaya devam ettiğini; ayrıca Franchise Sözleşmesinin 14. maddesinde, erken fesih durumunda Franchise alanın Franchise verenden herhangi bir geri ödeme veya iade talep hakkı bulunmadığı kararlaştırması olduğunu; davacının iddiasının aksine yeri teslim almaktan bizzat imtina ettiğini; iddianın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla talebinde TBK.m.82 uyarınca zamanaşımına uğradığını; müvekkilinin dükkanı, demirbaş ve ekipmanları sözleşmeye uygun olarak teslim etmeyi teklif ettiğini; davacıiarın kaçındığından bahisle, yerinde olmayan davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında franchise veren davalının alt kiralama sözleşmesine konu taşınmazı davacılara teslim etmediği anlaşılmakla franchise sözleşmesi nedeniyle üzerine düşen edimi yerine getirmediği; davacıların sözleşmenin feshi taleplerinin yerinde olduğu, üzerinde miktar bakımından uyuşmazlık bulunmayan 40.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya iadesinin gerektiği, ihtarnamede 7 günlük mehilin bulunduğu ve ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 27/11/2018 tarihinden itibaren 7 gün sonra temerrüdün oluşacağı, temerrüt tarihinin 05/12/2018 olduğu, tarafların tacir olması nedeniyle alacağa ticari faiz işletilmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacılar ile davalı müvekkil şirket arasında 15/09/2015 tarihinde franchise ve alt kiralama sözleşmesi imzalandığını ve davacılar tarafından 27/11/2018 tarihinde gönderilen ihtarnameye kadar mevcut olduğunu, franchise sözleşmesinin 14. maddesinde geçen "İşbu sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun erken feshi durumunda, franchise alan tarafından franchise verenden herhangi bir geri ödeme veya iade talep edilmeyecektir" hükmü gereği de davacının talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, sözleşme hükmünün yoruma yer bırakmayacak kadar açık ve sarih olduğunu, davacının iddialarının aksine, davacıların bizzat kendisinin yer tesliminden imtina ettiğini, aradan 3 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra bu iddianın ileri sürülmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporun eksik inceleme ile hazırlandığını, -alt kira sözleşmesinin 4. Maddesine bakıldığında “…alt kiracı, alt kiralama sözleşmesinden dolayı herhangi bir zararı olması halinde dahi bu hakkından ve diğer dava haklarından feragat ettiğini kabul, beyan ve taahhüt etmiştir…” hükmünü içerdiğini, taraflar arasında karşılıklı görüşme ve uzlaşma sonucu hazırlanmış olan bu sözleşme hükmüne göre de davacı tarafın dava hakkı bulunmadığını,-Davacı tarafın, alt kira ve franchise sözleşmelerini ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığını, gerekçeli kararda sözleşme maddelerinin yorumlanmadığını, sözleşmelerin taraflarının tacir konumunda olduğunu, -Yerel Mahkeme'nin gerekçeli kararında kararının gerekçesi olarak kiralanan taşınmaza ilişkin olarak davalı müvekkili ile ... Alışveriş Merkezi arasında hiçbir ilişki olmadığını temel aldığını ve bu doğrultuda davanın kabulüne karar verdiğini, ancak söz konusu bedelin, davacılardan “Franchise Bedeli” olarak tahsil edildiğini, paranın kira ilişkisi ile bir bağlantısı bulunmadığını, bu duruma gerekçeli kararda hiç değinilmemiş olduğunu, -Mecura ilişkin inşaatların bitmesinden itibaren davacılardan defaten taşınmazı teslim almaları istendiğini ancak kendilerinin bundan her seferinde çeşitli bahaneler ile kaçındıklarını, tanık beyanı bulunduğunu, kira sözleşmesinin rızai bir sözleşme olduğunu, akdin konusu ve bedeli üzerinde anlaşmanın yeterli olduğunu, kiralanan malın kiracıya tesliminin sözleşmenin kurulması için şart olmadığını, ihtirazı kayıt konulmaksızın kira sözleşmenin imzalanmış olması kiralananın amacına uygun olarak kiracıya teslim edildiğine karine teşkil ettiğini, -davacının iddia etmiş olduğu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırdığını ve sözleşmenin 15/09/2015 tarihinde kurulduğunu sözleşmenin yürürlük tarihinin ise 01/01/2016 olarak belirtildiğini, davacının sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağının, geri isteme hakkını öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl geçmesi sebebiyle zamanaşımına uğradığını, Mahkemenin burada kısa zamanaşımının başlangıcı için 26/11/2018 tarihini kabul etmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin imzalandığı ve yapıldığı iddia olunan ödemenin tarihinin belli olduğunu, zamanaşımının bu tarihten itibaren başlatılması gerekirken, ihtarname tarihinin temel alındığını, -davacı tarafın 05/02/2019 tarihli dava dilekçesinde “Banka dekontu ayrıca ibraz edilecektir” şeklinde açıklamada bulunsa da yargılamanın sona erdiği 22/09/2020 tarihli celseye kadar söz konusu dekont aslını Mahkemeye sunamadığını ancak davanın fotokopi evrak üzerinden sürdürülüp karara çıkartıldığını, davanın delil yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davanın kabulü kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kiralananın müvekkillere teslim edildiğine dair hiç bir somut delil sunulmadığını, hem kiralananı teslim etmeyip hem franchise bedelini alıp hem de davacıların basiretli bir iş adamı gibi davranmadığından bahisle kararı istinaf etmenin doğru olmadığını, tarafların kira sözleşmesinin 3.maddesinin 2.fıkrasında tüm demirbaş ve ekipmanların dava konusu gayrimenkul ile birlikte tutanak altına alınmak suretiyle kiracıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığı ancak böyle bir tutanağın düzenlenmediği ve teslimin gerçekleşmediği, ispat yükü sözleşme ile kendisine bırakılan davalının mecuru teslim etmek istediği halde davacının teslim almaktan kaçındığı hususunun yazılı olarak ispatlanması gerektiğini, davalı tanığının anlatımı ile franchise sözleşmesi 2015 yılında imzalanmış ise de kiralananın olduğu bina 2015 yılında değil 2016-2017 yılında bittiğini, davalının 2016-2017 yılında teslim aldığını beyan ettiğini, yani müvekkiline 2015 yılında teslim etmesinin zaten mümkün olmadığını, ... yönetiminden gelen cevabi yazıda da davalının müvekkiline kiralanacak yeri zaten hiç bir zaman teslim almadığı bu nedenle de müvekkiline teslim etmesinin mümkün olmadığının ortada olduğunu, ödenen bedelde ihtilaf olmadığını, fotokopi dekont üzerinden karar verildiği iddiasının yerinde olmadığını,davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava,davacılar ile davalı arasında akdedilen 15/09/2015 tarihinde franchise ve alt kiralama sözleşmesinin, davacılar tarafından 27/11/2018 tarihinde gönderilen ihtarname ile feshi ve davacı tarafça ödendiği dile getirilen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesine ilişkindir. ... Alışveriş Merkezi Yönetimine yazılan müzekkere cevabında, ... nolu dükkanın davalı ... A.Ş ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. 05/03/2020 tarihli duruşmada dinlenen tanık ...'nin tanık ifadeleri ile taşınmazın davacılara tesliminin teklif edildiğinin belirtildiği belirtilmiştir. Davacılar ile davalı arasında 15.09.2015 tarihinde imzalanan ve 01.01.2016 yürürlük tarihli “... Franchise Sözleşmesi”'nde, sözleşmenin konusunun “... Ticari Markası” altında davalı tarafından Franchise verilmesi kapsamında ... Mah., ... Cad., ... Sok. Maltepe/İstanbul adresindeki ...'deki 69 m2 büyüklüğündeki ... numaralı dükkanda ... Ticari Markası'nın kullanımı konusunda münhasır yetki verilmesi ve bu kapsamda kuaför salonu işletilmesi olduğu, Sözleşmenin 7. maddesinde “sözleşmenin imzalanmasıyla Franchise alanın işbu sözleşmenin imza edilmesine müteakip Franchise verene bir kereye mahsus olmak üzere, Franchise giriş bedeli olarak 10.000,00 Euro +KDV ve sözleşme süresince her ay 1.500,00 TL kararlaştırması bulunduğu; Sözleşmenin 11. maddesinde “işbu sözleşme 01.01.2016 tarihinden itibaren 5 yıl boyunca geçerli olduğu; süre sonunda taraflardan herhangi biri tarafından sözleşme feshedilmediği takdirde sözleşme başlangıcında ödenen 10.000.00 Euro +KDV giriş bedeli haricinde işbu sözleşme aynı koşul ve şartlar çerçevesinde Franchise bedeli güncellenerek tekrar bir 5 yıllık süre için otomatik olarak yenilenir. Sözleşmenin iptal edilmesi durumunda her ne sebeple olursa olsun, Franchise verenin Franchise alana karşı herhangi bir yükümlülüğü kalmaz” düzenlemesi bulunduğu görülmüştür.Alt kira sözleşmesinin 3. Maddesinde kiralananın tutanak ile teslim edileceğinin düzenlendiği ancak teslim tutanağının bulunmadığı görülmüştür.Sözleşmenin 14. Maddesinde, "İşbu sözleşmenin her ne sebeple olursa olsun erken feshi durumunda, franchise alan tarafından franchise verenden herhangi bir geri ödeme veya iade talep edilmeyecektir" hükmünün bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafça, alt kira sözleşmesi 4/2 maddesi gereğince, ana kira sözleşmesinin feshi halinde, alt kira sözleşmesinin ihtara gerek olmaksızın fesholunacağını ve alt kiracının, alt kira sözleşmesinden zararı olması halinde dahi bu hakkından ve diğer dava haklarından feragat ettiğini kabul ve tahhüt etmiştir hükmüne göre davacının talepte bulunamayacağını, feragat ettiğini ileri sürmüştür.Franchise Sözleşmesi 7. Madde de; giriş bedeli olarak 10.000 Euro+ KDV ödendiği, alt kira sözleşmesindeki 4/2 maddesinin, ödenen bedeli kapsamayacağı, davalının alt kira sözleşmesi gereğince teslimini taahhüt ettiği kiralananı davacıya teslim etmediği, davalı tanığı ...'nin binanın geç bittiğini, geç teslim teklif edildiğini, hatırlamadığı bir tarihte 2016-2017 yıllarında binayı teslim aldıklarını söylediği, dosyada binanın bulunduğu AVM yönetiminden gelen yazı cevabından da kiralananın teslim edilmediğinin ispatlandığı anlaşılmıştır.Davacının Kadıköy ... Noterliği'nin 26/11/2018 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, franchise sözleşmesi ve alt kira sözleşmesinin feshedildiğini, ödenen 40.000 TL'nın ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren 7 gün içerisinde iadesini, aksi taktirde yasal yollara başvuracağını ihtar ettiği, davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlayacağı, zamanaşımı süresinin dolmadığı, teslim edilmeyen bina nedeniyle fiilen uygulanmayan sözleşme nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre herkes aldığını geri vermekle yükümlü olup, sözleşmenin 14. Maddesinin ifa imkansızlığı nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı, taşınmazın teslim edildiğinin ispatlanamadığı, davalı istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Sonuç olarak tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekillerinin istinaf talebinin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2020 tarih ve 2019/468 E. 2020/545 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.732,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 683,10-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.049,30-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024