T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/673 Esas
KARAR NO: 2024/632
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/03/2021
NUMARASI: 2021/190 E. - 2021/40 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli ... numaralı ..., ... tescil numaralı ...., ... tescil numaralı ... ve ... tescil numaralı ... markalarının ve başvuru halinde pek çok markanın maliki olduğunu. davalı tarafın, haksız şekilde davalıya ait ürünlerin taklidi yaptığını, davacıya ait markalarla iltibas oluşturacak şekilde kullanmakta olduğunu, davalı hakkında Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/72 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yapılmış olduğunu ve mezkur dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da davalı faaliyetlerinin davacı markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespit edilmiş olduğunu, ... markasının tanınmış marka olmadığı konusunda pek çok TPMK ve mahkeme kararı bulunduğunu, dava dışı .... A.Ş'nin zaten ... yazı unsurlu markayı... tescil numarası ile tanınmış marka olarak tescil ettirmiş olduğunu, aynı yazı unsuru ile iki ayrı tanınmış markanın bulunuyor olmasının tanınmış marka olgusuna aykırı olduğunu, TPMK kriterlerine aykırı olduğunu, TPMK nezdine zaten ... ibareli tanınmış marka varken davalı adına tescilin uygun olmadığını, ... ibaresinin pek çok tescile konu olduğu ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu nedenle SMK 5. 6 ve 25 maddeleri nazara alınarak ... tescil numaralı tanınmış markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26/02/2020 tarihli dilekçesinde özetle; TPMK kayıtları incelendiğinde müvekkilinin ... yazı unsurlu marka başvurularının davalı markasından önceki tarihli olduğunun görüleceğini, SMK md.5/1/b maddesine göre davaya konu ... yazı unsurlu 3000 aşkın marka başvurusu ve tescili bulunmasına rağmen davalının bu ... yazı unsuruna tanınmış marka tescili yaptığını, md.6/1 uyarınca müvekkili tarafından 04/11/2015 tarihinde saraypen marka başvurusunda bulunduğunu, bunun yanı sıra müvekkilinin 15/02/2016 tarihli sarayline, 27/02/2016 tarihli ... marka başvurularının da davalı başvurularından önceki tarihli olup davalının başvurusunun müvekkilinin marka başvurusuyla benzerlik arz ettiğini, tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimalinin olabileceğini, dosyaya ibraz ettikleri bilirkişi raporundaki tespitlerden sonra yapmış olduğu marka tescilinde davalının kötüniyetle bu marka tescilini yaptığının anlaşıldığını, açıklanan nedenlerle davalı tarafa ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1979 yılında kurulduğunu, 30 yılı aşkın tecrübe ile 1930 yılından bu yana yalıtım dolgu ve tıkama malzemeleri lastikten plastikten ve kauçuktan borular, hortumlar, cephe ve kapı pencere sistemleri vs. gibi ürünleri de içeren pek çok üründe faaliyet gösteren entegre bir kuruluş olduğunu, ... markasının kuruluştan bu yana kullanılmakla bu ibarenin ilk kez 19370 yıllında TPMK nezdinde tescil ettirilmiş olduğunu, marka her ne kadar 1990 yılında hükümden düşse de 1990'da yeniden marka tescili yaptırıldığını, ... ibareli markanın 1980 yılından bu yana özellikle kapı ve pencere sistemlerinde kullanıldığını ve bu ürünler için tescilli olduğunu, davacı tarafın ise davalıyla aynı sınıfta tescilli hiçbir markasının bulunmadığı gibi önceye dayalı tescilsiz kullanımı ya da bu yönde bir iddiasının bulunmadığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı tarafın TPMK tarafından doğrudan veya davalının itirazı üzerine, reddedilen markalarını canlıymış gibi gösterdiğini, davalı şirketin gerek tanınmışlığını korumak gerek markasını daha çok alana yaymak ve için TPMK nezdinde ve ayrıca WIPO'da pek çok marka başvurusu yaptığını, davalının ... ve ... unsurlu markalarının 6, 7, 19, 20. 35, 37, 40, 41, ve 43. sınıflarda tescili olduğunu, müvekkili şirketin ... ve ... unsurlu markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, ... esas unsuru ilk marka tescil başvurusunun 07/04/1980 yılında yapılmış olduğunu, davacı tarafından ise 2017 tarihli bazı markalara dayanmaya çalışarak davalının tanınmış markasının haksız yere hükümsüzlüğünü talep ettiğini, davacının ve davalının tescil sınıflarının farklı olduğunu, davacı şirketin kapı pencere sistemleri alanında çalıştığını söylemekte olduğunu Buna rağmen kapı pencere sistemleri emtiasını içine alan 19. sınıfta, davacı tarafın hiçbir marka tescili bulunmadığını, davacı tarafın ... ibareli tescil başvuruları yapmaya devam ettiğini, davalı tarafın başvurularına başvuru aşamasında iken davacı tarafça itiraz edildiğini ve itirazların kabul edilmiş olduğunu, dosyaya sunulan Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/72 D.lş sayılı dosyaya sunulan bilirkişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olduğunu, müvekkili markalarının seri marka hüviyetin haiz olmakla tanınmış marka olduğunu, TPMK'nın tanınmışlık başvurusunu kabul ettiğini, davacı aleyhine Ankara 1. FSHHM nezdinde 2017/403 Esas sayılı davanın ikame edilmiş olduğunu, davacı tarafın dayandığı ... numaralı marka başvurusunun TPMK tarafından reddedilmiş olduğunu, davanın öncelikle dava şartı noksanlığı nedeniyle usul yönünden reddine, aksi halde esastan reddine ve davacı aleyhine de 5.000,00 TL disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; "Her ne kadar tanınmışlık kriterlerinin geçen zaman içerisinde her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekse de; temel itibarı ile tanınmışlığın tescil edildiği tarihte bu kriterlerin mevcut olmadığı, kurumun tescilinin yanlış ve hatalı olduğu iddiasında mahkememizin kurum kararın denetimi görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Davacının sair talepleri yönünden yapılan incelemede ise; "..." kelimesinin davalının tescilli olduğu sınıflar yönünden zayıf marka olarak kabul edilemeyeceği, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik olmadığı ve davalının 1990 yılından beri "..." ibareli markaları aynı sınıfta farklı ilave ve logolarla tescil ettirmesi karşısında seri marka ve önceye dayalı hak sahibi olduğu, bu hali ile hükümsüzlük ve tecavüzün koşullarının somut olayda oluşmadığı yönündeki bilirkişi raporundaki tespitlere mahkememizce de iştirak edilmiştir. Her ne kadar davalı HMK 329. md. mucibince davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesini talep etmiş ise de karine olarak kabul edilen iyiniyetin aksini, yani davacının kötüniyetini ispatlayamadığı anlaşıldığından davacı aleyhine disiplin para cezası hükmetme yoluna gidilmeyeceği," gerekçeleriyle Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya ait TÜRKPATENT nezdinde ... sayılı ... tanınmış markasının tanınmışlık kriterlerine haiz olmadan tescil edildiğini ve davalının bu yolla haksız bir kısım menfaatler elde ettiğini, talep ettikleri marka emtia veya hizmete dair tescil değil, sektör dışı da bir kısım ayrıcalıklar yaratabilecek tanınmış marka tescili olduğunu, davalının marka tescili TÜRKPATENT'in markaların tanınmışlık düzeyleri ile ilgili esaslar ve uygulaması genelgesinde belirtilen özelliklerin hiçbirini taşımadığını, ... yazı unsurlu tanınmış marka tescili dava dışı ... A.Ş. adına ... numarasıyla tescil edildiğini, aynı yazı unsurlu iki tanınmış markanın tescil edilebilmesi, tanınmış marka hukukunun doğasına aykırı olduğunu, müvekkilinin "..." yazı unsurlu marka tescilleri bulunmakla birlikte davalı usule aykırı tanınmış marka tescili yoluyla haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin ..., ..., ... gibi davalıdan önceki tarihli marka başvurularınında olduğunu, davalının başvurusunun müvekkili marka başvurusuyla benzerlik arz ettiğini, tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimali olabileceğini, davalının kötü niyetli olduğunu, SMK 6/9 mad.göre kötü niyetli marka başvurusu reddedilmesi gerektiğini, davalı hakkında Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/72 D. İş sayılı dosyasında yapılan delil tespitinde bu husus kayıt altına alındığını, 29.03.2019 tarihli Bilirkişi Raporuyla davalının faaliyetlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği tespit edildiğini, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporundaki tespitlerden sonra yapmış olduğu marka tescilinde davalının kötüniyetle bu marka tescilini yaptığı anlaşıldığını, davaya konu ... tanınmış marka tescili Türkpatentin Markaların Tanınmışlık Düzeyleri İle İlgili Esaslar ve Uygulaması Genelgesinde belirtilen özelliklerin hiçbirini taşımadığını, mahkeme hükme esas alınan bilirkişi raporunda sektör bilirkişisi görevlendirmediğini, raporun hükme esas alınmasının hukuk ve yasaya aykırı olduğundan istinaf isteminin kabulü ile verilen kararın kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı tanınmış markanın hükümsüzlüğü davasıdır. Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/72 D.iş sayılı dosyasında mevcut bilirkişi raporunda; 22/03/2019 tarihinde tespit mahallinde davacının dilekçe ve beyanlarında yer alan ... markalı 17.sınıfa ilişkin ürünlerin olduğu, tespiti isteyen tarafın markasının dava konusu 17.sınıfta tescilli olduğu, davalının ise aynı markaya ilişkin benzer markalarda dava dışı sınıflarda tescilli olduğu aleyhine tespit istenen firma talebi üzerine yerinde görülen malzemenin çekilmiş halde 480 paketlenmiş profil olduğu, 6769 SMK kapsamınca verilmiş ve tescil edilmiş markaların koruma kapsamında olacağı ve aksi ispatlanana kadar korumadan yararlanacağı ilkesi kapsamınca davalının bu eyleminin davacının 2017/26603 kod numaralı markasına tecavüz teşkil ettiği belirtilmiştir.Davalı tarafça Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/02/2020 tarih, 2018/180 esas, 2020/72 karar sayılı kararında davacının ... A.Ş., davalıların TPMK Başkanlığı ve ... olduğu, davanın YİDK iptali ve davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü talebine yönelik olduğu, yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği görülmüştür. 18/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda; "davacı adına tescilli markaların 17 ve 35. Sınıfta tescilli ... başvuru numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı, ... tescil numaralı markaları olduğu, davacı adına yapılan ... ibareli diğer başvuruların müddet olduğu, davalı adına ... tescil numaralı ... markasının 06., ... tescil numaralı ... markasının 35 / 36 / 37 / 41 / 43 /, ... tescil numaralı ... markasının 06, ... tescil numaralı ... markasının 06 / 19 / 40., ... Tescil numaralı ... markasının 06, ... tescil numaralı ... markasının 06 / 07 / 19 / 20 / 35 / 40., ... tescil numaralı ... markasının 06 / 19 / 40., ... tescil numaralı ... markasının 40., ... tescil numaralı Tanınmış markanın da 06. Sınıfta tescil edilmiş olduğu, dava konusunun davalı adına tanınmış marka olarak tescil edilen ... markasının SMK 5/ 6 ve 25. Maddeleri gereği hükümsüzlüğü olduğu, dava konusu ... tescil numaralı markanın tanınmışlık talebinin 05/10/2018 tarihinde ... sayı ile yapıldığı, TPMK markalar dairesinin 18/06/2019 tarihinde verdiği karar ile ... markasının "alüminyum ve pvc profil sektöründe" Tanınmış marka olarak kabul edildiği, bu emtianın geniş anlamda 06, 17, 19, 37 ve 40. Sınıflara temas ettiği, SMK 5/1-b maddesi uyarınca yapılan incelemede; tescilin etkili olacağı coğrafi alan, markanın kullanılacağı mal ve hizmetler, ilgili kamu algısı, tescili talep edilen işaretin ihtiva ettiği unsurların tamamı ile birlikte ve bir bütün olarak bıraktığı genel intiba ve bireysel somut şartlar dikkate alındığında ilgili sektörde ... ibaresinin zayıf bir ibare olmadığı ve ayırt ediciliğinin mevcut olduğu, dava konusu ... tescil numaralı ... markası bakımından bu hükme dayalı hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, SMK 5/1-ç maddesi uyarınca yapılan incelemede, davacı adına tescilli markaların tescil tarihi itibariyle sadece davalıya ait ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ... ve ... tescil numaralı ... markalarına karşı red gerekçesi olarak dikkate alınabileceği, redde gerekçe olabilecek markaların ..., ..., ... ve ... ibarelerini taşıdığı, markaların birebir aynı olmadığı, marka sınıflarının örtüşmediği (19.10.2011 tarihinde resmi Gazete 'de yayınlanan - 28089 Numaralı R.G.- genelge ile 35. Sınıfta farklı alt gruplan kapsar şekilde tescil yapılabileceği ilkesi Kabul edildiğinden 35. Sınıfta da marka tescillerinin örtüşmediği) dikkate alındığında dava konusu ... tescil numaralı ... markası bakımından SMK 5/1-ç anlamında red veya hükümsüzlük gerekçesi bulunmadığı, SMK 6/1 maddesi uyarınca yapılan incelemede, davacı adına tescilli markaların tescil tarihi itibariyle sadece davalıya ait ... tescil numaralı, ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı markalarına karşı red gerekçesi olarak dikkate alınabileceği, redde gerekçe olabilecek markaların ... ibarelerini taşıdığı, markaların birebir aynı olmadığı, marka sınıflarının örtüşmediği taraf markalarının yukarıda ifade edilen tescil tarih ve sınıflan dikkate alındığında, dava konusu ... tescil numaralı ... markası bakımından SMK 6/1 anlamında red gerekçelerinin oluşmadığı, davalı tarafın 1990 yılından bu yana ... ibareli markaları aynı sınıfta tekrar tekrar farklı logo ve ilaveler ile tescil ettirdiği ve bu tescil müddetinin çok uzun süreyi kapsadığı dikkate alındığında davalı tarafın dayandığı markalar bakımından seri marka ve kazanılmış hak olgusunun var olduğu, davacı tarafça hükümsüzlüğe mesnet olarak gösterilen marka hakkı ihlali iddialarının huzurdaki davanın konusu olmadığı, anılan dosyadaki iddiaların 17. Sınıfı kapsadığı, dava konusu markanın ise 06. Sınıfı kapsadığı ve talep konularının farklı olduğu, marka hakkı ihlali iddialarına mesnet Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/72 D.İş sayılı dosyasına mübrez bilirkişi raporu ile ilgili takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, hukukumuzda ve uygulamada sektörel tanınmışlık ilkesi benimsendiğinden dava dışı ... şirketi adına tescilli ... markasının dava konusu marka bakımından tanınmışlık tespitinde engel teşkil etmeyeceği, davacının, ... sayılı markanın bağlı olduğu ... tescil numaralı markanın da hükümsüzlüğünü talep edip etmediğinin izah etmediği, davacı adına tescilli olmayan markaların hükümsüzlük gerekçesi olarak dikkate alınmayacağı, dava konusu markanın sadece ... ibaresinden oluştuğu, dava konusu ... tescil numaralı tanınmış markanın mesnet markası olan ... tescil numaralı markanın 2010 yılından bu yana tescilli olarak korunduğu, davacı adına tescilli markalar ile davalı adına tescilli markanın tescil sınıfları farklı olduğu nazara alındığında mesnet marka olan ... tescil numaralı markanın tescil tarihi dikkate alınmasa dahi tescil sınıflarının farklılığı başta olmak üzere arz edilen nedenlerle tanınmış markanın hükümsüzlük gerekçelerinin oluşmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafça davalı adına ... sayılı ... ibareli tanınmış marka tescilinin davalı markasının tanınmışlık kriterini sağlamadığı gerekçesi ile SMK 5,6 ve 25.maddeki sebeplerle hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince mahkemenin kurum kararının denetim görev ve yetkisi bulunmadığı ve bilirkişi raporundaki ... ibaresinin zayıf marka olmadığı, taraf markaları arasında sınıfsal benzerlik bulunmadığı, davalının önceye dayalı hak sahibi olduğu hükümsüzlük ve tecavüz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacının davalı markasının tanınmış olmadığına yönelik gerekçelerinin davalının müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil etmesi, davalı markasının tanınmış olmadığına yönelik başka davalarda düzenlenen bilirkişi raporları, dava dışı .... A.Ş.nin ... unsurlu ... sayılı tanınmış markası ve TPMK'nın Markaların Tanınmışlık Düzeyleri ile ilgili Esaslar ve Uygulama Kriterleri olduğu anlaşılmaktadır. Davalı markasının TPMK'ya yapılan 05/10/2018 tarihli başvuru üzerine "alüminyum ve pvc profil sektöründe" tanınmış marka olarak 18/06/2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Tanınmış markalar Listesinden Çıkarma Davası açılıp açılmayacağı tartışmalı olmakla birlikte, benzer bir davada Ankara 3. FSHHM'nin 18/12/2012 tarih ve 2012/50 E. 2012/250 K. Sayılı kararında " davacının davalı markasının tanınmış marka olmadığının tespitinin herhangi bir uyuşmazlık, somut olay veya tarihli bağlantılandırmadan soyut olarak talep etmekte HMK mad.106/II ve 114/1-b. hükümleri anlamında hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmadığının belirtildiği," bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. H.D'nin 20/12/2013 tarih ve 2013/9556 E. ve 2013/23416 K.sayılı kararında " mahkeme kararında da belirtildiği gibi tanınmışlık olgusunun görünmekte olan veya ileride açılacak olan davalarda ön mesele olarak tartışılacak olması nedeniyle davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının yerinde olmadığına" karar verildiği anlaşılmış (karar yayınlanmamış olup, Doç. DR. ...'nun "..." isimli makalesinden alınmıştır, Fikri Mülkiyet Yıllığı 2013, sf;146 vd) karar gerekçesi Dairemizce de benimsenmiştir.556 Sayılı KHK ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda, sicilde tanınmış marka olarak tescil edilen markaların, tanınmışlık kriteri sağlamadığından bahisle hükümsüzlüğünün istenebileceğine yönelik bir düzenleme yer almamaktadır. Uygulamada davacı tarafça kendisi aleyhine açılmış yahut kendisi tarafından davalı aleyhine açılmış bir davada, davalı markasının tanınmış olmadığının ileri sürülebileceği, her somut olayın özelliğine göre tanınmışlığın ileri sürülüp sürülemeyeceğinin ve etkisinin ön mesele olarak değerlendirilebileceği kabul edilmektedir. Hukuki yarar dava şartlarından olup 6100 Sayılı HMK 114/1-h maddesinde düzenlenmiş olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda tecavüze yönelik bir dava bulunmadığı ve davacının davalı markasının tanınmışlık kriteri sağlamadığına ilişkin bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunmadığı gözetilmeksizin davanın esastan incelenerek reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 3- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/03/2021 tarih, 2021/190 E., 2021/40 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince gerekçesinin düzeltilerek KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davacının hukuki yararı bulunmadığından, davanın 6100 Sayılı HMK 114/1-h maddesi gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 383,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 85,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 247,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024