T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/678
KARAR NO: 2024/687
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/03/2021
NUMARASI: 2021/119 E. - 2021/46 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/04/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Türkiye'nin tek makas üreticisi olduğunu, Türkiye'de coğrafi anlamda yaygın şekilde kullanılıp tanındığını, ... tescil no.lu ... ibareli markanın sahibi olduğunu, aynı zamanda "..." markasının da sahibi olduğunu, davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemleri nedeniyle 02/07/2012 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, el koyma kararı verildiğini ve akabinde Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde 2014/527 E. Sayılı davanın açıldığını, akabinde taraflarınca İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2012/203 E. Sayılı davanın açıldığını, müvekkili şirketin "... Şekli+..." ve bunun Türkçesi "..." ibarelerini makaslar için sektörde yarattığını ve gerçek hak sahibi olduğunu, bu ibareleri sektörde tanıtıp ayırtedici hale getirdiğini, davalının ceza davasından sonra ... tescil no.lu "..." ve ... tescil no.lu "..." markalarını tescil ettirdiğinin öğrenildiğini, bu durumun SMK 5/1-ç, 6/1, 6/5, 6/6, 6/9 hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, "..." ibaresinin Türkçe karşılığının "...", "..." olduğunu, davalının, "Horsehead" markasının davacıya ait olduğunu bilmesine rağmen özellikle ..., ... marka olarak 8. Sınıfta tescil ettirdiğini, bunun kötüniyetli tescil olduğunu, aynı zamanda bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini, iltibasın söz konusu olması nedeniyle müvekkil şirketin zarar göreceğini, bu nedenle dava konusu markaların hükümsüz kılınmasını ve söz konusu markanın sicilden terkinine karar verilmesini, aynı zamanda 20.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ve müvekkili şirket adına TPE'de tescil olunmuş bulunan ... marka numaralı ... markası ve ... marka numarası ile tescil edilmiş bulunan ... markasının 11.1.2014 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 02.09.2015 tarihinde tescil edildiğini, davacının ... no.lu ...+Şekil markasını dayanak göstererek 2012 yılından bu yana davalar açmakta ve şikayetlerde bulunmakta olduğunu, markaların tescilinden dava tarihine kadar geçen süre zarfında dava açılmamış olmasının davacının kötüniyetini gösterdiğini, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2014/527 E. Sayılı dosyasında hazırlanan raporda marka hakkına tecavüz eyleminin unsurlarının bulunmadığının tespit edildiğini, ceza yargılamasının neticesinin yeni açılan bu davada bekletici mesele yapılmasını, davacı tarafça müvekkil aleyhinde benzer iddialar ile marka iptali talebiyle Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılmış olan 2017/135 E., 2017/135 K. Sayılı dosyada davanın reddine karar verildiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2012/203 E. Sayılı dosyasında açılmış markanın hükümsüzlüğü ve sicilden silinmesi konulu karşı davalarının mevcut olup, bu davanın sonucu direkt olarak huzurda görülecek davayı etkileyeceği için bu davanın da bekletici mesele yapılmasını, davacı markasının hiç bir şekilde maruf marka olmadığını, Davacının daha çok şekil içeren markası ile müvekkil adına tescil olunmuş olan dava konusu markaların hiç bir benzerliği olmadığını, ... tabirinin sektörde çoklukla kullanılmakta olup, davacının iddia ettiği gibi kendisi tarafından 2003 yılından sonra meşhur edilen bir ibare olmadığını, yurt içi ve yurt dışında çok uzun yıllardan beri kullanıldığını, Davacının tescilli şekli, yazı ibaresi, yazı dili vs. tüm yönleri davaya konu müvekkilin tescilli markalarından farklı olduğunu, davacı markasının, müvekkile ait dava konusu markalar ile iltibas yapılacak şekilde tüketici tarafından karıştırılmayacağım, mutlak ve nisbi red nedenlerinin mevcut olmadığını, manevi tazminat ve haksız rekabet şartlarının mevcut olmadığını ve iş bu davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davacının davasının REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; üzere; müvekkilinin ...+ şekil markasının TPE nezdinde 09.06.2003 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 08 ve 35.sınıftaki mal ve hizmetler bakımından tescil ettirildiğini, iki marka veya işaretin arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılamaması gerektiğini, markalar arasında benzerliğin alıcıları satın almayı düşündükleri mal yerine bir başka mal almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari-ekonomik anlamda bir bağlılığı bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınması gerektiğini, aynı şekildi ekli de doğrudan ... ve ... kelimesi ile özdeştir ve doğrudan birbirini, çağrıştırmakta olduğunu, bu hale göre markalar arasında benzerlik olmadığına ilişkin tespitin kesinlikle yerinde olmadığını, davacının müvekkilinin müteakiben, sözkonusu markaların tescili için talepte bulunduğunu, bunun yanı sıra davalı, ticari şirket olup, aynı sektörde faaliyet gösterdiğini iddia ettiğini, basit bir araştırma ile müvekkil olan şirketin markasından ve ... ve ... ibaresi ile özdeşleşmiş olan ürünlerini bilmesinin çok mümkün olduğunu, basiretli tacir olarak başkalarının ürün ve markaları ile karıştırılmaya sebebiyet verecek eylemler ve tercihlerden kaçınması yasal sorumluluğunda olduğunu, davalı kötüniyetli olarak, bildiği halde bu ibareleri marka olarak seçtiğini savunmuş ve yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; öncelik olarak davacı tarafın iddialarının aksine müvekkil ... A.Ş. adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde ... ve ... numaraları ile tescilli bulunan "... " ve "..." ibareli markaların davacı tarafın davaya konu ettiği markası ile benzer olmadığını, görsel, anlamsal ve fonetik olarak da benzerlik taşımadığını ve karıştırılma imkanının iltibasın olmadığı ve ayrıca davacının markasının Yargıtay kararları ve Paris Sözleşmesi kriterlerine göre tanınmış marka olmadığının sabit olduğunu, bu gerekçelerle de davacının kötü niyetli tescil iddiasının da hakkaniyetle bağdaşmadığını, taraflar arasında görülen uyuşmazlıklar kapsamında hazırlanan tüm bilirkişi raporları ile açıkça irdelenmiş ve incelenmiş olup davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın bilirkişilerin eksik inceleme yaptığı, yan yana konularak tespit yapılmayıp yan yana konulmadan tespit yapılması gerektiği iddiasının tamamen mesnetsiz kaldığını, görsel olarak şeklen markaların benzerlik oluşturmadığı sonucuna varıldığını, davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava; davalıya ait markaların hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacının ... tescil no.lu ... ibareli markanın sahibi olduğunu, makaslar için sektörde yaratıp ayırt edici hale getirdiği bu markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davalının "..." ibaresinin Türkçe karşılığı olan ... tescil no.lu "..." ve ... tescil no.lu "..." markalarını 8. sınıfta tescil ettirmesinin kötüniyetli tescil olduğunu, iltibas ve haksız rekabet teşkil ettiğini, beyanla davalı markalarının hükümsüz kılınmasını ve marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemler nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacı markasının maruf marka olmadığını, davacıya ait daha çok şekil içeren markası ile dava konusu markaların benzer olmadığını, ... tabirinin sektörde yurt içi ve yurt dışında çok uzun yıllardan beri kullanıldığını, markalarının iltibasa sebebiyet vermediğini, hükümsüzlük, manevi tazminat ve haksız rekabet şartlarının mevcut olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. 19/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "davacıya ait "..." markası ile davalıya ait "..." "..." kelime markaları arasında dolaylı ve orta düzeyli de olsa anlamsal bir benzerlik olmakla birlikte, markaların asıl ve ayırtedici unsurunu oluşturan ibareler, işitsel ve görsel açıdan tamamen farklı bulunduklarından, taraf markalarının genel anlamda farklı marka algısı yarattığı ve karıştırılmayacakları tespitine ulaşılmış olup, tespite ilişkin SMK m.6/1 anlamında nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu, davacı markası açısından SMK m.6/5 kapsamında davacı markasının tanınmışlığının/Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyinin değerlendirilebilmesi açısından dosya içinde yeterli bilgi ve delil yer almadığından dolayı bu konuda bir değerlendirme yapma imkanı olamadığı, mevcut tespite göre takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı markaları açısından SMK m.6/9 kapsamında_"kötüniyetli tescil" hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir. SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir". SMK 6/1 maddesi hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. SMK 6/9 maddesi hükmüne göre , Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu hükme göre, iltibastan söz edilebilmesi için; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Dosya kapsamına göre, davacıya ait ... no.lu, "... + ŞEKİL" markasının beyaz zemin üzerinde kırmızı renkte "..." görseli ve bunun altında "..." kelimesinden oluştuğu, ve 08,35.sınıflarda tescilli olduğu, davalıya ait ... nolu "..." markası ve ... "..." markasının 08.sınıfta tescilli olduğu, beyaz zemin üzerine siyah renkte düz yazı ile oluşturulan kelime markası olduğu, davacı markasındaki ... şekil unsurunun kelime unsurundan büyük ve ön planda olduğu, markanın esas unsurunu bu şeklin oluşturduğu, geri planda olan horshead kelimesinin şekle işaret eden yardımcı tali unsur olduğu, davalı markalarının esas unsurunun ise kelime unsuru olduğu, markaların tescilli oldukları sınıflar yönünden benzerlik olduğu görülmektedir. Diğer yandan davacı markasının makas emtiasında kullanıldığı sektörde ayırt ediciliği bulunduğu, kullanıldığı emtia sınıfında özgün bir işaret olduğu anlaşılmaktadır. Benzerlik karşılaştırması yapılırken markanın baskın unsurları belirleyici olacak şekilde tüm unsurları ile birlikte ele alınması ve bütüncül değerlendirme yapılması esastır. Taraf markaları karşılaştırıldığında, işaretleri arasında bıraktıkları bütüncül izlenimde görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığı, farklı marka algısı yarattıkları, şekil ve kelime arasında kavramsal benzerlik bulunmakla birlikte sadece dolaylı kavramsal benzerliğin ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimali yaratmadığı, işletmeler arasında ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğu iddiasının elverişli delillerle ispatlanmış olmadığı bu nedenlerle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, iltibas oluşturmadığı tespit edilen davalı markasının kullanımının marka hakkına dayalı olduğu, eldeki davada başkaca tecavüz oluşturan fiili kullanım iddiasının bulunmadığı dikkate alındığında manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle mahkemece davanın reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/03/2021 tarih ve 2021/119 E., 2021/46 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/04/2024