T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/672 Esas
KARAR NO: 2024/663
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 16/03/2021
NUMARASI: 2020/56 E. - 2021/70 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/04/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1980 yılından bu yana inşaat makine ve ekipmanları üreticisi ve tedarikçisi olduğunu, yapı ve özellikle de yoğurma, sıvama ve tozların pnömatik taşıma önceden karıştırılmış harçlar için sistemler geliştirdiğini, dünyanın birçok bölgesinde müvekkilinin şirketinin varlığını sürdürdüğünü, müvekkili şirketinin TPMK nezdinde birçok tescili bulunduğunu, müvekkilinin "..." esas unsurlu markalarını tescil ettirirken kendi insiyatifleri doğrultusunda hareket ettiklerini, ancak davalı ... tarafından ... sayılı "...", ... sayılı "..." ibareli markaları TPMK nezdinde kendisi adına kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, davalının bu tescillerinin marka ve sınıf emtiaları bakımından müvekkilinin faaliyet alanı ile birebir ve ilişkili olduğunu, ayrıca davalı tarafın bu tescilleri sırasında müvekkilinin logosunu aynen kullandığını, bu kullanım ve tescillerin müvekkilinin markasından doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına ... ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, haksız rekabetin tespitini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, davalı adına tescilli ... ve ... nolu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dosyada seçilen tek bir bilirkişi bulunduğunu, bu bilirkişinin de avukat olduğunu, Davacının davaya dayanak yaptığı karıştırıcı anlamına gelen ... ibaresinin hükümsüzlüğe konu yapılan emtialarda genel ibare olup herkesin kullanımına açık olduğunu, ancak konu ile ilgili yetersiz olan bilirkişinin bu hususta inceleme ve değerlendirme yapamadığını, bu ibarenin genel ibare oluşu dikkate alınarak bu kapsamda emtialar ile ilgili inceleme yapılması gerektiğini, bu yönü ile dava konusu yapılan markaların herkesin kullanımına açık olan emtialar dışında davalının tesciline konu emtialar ile davacının fiili kullanımına konu emtiaların benzer olup olmadığı hususlarında değerlendirme yapabilecek nitelikte bir bilirkişi bulunmadığını, yine sektör bilirkişinin de yer almadığını, Müvekkilinin davalı ... isimli firmanın ne resmi ne de gayri resmi ortağı olduğunu, söz konusu şikayet tarihinde müvekkilinin farklı bir firması bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu ifadeyi vermesinin sebebinin, bu firma ortağının müvekkilinin kapı komşusu olması ve kendisinin şehir dışında olması nedeni ile karakola giderek ifade vermesini istemesi olduğunu, müvekkilinin de bu durumu avukatına danışmadan yani yanında avukatı olmadan resmi yada gayri resmi hiçbir ilişkisi olmayan bir şirket yetkilisiymiş gibi ifade vermeye gittiğini, CMK gereğince müvekkilinin söz konusu ifadeyi verirken yanında avukatının bulunmaması nedeni ile bu kayıtın müvekkili aleyhine bir delil olarak kullanılmayacağını, bu nedenle mahkemenin hem müvekkilinin hem de dava dışı ...' nin ticari kayıtlarını dosyaya celp etmeden sadece davacı beyanları ile hareket ederek müvekkilini bu şirketin yetkilisi olarak kabul edip ve bu sonuca göre de müvekkilini kötü niyetli olarak kabul etmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle şayet bu gerekçeye dayanılacak ise dava dışı ... isimli firmanın ticaret sicil kayıtlarının dosyaya celp edilerek müvekkilinin eski yada yeni bu şirket ile her hangi bir ortaklığının yada yönetici sıfatının bulunup bulunmadığının sorgulanmasını talep ettiklerini,Davacının sunduğu delillere bakıldığında kazanılmış hak iddiasının 07. Sınıf ve 06. Sınıftaki boya makineleri ile ilgili olduğu ancak diğer emtialar kapsamında bir kullanımlarının bulunmadığının görüleceğini, bu bağlamda salt davacının ticari ilişki içerisinde olduğunu iddia ettiği dava dışı firmanın ortağı olduğu kötü niyet iddiası ile müvekkili davalıca kullanımı durumunda davacının hiçbir sınai hakkını ihlal etmeyecek yada müvekkili davalının haksız yararlanmasına konu olmayacak emtialar yönünden hükümsüzlük kararı verilmesinin yerinde olmadığını,Davalının fiili kullanımına konu bir bilgi ve belgenin yer almadığını, ayrıca davacının talepleri arasında müvekkilinin davaya konu yapılan tescilli markalarını kullandığı yönünde bir iddia da bulunmadığını, buna karşın yerel mahkemece davacının talepleri arasında yer almamasına rağmen "markayı kotü niyetli olarak tescil müracaatına konu etmesi ve ilgili markalara yönelik olarak kullanım yapması TTK 54 vd. Maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinden, haksız rekabetin de tespitine karar vermek gerekmiştir. " şeklindeki gerekçe ile talebi aşacak biçimde bir karar tesis ettiğini, zira dosyada davacının davaya konu yapılan markayı kullandığı ve haksız kazanç elde ettiği yönünde bir iddiası bulunmadığı gibi bu yönde dosyaya sunulmuş hiçbir delil bulunmazken sayın mahkemenin tamamen yasal dayanaktan yoksun olacak biçimde müvekkilinin markayı fiilen kullandığını belirterek haksız rekabetin tespitine karar vermesinin açık bir hukuka aykırılık teşkil ettiğini,Müvekkili davalı taraf gerçekte dava konusu markaları kullanmış olsaydı bile yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre tescilli marka kullanımının haksız rekabet olarak kabul edilmediğini beyan ederek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı adına ... sayılı "... +şekil" ve ... sayılı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, haksız rekabetin tespiti taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlar incelendiğinde, davalı adına ... sayılı "... +şekil" ve ... sayılı "..." ibareli markaların 27/10/2017 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan 08/02/2021 havale tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; davacı yanın SMK. 6/3 hüküm çerçevesinde "..." ibaresi bakımından davalı yana karşı gerçek hak sahibi olduğu, davalı yanın dava konusu marka tescil başvurularını gerçekleştirdiği tarihte kötü niyetli olduğunun değerlendirilebileceği, bu nedenlerle davalı adına tescilli "... şekil" ibaresini ve görselini içerir ... kod numaralı markanın ve "..." görselini içerir ... kod numaralı markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu, davalı yanın davacı yanın gerçek hak sahibi olduğunu bildiği markayı kotü niyetli olarak tescil müracaatına konu etmesi ve ilgili markalara yönelik olarak kullanım yapmasının davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet vereceği belirtilmiştir. Dosyaya sunulan 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı yanın SMK. 6/3 hüküm çerçevesinde "..." ibaresi bakımından davalı yana karşı gerçek hak sahibi olduğu, davalı yanın dava konusu marka tescil başvurularını gerçekleştirdiği tarihte kötü niyetli olduğunun değerlendirilebileceği, bu nedenlerle davalı adına tescilli "... şekil" ibaresini ve görselini içerir ... kod numaralı markanın ve "..." görselini içerir ... kod numaralı markanın hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğu, davalı yanın davacı yanın gerçek hak sahibi olduğunu bildiği markayı kotü niyetli olarak tescil müracaatına konu etmesi ve ilgili markalara yönelik olarak kullanım yapmasının davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet vereceği tespitlerinde bulunmuştur.Dava konusu markanın, davalı tescil başvurusundan önce Türkiye'de ticaret alanında davacı yanca yoğun şekilde kullandığı, davacının davalının yetkilisi ve ortağı olduğu dava dışı ... firması ile en eskisi 19/04/2012 tarihine dayanan ticari ilişkisinin bulunduğu, davalı her ne kadar dava dışı ... firmasının ortağı olmadığını iddia etmiş ise de; davalının dosyaya yansıyan karakol ifadesinde, bu firmanın yetkilisi olduğunu beyan ettiği, komşusunun yerine giderek ifade verdiği yönündeki beyanlarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, diğer yandan markaların ayniyet derecesinde benzer olduğu, davalının davacı markasından haberdar olduğu ve bunu bilmesine rağmen yapmış olduğu tescilin kötüniyetli olduğu, bu haliyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, her ne kadar davalı markalarının tescil edildiği sınıfta bazı emtialar yönünden farklı ise de, kötü niyetli tescil söz konusu olduğundan ve kötüniyet bölünemeyeceğinden, mahkemece davanın kabulü ile tüm emtia ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve davalının 2012 yılından beri ticari ilişkide bulunduğu davacı markasını kötüniyetli olarak adına tescil ettirmesinin ticari dürüstlüğe aykırı olduğundan TTK 54 vd. maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmakla haksız rekabetin tespitine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte mahkemece, HMK 26. Maddeye aykırı olarak ve davacı talebini aşar şekilde, davalının markayı kullanımına ilişkin yargılama yapılmadığı halde, kötüniyetli olduğuna ilişkin gerekçeye yer verilmesi yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin karar gerekçesine ilişkin istinaf sebebinde kısmen haklı olduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın kaldırılarak düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, usuli kazanılmış hakların saklı tutulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/03/2021 tarih, 2020/56 E., 2021/70 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda;3- Davanın KABULÜNE, davalı adına tescilli 2017/96703 ve 2017/96738 tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,Davalının kötüniyetli marka tescilinin haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından yapılan 108,80 TL dava ilk masrafı, 243,00 TL tebligat-tezkere ve 1.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere 1.351,80 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 60,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 231,95 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/04/2024