T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/528
KARAR NO: 2024/504
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/11/2020
NUMARASI: 2017/259 E. - 2020/726 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takibe dayanak çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmaması nedeni ile imzaya, borca faize ve ferilerine itiraz ettiklerini, takip nedeniyle borçlu bulunmadıklarının tespitine ve davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve takibin iptaline karar verilmesini, takibe dayanak çeke, " ..." kaşesi basılarak sahte imza atıldığını ve söz konusu imzanın kendisine ait olmadığını beyan ederek; dava sonuçlanıncaya kadar haciz işlemlerinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve takibe dayanak çek üzerinde ki imzanın müvekkile ait olmaması nedeniyle borçlu bulunmadıklarının tespitine ve davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan menfi tespit davasının esastan reddi gerektiğini, tüm yasal şartları ihtiva eden çekin, bankaya ibrazı neticesinde ödenmemesi sebebiyle, icra takibine konu edilmiş olduğunu, takibe konu çekin ödenmemesi hususunda bankaca herhangi bir ihtar / ödemeden men vs. tedbirlerin de bulunmaması sebebiyle, yetkili ve iyiniyetli hamil tarafından başlatılan icra takibinin yasal şartları haiz olduğunu, kaldı ki, takip yılının 2014 olduğunu, bu zamana kadar herhangi bir dava ikame edilmeyip 2017 Mart ayında açılan işbu davanın, tamamen tahsilatı engellemek gayesiyle açılmış olduğunu ve kötü niyet arz etmekte olduğunu, davacı borçlunun, takipten yeni haberdar olduğu beyanının hayatın olağan akışına aykırılık arz ettiğini, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, İİK. 72/3 maddesi gereğince takibin durdurulması da hukuken mümkün olmadığından, ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulması talebi haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek; işbu dava sebebiyle haksızlığı anlaşılacak olan davacıdan, müvekkilin alacağını geç tahsil etmesi sebebiyle uğrayacağı zararın, alacağın %20 ‘sinden az olmamak üzere tahsiline karar verilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; " Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; imza sahteciliği iddiasıyla hükümsüzlüğe dayalı menfi tespit istemine konu çek üzerindeki davacıya atfen yapılmış ciro altındaki imzanın davacı eli ürünü olmadığı bilirkişi raporu ile anlaşıldığından davacının iddiasını ispat ettiği, davalının kötü niyetle takip başlattığına ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmadığı," gerekçesi ile, davanın kabulü ile davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına konu çeke dayalı borçlu olmadığının tespitine, şartları bulunmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararın tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet kazanan kısa karara uygun yazılması gerektiğini, davacının davalı müvekkilinin kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine yönelik talebinin reddine dair karara yönelik istinaf istemlerinin olmadığını, kararın bu yönden onanmasını talep ettiklerini, tüm yasal şartları ihtiva eden çekin bankaya ibrazı neticesinde ödenmemesi nedeniyle takibe konu ettiklerini, bankaca herhangi bir ihtar/ ödemeden men vs. tedbirlerin de bulunmaması sebebiyle yetkili ve iyiniyetli hamil tarafından başlatılan icra takibinin yasal şartları haiz olup davanın reddi gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile yapıldığını, bu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, müvekkil aleyhine olan kararların infazının kararın kesinleşeceği süreye kadar ertelenmesini, istinaf isteminin kabulünü, müvekkili aleyhine olan kararın kaldırılmasını, müvekkili lehine olan kısımların onanmasını talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. maddesine göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında alacaklı ... tarafından borçlular aleyhine 09/12/2014 tarihinde dava konusu çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafından İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu çekteki imzanın müvekkiline ait olmadığı ileri sürülerek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. İcra takibine dayanak çekte keşidecinin ... Ltd. Şti., lehtarın ... LTD. Şti., ...- ... ciranta, ...'in hamil-ciranta olduğu, çekin yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiği, karşılığının olmadığının şerh edildiği görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Adli Tıp-Adli Belge İnceleme Grafoloji uzmanı tarafından düzenlenen 27/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda; inceleme konusu çekin arka yüzündeki EDM tasarım uygulama- ...'a atfen atılmış cira imzası ile davacı ...'a ait karşılaştırma imzaları arasında, imza incelemesinde kullanılan grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından önemli farklılıklar saptandığından söz konusu cira imzasının davacı ...'ın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.Somut olayda dava konusu çekin keşide tarihinin 15/03/2014 tarihi olduğu, bir kısım karşılaştırma belgelerinin daha eski tarihli ve fotokopi ise de karşılaştırma belgelerinin içinde 13/08/2013 tarihli vekaletname aslının, 04/04/2013 tarihli başvuru belge aslının ,04/04/2013 tarihli resmi senet aslının bulunduğu, mahkeme huzurunda alınmış yazı ve imza örneklerinin de incelendiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu anlaşıldığından ayrıca ATK dan rapor aldırılmasına gerek bulunmadığından mahkemece icra takibine konu çekten dolayı davacının davalıya borcunun olmadığına dair verilen karar dosya kapsamına göre hukuken yerindedir. Davalı tarafından davanın kabulüne karar verilmiş ise de aslında davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiğini, kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verildiğini, kararın kısa karara uygun yazılması gerektiğini ileri sürmüş ise de mahkemenin gerekçeli kararının kısa karara uygun olarak yazıldığı görüldüğünden bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2020 tarih ve 2017/259 E., 2020/726 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 567,59 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 196,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 371,19 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024