T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/939 Esas
KARAR NO:2024/1528
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:17/01/2024
NUMARASI: 2023/5 E. - 2024/10 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:27/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin özel evrenselkolej + şekil markası ile 1986 yılından bu yana Ankara’da eğitim ve öğretim hizmeti sunduğunu, ... Kurumları olarak 1986 yılında ilkokul, ortaokul ve lise (kolej) kurulduğunu, 1991 yılında ise yine ... Kurumları çatısı altında .... Lisesinin açıldığını, müvekkilinin, 1986 yılından bu yana kullandığı özel evrenselkolej + şekil markasının 41. Sınıfta tescili için 12.10.2016 tarihinde, ... başvuru numarası ile ....’ye başvuruda bulunduğunu, Müvekkilin marka tescil başvurusunun, 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi dayanak gösterilerek, davalı ...’nun 35. ve 41. Sınıflarda tescilli ... sayılı ... markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu gerekçesiyle reddedildiğini, markalar arasında 556 sayılı KHK madde 7/1-b kapsamına girebilecek ve .... tarafından resen gözetilecek bir aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olma durumunun söz konusu olmadığını, müvekkilinin 41. Sınıfta yer alan faaliyet alanında uzun süredir hizmet vermekte olduğunu ve tanınmış marka haline geldiğini, tanınmış marka olan müvekkil markasının tescil talebinin reddinin doğru olmadığını, Davalı ...'nun ise sadece 2007 yılından bu yana ilgili alanda hizmet verdiğini ve ... markasının da 30.12.2014 tarihi itibariyle korunmakta olduğunu, davacı müvekkilinin 1986 yılından bu yana kullandığı markasının tanınmışlığından yararlanan ... sayılı davalı markasının, hedef tüketici kitlesi tarafından ayırt edilemeyerek müvekkilin marka imajına zarar verme olasılığının engellenmesi gerektiğini beyanla ....'nın 12.02.2017 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, Davalı ... adına tescilli, ....numaralı evrensel + şekil markasının hükümsüzlüğüne ve markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; Markanın hükümsüzlüğü davasında KHK 63 ve 71 md gereğince davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki mahkemelerin yetkili olduğunu, ikametgahının İstanbulda olması nedeniyle öncelikle davanın yetki yönünden reddinin gerektiğini ve dosyanın yetkili İstanbul Nöbetçi ...'ye gönderilmesini talep ettiği, davanın esasına yönelik olarak; adına tescilli .... markasının davacının iddia ettiği gibi markaya tecavüz eden herhangi bir niteliğinin bulunmadığını zira ... Enstitüsüne başvuru yapıldığı tarihlerde yapılan incelemelerde gerek logonun gerekse markanın benzeri herhangi bir marka bulunmadığının belirtilerek talebinin onaylandığını ve tescil belgesinin verildiğini, davacının okullarının 90 yılından beri hizmet verdiğini ifade ettiğini, ancak bu zamana kadar bir marka başvurusunda bulunulmamasının da dikkat çekici olduğunu, davacı ile faaliyet alanlarının farklı olduğunu herhangi bir iltibasa yol açacak özellik arz etmediğini, ... markası ile pek çok şirkete eğitim ve çalıştay hizmeti sunduğunu beyanla davanın öncelikle yetki yönünden reddine ve yetkili İstanbul Nöbetçi ....'ye gönderilmesine esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı öncesinde 02/05/2019 yapılan yargılama sonunda; " ... Her iki tarafın markaları ortak olarak 41. Hizmet sınıfı kapsamında olsa da faaliyet alanlarının ve markaların kullanım alanlarının farklı olduğu, farklı müşteri portföyüne hitap ettikleri tartışmasızdır. Öte yandan “.... ” ibaresi kullanıldığı sektör ve markanın korunduğu sınıf itibariyle bir anlamda eğitim sektöründe sıkça kullanılan tanımlayıcı bir ibaredir. Marka korunmak istediği sınıftan yabancılaştığı ölçüde güçlenir, korunmak istediği sınıfa yaklaştığı ölçüde de zayıflar. Zayıf marka sahibinin ayırt ediciliği düşük ibareleri marka olarak seçtiği takdire 3. Kişiler tarafından haksız kullanıma açık olacağını bildiği, bunu kabul ederek de markayı seçtiği düşünülmektedir. ... ibaresi de marka olarak eğitim alanında zayıf bir ibaredir. Dolayısıyla 41. sınıf için eğitim alınında zayıf bir ibare olan ... ibaresinin farklı logolar ile kullanılması halinde marka bir başka işletmenin markasından farklı olarak algılabilecektir. Davalınında oluşturduğu logo ile markasına farklılık kattığı, faaliyet alanlarının tüketici nezdinde karışıklığa neden olmadığı anlaşıldığından davanın esastan reddine" karar verilmiştir. Karar davacı tarafından istinaf edildiğini Dairemiz tarafından 08/12/2022 tarih 2020/1705 Esas 2022/1721 Karar sayılı dosyası ile davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı sonrasında 17/01/2024 tarihinde yeniden yapılan yargılama sonunda; "...Dosya kapsamına alınan gerek kaldırma ilamı öncesi raporlar, kaldırma ilamı öncesi mahkememizce verilen karar gerekçesi gerekse de kaldırma ilamı sonrası alınan raporlardan da net bir şekilde tespit edildiği üzere Davacının özel ... markası bakımından gerçek hak sahipliği olduğu, öte yandan ... ibaresinin eğitim hizmetleri bakımından zayıf marka olduğu davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasının davacı markasından yeterli ölçüde görsel olarak farklılaştığı, karıştırılma ihtimali olmadığı ve davacı markasının tanınmış marka olmadığı anlaşılmakla," sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece 28.08.2023 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, -Mahkemenin karar gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, her iki tarafın markalarında yer alan "...." ibaresinin benzer değil aynı olduğunu, her iki markanın asıl unsurunun .... kelimesi olduğunu, "...." ibaresi ve "şekil" markanın yardımcı unsuru olduğunu, davalı tarafından adına tescil ettirilen "...." markası, asıl unsuru "..." kelimesi olan ve gerçek hak sahibi müvekkili olan "..." den oluşan marka ile benzer olup, iltibasa neden olacağını, sunulu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 11 Hukuk Dairesi kararlarının emsal nitelikteki kararlar olduğunu, Yargıtay HGK 2020/11-344 Esas, 2022/849 Karar sayılı kararı, Yargıtay HGK. 2019/11-654 Esas , 2022/32 Karar sayılı kararı , Yargıtay HGK 2017/11-26 Esas , 2021/371 Karar sayılı kararı, Yargıtay HGK'nun 2020/11-317 Esas, 2022/1040 Karar sayılı kararı, Yargıtay HGK.2019/11-364 Esas , 2022/234 Karar sayılı kararı, Yargıtay HGK.2020/11-724 Esas , 2022/1292 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2020/2374 Esas , 2021/3299 Karar sayılı kararı, Yargıtay HGK. 2021/11-182 Esas, 2022/1456 Karar sayılı kararlarının emsal kararlar olup, delil olarak dayandıklarını, belirtilen emsal nitelikteki bu kararlar karşısında davalı tarafından tescil ettirilen ve işbu dava ile hükümsüzlüğü talep edilen markanın, Davacı müvekkiline ait (....) markasına benzer olup, üstün hak sahibi olan müvekkilinin markası ile iltibas oluşturan davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini,-Her iki markanın asıl unsurunun .... kelimesi olduğunu, diğer ilavelerin "tali" unsur olduğunu, her iki markanın bütünü gözetildiğinde, birbirine benzer olduğunu, Davacı müvekkilinin tescilini talep ettiği sınıfın 41.sınıfta yer alan "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri(sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Tercüme hizmetleri." şeklindeki hizmet sınıfı olduğunu, Davalı markasının tescilli olduğu sınıfların ise, 41.sınıfta yazılı "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri(sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri." ile 35.sınıfta yazılı " Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, Büro hizmetleri: sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." şeklindeki hizmetleri sınıfları olduğunu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 22.09.2005 tarih ve 2005/8081 Esas, 2005/8578 Karar sayılı emsal nitelikteki bu kararından da anlaşılacağı üzere, taraf markalarının farklı mal ve hizmet sınıfında tescilli yada tescil edilecek olması halinde dahi, bu sınıfların birbirleri ile irtibat ve etkileşiminin dikkate alınması gerektiğini, taraf markaları dikkate alındığında, ... markasının yaratıcısı ve üstün hak sahibi olan davacı müvekkili markasının 41.sınıfta yazılı hizmetler olduğunu, Davalı adına tescilli markanın ise, 41 ve 35.sınıf olup, 35.sınıfta yazılı hizmetlerin müvekkili markası ile aynı sınıfta olduğunu, Davalı adına tescilli 35.sınıf hizmetler ise, 41.sınıfta yazılı hizmet sınıfı ile benzer ve birbiri ile etkileşim halinde olan hizmet sınıfı olduğunu, Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, -Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17.02.2009 tarih ve 2008/818 Esas, 2009/1783 Karar sayılı emsal nitelikteki bu kararından da anlaşılacağı üzere, taraf markalarının farklı mal ve hizmet sınıfında tescilli yada tescil edilecek olması halinde dahi, bu sınıfların birbirleri ile irtibat ve etkileşiminin dikkate alınması gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın tümü ile kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, Davalı ... adına tescilli, ... numaralı evrensel + şekil markasının hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir. Hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı “...” şekil markasının 35 ve 41. Sınıflarda davalı adına 30.12.2014 tarihinden itibaren tescilli olduğu anlaşılmıştır.Marka sahibi, markası hangi sınıflarda tescil edilmişse markasının başkası tarafından kullanılmasını ve tescilini önleme yetkisi, o mal veya hizmetler ve onlarla benzer olan mal ve hizmetlerle sınırlıdır. Davacının marka başvurusunun 41. Sınıfta, davalının marka tescilinin ise 35 ve 41. Sınıflarda olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişiler 12.6.2018 tarihli kök ve 12.12.2018 tarihli tarihli raporlarında; MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından 02.08.1990 tarihinde Kurum Açma ve 25.09.1990 tarihînde de öğretime başlama izni verilen davacı tarafın ...koleji + şekil markası ile ... Kurumları çatısı altında; ilkokul, Ortaokul, Lise, Fen Lisesi alanında eğitim faaliyetlerini sürdürdüğünü, her iki tarafın markalarında yer alan “evrensel” ibaresinin benzer olduğunu ancak markaların bütünü itibariyle bıraktığı izlenim ve her iki tarafın markayı farklı alanlarda kullanması sebebi ile ortalama tüketicinin yanılmayacağını, dolayısıyla Davalı ... adına tescilli ... sayılı markasının hükümsüzlüğüne ve tescilden terkine karar verilemeyeceğini bildirmişlerdir.22/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda, Davacının ... markası bakımından gerçek hak sahipliği olduğu, öte yandan ... ibaresinin eğitim hizmetleri bakımından zayıf marka olduğu davalının hükümsüzlüğü talep edilen markasının davacı markasından yeterli ölçüde görsel olarak farklılaştığı, karıştırılma ihtimali olmadığı, Davacı markasının tanınmış marka olmadığı belirtilmiştir.Davacı taraf "..." kelimesinin benzer değil aynı olduğunu ve yardımcı unsurların markayı farklılaştırmadığını ileri sürmüş olup, Davacının başvurusuna esas markada ... kolej ibaresi ile bir yıldız olduğu ve şekil markası olduğu, davalının ise .... yazı ibaresinin yanında küçük e harfi etrafında ok şeklinde bir logo bulunduğu, markaların görsel olarak aynı olmadığı, her iki tarafın markasında yer alan “...” ibaresinin birebir aynı olduğu, tarafların markaları arasında sınıfsal benzerlik de bulunduğu, Mahkemece toplanan tüm deliller ve bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı markasının başvuru tarihinden önce " ...." şekil markasını 41.sınıfta kullandığı, davacının kullanımının davalıdan önce olduğunun tespitinin ve gerçek hak sahibi olduğunun tespitinin yapıldığı, ayrıca davacıya ait ticaret unvanının davalının marka başvurusundan daha önceki tarih olduğu, Davacı markası ile davalı markası arasında sınıfsal ayniyet bulunmakla birlikte, şekil ve sözcük unsurlarından oluşan markalarda tüketicilerin markalardaki sözcük unsuruna daha yüksek bir önem atfettiği, markasal çağrışımlarda ve işletmelerin ayırt edilmesinde şekli unsurlardan ziyade önceliğin sözcük unsurlarda olduğu, markalardaki sözcük unsurlarının tüketici açısından daha akılda kalıcı olacağı, taraf markalarında da ortak unsur olan ... sözcüğünün ise aynı olduğu, tarafların faaliyet gösterdiği eğitim ve öğretim sektöründe zayıf marka olduğunu ileri sürmüş ise de, tarafların faaliyet gösterdiği eğitim ve öğretim sektöründe ortalama tüketici dikkate alındığında "evrensel" ibaresinin işletmesel bağlantı da bulunduğu gözetilerek tüketici tarafından çağırışım olarak iltibas yaratabileceği, taraf markaları arasında orta ve lise eğitimi konularında tüketici nezdinde karıştırma ihtimali bulunduğu bu sebeple davalı markasının tescilli olduğu eğitim ve öğretim mal ve hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlük koşulları oluştuğu anlaşılmakla mahkemece "Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri(sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)." kısım yönünün davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, tamamen reddine karar verilmesi yerinde olmadığından, açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/01/2024 tarih, 2023/5 E., 2024/10 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KISMEN KABULÜNE,Davalı adına tescilli 2014/110429 sayılı "“...” şekil markasının 41. Sınıflarda ""Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri(sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil)." hizmetleri bakımından kısmen hükümsüzlüğüne,Fazlaya ilişkin talebin reddine,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60- TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile 396,20-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 8.100,00 TL bilirkişi ücreti, 662,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 8.829,40 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1/2 oranda 4.414,70 TL'lık kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Davanın red edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 132,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 294,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024