T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2335
KARAR NO: 2024/20
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2020
NUMARASI: 2014/100 E. - 2020/185 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin kasasındayken hırsızlık sonucu çalınan çeklerden biri olan ve İstanbul .... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyasıyla davalı tarafından icra takibine konu edilen ... A.Ş. Esenyurt şubesine ait 24/12/2013 tarihli 15.000,00-TL bedelli ... Tic. Ltd. Şti. Keşideli ... seri no'lu çek bedelinin icra dosyasına ödendiği tarihten itibaren temerrüt faiziyle birlikte müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Ödemenin ihtirazi kayıtla yapılmış olduğundan geçerli bir ödeme olmayıp davacının bedelin istirdadını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, sahte kaşe ve imzayla yapılan cironun ciro zincirini bozmayacağından ciro silsilesinin kopuk olduğundan ve müvekkilinin yetkili hamil olmadığından bahsedilemeyeceğini, faturayla çekin uyumlu olduğunu ve fatura düzenleyen şirketin ilgili çekin ciro silsilesinde yer alması halinde davaya konu çekin bir mal veya hizmet sonucu temlik alındığının kabulünün gerektiğini, ortada kendilerine yapılmış geçerli bir ödeme bulunmadığı ve çek ciro silsilesinin kopuk olmadığını beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; "Kötüniyet - ağır kusur açısından somut olay irdelendiğinde dosyada mübrez olan mali bilirkişi tarafından hazırlanan raporun denetlenebilir, açıklayıcı yeterli izahata sahip olduğu ifade edilmelidir. Dava konusu çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı grafolojik inceleme kapsamında sabit haldedir. Hırsızlık hadisesi 22/09/2013 tarihinde yaşanmış, faktoring işlemi ise olaydan iki gün sonra 24/09/2013 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte fatura üzerindeki kaşede fatura tutarının 24/12/2013 tarihinde temlik edildiği ifade edilmektedir. İmza yanında davacı kaşesi olarak görünen kayıt üzerinde yine davacı şirketin sicil numarasının yanlış yazıldığı da sabittir. Hadiseyle faktoring işlemi arasında iki günlük bir zaman dilimi olduğu da dikkate alınarak davalı faktoring firmasının borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemlere başvurmadığı, çekin ödenebilirliği noktasında gerekli ve yeterli istihbarat çalışmasının yapılmadığı, keşideciye ulaşıldığına dair yine dosyaya yansıyan herhangi bir delile tesadüf edilmediği, mali bilirkişinin tespitinde de yer aldığı üzere faktoring firmalarının kuruluş ve organizasyonları itibariyle her türlü istihbarat yapma imkanlarına sahip oldukları ayrıca davalı faktoring firmasının çeki tevdi almasında mevzuata uygun davrandığını ispat yükümlülüğü kendisine ait olmasına rağmen, raporda atıf yapılan husus dahilinde istihbarat föyünün inceleme esnasında bilirkişi tarafından talep edildiği halde temin edilemediği bildirilmekle davalının ispat külfetini yerine getirdiğinden de bahsedilemeyeceği, bu surette gerek TTK 792. Maddesi hükmü ve gerekse 04/02/2015 tarihinde yayımlanan Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik 5. Maddesi nazarında faktoring firmalarının müşterilerinin mali durumlarının değerlendirilerek bunların itibarı ve işlem geçmişlerini dikkate almaları bununla birlikte "gerektiği" hallerde fatura borçlusu veya senet keşidecisine başvurarak borcun teyit edilmesini sağlayacak yöntemler geliştirmesine vurgu yapılmış olmakla davalının yasadan kaynaklanan araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği, çekin iktisabında ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiğinin takdiriyle davanın kabulüne karar verilmiş, keşideci tarafından davalı adına yapılan ödeme kapsamında davalının sebepsiz zenginleştiği kabul edildiğinden ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilinde yönelik," neticeden davanın kabulü ile; davalının ağır kusuruyla davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği kabul edildiğinden 20.262,34-TL'nin istirdadıyla işbu bedelin 31/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ödeme ihtirazi kayıt ile yapılmış olduğu için geçerli bir ödemeden söz edebilmenin mümkün olmadığını, yapılan ödeme ile sebepsiz zenginleşme olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, keşideci tarafından icra dosyasına ihtirazi kayıtla ödeme yaptıklarını, icra veznesine intikal etmiş bir paranın alacaklıya ödeme yerine geçebilmesinin ödemenin herhangi bir kayıt ve şarta bağlı tutulmaması ile mümkün olduğunu, mahkeme kararına dayanak teşkil eden sebepsiz zenginleşmenin ancak ödemenin kendilerine yapılması halinde mümkün olabileceğini, ihtirazi kayıt konularak taraflarına ödemeye ve icra müdürlüğünde muhafaza edilen meblağa gerekçe gösterilerek müvekkilin sebepsiz zenginleştiği yönünde kurulan kararın hatalı olduğunu, çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı bu sebeple de yasadan kaynaklanan araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve çekin iktisabında ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının kanuna uygun olmadığını, taraflarınca belirli şartlar gereği belgeler de sunulduğundan sunmadıkları bir evrak olmayıp usulüne uygun bir faktoring ilişkisi söz konusu olduğunu, dava konusu çekin sahte imza ile keşide edildiği iddiasının şahsi defi niteliğinde olup müvekkile karşı öne sürülemeyeceğini, bilirkişi raporunda müvekkil şirketin imzanın sahteliğine ilişkin bilgiye ulaşacak her türlü teknik donanıma sahip olduğu iddiasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece 2 günlük zaman diliminde gerekli incelemenin yapılamayacağı, borcun teyidini sağlayacak bilgilere başvurmadığının tamamen gerçeklikten uzak olduğunu, alacaklının çeki alırken imzaların borçluya ait olup olmadığı yönündeki kontrol yükümlülüğünü yerine getirip getirmemesi konusunda, çekteki imzanın borçlunun gerçek imzaları ile ne kadar benzeştiğine bakmak gerektiğini, müvekkilin Türkiye çapında bilinen faktoring şirketlerinden biri olup davacı tarafın iddia ettiği gibi hiçbir şekilde kötü niyetli davranmadığını, sadece alacağını tahsil etmeye çalıştığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu çek bedelinin istirdatı davasıdır. Davacı tarafından dava dilekçesi ile müvekkili iş yerinde kasasında bulunan toplam 10 adet çekin çalındığı, bu çeklerden bir tanesinin İstanbul .... İcra ... E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini çek bedelini icra dosyasına ödendiğini belirterek ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İstanbul ... İcra ... E. sayılı dosyasında alacaklı ... Aş. tarafından borçlular ..., ... LTD. ŞTİ. ve ... Ltd. Şti. aleyhine çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu çekin ... Esenyurt şubesine ait olduğu keşide tarihinin 24/12/2013 ibraz tarihinin 26/12/2013 tarihi olduğu, keşidecinin ... Ltd. Şti lehtar .... LTD. ŞTİ. olduğu görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Adli Tıp Uzmanı ve Adli Grafolog bilirkişi tarafından düzenlenen 20/12/2018 tarihli raporda dava konusu çek aslı arka yüzünde birinci ciro .... LTD. ŞTİ. kaşe izi üzerinde şirket yetkilisi adına atfen atılmış imzanın davacı şirket yetkililerinden ... ve ... eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. İstanbul .... İcra ... E. sayılı dosyasında borçlu .... LTD. ŞTİ. vekili 06/02/2014 tarihli dilekçesi ile takip borçlularından ... Ltd. Şti. tarafından dosya borcunun tamamının ödendiği belirtilmiştir. Somut olayda takibe konu çekte davacının lehtar olduğu, imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, Adli Grafolog bilirkişi raporu ile tespit edildiği, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden davacı tarafından bu itirazın alacaklıya karşı da ileri sürülebileceği anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar isabetlidir. Ayrıca davalı istinafında ödemenin itirazı kayıt ile yapıldığı bu nedenle geçerli bir ödemeden söz edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de icra dosyasına borçlu .... Ltd. Şti. tarafından 31/01/2014 tarihinde borcu kabul etmemek kaydı ile birlikte icra dosyasında ödendiği icra dosyasına yapılmış bir ödeme mevcut olduğundan istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2020 tarih ve 2014/100 E., 2020/185 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.384,12 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 346,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.038,09 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024