T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2512
KARAR NO: 2024/221
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 24/09/2020
NUMARASI: 2018/444 E. - 2020/139 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... numaralı "...", ... numaralı "SMS" ve ... numaralı "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." ibareleri tescilli markaların sahibi olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresi ve "..." ibaresiyle birlikte bu markanın baş harfine işaret eder nitelikteki "..." harfini ürün tiplerini belirten "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." ibareleriyle birlikte tescili için TPMK nezdinde marka başvurusu gerçekleştirmiş ise de TPMK tarafından davalıya ait marka tescilleri bulunduğu gerekçesiyle başvurunun reddedildiğini, ancak yapılan araştırmada davalı şirketin ... tescil numaralı "..." ibareli markayı 6.sınıftaki "madeni vanalar (makina veya motor parçası olmayan), pnömatik küresel ve kelebek vanalar, madeni fıçı muslukları", 7.sınıftaki "kara taşıtları için olanlar hariç motorlar ve makinalar (iş makinaları ile su ve hava taşıtları için motorlar ve makinalar, jet motorları), sızdırmazlık elemanları (segmanlar), bağlantılar, dişliler, transmisyon zincirleri ve şaftları, transmisyon şaft yatakları, karter milleri, makina ve motor parçası olarak basınç azaltıcılar, düzenleyiciler, basın valfleri, hidrolik ve pnömatik kontroller, makaralar, bobinler, motor pistonları ve gömlekleri, hız azaltıcı düzenler, tahrik mekanizmaları, tork dönüştürücüler (konverterler), kontrpedallar, debriyajlar, kardar mafsalı (üniversal mafsal), türbinler" ve 11.sınıftaki "su ve gaz tesisatları için musluklar, ısıtma tesisatının parçası olan termostatik valfler, tanklar için seviye kontrol valfleri, genel maksat solenoid valfleri, buhar ve vakum selonoid valfleri, fuel oil solenoid valfleri, patlaç valfleri, pnömatik aküatörler, pnömatik pistonlu valfler, detantörler (regülatörler), otomatik sulama teçhizatı için fıskiyeler, musluklar, duşlar için ahizeler ve spiraller, sıhhi tesisat parçası olan borular, zirai amaçlı sulama makinaları" yönünden kullanmadığının tespit edildiğini, 6769 sayılı SMK kapsamında markanın iptalinin talep edilebileceğini, davalının dava konusu markayı tescil ettirdiği hizmetler bakımından kullanmayarak sicili haksız yere işgal ettiğini ve müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini belirterek, bu sebeplerle davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın yukarıda yer verilen sınıf ve emtialar yönünden SMK’nun 9 ve 26/a maddeleri uyarınca kısmen iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket ortaklarından .... davalı şirketin eski ortağı olduğunu, kendi hissesini 26/07/2002 tarihinde tüm hak ve yükümlülükleriyle birlikte davalı şirketin ortakları olan ... ve ... devrettiğini, davalı şirketin 09/08/2002 tarihinde unvan değişikliği yapılarak "...Ltd. Şirketi" olarak değiştirildiğini, müvekkili firmanın ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... markalarını tescilli/tescilsiz olarak 556 sayılı KHK'da belirtilen şekilde ayırt edici nitelik oluşturacak şekilde kullandığını, 1990 yılında ise ...tescil numarası ve 1988 yılında ..., ... numarası ile marka olarak kullandığını ve kullanmaya da devam ettiğini, taraflar arasında görülen davalarda defalarca kez "..." ile başlayıp değişik harf ve sayı gruplarıyla devam eden markalar üzerinde müvekkilinin hak sahibi olduğunu, davalının kötü niyetli hareket ettiğini, müvekkilinin PVD markasındaki mamul tip kodlarının tamamını 2002 yılından beri faturalarında kullandığını, bu kullanıma hiç bir zaman ara vermediğini, davacı şirketin ... tescil numaralı "..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..." markasının hükümsüzlüğü için açtıkları dava sonucunda markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini belirterek, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın REDDİNE." şeklinde karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan 06.03.2020 tarihli maddi hususların tespit edildiği bilirkişi raporunda, davalının markasını tescil ettirdiği hali ile kullanmadığının sabit hale geldiğini, davalının sunduğu ticari defterler ve faturalar kapsamında yapılan incelemede davalının markasında yer alan “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “... ve ...” şeklindeki mamul tip kodlarının her birinin ayrı ayrı kullanıldığı ve davalının sunduğu, deliller kapsamında tescilli markasının tescil edildiği şekilde kullanılmadığı açıkça tespit edildiğini, ayrıca, davalı markasını kullanmamasından da öte dava dilekçelerinin 4 numaralı delili olarak sunulan davalıya ait katalog örneklerinden de görüleceği üzere, kötüniyetli olarak faaliyet gösterdiği sektörde bu markada tip numarası olarak yer alan “...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “... ve ...” ibarelerinin her birinin ayrı ayrı markalar olduğu şeklinde beyanda bulunmakta ve tanıtım materyallerinde de da bu ibareleri ayrı ayrı kendi markasıymışçasına kullanarak tüketicileri yanılmakta olduğunu, ilk derece mahkemesi’nin gerekçeli kararında da davalının markasını her bir mamul için o mamule özgü kod numarasıyla kullandığı yönünde bir karar vermişse de ilk derece mahkemesi tarafından bu husus yanlış bir şekilde değerlendirilerek hatalı bir şekilde davalının markasını kullandığı sonucuna ulaşıldığını, davalı markasını tescil ettirdiği şekilde yani tescil kapsamında yer alan tüm mamul kodları ile kullanmakta olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edildiği ve ilk derece mahkemesince de kararda yer verildiği üzere davalı markasını her bir mamul için o mamule özgü kod numarasıyla kullandığını, ancak davalının bu kullanımları dava konusu markanın tescil edildiği şekilde kullanıldığı anlamına gelmemekte, aksine davalı tarafından dava konusu markanın kullanılmadığını ve ilgili markanın kullanmama sebebiyle iptal edilmesi gerektiğinin kanıtı niteliğinde olduğunu, bununla beraber, davalı kötüniyetli bir şekilde vekil edenin sektör teamülünde de sıklıkla kullanılan “marka+tip no” şeklindeki kullanımlarını engellemeye çalışıp, yeni ticari faaliyetlerinin önünü kesmekte ve kullanmadığı hizmetlere ilişkin marka tescilleriyle sicili haksız yere oyaladığını, markanın tescil edildiği haliyle kullanılmadığı husus bilirkişilerce de tespit edilmesine karşın davalı, markasında yer alan her bir mamul tip kodu üzerinde hak sahibiymişçesine hareket ederek faturalarında yalnızca ürün mamul kodlarının her birini ayrı ayrı kullanmakta ve tanıtım kataloglarında da her bir tip kodu üzerinde hak sahibi olduğu yönünde gerçek dışı beyanda bulunduğunu, bu hususa ilişkin tüm delillerin de dosyada kapsamında yer almasına karşın ilk derece mahkemesince bu husus gözardı edilmiş ve incelenmediğini, gerekçeli kararda yer alan “markanın esas unsurunun "..." olduğu, harf ve rakamlarda oluşan kodların daha küçük harf ve rakamlarla marka kaydında tali unsur olarak yer aldığı, marka sahibinin markasını esas unsurunu temel almak suretiyle tali unsurlarında değişiklik yaparak kullanmasının marka kullanımı niteliğinde olduğu,” değerlendirmesinin ise son derece hatalı olduğunun sabit olduğunu, Davalı tarafın markayı asli unsurlarıyla beraber kullandığına dair bu faturalar haricinde hiçbir delil sunamadığından 01.10.2002 tarih ve ... sayısıyla tescilli markasının kullanmama nedeniyle iptali gerektiğini, İlk Derece Mahkemesi bu hususta hatalı karar vermiş olmakla beraber, davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin beyanlarımızı da hiçbir şekilde değerlendirmediğini, vekil edenin sunmuş olduğu delilleri göz ardı ettiğini, bu kapsamda verdiği karar da eksik ve hatalı inceleme sonucunda haksız ve hukuka aykırı olduğunu, açıklanan tüm bu nedenler ve Sayın Başkanlığınızca re’sen dikkate alınacak nedenlerle usul ve yasaya aykırı İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2018/444 E. Ve 2020/139 K. Sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini vekil olarak saygı ile talep etmiştir.
İstinafa Cevap:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; işbu kararın usul ve yasaya uygun olup, davacının tüm istinaf taleplerinin reddi ile kararın onanmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili olduğu şirketin, ticari hayatının başından itibaren T-harf ve sayı gruplarından oluşan markasındaki mamül tip kodlarını İhdas Ve İstimal ettiği ve bunlar üzerinde gerçek hak sahibi olduğu dosya kapsamı ile ve kesinleşen mahkeme kararları ile sabit olduğunu, müvekkil şirketin, markasında bulunan mamulleri, mamul tip kodlarına göre sipariş almakta ve ona göre üretim ve satışını yapmakta olduğunu, görüleceği üzere müvekkil şirketin sahibi olduğu iş bu markaya ait unsurlar ayrı ayrı da tanındığını ve her unsur temsil ettiği malı benzerlerinden ayırdığını, ayrıca her bir mamul aynı zamanda iş bu markanın bütününü temsil ettiği için her tip kodunun kullanımı markanın bütününün kullanımı anlamına gelmekte olduğunu, Davacının istinaf başvurusunda dile getirdiği 556 Sayılı KHK Md. 41 gereği yenileme yapılmadığı hususu doğru olmadığını, daha önce davacı ile müvekkil şirket arasında dava konusu markasının aidiyeti hususunda yukarıda açıklandığı üzere bir çok dava görülmüş davacı şirketin bu markalar üzerinde hak sahibi olmadığı bu markaların müvekkil şirkete ait olduğunu, baştan beri müvekkil tarafından kullanıldığı belirtilmiş ve işbu davalar Yargıtay aşmasından geçerek kesinleştiğini, kötü niyetli olduğu kesinleşmiş mahkeme kararları ile sabit olan ve müvekkil şirketin eski ortağı tarafından kurulmuş olan davacı şirket, tüm hileli ve kötü niyetli davranışları ile müvekkil şirketin markalarını ele geçiremeyince bu kez de kötü niyetli davranışlarına devam ederek, müvekkilin markalarını tescilli hali ile kullanmadığı iddiasında bulunarak müvekkilin markalarını ele geçirmeye çalıştığı dosya kapsamı ile sabit olması nedeniyle; davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava davalı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın kullanmama nedenine dayalı iptali istemine ilişkindir. 01/10/2002 başvuru tarihli, ... numaralı "..." ibareli markanın 6, 7 ve 11.sınıflarda 30.06.2004 tarihinde davalı şirket adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Markanın tescilinden itibaren sahibi tarafından fiilen kullanılması zorunludur. 6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile aynı yasanın 9/1 maddesinde " Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen "ciddi kullanımın" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve sürdürmek için yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır. Kullanım yükümlülüğünün yerine getirildiğini ispat markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı kapsar. SMK 26/4 maddesine göre, Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Davalı şirketin 02/01/1986 tarihinde tescil edildiği, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere ,davalı markasındaki ibarelerin davalıya ait mamullerin tip kodlarına tekabül ettiği, bu kodlarının davalı şirket tarafından ihdas ve istimal edildiği, davalı adına ... numarası ile tescilli markanın 6, 7 ve 11.sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için dava tarihinden geriye doğru 5 yıldan bu yana etkin bir şekilde kullanıldığı, bununla birlikte marka içerisinde yer alan mamul tip kodlarının tek tek kullanıldığı, markanın tescilli olduğu şekliyle (tüm mamul tip kodları bir arada olacak şekilde) kullanılmadıkları, markanın birden fazla esas unsurdan oluşması ve davalı faturalarında bu esas unsurların ayrı ayrı kendi başlarına olmak üzere markanın kısmi kullanımı şeklinde olduğu görülmekle, davalı markasının esas unsurunun "..." olduğu ve devamındaki kodların mamül kodları olduğu ve ilgili ürünlerde kullanıldığı, marka esas unsurunun tescilli olduğu sınıflarda ciddi şekilde kullanıldığının davalı yanca ispatlanmış olduğu, markada yer alan esas unsurun kullanılması ancak tali unsur niteliğindeki kodlarla bir bütün olarak kullanılmamasının markanın kullanılmadığı sonucunu doğurmayacağı bu nedenlerle ilk derece mahkemesince markanın kısmi iptal koşullarının mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/09/2020 tarih ve 2018/444 E., 2020/139 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,2 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a Temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 09/02/2024