T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2344 Esas
KARAR NO: 2024/30
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/06/2020
NUMARASI: 2019/99 E. - 2020/97 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bugüne kadar nizasız ve fasılasız kullanmak suretiyle ayırt edici nitelik kazandırdığı '... " esas unsuru tanınmış markalarının kurucusunun adının ve ticaret unvanının kılavuz unsurunun aynısı olan ve kötü niyetli olarak tescil edilen ... tescil nolu " ..." ibareli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, üçüncü kişileri devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, dava konusu markaya ayırt edicilik ve tanınmışlık sağladıklarını, müvekkillerinin gözlük alanında faaliyet gösterdiğini, davacının ise moda ve giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının bilerek müvekkillerinin kullanımına sessiz kaldığını, markanın Türkiye'de tanınır hale geldikten sonra huzurdaki davanın açılmasının kötüniyetli olduğunu, davacının önceye dayalı hak sahipliği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının haksız rekabet iddiasının gerçek dışı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddinin gerektiğini beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Dosyaya sunulan deliller incelendiğinde davacı markasının tanınmış marka kriterlerinin hepsini haiz olmasa da bilinirliği olan bir marka olduğu, davalının da aynı sektörde -yani gözlük sektöründe - cevap dilekçesinde de iddia ve beyan olunduğu üzere 2006 yılından beri yoğun ve kapsamlı faaliyet yürüttüğü, bu hali ile davacının markasından tamamen habersiz olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki davacı markası bir anlam ifade eden ve tesadüfen bulunabilecek kelimelerden oluşmamaktadır. Yabancı isim ve soy isimden müteşekkil davacı markasının birebir aynısının, aynı sınıfta tescilinin tesadüf olamayacağı, davalının marka tescilini kötüniyetle gerçekleştirdiğinin kabulünün zorunlu olduğu hukuki ve vicdani kanaatiyle," davacının davasının kabulü ile; davalı adına tescilli 2014/31620 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının dava konusu markayı hangi yılda ihdas ve istimal ettiğinin belli olmadığını, dava dilekçesinde birçok tarih verilmiş olup konunun davacının beyanı ile çelişkili hale geldiğini, davacının Türkiye'de marka tescili olmadan 4 yıl 11 ay bekleyerek açtığı bu davada kendi kötü niyetini perdelemek için müvekkil hakkında haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, bu iddiaların gerçek dışı olup bu iddiaları dikkate alarak müvekkilin kötü niyetli olduğu varsayımı ile kurulan hükmün bozulması gerektiğini, davacının Türk devletini, hukukunu, TPMK'yi, Türkiye piyasasını hiçe sayarak ülkemizde marka tescili yaptırmadığını, müvekkil tescilinden 5 yıl sonra müvekkili kötü niyetli diye yaftalayarak işbu davayı ikame ettiğini, 556 sayılı KHK'nin, SMK'nin dünyadaki emsal mevzuata uygun olarak marka korumasında tescil ve ülkesellik sistemini benimsediğini, müvekkilin dava konusu markanın tescili konusunda kötü niyetli olmadığını, davacının kurucusunun ismini bilmediğini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının 2002 yılında ilk tescilini aldığını iddia ettiği markayı ülkemizde tescil ettirmeyerek müvekkilin 16.04.2014 tarihinde tescil ettirdiği markanın hükümsüzlüğünü 12.03.2019 tarihli dava ile talep ederek sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, bilirkişi raporu ve gerekçeli kararda davacı markasının tanınmış marka olmadığının belirtildiğini, hatalı hüküm kurularak davacının markasının tanınmış marka olduğu, ülkemizde markanın kendisi ve benzerinin hiç başvurusu olmadığı halde davacı tarafın tanınmış markalara sağlanan haklardan yararlandırılarak davanın kabulüne karar verildiğini, davanın tanınmış marka iddiası yönünden kabul görmemiş, reddedilmiş olmasına rağmen tam kabul kararı verilmesi ve lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü davasıdır. TPMK kayıtlarına göre ... -Ticaret ...tescil nolu markanın 9.emtiada 16/04/2014 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle ...Tic. Ltd. ŞTİ. adına tescil edildiği görülmüştür. Dava tarihi itibariyle 6769 sayılı SMK hükümleri uygulanacaktır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişiye ait 27/12/2019 tarihli marka vekili tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; "... ibareli, 16/04/2014 başvuru tarihli ... tescil numaralı markanın Mal ve Hizmet Sınıflandırmasına İlişkin Tebliğ'in 9.sınıfında davalı adına tescilli olduğu, davacı yanın ... ibaresini davalı markasının başvuru tarihinden önce ihtilaf konusu markanın tescilli olduğu emtialar bakımından yurtdışında kullanıma konu ettiği ve davacı yanın ... ibaresi üzerinde dava konusu marka tescil başvurusunun gerçekleştirilmesinden önce gerçek hak sahibi olduğu, SMK'nun 25.maddesi uyarınca davacı yanın gerçek hak sahibi olduğu davalı adına 9.sınıfta tescilli 2014/31620 sayılı markanın hükümsüz kılınması gerekeceği, davacının gerçek hak sahibi olduğu tespit edilen ... ibaresinin davalı markasının başvuru tarihi olan 16/04/2014 tarihi itibariyle tanınmış marka olduğunun tespit edilemediği, karşılaştırmaya tabi markaların birebir aynı kelime unsurları içerdiği, aynı renklerin farklı kombinasyonlarının kullanıldığı, her iki markanın aynı emtialarda kullanıldığı, ihtilaf konusu ibarenin herhangi bir sektörel anlamı olmayan kişi isminden oluştuğu, işbu nedenlerle davalı seçiminin tesadüften ibaret olamayacağı ve bu nedenle davalı yanın karine olarak iyiniyetli kabul edilemeyeceği, nihai takdir mahkemede olmakla birlikte ... marka tescilinin kötüniyetli olduğunun değerlendirilebileceği, davalı yanın faaliyetlerinin davacının iş ürünleri ve faaliyetleri ile karıştırılmaya sebebiyet vereceği ve bu nedenle davalı yanın eylemlerinin haksız rekabet teşkil edeceği, davacı yanın ticaret unvanının asıl unsuru olan ... ibaresinin ihtilaf konusu markanın tescilli olduğu emtialarda davalı yanca marka tesciline konu edilmesi davacı yanın ticaret unvanından doğan sınai haklarını ihlal eder nitelikte olduğu, SMK'nun 25.maddesinde yapılan atıfta 6.maddenin 6 fıkrası kapsamında davalı adına tescilli markanın hükümsüz kılınabileceği" belirtilmiştir. 6769 sy SMK'nun 25.md.yollaması ile aynı Kanunun 6/9 md'si uyarınca kötüniyetli yapılan tescil hükümsüzlük sebebidir. Buna göre başkasına ait olduğunu bildiği yahut bilmesi gerektiği bir markadan haksız bir şekilde yararlanma amacıyla yapılmış tescil kötüniyetlidir."Tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı bir şekilde kullanılması yoluyla, başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp yedekleme marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuru ve tescilleri kötüniyetli marka tescili olarak kabul edilmelidir."(Y.11.H.D. 01.12.2011 T, 2010/4126 e. 2011/16279 k.)SMK'nun 3. maddesi uyarınca markaların korunmasında markaların ülkeselliği ilkesi geçerli olup, bir hak sahibi markasını hangi ülkede korumak istiyorsa o ülkede tescil başvurusunda bulunması gerekir. Aynı işaretlerin, bir ülkede başka, diğer bir ülkede ise daha başka bir kişi adına tescilli olması mümkündür. Her bir marka tescili kural olarak tescilli olduğu ülkenin coğrafi hudutlarıyla sınırlı olarak korunacaktır. Ancak yurtdışında tescilli, ülkemizde tescilli olmayan tanınmış markalar yönünden, SMK'nun 6/4. maddesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesindeki düzenlemeden yola çıkılarak, Ülkemizin de taraf olduğu 1883 tarihli Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6. maddesi uyarınca, genişletilmiş koruma sağlanmaktadır. Korumanın kapsamı ise, Paris Sözleşmesinin devamı olarak imzalanan yine Türkiye’nin de taraf olduğu 1994 TRIPS Sözleşmesinin 16. maddesinde gösterilmiştir. Markanın tanınmışlığı Paris Sözleşmesi’nde ve SMK’da tanımlanmamıştır. Bir markanın tanınmışlığı, kullanıldığı malın Türkiye’ye ihraç olunmasına veya hizmetin Türkiye’de görülmesine, hatta markanın Türkiye’de bilinmesine, tesciline ve kullanılmasına bağlı olmayıp, önemli olan, markanın Türkiye’de tanınabilir olmasıdır. Aksi halde, Paris Sözleşmesinin markaları uluslararası açıdan koruyan hükümlerinin bir anlamı kalmayacaktır. Nitekim, Paris Sözleşmesinde de bir markanın herkesçe fiilen bilinmesinden değil, bilinebilir olmasından söz edilmiştir.Bir marka Paris Sözleşmesine taraf tek bir ülkede tanınmışsa, Türkiye'de tescili olmasa ve kullanılmasa dahi tanınmış marka olarak sayılmasına engel hukuki durum yoktur. Önemli olan, Türkiye'deki ilgili sektörde yer alanların bu markanın tanınmış bir marka olduğunu bilmelerinin beklenip beklenmediğidir. Yargıtay 11. HD'nin 13/02/2019 gün 2017/3943 E, 2019/1154 Karar sayılı kararında; "...Kabule göre, Mahkemece davalı marka başvurusunun kötüniyetli olduğu gerekçesiyle de davanın kabulüne karar verilmiş ise de; bir markanın kötü niyetle tescil ettirilmesi hali, mülga 556 sayılı KHK’da açıkça bir hükümsüzlük sebebi olarak sayılmamış ise de, MK 2. maddesinden hareketle, Dairemizin yerleşik uygulamaları doğrultusunda kötü niyetle marka başvurusu bir hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmektedir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir.Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. Ayrıca buna gerek ve ihtiyaç da bulunmamaktadır. Bu bağlamda, KHK’nın 8/3 maddesi uyarınca önceye dayalı hakkın ihlali, KHK’nın 8/4.maddesi veya Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötü niyetli başvuru olarak görülemez. Oysa somut olayda, mahkemece, kötü niyete ilişkin her hangi bir objektif delil ve emare gösterilmeksizin, sırf tanınmış markanın benzerinin tescil başvurusunda bulunulmasının kötü niyetli başvuru olarak kabulü de doğru bulunmamış ve bu sebeple de hükmün mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir." denilmektedir. Somut olayda davacının markasının Türkiye'de tescilli olmadığı, bilirkişi raporunda davacının markasının yurt dışında 16/04/2014 tarihinden önce gözlük emtiasında kullanıldığının açıklandığı, davalı markasının tescil başvuru tarihinden önce tanınmış marka olduğunu ispatlar delillerin dosyaya sunulmadığı, marka korumasında ülkesellik prensibinin geçerli olduğu, davacı markasının Türkiye'de davalı başvurusundan önce kullanılarak hak sahipliği elde edildiğinin ve tanınmışlığının ispat edilemediği, davalının yurt dışında tescilli markasının aynısı/benzerinin tescil edilmesinin tek başına davalının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince, bilirkişi raporundaki hatalı görüş esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/06/2020 tarih, 2019/99 E., 2020/97 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davacının davasının reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 383,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin davacının üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 41,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 190,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c- İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024