T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2034
KARAR NO: 2023/1620
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/12/2019
NUMARASI: 2017/620 E. - 2019/954 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin dava dilekçesinde; müvekkilinin elektrik malzemeleri ticareti yapan bir firmanın sahibi olduğunu, davalı banka müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının senede dayalı icra takibi başlattığını ve takibi kesinleştiğini, müvekkilinin icra takibinden henüz haberinin olmadığını, takibe konu edilen senetler 02.08.2013 düzenleme ve 29.12.2013 tediye tarihli 42.039-TL bedelli ve 02.09.2013 düzenleme ve 15.01.2014 tediye tarihli 80.000-TL bedelli keşidecisi müvekkile ... ve lehdarı... Tic. Ltd. Şti. Olarak düzenlendiğini, müvekkiline takibe konu senetleri düzenlemediği gibi senet metni ve imzalarda müvekkili eli ürünü olmadığını, müvekkiline lehdar olarak görünen şirkete ve dolayısıyla davalı bankaya borcu bulunmadığını, bu nedenlerle davalıya borçlu olmadığının tespitini, takibe konan senetlerin sahteliğinin tespitini ve iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Banka'nın Atrium şubesine olan kredi borcuna karşılık DM ARAÇ TAKİP VE GÜVENLİK SİSTEMLERİ TİC LTD.ŞTİ tarafından ciro edilerek ... keşideli dava ve takip konusu senetler müvekkil bankaya verildiğini, borçlu şirket tarafından kredi borcu ödenmeyince davaya konu senetlerin keşidecisi ... hakkında İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/88 D.lş sayılı dosyasından alınan ihtiyati haciz kararı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasından infaz edilerek esas takibe geçildiğini, yapılacak yargılama sonucunda müvekkil Banka'nın haklı olduğunu, bir an olsun davanın aleyhe sonuçlanması düşünülse dahi müvekkil Banka'nın talep edilen alacağın % 20 oranındaki kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebi hukuken kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira müvekkil Banka kötü niyetli olmadığını, söz konusu senedin sahte yada imzaların senet keşidecisine ait olup olmadığının bilebilecek bir durumda olmadığını, bu ancak yapılacak yargılama ile anlaşılabileceğini, bu itibarla bu talep hukuken kabul edilemediğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın talep sonucu dikkate alınarak KISMEN KABULÜNE, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile takip dayanağı 02/08/2013 düzenleme tarihli, 29/12/2013 tediye tarihli, 42.039-TL bedelli ve 02/09/2013 düzenleme tarihli, 15/01/2014 tediye tarihli, 80.000-TL bedelli senetler nedeniyle borçlu olmadığının TESPİTİNE, Davacının kötüniyet tazminatı ve senetlerin iptaline dair istemlerinin, senetlerdeki ciro silsilesi karşısında şartları oluşmadığından REDDİNE, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, adli tıp ve adli bilimler uzmanı belge inceleme uzmanından rapor alındığını, yerleşik içtihat kararları gereği öncelikle Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nde imza incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davaya konu senetteki imzaların davacının temin edilen diğer evraklarında yer alan imzalarla kıyaslaması yapıldığında dahi, senetlerdeki imzanın davacının eli ürünü olduğunu, imzaların ilk harfi olan "B" harfi kuyruklu olarak yazılmış bulunduğunu, kıyaslama evrakları sadece imza beyannamesi alındıktan sonraki tarihlere ait belgeler üstünde yapıldığını, ancak imza beyannamesi verilmeden önceki tarihlere ait belgelerin de temin edilerek imza incelemesine konu edilmesi gerektiği, gereken inceleme yapılmadan davanın kabulü yönünde verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, davacının söz konusu senetlerin keşidecisi olduğunun görüldüğünü, davacı davaya konu senetlerin keşidecisi olmadığını iddia ederken, herhangi bir sahtelik iddiası vs. bir şikayet başvurusu da olmadığını, bu sebeplerle yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; öncelikle davalı taraf istinaf dilekçesinde, davacı tarafından keşide edilen çekler ile ilgili alınan ihtiyati haciz talebinden sonra icra takibine geçildiğini belirttiğini, gerçekte icra takibine konu edilen kıymetli evrakın çek değil, yine bir kambiyo senedi olan bono olduğunu, bonoların müvekkili tarafından keşide edilmediğini, davanın müvekkilinin imzası taklit edilerek oluşturulmuş senetlere karşı menfi tespit davası olduğunu , davacı tarafından takibe konu senedin düzenlemediğini bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi senet tanziminden önceki tarihlere ait imza örneklerinin aslı ilk derece mahkemesince ilgili kurumlardan getirtilmiş akabinde müvekkile istiktap ettirilmiş ve böylece elde edilen belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını, bu sebeplerle davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: Dava , menfi tespit ve senedin iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasının senede dayalı icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini, takibe konu edilen senetleri müvekkilinin düzenlemediğini , senet metni ve imzaların müvekkilin eli ürünü olmadığını, müvekkiline lehdar olarak görünen şirkete ve dolayısıyla davalı bankaya borcu bulunmadığını beyanla borçlu olmadığının tespitini ve takip konusu senetlerin iptalini talep etmiştir. Dava konusu, 2 adet bononun, 02.08.2013 düzenleme tarihli, 29.12.2013 vade tarihli 42.037,00 TL bedelli ve 03.09.2013 düzenleme tarihli, 15.01.2014 vade tarihli 80.000,00-TL bedelli senetlerin keşidecisisin davacı ... ve lehdarının dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. olduğu, görülmektedir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı takip dosyasında, alacaklının davalı banka , borçlunun davacı ... olduğu, 42.037,00 TL asıl alacak 836,94 TL işlemiş faiz, 80.000,00 TL asıl alacak, 1.148,89 TL işlemiş faiz ile 193,74 TL protesto masrafı ve 300,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücretinin tahsili istemi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibin dayanağının yukarıda bilgileri verilen 2 adet bono olduğu görülmektedir. Mahkemece imza incelemesi yaptırılmış olup, dosyada mevcut ,bilirkişi raporuna göre; İnceleme konusu senetlerde davacı ...Iya atfen atılan imzalar ile ...'nın karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan önemli derecedeki benzemezlikler nedeni ile, 02.08.2013 düzenleme, 29.12.2013 tediye tarihli, 42.037 TL bedelli ve 03.09.2013 düzenleme, 15.01.2014 tediye tarihli, 80.000 TL bedelli senetlerde ...'ya atfen atılan imzaların, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ... 'nın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Rapor konusunda uzman bilirkişi tarafından gerekli teknik cihazlar kullanılmak suretiyle, belge asılları, keşide tarihine en yakın mukayeseye esas belgeler üzerinden inceleme yapılarak düzenlendiği, dolayısıyla kesin kanaat içeren bu raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu görüldüğünden , hükme esas alınmasında bir isabetsizlik söz konusu değildir. Öncelikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına yönelik bir zorunluluk bulunmadığı dikkate alındığında davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir. Bu açıklamalara göre, eldeki dava konusu bonoların sahte olarak düzenlendiği iddiasına dayalı, açılmıştır. Sahtecilik def'i mutlak bir def'i olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, yapılan inceleme ile senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığı, bu nedenle davacının senet bedelinden sorumlu tutulamayacağı, mahkemece davacının menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/12/2019 tarih ve 2017/620 E. 2019/954 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.336,48-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.084,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.252,08-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3 Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/12/2023