T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2283 Esas
KARAR NO: 2024/52
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 25/02/2020
NUMARASI: 2017/518 E. - 2020/35 K.
DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı-birleşen davacı vekili asıl dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin toptan satış mağazacılığı alanında köklü bir firma olduğunu ve ülke çapında 165 adet mağaza ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 35.sınıf da dahil olmak üzere "..." ayırt edici unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, bu markaların görsel ve yazılı basın başta olmak üzere ilgili tüm mecralarda yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka hale geldiğini, davalının ise "... " ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili firmanın marka haklarına tecavüz ettiğini, bu kullanımın aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, Trabzon ili ve bağlı ilçelerinde işletmelere numara vermek suretiyle "..." ibaresinin kullanıldığını, bu durumun müvekkili tarafından fark edilmesi üzerine iş bu markayı kullanan üç işletmeye karşı Kartal Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2012/231, 2012/232 ve 2012/233 Esas sayılı dosyaları ile dava açıldığını ve bu davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, kararların Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından kesinleşmesi üzerine 2016 yılında kararın infaz edildiğini, ancak kesinleşen yargı kararlarına rağmen "..." markasının kullanılmasına halen devam edildiğini belirterek, davanın "..." ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "..." ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzre depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve iş bu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan,dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilgililere tebliğine ve kamuya yaın yoluyla duyurulmasına, kullanımın ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı-birleşen davalı asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, tabelalarında "..." ibaresi bulunmadığı için davanın hukuka aykırı olduğunu, tabelalarında " ... (... logosu içinde) ... 'her zaman yanınızda' ... yazdığını, davacının iş bu davayı açmasında menfaati olmadığı gibi alakasız şekilde kanun yolu ile ticari hayatlarında ve güncel yaşamlarında huzursuzluk yarattığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-birleşen davalı birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, tabelalarında "..." ibaresi bulunmadığı için davanın hukuka aykırı olduğunu, tabelalarında " ... (bakkal amca logosu içinde) ... 'her zaman yanınızda' ... - 2 yazdığını, davacının iş bu davayı açmasında menfaati olmadığı gibi alakasız şekilde kanun yolu ile ticari hayatlarında ve güncel yaşamlarında huzursuzluk yarattığını, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Somut olay incelendiğinde, gerek asıl dava, gerekse de birleşen dava yönünden davacı-birleşen davacı vekilinin sunduğu fotoğraf, davalı-birleşen davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu fotoğraf ile davalı-birleşen davalıya ait iş yerlerinde keşif sırasında çekilen fotoğraf birlikte değerlendirildiğinde, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalı-birleşen davalıya ait bakkal dükkanlarında "... -100" ve "... - 106" ibarelerinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, iş yerlerindeki "..." ibaresinin kullanıldığı, ancak "..." harfi yerine dans eden insan figürü koyulduğu, bu değişikliğin markaların benzerliğini ortadan kaldırmadığı, bu kullanım şeklinin de davacının markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı anlaşılmakla," asıl davanın kabulüne, davalının; davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarını esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini "..." isimli işyeri tabelasında kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının, davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresini davacı şirketin markalarının tescilli olduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte kullanmasının , bu ibareyi taşıyan ürünler üretmesinin , ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünleri reklam , promosyon ve tanıtımları yapmalarının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler ambalajlar , ilan, reklam, broşür, afiş , tabela v.s. Her türlü tanıtım malzemesi , basılı evraklar, faturalar v.b. Her türlü ticari evrakın ve bu dava sonucunda verilecek esas hükme aykırı şekilde iletilen , satılan, sağlanan , dağıtılan , satışa arz edilen, ithal ya da ihraç edilen , elde bulundurulan , satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar için kullanılan reklam , promosyon ya da tanıtım malzemesi , basılı evraklar, faturalar v.b. Her türlü ticari evraklarına el konulmasına ve esasa ilişkin hükmün kesinleşmesine müteakip, masrafı davalıdan alınmak suretiyle imhasına, hüküm özetinin masrafın davalıdan alınmak sureti ile Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına, davalının ticaret ünvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından; ticaret sicilinden ticaret ünvanının terkini talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının ... markasının kendi tanınmış markası olduğunu iddia ettiğini, ancak "..." markasının dava dışı ... Tic. AŞ. adına kayıtlı olduğunu, davacının tanınmış markası olmadığının tespit edildiğini, davacının davayı açmakta menfaati bulunmadığını, davacının tanınmış markası olsaydı bu kez davacının "...." değil davaya konu "... " ibaresinin önlenmesi ve men edilmesini talep etmiş olması nedeniyle taleple bağlılık gereği mahkemece "..." ibaresinin menine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacının ... ibaresi ile resmi hiçbir bağı olmadığını, usul hukuku açısından terditli talep oluşturabilecek tiyse de şartlı talep oluşturulamayacağından davacının ""... " ibaresinin ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin yerinde olmadığı görüldüğünde mahkemece davacının diğer talepleri haklı kabul edilmiş olsa dahi bu talebi reddedilerek kısmen kabul karar vermesi gerekirken davalının ticaret unvanında ... ibaresini kullanmadığı gerekçesiyle ticaret sicilinden ticaret unvanının terkini talebiyle ilgili karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki hükmü istinaf ettiklerini, davacı tarafın kolaylıkla bilgi sahibi olabileceği konudaki talebini şarta bağlamasının hukuk düzeni açısından korunamayacağını, davanın açıldığı tarihte müvekkillerin tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair hiçbir delil bulunmadığını, horon figürlü ... ibaresinin bile ... ifadesi olmadan asla kullanılmadığını, eldeki davada dava tarihi itibariyle tabela ve iş yeri unvanında ... ibaresi kullanılmadığını, davacı tarafından dayanılan bilirkişi delilinin davacı iddialarını reddeder nitelikte olduğunu, Trabzon 3. ASHM'nin 2018/26 talimat dosyası ile yapılan keşif sonucu tanzim edilen bilirkişi raporunda işletme tabelasında davalı tarafından davacıya ait "..." ibaresinin kullanılmadığını, işletme tabelasında " ..." ibaresinin yazılı olduğunu, işletme içerisinde bulunan ürün fiyat etiketinde "..." ibaresinin yazılı olduğunu, işletmeye ait iş yeri ruhsatında davacıya ait "..." ibaresinin kullanılmadığını, iş yeri unvanının "..." olduğunun tespit edildiğini, tabelalarda "..." ibaresinin kullanılmadığının fotoğraflardan anlaşıldığını, iltibas teşkil edebilecek herhangi bir kullanım olmadığını, marka hakkı kullanımına tecavüz olmadığı delillerine karşı davacı tarafın dava tarihinden çok önce çekilmiş fotoğraflara göre hukuka uygun bir şekilde karar verilemeyeceğinin açık olduğunu, dava açıldığı sırada tabelada "..." ibaresinin kullanımı olmadığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirildiğini, davacı tarafın dava dilekçesindeki talepleri incelendiğinde davacının tanınmış marka olduğu iddiasının son bilirkişi raporu ile gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte ... markasının TPE'de dava dışı ... Tic. A.Ş.adına kayıtlı olması sebebiyle bu ibare kullanılıyor olsa bile iki marka arasında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin varlığının söz konusu olamayacağını, davacı markasının zayıf marka olması sebebiyle ... ibaresi ile ... ibaresinin karıştırılma ihtimali olmasının da haksız rekabetin varlığının da kabul edilebilir olmadığını, ... ibaresindeki esas unsurun ... olduğunu, kimi bakkalların ... ibaresini kullanmadığını, ... (horon oynayan kadın figürü) ... (horon oynayan erkek figürü)... ile şeklinde tabela ve poşet gibi ürünler kullandığını, ortalama seviyedeki tüketicinin davacı şirketin varlığından bile haberdar olmadığını, kimi bakkalların sürekli maruz kaldıkları davalardan bunalıp "..." ibaresindeki ...'i bile dava tarihinden önce sildirdiklerini, kabul anlamına gelmemekle her iki marka arasında iltibas olduğu varsayılsa ve davacı tarafın iddia ettiği gibi silindiği halde alttan hafif görünüyor olsa dahi silmek, görünen ilişkiyi kabul etmemek yok etmek anlamına geleceğini ve bunun iltibası yok edecek bir durum olduğunu, 06.06.2018 ve 19.03.2018 tarihli bilirkişi raporlarının iddialarını destekler mahiyette olduğunu, gerekçenin son paragrafındaki tespitin ve buna dayalı takdirin eksik inceleme sonucu oluşturulduğunu, müvekkil tarafından ... ibaresinin üzeri boyanmak suretiyle tabelalardan kaldırıldığını, çekilen fotoğrafların dava açılışından 6 ay ile 12 ay önce arasında yapılan tespitler olduğunu, dava açılışı sırasında durum tespiti yapılmadığını, topluca Trabzon ilindeki bakkallar aleyhine Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde davalar ikame edildiğini, genel itibariyle, dosyalara gerek müvekkillerin, gerekse vekil olarak tarafımızın sunmuş olduğu dilekçe ve deliller, gerek 06.06.2018 tarihli ve 19.03.2018 tarihli bilirkişi raporları, itiraz ettikleri kalemler dışında kısmen de 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunun davacı yanın talepleriyle birlikte değerlendirildiğinde davanın ispatından uzak olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markaların davalı tarafından aynı hizmet ve mal sınıfında iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiası ile açılan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına ilişkindir. TPMK kayıtlarına göre ... numaralı "..." ibareli markanın 01.02.2002 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı "... " ibareli markanın 07.06.2004 tarihinde 5 ve 41.sınıflarda, ... numaralı "...I" ibareli markanın 01.06.2006 tarihinde 5 ve 41.sınıflarda, ... numaralı " ..." ibareli markanın 09.05.2006 tarihinde 5, 16 ve 41.sınıflarda, ... numaralı "..." ibareli markanın 19.02.2008 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı "... " ibareli markanın 14.04.2009 tarihinde 16, 38 ve 41.sınıflarda, ... numaralı "..." ibareli markanın 27.08.2012 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı "..." ibareli markanın 17.05.2016 tarihinde 35.sınıfta, ... numaralı "... " ibareli markanın 13.12.2017 tarihinde 35 ve 36.sınıflarda, ... numaralı "...." ibareli markanın 18.04.2017 tarihinde 35.sınıfta davacı şirket adına tescil edildiği görülmüştür. Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/76 Talimat dosyasında düzenlenen 06.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda; ... isimli iş yerinde ...'nın faaliyet gösterdiği, vergi levhasında ve iş yeri açma ruhsatında ...'nın isminin yer aldığı, işletme içerisinden alınan yazar kasa fişinde "..." ibaresinin yer aldığı ve harflerin arasında dans eden insan figürlerinin yer aldığı, işletme çalışanının üzerindeki kıyafette " ..." ibaresinin bulunduğu tespit edilmiştir. Birleşen 2017/525 Esas sayılı davayla ilgili Trabzon 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/26 Talimat dosyasında düzenlenen 19.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda işletme tabelasında davalı tarafından davacıya ait olan "..." ibaresinin kullanılmadığı, işletme tabelasında "..." ibaresinin yazılı olduğu, işletme içerisinde bulunan ürün fiyat etiketinde davalı tarafından davacıya ait olan "..." ibaresinin kullanıldığı, etikette "..." ibaresinin yazılı olduğu, işletmeye ait iş yeri ruhsatında davacıya ait "..." ibaresinin kullanılmadığı, iş yeri unvanının "...." şeklinde olduğu belirtilmiştir. 04.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda; tespit raporunda yer verilen yazarkasa fişinden ve personel kıyafetlerinden görüldüğü üzere davalının, davacının markalarının esas unsuru olan "..." ibaresini birebir kullandığı, davalıya ait işletme tabelasındaki tente üzerinde “...” ibaresinin harflerinin arasında “...” harfleri yerine dans eden insan figürlerine yer verilmişse de, “...” harfleri yerine, şekil ve boyut olarak ortalama tüketici nezdinde yine aynı etkiyi doğuracak dans eden insan figürlerinin kullanılmasının, ortalama tüketici nezdinde “...” ibaresinin çağrıştırmasına engel olacak düzeyde bir farklılık yaratmadığı, dolayısıyla davalının, davacının markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini kullandığının kabulü gerektiği, davalının bu kullanımları ile davacının 35. sınıfta tescilli ..., ..., ..., ..., ... no’lu “...” esas unsurlu markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu nedenle somut olayda, SMK m.29 ve SMK m.7/I-b uyarınca marka hakkına tecavüzün koşullarının gerçekleştiği, somut olayda davalı tarafça, davacının iş ürünleri, faaliyet ve işleriyle iltibasa yol açacak yöntemlere başvurulduğu tespit edildiğinden, TTK m.55 uyarınca haksız rekabetin şartlarının da oluştuğu, davalının ticaret unvanında “...” ibaresini kullandığının tespit edildiği; bu itibarla, davacının talebi doğrultusunda (ve TTK m.52 uyarınca), davalının ticaret unvanındaki ticari dürüstlüğe aykırı durumun giderilebilmesi için, davalıya ait ticaret unvanındaki “...” ibaresinin unvandan terkinine karar verilebileceği, davacının “...” esas unsurlu markasının veya markalarının tanınmış marka olduğunu ileri sürdüğü, bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan araştırmada, “...” markasının ... no’su ile dava dışı ... Ticaret Anonim Şirketi adına tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiği, mevcut durum itibariyle, husumetin ... Anonim Şirketi’ye yöneltilmediği bir davada davacının tanınmış marka iddiasının incelenemeyeceği belirtilmiştir. Birleşen davada alınan 12.12.2018 tarihli raporda; tespit raporundan anlaşılacağı üzere davalının, davacının markalarının esas unsuru olan "..." ibaresini birebir kullandığı, davalıya ait işletme tabelasındaki tente üzerinde “... ” ibaresinin harflerinin arasında “...” harfleri yerine dans eden insan figürlerine yer verilmişse de, “...” harfleri yerine, şekil ve boyut olarak ortalama tüketici nezdinde yine aynı etkiyi doğuracak dans eden insan figürlerinin kullanılmasının, ortalama tüketici nezdinde “...” ibaresinin çağrıştırmasına engel olacak düzeyde bir farklılık yaratmadığı, dolayısıyla davalının, davacının markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini kullandığının kabulü gerektiği, davalının bu kullanımları ile davacının 35. sınıfta tescilli ..., ..., ..., ..., ... no’lu “...” esas unsurlu markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu nedenle somut olayda, SMK m.29 ve SMK m.7/I-b uyarınca marka hakkına tecavüzün koşullarının gerçekleştiği, somut olayda davalı tarafça, davacının iş ürünleri, faaliyet ve işleriyle iltibasa yol açacak yöntemlere başvurulduğu tespit edildiğinden, TTK m.55 uyarınca haksız rekabetin şartlarının da oluştuğu, davalının ticaret unvanında “...” ibaresini kullandığının tespit edildiği; bu itibarla, davacının talebi doğrultusunda (ve TTK m.52 uyarınca), davalının ticaret unvanındaki ticari dürüstlüğe aykırı durumun giderilebilmesi için, davalıya ait ticaret unvanındaki “...” ibaresinin unvandan terkinine karar verilebileceği, davacının “...” esas unsurlu markasının veya markalarının tanınmış marka olduğunu ileri sürdüğü, bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılan araştırmada, “...” markasının ... no’su ile dava dışı ... Anonim Şirketi adına tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiği, mevcut durum itibariyle, husumetin ... Ticaret Anonim Şirketi’ye yöneltilmediği bir davada davacının tanınmış marka iddiasının incelenemeyeceği belirtilmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesinde marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı olan herhangi bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Yine Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 55. maddesinde ise dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışların haksız rekabet olduğu belirtilmiştir. Somut olayda incelenen bilirkişi raporları, toplanan tüm deliller gerek asıl dava, gerekse de birleşen dava yönünden davacı-birleşen davacı vekilinin sunduğu fotoğraf, davalı-birleşen davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu fotoğraf ile davalı-birleşen davalıya ait iş yerlerinde keşif sırasında çekilen fotoğraf birlikte değerlendirildiğinde,asıl davada çalışan kıyafetleri ve tabelada, birleşen davada fiyat etiketi ve tabelada kullanımın söz konusu olduğu, Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalı-birleşen davalıya ait bakkal dükkanlarında "..." ve "..." ibarelerinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, iş yerlerindeki "..." ibaresinin kullanıldığı, ancak "..." harfi yerine dans eden insan figürü koyulduğu, bu değişikliğin markaların benzerliğini ortadan kaldırmadığı, bu kullanım şeklinin de davacının markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, ancak davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı gibi tabela, fiyat etiketi ve çalışan kıyafeti dışında kullanımının ispatlanamadığı anlaşılmakla, asıl dava ile birleşen davanın kısmen kabulü yerine tümüyle kabulüne karar verilmesi de yerinde olmamıştır.Davalının ticaret ünvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından, ticaret ünvanının terkini talebinin reddine karar verilmesi gerekirken ünvan terkini talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar da isabetli olmamıştır. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin asıl ve birleşen davalarda istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, Yargıtay içtihatleri uyarınca karar bölünemeyeceğinden mahkeme kararının tümden kaldırılmasına, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, davalının ticaret ünvanında ... ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret sicilinden ticaret ünvanının terkini talebinin ve ispatlanamayan taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, istinaf edenin sıfatına göre kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/02/2020 tarih, 2017/518 E., 2020/35 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Asıl davanın KISMEN KABULÜNE,-Davalının; davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarını esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini "..." isimli işyeri tabelasında kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, -Davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, -Davalının, davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresini tabelada kullanmasının önlenmesine ve men edilmesine, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesine müteakip, masrafı davalıdan alınarak tabeladaki ... ibaresinin silinmesine, -Hüküm özetinin masrafın davalıdan alınmak sureti ile Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına, 4-Davalının ticaret ünvanında ... ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret sicilinden ticaret ünvanının terkini talebinin ve fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile 396,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet harcı, 253,80 TL keşif harcı, 2.763,90 TL bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.085,10 TL'nin, davanın kabul ve red oranına göre 1/2 oranda 1.542,50 TL'lık kısmının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,5/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, -Birleşen 2017/525 Esas sayılı davanın KISMEN KABULÜNE A)-Davalının; davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarını esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini "... " isimli işyeri tabelasında kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, B)-Davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, davalının tabeladaki kullanımına son verdiği anlaşılmakla, ref talebi konusuz kaldığından, karar verilmesine yer olmadığına,C)-Davalı kullanımına son verdiğinden hüküm özetinin ilanında davacı tarafın hukuki yararı kalmadığından ilan talebinin reddine,Ç)-Davalının ticaret ünvanında ... ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret sicilinden ticaret ünvanının terkini talebinin ve fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/d-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile 396,20 TL harcın davalı-birleşen davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/e-Davacı-birleşen davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 253,80 TL keşif harcı, 2.712,50 TL bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.02910 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle 1/2 oranda 1.514,55 TL'lık kısmının birleşen davada davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,5/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça ana ve birleşen dava kapsamında yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından ana ve birleşen dava kapsamında yapılan 297,20 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 32,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 181,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6/c- İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024