T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2150
KARAR NO: 2024/45
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/03/2020
NUMARASI: 2018/115 E. - 2020/44 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/01/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin hali hazırda kurmuş oldukları ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. şirketi kapsamında, tasarrufa dayalı faizsiz konut/araç edindirme sektöründe faaliyet göstermekte, ticari faaliyetlerini kendi buldukları ve tescil ettirdikleri tasarruf yöntemleri üzerinden yürütmekte olduğunu, bu kapsamda müvekkilleri tarafından, ilk defa bulunarak formüle edilen faizsiz konut/araba edinme şeklinde özetlenebilecek grup kurmak ve bu grup üzerinde yapılan organizasyonla grup üyelerinin yapmış oldukları ödemeler çerçevesinde grup üyelerinin ev veya araç alması şeklinde işleyen ticari yöntemin müvekkillerince bulunarak; "Sıra Tespitli Yöntem" olarak isimlendirmek suretiyle adlarına Kadıköy ...Noterliği'nin ... Yevmiye numaralı Eser Beyannamesiyle tescil edilmiş olduğunu, yine ilk defa bulunarak formüle edilen bu yöntemin Türkiye'de ve dünyada ilk defa müvekkilleri tarafından uygulandığını, müvekkillerinin bilahare bu yöntemi de geliştirdiklerini ve Sıra Tespitli Yöntem Versiyon 2 adı ile yine tescil ettirmiş olduklarını, (Kadıköy ...Noterliğinin ... Yevmiye numaralı Eser Beyannamesi), bu son yöntemde de müvekkillerinin geliştirmiş oldukları yöntem gereğince, müşterilerin, almak istediği eve, ödeyeceği aylık taksitlere (yapmak istedikleri aylık tasarrufa) kendisinin karar vereceklerini, isteyen müşterilerin hiç peşinat vermeden de bu yöntemle ev sahibi olabileceklerini, müşterilerin evini teslim alacağı tarihlerin noter huzurunda yapılan sıra tespitiyle belirleneceği ve de Sıra Tespitli Yöntem Versiyon 2 ile müşterilerin almak istedikleri eve, faiz, vade farkı, ek maliyet getiren kira yardımı ödemeyecekleri şekilde bir formülasyonla son yöntemin ayırd edici vasıflarının belirlenmiş olduğunu, müvekkili şirketin "Sıra Tespitli Yöntem" olarak tescil edilmiş bulunan yöntemin davalı şirket tarafından "Çekiliş Fonu" ismi ile, üzerinde küçük değişiklikler yapılarak kullanıldığını, müvekkilinin formüle etmiş olduğu sistemin, davalı şirketçe geliştirilmiş gibi lanse edildiğini, müvekkillerinin geliştirmiş olduğu peşinat, gruplama, aylık ödeme gibi sistemin karakteristik ayrıcı vasıflarının aynen kopyalanarak kullanıldığını, kullanılmakla yetinilmediğini, reklam ve şirket tanıtım işlemlerinden kullanıldığını, müvekkilleri tarafından daha evvel bu sektörde kira yardımı olarak bilinen ek ödemelerin kendi geliştirmiş olduğu yöntemlerde kaldırmış olmasına rağmen davalı şirketçe şirket reklamlarında "ilk" defa kendilerince kaldırılmış gibi gösterilerek, gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını, ilk defa müvekkilleri tarafından formüle edilerek tescil edilen "Sıra Tespitli Yöntem 2 360 Kişiye Kadar Tasarruf Programı Önce Gel Erken Al Kampanyası" olarak tescil edilmiş bulunan yöntemin tüm ayırt edici vasıfları ile kopyalanarak, basın tanıtımından kullanıldığını, davalı şirketin basına yapılan açıklamada, kamuoyu ve tüketicileri yanıltacak şekilde yöntemin faizsiz tasarruf modelini esas alarak "ilk kez" kendileri tarafından Türkiye'ye getirildiği gibi yanlış, yanıltıcı bilgilerle birlikte müvekkilinin geliştirdiği sistemin sahiplenildiğini, nihayetinde tüm bu eylemlerle müvekkili tarafından geliştirilmiş bulunan sistemin üzerinde küçük değişiklikler yapılarak kullanıldığını, müvekkilinin formüle etmiş olduğu sistemi, davalı şirketçe geliştirilmiş gibi lanse edildiğini, müvekkillerinin geliştirmiş olduğu peşinat, gruplama (bilhassa 360 aylık/kişilik grup oluşturma fikri), aylık ödeme gibi sistemin karakteristik ayırıcı vasıflarının aynen kopyalanarak kullanıldığını, kullanılmakla yetinilmediğini, reklam ve şirket tanıtım işlemlerinden kullanıldığının tespit edildiğini belirterek, davalının davacılara ait tescilli ticari yöntemleri haksız kullanması nedeniyle ve de haksız rekabet niteliğindeki eylemler nedeniyle davacıların uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte HMK’nun 109. maddesi uyarınca kısmi alacak davası şeklinde 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu sistemin eser mahiyetinde olmadığını, notere her tasdik ettirilen hususun eser olamayacağını, bahsedilen yöntemin altın gününe benzer bir yöntem olduğunu, bu tür bir yöntemi ... teyzenin notere tasdik ettirmesinin bütün altın günlerini yasaklama hakkını vermeyeceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında, davalının Notere tasdik ettirdiği "Sıra Tespitli Yöntem" ve "Sıra Tespitli Yöntem Versiyon 2" isimli ödeme yöntemlerin FSEK kapsamında eser olarak korunan ürünler olmadıkları, zira bu ödeme sistemlerinin birer yöntemi anlattıkları, bu tür yöntemlerin FSEK kapsamında eser niteliği taşımadıkları, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği de iddia edilmişse de; gerek dünyada gerekse Türkiye'de uzun yıllardan bu yana faizsiz yöntemle ödemeler yapıldığı, bu şekilde kişilerin mülk sahibi olması için sitemlerin mevcut olduğu, bu yöntemde kişilerin organizasyonu yapan şirkete belli oranda komisyon ödedikleri, bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi ..., ... gibi firmaların bu yöntemi uzun süredir kullandıkları, davacının pazarlama yönteminin yeni bir yöntem olmadığı, "Sıra Tespitli Yöntem Versiyon 2" isimli yöntemde de yalnızca taksit sayısının 360 ay olarak belirlendiği, davacının da bu taksit sayısını davalının Noter tasdiki yaptırdığı aynı gün tanıttığı, ayrıca taksit sayısının ne kadar olduğunun kullanılan pazarlama yöntemi için ayırt edici bir unsur olmadığı, bu nedenlerle davalının eyleminin haksız rekabet de teşkil etmediği anlaşılmakla, davanın reddine" karar verilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece itibar edilen bilirkişi raporlarında bu husus değerlendirilirken doktrinde geçerli olan bir çok görüş zikredilerek ...'in "bir eserin sahibinin özelliğini taşıyor sayılması için bağımsız bir fikri çalışma ürünü olması ve böylece sahibinin yaratıcı gücünün özelliğini yansıtabilmesi, önemli olanın eseri meydana getirenin az çok bağımsız fikri çabasının esere yansıması gerektiği" şeklindeki görüşünün esas alındığını, raporlara göre müvekkillerince tescil ettirilen yöntemlerin daha evvel kullanılan yöntemlerden çok ufak farklılıklarının olduğu ve bunların da yeni bir esere vücut vermeyeceğinin belirtildiğini ancak bir fikri ürünün eser olarak koruma altına alınabilmesi içi şekli şart, subjektif şart, objektif şart olması gerektiğini, kanunun saydığı türde bir eseri meydana getirebilmenin en önemli koşulunun her şeyden önce hususiyet kavramından geçeceğini, sıradanın değil, ancak ve ancak fikri biricikliğin korunabileceğini, Doktrinde ve Yargıtay kararlarında da hiçbir tereddütte yer olmayacak şekilde, eser üzerindeki hakkın, dolayısıyla korumanın konusunu fikrin değil, onun bir araç üzerinde tespit edilmekle bağımsız bir özellik kazanan ve şekillenen ifade edilişinin oluşturduğunu, -Dava konusuna bakıldığında müvekkillerinin yetkilisi oldukları şirketin "tasarrufa dayalı faizsiz konut/araç edindirme" sektöründe faaliyet gösterdikleri ve bu sektörde daha evvel başka şirketlerin de faaliyette bulundukları tartışmasız olup ancak burada ayırıcı olan hususun müvekkillerinin "tasarrufa dayalı faizsiz konut/araç edindirme" sistemini bu alanda daha evvel kullanılmamış yöntemlerle geliştirdikleri ve yeni bir fikri eser ortaya çıkardıkları olgusu olduğunu, sistemin temelinin, birçok insanın bir nevi imece usulü ile bir araya getirilerek birlikte tasarruf etmelerine dayandığını, bu yönüyle bu yöntemin anonim olduğunun söylenebileceğini ancak müvekkillerince tasdik edilen yöntemlerin bu alanda daha evvel hiçbir şekilde uygulama alanı olmadığını, kimsenin aklına gelmediğini ayırt edici ve müvekkillerinin hususiyetini ortaya koyucu unsurlar barındırdığını, yöntemlerinin Türkiye’de ve Dünyada bir ilk olarak tamamen faizsiz ve vade farksız 360 kişiye kadar tasarruf programlarına katılım imkanı sunması, Müşterinin ödemiş olduğu taksitlerin yıllık belirlenen oranlarda artması, evini teslim alan müşterilerin aylık taksitlerinin evin değerinin binde 4’ü oranında artırılması (Farklı oranlarda da uygulanabilmektedir. Finansal modelin oluşturduğu fayda, verimliliği ve sürdürülebilirliği açısından binde 4 tercih edilmiştir.) Yapılan bu artışların müşterinin kalan borcundan düşülmesi böylelikle müşterinin toplam borcunun olması gerekenden çok daha erken bitmesi, Sıra Tespitli Yöntem Versiyon 2 360 kiye kadar tasarruf programı önce gel erken al kampanyasını tercih eden hiçbir müşterinin 360 ay taksit ödememesi ve ayrıca bahsi geçen taksit düzenlemelerinden dolayı müşterilere daha erken teslim tarihi aralığı verilmesi, Müşterilerin aldıkları eve, evin değeri dışında hiçbir fark ödememesi, faiz, vade farkı, ek maliyet getiren kira yardımı ve diğer farkların bu yöntemlerde bulunmaması, Bu yöntemlerle hiç peşinat verilmeden de ev sahibi olunabilmesi, Bu yöntemi tercih eden müşterilerin Türkiye’nin istedikleri yerinden yeni bir ev alacakları gibi ikinci el bir ev de alabilmesi, Bu yöntemi tercih eden müşterilerin 360 kişiye kadar tasarruf programlarına katılabildikleri için düşük taksitlerle ev sahibi olabilmesi, örneğin 100 bin TL değerinde bir ev için peşinat verilmeden, ara ödeme yapılmadan 360 ay taksit yapılırsa müşterinin aylık taksitlerinin 277 TL olması, dolayısıyla dar gelirli ailelerin de kolaylıkla ev sahibi olabilmesi şeklinde ayırt edici olarak ayrıldığını, -haksız rekabete ilişkin bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, müvekkillerinin tasdik ettirdiği yöntemlerin daha evvel kullanılan yöntemler olduğunun kabulü halinde dahi davalının "bu yöntemi ilk defa biz kullanıyoruz" şeklinde tanıtım yapmasının davalının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ortaya koyduğunu, davalının bu şekilde dürüstlük kuralına aykırı davranmasının 6102 sayılı TTK'nın 54 vd maddeleri dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet niteliğinde olduğunu, -müvekkilinin davalının da faaliyet gösterdiği alanda kendine özgü yeni bir eser üretmiş olması, bu eseri noterde tasdik ettirmesi ve buna rağmen davalının bu ticari yöntemi kendisi bulmuş gibi piyasaya sürmesi ve reklamlarında bu yöntemi ilk defa kendisinin kullandığını ifade ederek aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet vermesi nedeniyle davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin haksız ve hakkaniyetsiz olduğundan kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ticari faaliyetine aynı kulvarda devam eden müvekkili şirket gibi birçok şirketin aynı yöntemleri kullandığını, davacıların bahsettiği taksitlendirme fikrinin kendi fikri olmadığını, bilirkişi raporunda değerlendirme yapıldığını, bilirkişi raporunun devamında, davacıların 2016 yılında tasdik ettirdikleri ve kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri sistemin daha önce ülkemizde ..., ... gibi firmalar tarafından uygulanan yöntemlerin ufak değişikliklerle revize edilmiş hali olduğunu, bu yöntemin her iki taraftan önce başka firmalarca da uygulandığını, davalı müvekkilin 360 ay vade ile ev sahibi olma imkanı veren sistemin tanıtıldığı toplantının tarihinin 06.03.2018 olduğunu, bu tarihin aynı zamanda davacıların Sıra Tespitli Yöntem Versiyon 2 olarak belirttikleri yöntemin noter tasdik tarihi ile aynı olduğunu, eser niteliğine haiz olmadığının tespit edildiğini, Noter tescilinin tek başına kesin delil olarak kabul edilemeyeceğini, fikri hak korumasının hangi biçimde tanımlandığı, açıklandığı , şekillendirdiği veya eserde yer aldığına bakılmaksızın, fikir, usul, yöntem, işlem, sistem, işletme metodu, kavram, prensip ve keşifleri kapsamadığı, davacının Notere tasdik ettirdiği ilgili yöntemlerin yeni bir yöntem olmayıp, FSEK kapsamında eser olarak korunan ürünler olmadığının tespitine yönelik verilen kararın doğru olduğunu, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ve maddi tazminat istemine ilişkindir. Davanın, davacının notere tasdik ettirdiği ve kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri, faizsiz araç/konut satın alma yöntemi olan "Sıra Tespitli Yöntemi ile Sıra Tespitli Yöntem Versiyonu 2 " olarak adlandırdığı ödeme yöntemlerine davalının FSEK'ten doğan haklarına tecavüz ettiği ve haksız rekabette bulunduğu iddiası ile tazminata hükmedilmesi ve davalı şirket sitesi olan www...com.tr sitesinde yer alan birtakım ifadelerin kaldırılması talepli olarak açıldığı anlaşılmıştır. 24/10/2019 tarihli bilirkişi raporunda; davacıların Kadıköy ... Noterliği 03.10.2016 tarih, ... yevmiye sayılı ve 06.03.2018 tarih ... yev. Sayılı SIRA TESPİTLİ YÖNTEM ve SIRA TESPİTLİ YÖNTEM VERSİYON-2 isimli tasdiklerinin FSEK kapsamında eser niteliğini haiz olmadığı, davalının açıklamasının yapıldığı 360 ay vade ile ev sahibi olma imkanı veren sistemin tanıtıldığı toplantının tarihinin 06.03.2018 olduğu, bu tarihin aynı zamanda davacıların SIRA TESPİTLİ YÖNTEM VERSİYON 2 olarak belirttikleri yöntemin noter tasdik tarihi ile aynı olduğu, her iki yöntemin de aynı içerikte olduğu, bu yöntemlerin her iki taraftan önce başka firmalar tarafından da uygulandığı, davalının açıklamış olduğu davacının ise notere tasdik ettirdiği 06.03.2018 tarihli sistemin tek ayırt edici vasfının 360 ay vade imkanı tanıması olduğu, dolayısıyla davalının 360 ay vade halinde daha önce uygulamanın bulunmadığına yönelik açıklamasının yanıltıcı açıklama niteliğinde olmadığı, zira davacının tasdikinin davalıdan önce gerçekleşmediği, dolayısıyla bu sistem üzerinde davacının öncelikli hakkının bulunduğun söylenemeyeceği belirtilmiştir.Davacı tarafça haksız rekabete ilişkin bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, müvekkillerinin tasdik ettirdiği yöntemlerin daha evvel kullanılan yöntemler olduğunun kabulü halinde dahi davalının "bu yöntemi ilk defa biz kullanıyoruz" şeklinde tanıtım yapmasının davalının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ortaya koyduğunu, davalının bu şekilde dürüstlük kuralına aykırı davranmasının 6102 sayılı ttk'nın 54 vd maddeleri dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet niteliğinde olduğunu iddia etmiş ise de, yöntemin ilk defa kendileri tarafından kullanıldığına ilişkin tanıtım faaliyetinde davacının ismine yer verilmediği, 6102 Sayılı TTK’nun 55/1-a. maddesinde ‘başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek’ haksız rekabet teşkil eden haller arasında sayılmış olup, tarafların sundukları ve mahkemece eksiksiz toplanan delillere ve bu kapsamda alınan ve denetlenebilir raporlara göre, davalının paylaşımlarının davacıya yönelik olduğunun anlaşılamadığı, davalının ilk kullanana ilişkin yaptığı açıklamanın davacı kişilik haklarının ve ticari itibarının ağır şekilde zedelendiğini, mali olarak zarara uğradığını, ticari rakibi olan diğer şirketler karşısında rekabet ortamının ihlal edildiğini de ispatlayamadığı, dava konusu haksız rekabet yönünden illiyet bağı sağlamadığı bu nedenle Mahkemece bu yönde yapılmış olan değerlendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmaması nedeniyle bu yöndeki istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacının Notere tasdik ettirdiği Sıra Tespitli Yöntemi ile Sıra Tespitli Yöntem Versiyon 2 olarak adlandırdığı ödeme yöntemlerinin FSEK kapsamında eser olarak korunan ürünler olmadığı, noter tasdikinin dava konusu yönteme fikri ve sınai haklar niteliği kazandırmayacağı, bu ödeme sistemlerinin birer yöntemi anlattığı, Mahkemece alınan ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamıyla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/03/2020 tarih ve 2018/115 E. 2020/44 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/01/2024