T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/384 Esas
KARAR NO: 2024/463
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 15/12/2020
NUMARASI: 2019/145 E. - 2020/695 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile ödeme emrinin 02/08/2018 tarihinde tebliğ olduğunu,müvekkilinin fazlasıyla ödemiş olduğu bir borçtan dolayı haciz tehdidi ile karşı karşıya kaldığını,davalarının kabulü ile müvekkilinin İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı icra takip dosyasına konu bono ile ilgili alacaklıya borcunun bulunmadığının tespiti ile 20.000,00 TL bedelli bononun iptaline,fazla ödenen 12.750,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iade edilmesini, icra takibinin geçici olarak durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, masraf ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takip konusu bonoya ilişkin olarak ne takip öncesi ne de takip sonrası hiçbir ödeme yapılmadığını, fazladan yapılan bir ödeme bulunmadığını,takibe konulan bonoya dayanan alacağın halen dahi ödenmediğini,davanın esastan reddine, davacının huzurdaki davayı ikamesinde kötüniyetli olduğu, izahtan vareste olduğundan takip miktarının %20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmas4ına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "1-Yerinde görülmeyen davanın reddine, 2-Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ispat külfeti yer değiştirmesine rağmen ve alacaklı/davalının her isticvabına başvurulan duruşmada farklı bir beyanda bulunmasına rağmen sayın yerel mahkeme tarafından yemin delili ile davanın reddine karar verildiğini, oysaki davaya cevap dilekçelerinde “Taraflar arasında dava konusu senet haricinde davacının müvekkile borcunun olması hayatın olağan akışındandır….” denilmesine ve bu cevap karşısında cevaba cevap dilekçemizde ispat külfetinin yer değiştirdiğini söylemelerine rağmen, itirazlarının hiç dikkate alınmadığını, müvekkil tarafından 01.12.2016 tarihinde, vadesi 20.02.2017 olan 20.000,00 TL bedelli bono düzenlenerek alacaklı ...’a teslim edildiğini, ancak müvekkilin işinin bozulduğunu ve süresi içerisinde bono bedelini alacaklıya ödeyemediğini, bu dönemde müvekkilin işlerinin bozulması nedeniyle, banka hesaplarına da bloke konulduğunu, müvekkil işlerini toparlayabilmek için yakınlarından yardım talep etitğini ve alacaklıya olan borcunun ödenmesini istediğini, hesaplar blokeli olduğu için kendi hesabı üzerinden ödeme yapamadığını, bunun üzerine müvekkilin eşi ...’ın ablası ...'ın müvekkile yardımcı olduğunu, ve toplam 32.750,00 TL nin ödemenin yapıldığını, Ödemenin yapılması üzerine alacaklı ile görüşerek bono aslını talep eden müvekkile, alacaklı “ödeme bittiği için bonoyu yırttığını” söylediğini, bunun üzerine müvekkilde alacaklının sözüne itibar etiğini ancak ödeme emrinin tebliği ile bononun imha edilmediğini/icraya konu edildiğini öğrendiğini, bu konuda Bedelsiz Senedi Kullanma sucunu işleyen davalı/alacaklı hakkında C.Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunma hakkımızı da saklı tuttuklarını, izah etmeye çalışıldığı üzere; yerleşik Yargıtay İçtihatlarına aykırı olarak davanın reddine karar verilmiş olmasının, olaya, usule, yasaya ve hakkaniyet uygun olmadığını, işbu nedenlerle yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulü yönünde yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, keza müvekkilinin 15.12.2020 tarihli duruşmada hesabına gelen ödemelerin dava konusu senede ilişkin olmadığı hususunda yemin ettiğni, 6100 Sayılı HMK.'nun 225 vd. maddelerinde belirtildiği üzere, yemin taraflardan birinin, bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında beyanda bulunması olarak kabul göründüğünü, bir vakıanın doğru olup olmadığına yemin edilirse, artık o vakıa hakkında başka delil gösterilmesine gerek kalmadığını, o vakıanın doğru olup olmadığı davada kesin olarak ispat edilmiş sayıldığını, bu anlamda, yemin delili kesin bir delil olup müvekkil tarafından eda edildiğinden dolayı huzurdaki dava, davacı yan tarafından ispat edilemediğini, işbu sebeple yerel mahkeme ilamı hukuka uygun olduğundan davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesinin uygun olacağını savunmuş ve davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava İİK 72.maddesine dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve fazla ödenen miktarın istirdadı istemine ilişkindir. Davacı takip konusu 20.000,00 TL bedelli senet nedeniyle borcun dava dışı kişilere ait hesaplardan ... ismi belirtilerek borç ödemesi açıklaması ile 32.750,00 TL olarak banka yoluyla ödendiğini ileri sürmüştür. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu kapsamda bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Dosya kapsamına göre, dava konusu senedin TTK 776.maddesi uyarınca zorunlu unsurlara havi bono vasfında olduğu, bedelsizlik iddiası TTK m.687 maddesi anlamında bir kişisel def'î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği iddiasına dayalı olarak maddi hukuk bakımından borcun olmadığı ileri sürülür. Bedelsizlik iddiasını ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı ve kesin delil ile kanıtlanması gerekir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takip dosyası ile, davalı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 01.12.2016 düzenleme, 20.02.2017 vade tarihli, 20.000,00 TL bedelli , keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan bonoya dayalı takibe geçildiği ödeme emrinin 02.08.2018 tarihinde tebliğ olunduğu, İstanbul Anadolu 6. İcra Hukuk Mahkemesi Hakimliği’nin 2018/468 E. sayılı dosyası ile takibin iptali davası açıldığı, 28.02.2019 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Davalı hesabına 17.03.2017 - 22.11.2017 tarihleri arasında dava dışı kişiler tarafından yapılan 8 adet havale ile toplam 32.750,00 TL ödeme yapılmıştır. Somut olayda, davalının hesabına , dava dışı davacının yakını olduğu beyan edilen kişiler tarafından Taner borç ödemesi, ... adına, şeklinde davacı işmi belirtilen açıklamalarla ödeme yapıldığı, bu ödemelere ilişkin olarak, davalı vekili 07.01.2020 tarihli duruşmadaki beyanında, yapılan ödemeler başka alacaklarla ilgili olup dava konusu senetle ilgili değildir şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı asil ise, 15.12.2020 tarihli celsedeki beyanında; "Bana okuduğunuzu yemin metninin birinci kısmında bahsedilen ... Bankasındaki hesabına yapılan ödemeler, davaya konu bono için yapılmadı, davacı ile aramızda bono dışında da başkaca alacak verecek ilişkisi vardı, Davacı ve Dava Dışı baldızı olan ... Gümrük Müdürlüğünden ceza yemişler bana durumu bahsettiler, ben de bu cezayı onlar adına ödedim, ödediğim bedel 52.500 TL .dir. Davaya konu bonoyu da bu Gümrük cezasını ödediğim için verdiler, karşı taraf ile aramızda mal alışverişi vardır, hesabıma yapılan 32.750. Tl.lik ödeme de bu mal alışverişi içindir, ben bunu kabul ediyorum ancak dava konusu senet ile ilgisi yoktur, bana isimlerini okuduğunuz, ..., ... ve ...'in bana şahsi bir borcu yoktur, Ademi hiçi tanımam Aygül'ü de davacının baldızı olması ve para alışverişini onun aracılığı ile yapmamız sebebi ile tanırım" şeklinde bayanda bulunmuştur. Davalının beyanı yemin olarak sonuç doğurmuyor ise de, isticvap kapsamında değerlendirileceğinden beyanın içeriğine göre ispat yükünün yer değiştirdiği ve davalı üzerine geçtiği, davalının taraflar arasında temel ilişki kapsamında alış- veriş olduğuna ve ödemelerin bu kapsamda yapıldığına dair davalı tarafa ispat imkanı tanınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2020 tarih, 2019/145 E. 2020/695 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024