T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/581 Esas
KARAR NO: 2024/738
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/02/2021
NUMARASI: 2021/164 E. - 2021/36 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı ...’ün Davacı şirketin eski ortağı olduğu, ... ve dava dışı ... ’ün şirketteki tüm hisselerini 08.11.2018 tarihinde ...’a devrettiğini, hisse devrinin ticaret sicile tescil edildiğini, hisse devrinden bir süre sonra davalı ... ve onun hissedarı olduğu davalı Şirket tarafından, davacı şirketin markası ve bu marka ile özdeşleşmiş internet sitesine haksız müdahalede bulunulduğunu ve haksız rekabet oluşturacak faaliyetlerde bulunulduğunu, davacı Şirketin kuruluşundan itibaren ticaret unvanında da yer alan "..." markasını ve bu marka ile özdeşleşen ... alan adı ile tescil edilmiş internet sitesin kullandığını ve bu internet sitesi üzerinden şirkete ait e-posta adresleri oluşturulduğunu, bu internet sitesi ve e-posta adreslerinin davacı şirket personeli tarafından kullanıldığını, ... markasının TPE nezdinde ... tescil sayısı ile davalı ... adına tescil edilmiş ise de bugüne kadar sadece davacı şirket tarafından kullanıldığını, ...'ün şirket hisselerini devrettikten sonra bu markayı hiçbir yerde kullanmadığını, hisse devir sözleşmesinde şirkete ait markanın devredilmediğine ilişkin bir beyan ve açıklamanın olmadığını, bu sebeple bu markanın da şirketin malvarlığının bir parçası olarak devredildiğini, şirket hisselerinin devrinden sonra ...'ün internet sitesine ait yönetici şifreleri kullanarak, davacı şirketin iletişimini engellemeye başladığını, kendi şahsi numarasını siteye ekleyip, davacı şirketin müşterilerini engellemeye başladığını, davacı şirketin fatura, sevk irsaliyesi, tahsilat makbuzu, montaj formu gibi her türlü materyalde ve şirkete ait resmi internet sitesinde "..." markasının kullanıldığını, müdahale sebebi ile Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu ve 2019/41354 soruşturma sayısı ile soruşturma açıldığını, davalı ...'ün ortağı ve yöneticisi olan diğer davalı Şirketin internet sitesinde ve davalı ...'ün sosyal medya hesaplarında davacı şirket aleyhine haksız rekabet yaratacak eylemlerde bulunulduğunu, davalıların davacı şirketin yarattığı bu marka değerini haksız rekabet oluşturacak şekilde kendi ticari amaçları için kullandığını, davacı şirketin kuruluşundan itibaren kullandığı ....com uzantılı e-posta adreslerini kullanarak, davacı şirketin müşterileri ile ilişki kurduğunu, onları kendi şirketine yönlendirdiğini, kendisine ve şirketine menfaat sağladığını, davalı şirketin internet sitesinde davacı şirketin tescilli markası ... markasının referans gösterildiğini, davacı şirketin üretimini yaptığı ürünlerin üretici firma etiketini davalı şirketin bilgilerini içeren bir etiket ile değiştirip söz konusu ürünlerin üreticisi olduğu izlenimi yaratıldığını, bu nedenle "..." markasının davacı şirkete aidiyetinin tespitine, davalıların haksız müdahale ve el atmalarının önlenmesine, ... alan adı ile kayıtlı internet sitesi ve bu internet sitesi üzerinden kullanılan ...com uzantılı e-posta adreslerine davalıların haksız müdahale ve el atmalarının durdurulmasına, önlenmesine ve etkilerinin ortadan kaldırılmasına, bu konulara ilişkin her türlü dijital evraka ve malzemeye el konulmasına, davalıların "..." ve "..." markalarını ve bu markalar ile üretilen ürünlerin görsellerini kullanarak davacılar yönünden haksız rekabet oluturacak eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine ve etkilerinin ortadan kaldırılmasına, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 2.000 TL itibar, 3.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu "..." markasının TPE nezdinde 02.09.2013 tarih, ... tescil sayısı ile davalı ... adına tescil edilip, halihazırda davalı adına kayıtlı bulunduğunu, davalının hak sahibi olduğu "..." markasını, kurucusu ve ortağı olduğu (03.04.2014 tarihinden kurulan) davacı şirket malvarlığı unsurlarına dahil etmeksizin kullandırmışsa da, hiçbir tarihte resmi olarak devretmediğini, bu nedenle anılan marka hakkı hiçbir zaman davacı şirket malvarlığına geçmediğini, dava konusu markaya dair yasa koyucunun aradığı şartlarda yapılmış bir marka devir sözleşmesi bulunmadığını, www...com alan adının davalı adına kayıtlı olup, davalının, hak sahibi olduğu "..." markasını alan adı olarak belirleyerek, kendi adına tescil ve tahsisini sağladığını, anılan alan adının da (markada olduğu gibi) davacı şirketin kuruluş tarihinden çok önce oluşturulduğunu, bu durumun doğal sonucu olarak da, konusu alan adına ilişkin şifrelerin yedinde bulunması, davacı şirketteki yönetici sıfatından değil, alan adının hak sahibi olmasından kaynaklandığını, ... tarafından davacı şirkete ait internet sitesine haksız ve hukuka aykırı müdahalede bulunulduğu yön iddia ve bu iddiaya bağlı talepler de hukuki bir değer arz edemeyeceğini, huzurda görülen yargılamaya konu edilen "..." markası Türk Patent ve Marka Kurumuna, ...'ün davacı şirketin ortak ve temsilcisi olduğu dönemde (03.05.2017 tarihinde, 2016 97753 numarada) ... Ltd. Şti. adına tescil edilmiş olup, müvekkilinin bu dönemde "..." markasının kurucusu olması hasebiyle, isminin altına "... () ..." ibarelerini yazarak, bilgi sisteminde oluşturmak suretiyle şahsi linkedin hesabında yer verdiğini, müvekkilinin davacı ... Ltd. Şti. hisselerini devrettikten sonra şahsi linkinedinden bu bilgileri kaldırdığını, bu sebeple, ... Ltd. Şti. hisselerini devrettiği tarihten sonra anılan bilgilerin oluşturulmak suretiyle haksız rekabet oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu markasını referans göstermesinden daha doğal bir durumun söz konusu olamayacağı ve bu durumun haksız rekabet oluşturacak nitelikte hukuka aykırılık teşkil edemeyeceğini, davacılardan ...’ın aktif dava ehliyeti bulunmadığını, davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacıların "..." markası için haksız rekabet iddiaları yönünden yapılan değerlendirmede ise, dosya münderecatı ve tüm delil ve beyanlar ışığında taraflar arasında hisse devir sözleşmesi tarihine kadar ve bu tarihten sonra da mülkiyetlerinde bulunan markaların karşılıklı kullanımı konusunda karşılıklı muvafakatlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle söz konusu dönemde davalı yanca kabul edilen kullanımların haksız rekabet oluşturmayacağının kabulü gerekir. Her ne kadar davalıların cevap dilekçelerine atıfla, bilirkişi raporunda "davacı şirketin cevap dilekçelerine atıfla, bilirkişi raporunda "davacı şirketin ürettiği ürünlerin üretici firma etiketini davalı şirketin bilgilerini içeren bir etiket ile değiştirmesi" eyleminin haksız rekabet olarak yorumlanabileceği tespit edilmiş ise de; davalıların cevap dilekçesinde etiketin "değiştirilmesinden" bahsolunmadığı, yalnızca mülkiyet durumunu göstermek amacıyla davalı şirket unvanını ihtiva eden etiketlerin yapıştırıldığını beyan ettikleri, bu ifadeden bir etiket değişikliği değil bir etiket ekleme sonucu çıkarılabileceği, bu durumun ise dosyanın tümü, tarafların ticari ilişki ve zımni muvafakatleri ile birlikte değerlendirildiğinde haksız rekabet olarak vasıflandırılamayacağı kanaatiyle markaya tecavüz ve haksız rekabet iddialarına dayanan davacıların davasının reddine" karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;-davalı ...'ün, davacı müvekkili şirketin eski ortağı olduğunu, ... ve dava dışı ..., şirketteki bütün hisselerini 08.11.2018 tarihinde ...'a devrettiğini, ...'ın şirketin tüm hisselerinin sahibi olduğunu, Davacı şirketin kuruluşundan itibaren, ticaret unvanında da yer alan "..." markasını ve bu marka ile özdeşleşmiş olan ... alan adı ile tescil edilmiş internet sitesini kullandığını, bu internet sitesi üzerinden şirkete ait e-posta adreslerinin de oluşturulduğunu, Davacı şirketin, kuruluşundan itibaren 2021 yılı başına kadar kesintisiz olarak kullanmakta olduğu "..." markasının, Türk Patent Enstitüsünde ... marka numarası ile şirketin eski ortağı davalı ... adına tescil edilmiş ise de bu markanın bugüne kadar sadece davacı şirket tarafından kullanıldığını, ..., şirket hisselerini devrettiği tarihten önce bu markayı bu şirket dışında hiç bir yerde kullanmadığını, şirket hisse devir sözleşmesinde, şirkete ait markanın devredilmediğine ilişkin bir beyan veya açıklama olmadığını, şirket hisse devrinin şirkete ait bütün mal varlığı unsurlarını dolayısıyla markayı da kapsadığını, davalı ...'e Beşiktaş ... Noterliğinin 28 mart 2019 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek, şirkete ait marka ve internet sitesi şifrelerini devretmesinin istenildiğini, Dava konusu iddialar bakımından uzman bilirkişiden rapor alan Mahkemenin, yeni bir bilirkişi raporu almadan "bilirkişi raporuna itibar etmeyerek" hüküm kurmasının hatalı olduğunu, 18.03.2020 tarihli kök raporda, davacı şirketin dava konusu "..." markası üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olmadığı ancak, Davalı ... davacı şirketin kuruluşundan önce ...com alan adını almış ve ... markasını kendi adına TPE nezdinde tescil ettirmiş ise de sonrasında Davacı Şirketin kurucu ortağı ve yöneticisi olması, davacı Şirketin Ticaret unvanında "..." ibaresinin kullanılması, davalı ... ve dava dışı ...'ün şirketteki hisselerini devrinin şirketin sevk ve idaresinin bir kül halinde devri olduğu , "..." ibaresinin şirketin ticaret unvanının kök sözcüğü de olduğu dikkate alındığında "..." markası ve "...com" alan adını devir almaksızın hisse devrinin yapılmasının ticari hayatın olağan akışına aykırılığı da dikkate alındığında 2/1203797 tescil numaralı "..." markasının ve "..." alan adının da hisse devir sözleşmesi ile beraber devredildiği" sonucuna varıldığını, 07.12.2020 tarihli ek raporda, "..." markası ile ilgili olarak kök rapordaki değerlendirme tekrar edildiğini, ayrıca, davalıların davacı şirkete ait "..." markasına yönelik müdahalelerinin de haksız rekabet olarak değerlendirildiğini, mahkeme gerekçeli kararında, bilirkişi raporundaki değerlendirmelere itibar etmediğininden bahisle adeta bilirkişilerin yerine geçerek olayı kendisinin değerlendirdiğini,-Mahkemenin dava konusu markanın, davacı şirketin ticaret unvanının kök sözcüğü olduğu ve bu markanın davacı şirket dışında hiç bir şekilde kullanılmadığı bu itibarla markanın şirkete özgülendiğini gözden kaçırdığını, şirketin her türlü yazılı belgesinin (fatura, irsaliye, tanıtım belgeleri ve saire ) bu marka ile hazırlandığını, bilirkişi heyetinin, şirket hisse devri sürecinde markanın dışarıda bırakılmasının olağan bir ticari yaklaşım olmayacağını isabetle saptadığını, Davacı şirketin ticaret unvanında belirleyici ve ayırt edici olan unsurun ... kelimesi olduğunu, Şirket hisselerini bir bütün olan devralan davacı ...'ın, şirketin ticaret unvanını, kuruluşundan itibaren kullandığı markayı, şirketin faaliyetlerinin temelini oluşturan alan adını ve bu alan adı üzerinden işletilen elektronik posta adreslerini satıcıya bırakmak suretiyle şirketi devraldığının düşünülemeyeceğini, bir ticari işletme olan şirketin bütün malvarlığı değerleri ile birlikte devrine ilişkin bu işlemin şirkete ait malvarlığı değerlerini ve şirket tarafından kullanılan her türlü sınai hakları da kapsadığını, -Dava konusu olan "..." markası ve bu marka ile birlikte kullanılan "..." alan adı ile bu alan adı uzantılı elektronik posta adresleri olmadan davacı şirketin ticari faaliyetini sürdürmesi mümkün olmadığını, markanın bu anlamda şirketin faaliyetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, Davalıların şirketin resmi kurumlara bildirmiş olduğu internet sitesinin kurulu olduğu "..." alan adına ve bu alan adı üzerinden çalışan (alan adı uzantılı) elektronik posta adreslerine de müdahale ettiğini ticari faaliyetlerin büyük oranda Web siteleri ve elektronik posta adresleri kullanılarak gerçekleştirildiğini, Web sitesi ve mail adresleri şirketin bütünleyici parçaları olduğunu, Davalı ...'ün, şirket hisselerini devrettikten bir süre sonra, şirketin intenrnet sitesini ve mail adreslerini bloke ederek davacı şirketi ticaret yapamaz hale getirdiğini,-Davacı yana ait olan "..." markasının davalıların kullanımı konusunda hiç bir şekilde muvafakat verilmediğini, şirket hisse devrinden sonraki kullanımların ise açıkça dava konusu yapıldığını, davalıların, bir yandan "..." markasına bu marka ile özdeş olan ve davacı şirketin resmi internet sitesinin kurulu olduğu alan adına ve bu alan adı uzantılı çalışan mail adreslerine haksız olarak müdahale ettiğini aynı zamanda davacı şirketin ikinci markası olan "... " markasına yönelik olarak da haksız rekabet eylemleri gerçekleştirdiğini, Davalıların, davacı şirkete ait "..." markasına yönetik Haksız Rekabet oluşturan eylemleri, "..." markasına yönelik müdahalelerden ayrı bir konu olup ayrı bir dava konusu olduğunu, dava dilekçesinde, markaya müdahale ve haksız rekabet eylemleri ayrı ayrı anlatıldığını ve dava dilekçesinin netice i talep kısmında ayrı ayrı talep ve dava konusu yapıldığını, Yerel mahkemenin, bilirkişi raporundaki bu değerlendirmenin aksine "..." markasını davalıların kullanımı bakımından müvekkillerin bir muvafakatinden söz ettiğini, mahkemenin bu muvafakati nereden çıkardığını anlamadıklarını, Davacı şirketin "..." markasını devretmesi konusunda yazılı sözleşme isteyen sayın hakimin, davalıların "..." markasını kullanımı konusunda yazılı bir belge veya başkaca bir delil olmamasına rağmen "karşılıklı muvafakatten " söz etmesinin hatalı olduğunu, -Davalıların, davacı şirketin ürettiği ürünlerin orijinal markasını kapatarak bu ürünlere kendi markasını basıp bu sahteciği dijital ortamlarda kendi reklamlarında kullandıklarını,-Davalıların, "..." markasına, "..." alan adına, "..." uzantılı mail adreslerine yönelik müdahaleleri ve dava konusu olmayan "..." markasına yönelik haksız rekabet eylemleri sabit olduğundan davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu, ‘‘...’’ markasının 02.09.2013 tarihinde (başvuru, 12.01.2012 tarihinde yapılmıştır.), ‘‘www...com’’ alan adı ise; 08.07.2011 tarihinde (davacı şirketin kuruluş tarihi olan 03.04.2014 tarinden önce) müvekkillerinden ... adına tescil ve kayıt edildiğini, anılan hakların hiçbir tarihte müvekkili tarafından üçüncü bir gerçek veya tüzel kişiye devredilmediğini ve hali hazırda müvekkili adına kayıtlı bulunduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 148/4 maddesi kapsamında dava konusu Bakırköy ... Noterliği’nin 08.11.2018 tarih, ... yevmiye sayı ile onaylı sözleşme tetkik edildiğinde; ‘‘bahse konu sözleşmenin hisse devir sözleşmesi’’ olduğu ve müvekkilinin bu sözleşme ile salt, ... Tic. Ltd. Şti'de sahibi bulunduğu %50 hissesini devir ettiği, kaldı ki bu sözleşmede dava konusu ‘‘...’’ markasının ve ‘‘www...com’’ alan adının devrine veya bu manada yorumlanmasına yol açabilecek herhangi bir ibareye yer verilmediğini, Müvekkili ...'ün, ortağı olduğu dönemde sahibi olduğu dava konusu markayı davacı şirkete kullandırması veya kullanımına rıza göstermesinin marka ile ilgili tüm hakların ve markanın devredilmiş sayıldığı yönünde yorumlanamayacağını, zira tacir olan tarafların uzun bir süre marka devrini gerçekleştirmeksizin fiili kullanımla yetindikleri, bu durumun her iki tarafın iradesinin markanın devri yönünde tecelli etmediği yönüde tecelli ettiği, hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın; ‘‘dava konusu markanın davacı şirketin kuruluşundan itibaren sadece şirket tarafından kullanıldığı, şirketin ticaret sicilinde kayıtlı ünvanında yer aldığı gerekçeleri ile davacı şirkete özgülendiği’’ şeklindeki iddia ve beyanlarına itibar olunamayacağını, davacı şirket ticaret ünvanında ‘‘...’’ ibaresinin yer alıyor olmasının ''...'' markasının da devredilmiş olduğu hukuki sonucunu doğuramayacağını, huzurda görülen davada davacı tarafça; müvekkillerinden .... Ltd. Şti.’nin www...com internet sitesinden; ‘‘davacı şirketin tescilli markası olan ... markasının referans gösterilmek, aynı sitede davacı şirketin ürettiği LED ekran ürününün üzerine müvekkil şirketin markası yapıştırılmış fotoğrafların, davacı şirket markasının ve yine davacı şirketin ürün tanıtımlarında kullandığı fotoğraflar, oyuncu ve mankenlerin görsellerinin izinsiz olarak kullanılmak,’’ ...’ün sosyal medya hesaplarından ise, “isminin altına … ibarelerini yazarak, kendisini davacı şirket ve markası ile ilişkili göstermek’’ suretiyle davacı şirket yönünden haksız rekabet oluşturacak iş ve işlemler yapıldığının iddia olunduğunu, Müvekkili .... Tic. Ltd. Şti. led ekran kiralama konusunda ticari faaliyette bulunduğunu, Davacı tarafın iddiasının aksine, (müvekkil şirket tarafından üretilmiş şeklinde bir kanı oluşturmak adına değil) üretici ...’den bedelini ödemek suretiyle satın alarak kiraladığı ürünlerin mülkiyet, başka bir ifade ile sahiplik durumunu göstermek amacıyla müvekkil şirket ünvanını gösteren etiketler ürünler üzerine yapıştırılmıştır. İddianın yersizliğine dair takdire arz edilmesi gereken diğer bir husus da, dosya münderecaatında, iddia edildiği gibi davacı şirketten satın alınan ... markalı ürünler üzerinde bulunan marka etiketlerinin sökülerek, yerine müvekkil şirket markasını gösteren etiketlerin yapıştırıldığına ve bu suretle ticaret yapılmak suretiyle gelir elde edildiğine dair tek bir somut kanıt dahi bulunmadığını, “...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumuna, müvekkili ...’ün davacı şirketin ortak ve temsilcisi olduğu dönemde (03.05.2017 tarihinde, ... numarada) ... Ltd. Şti. adına tescil edilmiş olduğunu, müvekkilinin (bu dönemde) “...” markasının kurucusu olması hasebiyle, isminin altına “... (...) …” ibarelerini yazarak, bilgi sisteminde oluşturmak suretiyle şahsi Linkedinde yer verdiğini, dosyaya sunulan çıktının bu dönemde müvekkilinin şahsi linkenidinde yer alan, oluşturulan bilgiler olduğunu, müvekkili davacı ... Ltd. Şti. hisselerini devrettikten sonra şahsi linkinedinden bu bilgileri kaldırdığını, bu sebeple, ... Ltd. Şti. hisselerini devrettiği tarihten sonra anılan bilgilerin oluşturulmak suretiyle haksız rekabet oluşturucak şekilde kullanıldığı iddiası da gerçeği yansıtmadığını, Müvekkili ...'ün, ...Tic. Ltd. Şti.'nin kurucu ortağı olduğunu, Davacı tarafça dosyaya sunulan, referansların yer aldığı www...com internet sitesi çıktıları, müvekkili ...'ün davacı şirkette ortaklığı bulunduğu dönemde ticari ilişki içerisinde bulunduğu firmalara ilişkin yayınlanan (referanslar) çıktılar olduğunu, ... markası da, ürün satın alınmak suretiyle ticari ilişkide bulunulmuş olunması hasebiyle referans olarak konulduğunu istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, ‘‘...’’ markasının davacı işletmeye ait olduğu ve davalı tarafından hisse devrinden sonra kullanılmaya devam edildiği gerekçesi ile açılmış marka hakkına tecavüz istemi ve "..." markasının davacı şirkete aidiyetinin tespitine, davalıların haksız müdahale ve el atmalarının önlenmesine, www...com alan adı ile kayıtlı internet sitesi ve bu internet sitesi üzerinden kullanılan ...com uzantılı e-posta adreslerine davalıların haksız müdahale ve el atmalarının durdurulmasına, önlenmesine ve etkilerinin ortadan kaldırılmasına, bu konulara ilişkin her türlü dijital evraka ve malzemeye el konulmasına, davalıların "..." ve "..." markalarını ve bu markalar ile üretilen ürünlerin görsellerini kullanarak davacılar yönünden haksız rekabet oluturacak eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine ve etkilerinin ortadan kaldırılmasına ve maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/41354 soruşturma sayılı dosyası ve Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan ... ve ... tescil numaralı markalar celp olunmuş, dosya ... tescil numaralı "..." markasının gerçek ve üstün hak sahibinin davacı olup olmadığı, bu markanın davalı tarafça davacıya devredilip devredilmediği, davacının davalının marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetinin bulunup bulunmadığı, "www...com" isimli internet sitesinin sahibinin kim olduğu, bu siteye yönelik davalının haksız rekabet ve tecavüzünün bulunup bulunmadığı, tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında rapor tanzim etmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişiler 18/03/2020 tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporlarında; "davacı şirketin ... tescil numaralı "..." markasının gerçek ve üstün hak sahibi olmadığı, ancak her ne kadar davalı ... davacı şirketin kuruluşundan önce ...com alan adını almış ve ... markasını kendi adına TPE nezdinde tescil ettirmiş ise de sonrasında davacı şirketin kurucu ortağı ve yönetici olması, davacı şirketin ticaret unvanında da "..." ibaresinin kullanılması, davalı ... ve dava dışı ...'ün şirketteki hisselerin devrinin şirketin sevk ve idaresinin de kül halinde devri olduğu, "..." ibaresinin şirketin ticaret unvanının kök sözcüğü de olduğu dikkate alındığında "..." markası ve "...com" alan adının devir alınmaksızın hisse devrinin yapılmasının ticaret hayatın olağan akışına aykırılığı da dikkate alındığında ... tescil numaralı "..." markasının ve "...com" alan adının da hisse devir sözleşmesi ile beraber devredildiği, davalının 2018-2019 yılı ticari defterlerinin usulüne göre uygun tutulduğu, davacının talebi olan SMK 151/2-b kapsamında hisse devir tarihi ile dava tarihi arasındaki tüm satışları üzerinden faaliyet karının 235.302,63 TL olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Davacılar vekili 29/04/2020 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporunda dava konusu olan ... markası ve dava konusu yapılan www...com alan adının sehven ... olarak yazıldığını, bu yazım hatasının düzeltilmesinin gerektiğini, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda davalıların haksız rekabet oluşturan eylemleri ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, haksız rekabete ilişkin iddiaları bakımından bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalılar vekili 18/05/2020 tarihli dilekçesi ile, dava konusu ... markasının 02/09/2013 tarihinde, ... alan adının ise 08/07/2011 tarihinde müvekkillerinden ... adına tescil ve kayıt edildiğini, anılan hakların hiçbir tarihte müvekkili tarafından üçüncü bir gerçek veya tüzel kişiye devredilmediğini, davacı şirketin envanter kayıtları üzerinde yapılacak basit bir inceleme ile anlaşılabilecek konuda, davacı şirketin sahipliği herhangi bir araştırma yapılmaksızın, maddi hakikate aykırı hazırlanan rapor, eksik inceleme neticesinde tesis edilmiş olunmakla da hüküm kurmaya elverişli bulunmadığını, bilirkişi heyeti tarafından müvekkilinin Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının yok sayıldığını ve raporda ortaya konulan dayanaksız ve taraflı tespit ve değerlendirmelerle haksız ve hukuka aykırı olarak ihlal edildiğini, bu nedenle rapora itirazlarını karşılar denetime elverişli rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dosya tarafların itirazlarının değerlendirilmesi açısından mevcut heyete tevdi edilmiş, bilirkişiler 07/12/2020 tarihli raporlarında; "kök raporumuzda maddi hata sonucu sehven “...” olarak yazılan ibarenin “...” olduğunu, Mahkeme tarafından kanaatleri gibi ... tescil numaralı "..." markasının ve “...com” alan adının da hisse devir sözleşmesi ile beraber devredildiği kabul edilecekse "... alan adlı internet sitesine ve bu internet sitesi üzerinden kullanılan ...com uzantılı e-posta adreslerine davalıların müdahalesinin davacılar aleyhine haksız rekabet olarak kabul edilmesi gerektiğini, aksi halde haksız rekabet olarak kabul edilmemesi gerektiğini, davalı ...'ün linkedin hesabında “... (...com) ...” ibaresini kullanmasının, cevap dilekçesinde de kabul edildiği üzere, davacı şirketin üretimini yaptığı ürünlerin, üretici firma etiketini davalı şirketin bilgilerini içeren bir etiket ile değiştirilmesi eylemi ile birlikte değerlendirildiğinde "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan uygulamalarda bulunmak" olarak değerlendirilebileceği, bu sebeple davacılar aleyhine haksız rekabet olarak kabul edilmesi gerektiği" hususlarında raporlarını sundukları görülmüştür. Davacı vekili 15/02/2021 tarihli dilekçesi ile davaya konu maddi tazminat taleplerini 235.000,00 TL'ye artırdıklarını beyan ederek tamamlama harcını ikmal ettikleri görülmüştür. ‘‘...’’ markasının 02.09.2013 tarihinde, ‘‘...’’ alan adının 08.07.2011 tarihinden itibaren ... adına tescil ve kayıt edildiği, davacı şirketin kuruluş tarihinin 03.04.2014 tarihi olduğu anlaşılmıştır. Bakırköy .... Noterliği’nin 08.11.2018 tarih, ... yevmiye sayı ile onaylı ‘‘Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi’’ yapılmış olduğu anlaşılmıştır. ... markasına yönelik olarak, Mahkemece taraflar arasında hisse devir sözleşmesi tarihine kadar ve bu tarihten sonra da mülkiyetlerinde bulunan markaların karşılıklı kullanımı konusunda karşılıklı muvafakatlerinin bulunduğu gerekçesi oluşturulmuş ise de, "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumuna, 03.05.2017 tarihinde, ... tescil numarası ile, ... Ltd. Şti. adına tescilli olduğu, Savcılık dosyasında alınan 16/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda ... com web sitesinin ... programı ile kopyasının alındığı ve CD'ye kaydedilmiş olduğunun tespitinin yapıldığı, davalı tarafın, dava dilekçesi ekinde sunulan parsellerin ortaklığın devam edildiği döneme ait olduğunu ileri sürdüğü, bu durumda savcılık dosyasında alınan bilirkişi raporu ve CD incelenerek davalının hisse devrinden sonra ... Markası kullanımının bulunup bulunmadığını markaya tecavüz ve haksız rekabet yaratıp yaratmadığı davacı şirketten satın alınarak kiralanan ekranlardaki ... etiketi değiştirildiğinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediğini, “...” markasının kurucusu olması hasebiyle, isminin altına “... (..com) …” ibarelerini yazarak, bilgi sisteminde oluşturmak suretiyle şahsi ...de yer aldığı iddiasına ilişkin olarak, ... de yer alan projeler altındaki kullanımının kaldırılıp kaldırılmadığı, kullanıma markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği konularında rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması nedeniyle, sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/02/2021 tarih, 2021/164 E. 2021/36 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/04/2024