T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/24 Esas
KARAR NO: 2024/1534
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 15/09/2021
NUMARASI: 2020/723 E. - 2021/770 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin okuma yazma bilmemesi neticesinde imza atamadığını resmi işlerde parmak basma suretiyle evrakları imzaladığını, davalının müvekkilin elini tutmak ve zorla boş senedi imzalatmak sureti ile müvekkili borçlandırdığını, senedin ödenmemesi üzerine icra yoluyla takip başlattıklarını, müvekkile sözde imzalatıldığı izahtan vares olan imza atabilirliği kabul etmediklerini imzaya açıkça itiraz ettiklerini, alacaklı görünen taraf ile vekil eden davacının özel ya da ticari bir alışverilerinin olmadığını beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedinin zorunlu unsurlarından olan düzenleyenin imzası olayda mevcut olduğu davacı her ne kadar zorla imza attırıldığını ifade etse de davacıya ait bir imza söz konusu olup parmak basma suretiyle gerçekleştirilmediğinden ortada bir kambiyo senedinin mevcut olduğunu, davacı okuryazar olmadığını resmi evrakları parmak basma suretiyle gerçekleştirdiğini ifade etse de icra hukuk mahkemesinde açtıkları davanın dava dilekçesinin davacı tarafından imzalanmış olması davacının söylediklerinde tutarlı olmadığını gösterdiği, müvekkilin kambiyo senedinin imzalanması esnasında davacının okuryazar olup olmadığını sorgulamak gibi bir mecburiyeti bulunmadığını imzayı atan davacı bu davranışından mesul olup okuryazar olmadığını karşı tarafa kendisinin ifade etmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Somut olayın incelemesinde, davaya konu bononun lehtarının davalı, keşidecisinin davacı, avalin dava dışı ..., keşide tarihinin 19.03.2019 , ödeme tarihinin 10.04.2019 olduğu, davacı tarafın bonoya ilişkin imzaya itiraza yönelik Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/792 esas sayılı dosyası ile dava açtığı, İcra Hukuk Mahkemesinin duruşma dosyasında imzaya itiraz ettiğini, senetteki imzayı kendisinin atmadığını, her ne kadar dilekçesinde ellerinin tutularak zorla imzalattığını beyan etse de duruşmadaki beyanının doğru olduğunu söylediği, icra hukuk dosyasında borca itirazın reddedildiği, kararın ilişkin istinaf incelemesinde istinaf süresinin geçmesi nedeniyle usulden red kararı verildiği, İcra Hukuk Mahkeme dosyasının kesinleştiği, davacının imza asıllarının celp edildiği, imza örneklerinin alındığı, icra hukuk dosyasının iş bu dosya arasına alındığı, davacının icra dosyasında da imzalarının bulunduğu, grofoloji bilirkişi raporunda bonodaki imzaların tersim tarzı, ebat, meyil ve istikamet , işleklik derecesi, seyir, sürat, istif, itiyatlar ve tazyik vasıfları bakımından davacının imzası ile uygunluk bulunmadığı, davacıya ait olamayacağı kanaatine varıldığının bildirildiği, davalının rapora karşı itirazının, bono üzerindeki imza şekli ile dosya kapsamında yer alan bononun düzenlenmesinden önceki ve sonraki imzala şekilleri de dikkate alınarak yerinde görülmediği değerlendirilmekle reddedildiği, menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren davalı alacaklıda olduğu, uyuşmazlık konusu bonodaki/ senetteki imzanın inkarı halinde bu ispat yükünün davalı tarafta olduğu, imzanın davacıya ait olduğunun davalı tarafça ispat edilemediği, dosyadaki imza incelemesi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu, davacının kötüniyet tazminat talebinin, bonoda/senette davacının keşideci davalının lehdar olarak yer alması ve bu nedenle doğrudan ilişki olduğunun değerlendirilmesi nedeniyle yasal şartlarının gerçekleştiğinden bahisle, Açılan menfi tespit davasının Kabulü ile; davaya konusu, davacı ...’nin keşidecisi olduğu, davalı ...’nin lehdar olduğu, 19/03/2019 keşide tarihli 10/04/2019 ödeme tarihli, 52.000 TL meblağlı bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, İİK 72/5 madde şartları oluştuğundan 52.000TL’nin %20 ‘si üzerinden hesaplanacak tazminatın davalıdan alınacak davacıya ödenmesine,. İİK 72/4 maddesi yasal şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacının İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz ettiğini fakat red edildiğini ancak davacının açtığı menfi tespit davasında kesin hüküm bulunmasına rağmen davayı ele alan yerel mahkemenin bir ceza davası gibi yeniden yargılama yaptığını, davacının dava dilekçesi dahil tüm beyanlarında imzanın elini tutarak atıldığını, kendinin okuma yazma bilmediğini söylemesine rağmen İcra Hukuk mahkemesindeki davayı davacının açtığını, dava dilekçesine kendi imzalayarak kendisi açtığını, davacının müvekkili aleyhine herhangi bir ceza davası ikame etmediğini, buna rağmen yerel mahkemenin bu konuda bir ceza mahkemesi gibi İcra Hukuk Mahkemesinin kararını ve dava dilekçesini yok sayıp taleple bağlı kalmadığı gibi davanın genişletilme yasağına aykırı olarak davayı görüp karara bağladığını, -Yerel Mahkeme'nin dava dilekçesinde açıkça imzanın kendi elinin tutularak atıldığını belirten davacı lehine bilirkişi incelemesi yaptırdığını, Davacının müvekkili adına herhangi bir şikayette bulunmadığı gibi, daha önce icra hukuk mahkemesinde imza itirazı red olmuş olmasına rağmen bu davayı açtığını, böylece iki mahkeme arasında çelişki meydana geldiğini, Davacı imzanın kendi el ürünü olduğunu söylediği durumda artık mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığı ve bilirkişi raporunun aksi geldiği şu durumda artık mahkemece bilirkişinin raporuna kuşkulu bakması gerektiğini, -Davacı dava dilekçesinde söylediği davanın konusunu bir ceza davasındaymış gibi değiştiremeyeceğini, Mahkeme bu hususta muvafakatimizin olduğu yönünde bile araştırma yapmadan davacının iddiasını genişletmesine hukuksuz olarak destek olduğunu, kesin hükme karşı tam tersi karar verdiğini ve eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, kambiyo senetlerinden olan bono sebebiyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olarak açılmış olup, 10/04/2019 tarihli 52.000,00 TL bedelli bonodaki imzaya itiraz ile bononun geçersizliği ve borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiştir. Dava konosu bono lehtarının davalı ... olduğu, keşidecisinin davacı, avalin dava dışı ..., keşide tarihinin 19.03.2019, ödeme tarihinin 10.04.2019 olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafın bonoya ilişkin imzaya itiraza yönelik Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/792 esas sayılı dosyası ile dava açtığı, İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddedildiği anlaşılmıştır. İcra mahkemeleri, icra dairelerinin işlemleriyle ilgili olarak yapılan şikayet ve itirazlara ilişkin uyuşmazlıkları sınırlı ve biçimsel olarak inceleyebilir ve en seri şekilde karara bağlar. İcra mahkemeleri dar yetkili olup, incelemelerini sadece şekli unsurlar bakımından yapar. Bu sebeple, kararları da kesin hüküm teşkil etmez. Bu sebeple icra hukuk mahkemesi kararının somut olayda kesin hüküm veya kesin delil olarak kabulü mümkün değildir. İcra mahkemesi tarafından uyuşmazlık hakkında dar kapsamda değerledirme yapıldığından, verilen karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, icra mahkemesinde itirazda bulunmuş olmasının genel mahkemede dava açmasında engel olmadığı (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E:2014/15933 K:2014/17415 K. 16.6.2014 tarihli kararı) anlaşılmakla bu konudaki davalı istinaf isteminin de reddi gerekmiştir. Mahkemece dava konusu imza sahteliği olarak kabul edilerek yargılamaya devam edilmiş ise de, davacı tarafça imzanın kendisi tarafından atılmadığının ileri sürülmediği, okuma yazma bilmediği ve imzanın zorla attırıldığına ilişkin iddiasının bulunulduğu, Dava konusu takip kambiyo senedine dayalı olarak başlatıldığından 6102 sayılı Kanun hükümlerinin de dikkate alınması gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 756 ncı maddesinde poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerektiğinin, el ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamayacağının düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta; dava konusu senette davacıya imza bulunmakta ise de, öncelikle okuma yazma bilmemesi nedeniyle imzanın geçerli olmadığının iddia edildiği, 6102 sayılı Kanun'un 756 ncı maddesi gözetilerek aynı Kanun'un 776 ncı maddesinde düzenleyenin imzasının bulunmasının bononun bir unsuru olarak sayıldığı ve 777 nci maddesinde ise düzenleyenin imzasının bulunmadığı bir senedin bono sayılamayacağının belirtildiği, 6100 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları hukuki işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesinin noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlandığı da dikkate alındığında, bonoda davacının eli ürünü bir imzasının kullanıp kullanmadığının araştırılması gerektiği, Davacı, takip dayanağı senedi kabul etmekle birlikte imzanın okuma yazma bilmemesi nedeniyle kendisine ait olmadığını iddia etmiş olup, bir kişinin okuma-yazmayı bilmediğini iddia etmiş olmasının, gerçekten o kişinin okuma-yazma bilip bilmediğinin ispatı olamayacağı, bu durumda; okuma-yazma bilmediğini iddia eden kişinin başkaca kişi ve kurumlara vermiş olduğu beyan ve imzalarını incelenmesi gerektiği, buna göre varsa ilgili Kaymakamlık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Seçim Kurulu, Nüfus Müdürlüğü kurumlarından ilgili belgelerin toplanarak , okuma yazma bilip bilmediğinin tespitinin yapıldıktan sonra, senedin geçersizliği, okuma yazma bildiği sonucuna varılır ise ATK'dan rapor alınarak zorla imza attırıldığına dair delil bulunup bulunmadığı hususları araştırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmekle, davalının istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2021 tarih, 2020/723 E. 2021/770 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024