T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/766 Esas
KARAR NO: 2024/863
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/11/2020
NUMARASI: 2018/447 E. - 2020/377 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tanınmış Marka Olduğunun Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uzun yıllardır kendi alanında faaliyet göstermekte olup iç ve dış piyasada bilinirlik ve güven sahibi olduğunu, müvekkili şirketin, 11/09/1992 tarihinde ... başvuru numarası ile "..." ibaresini marka olarak kullanmak üzere başvurduğunu ve 18/12/1992 tarihinde bu başvurusunun kabul görerek 06/12/1993 yılında 296 numaralı gazetede yayımlanma ve ... tescil numarası ile bu markayı tescil ettirdiğini, müvekkilinin bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, hizmet kalitesi nedeniyle haklı bir üne kavuştuğunu ve bilinen, aranan bir marka haline geldiğini, müvekkilinin bu marka ile halen hem üretim ve hem de pazarlama faaliyetlerine devam ettiğini, kendisine iç ve dış piyasa da iyi bir pazar payı oluşturduğunu, aleyhine tespit istenen şirket tespit istenen adreste aynı sektörde faaliyet göstermekte ve dilekçe ekinde sunulan delillerde de görüleceği üzere "..." ibaresini tescilli markaymış gibi internet ve sair ortamlarda pazarladığı ve sattığı ürünlerinde kullandığını, aleyhine tespit istenen şirketin "..." ibaresini ürünlerinde kullanmasının müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu, bu suretle de haksız rekabete yol açtığını, aleyhine tespit istenen şirketin, müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile tamamıyla aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını, aleyhine tespit istenen şirketin, müvekkilinin tescilli markasının aynısı olan "..." ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını, bu hususun TTK 57/5.m.ne aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin dilekçe ekinde sunulan tescilli markasının 556 s. KHK hükümleri gereğince korunmaya değer olup, müvekkilinin izni olmaksızın başka bir şahsın ticari unvan ve işletme adı olarak kullanmasının mümkün olmadığını, aksi durumun haksız rekabet nedeniyle markaya tecavüz oluşturacağını, aleyhine tespit istenen firmayı kendi şirket telefonlarından arayıp bu tecavüze son vermelerini talep ederek ihtar ettiklerini, ancak markanın kullanımının devam ettiğini, bu nedenlerle; aleyhine tespit istenenin ürünlerinde kullandığı "..." ibaresini kullanmakta olduğunun, aleyhine tespit istenenin kullandığı "..." ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına iltibas meydana getirecek şekilde benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkilimin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, marka tescil talebinin iptaline, ihtiyati tedbir yolu ile aleyhine tespit istenenin müvekkilinin tescilli markasını kullandığı internet ve sair her türlü reklam ortamında kullanmasının yahut tanıtmasının engellenmesine ürünlerin toplatılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 18.03.2016 tarihinde Türkiye Patent ve Marka Kurumu'na "..." adının 6,7,8. ve 35. sınıflarda tescili için marka başvurusunu yaptığını, 2016/24631 numaralı başvurunun davacı şirket ve dava dışı ... Tic.A.Ş. tarafından yapılan itirazlar sonucunda, başvurunun 35. sınıfın bazı mal ve hizmetleri bakımından çıkarılmasına, kalan mal ve hizmetler için tescil işlemlerinin devamına dair marka tescil taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiğini, ... markasının 11.07.2017 tarihinde müvekkili şirket adına tescilinin kesinleştiğini, müvekkilinin tescilli markasının verdiği haklar doğrultusunda kullanım yaptığını, davacının iddia ettiği gibi bir marka tecavüzü yahut haksız rekabet durumu söz konusu olmadığını, davacı şirket şirket ile müvekkil şirketin marka şekilleri ve amblemleri arasında benzerlik bulunmadığını, tüketici ve piyasadaki alıcılar nezdinde ki ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, iltibasa, haksız rekabete yol açmadığını, davacının haksız rekabet edildiği ve markaya tecavüz edildiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin ... markası ile ilgili olarak eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet yönünden TPE'ye itiraz ettiğini ve tüm bu itirazlarında haksız bulunduğunu, ... markasının davacı şirketin tanınmış markası olmadığının Türkiye Patent Enstitüsü Markalar Daire Başkanlığı 28.11.2016 tarihli kısmi kabul kararında belirtildiğini, davacı şirket ile müvekkili şirketin farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini ve farklı müşteri çevrelerine hitap ettiklerini, müvekkili şirketin ... ibaresini kullandığı bir ürünün bulunmadığını, müvekkili tarafından hiçbir mal üretimi yapılmadığını ve bu marka ile sattığı herhangi bir ürünün de olmadığını, ... ibaresinin ticaret unvanı olarak kullanıldığını, davacı şirketin Dişli malzemeleri, Makina imalatı yaptığını ve kendi ürünlerini piyasaya sattığını, müvekkili şirketin ise; ağırlık olarak ... satışı yaptığını, makine imalatı ve satışı yapmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin farklı müşteri çevrelerine hitap ettiklerini bu nedenle de marka tecavüzü yahut haksız rekabetin söz konusu olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, denetime elverişli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalının internet sitesinde, "..." şeklinde markasal kullanımının olduğu ve bu kullanımın Türk Patent Kurumu'ndaki tescili kapsamında bir kullanım olduğu, tarafların markalarındaki şekil unsurlarının ayırtedici olduğu, davalının internet sitesinde, davacının marka tescil kapsamına giren mal/hizmetlerin sunulmadığı, davacı ve davalıya ait markayı oluşturan her 2 kelime "..." ibaresinden oluştuğundan, iltibas değerlendirmesi acısından sınıflar dikkate alındığında, davalının sınıfları aynı olsa da SMK 11/4 ve SMK 6/1 dikkate alınarak değerlendirme yapıldığında, davalı markası ile davacı markasının sınıfları arasında "ilişkili/bağlantılı sınıf" ve haliyle "benzer sınıf" olarak değerlendirmelerini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı, davacı şirketin dişli ürünler ve makine imalatı yaptığı, davalının ise sert metal uç satışı yaptığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; davalı tarafın internet ve reklam ortamındaki kullanımının, taraflar arasında karışıklık/ iltibasa sebebiyet vermediği, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı kanaatine varıldığından, davanın reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece TPMK kayıtları getirtildiğini, bilirkişi incelemesi yaptırılarak aleyhlerine olarak rapor alındığını, rapora itiraz ettiklerini, itirazları dikkate alınmadan, ek bir rapor yahut inceleme dahi yaptırılmadan aleyhlerine hüküm tesis edildiğini, marka tescil belgeleri birer resmi senet hükmünde olup kesin delil teşkil ettiğini ve bu tescil evraklarında müvekkilinin marka ibaresini, hangi tarihte tescil ettiği, tescili yenilettiği ve hangi Nice kodlarına ilişkin bir tescilin söz konusu olduğu açıkça belli iken ve Sayın Mahkemenin iş bu kesin delilleri takdir yetkisi dahi yok iken 19/07/2019 tarihli 1. Celse de verilen 5 numaralı ara karar gereğince ‘internet ortamlarında herhangi bir karışıklık bulunup bulunmadığı hususlarında rapor alınmasına dair’ bir kararla raporu hazırlayan sayın bilirkişilerin birisi Marka Uzmanı ve diğeri de Bilişim Yazılım Uzmanı olmasına rağmen hukuk bilirkişiliği de yapmış olmalarına izin verdiğini, müvekkilinin markasının (06/12/1993) tarihinde tescil edildiğini, SMK. m. 5/1-Ç gereğince davacı müvekkilinin markasının koruma kapsamı dahilinde olduğunu ve davalı tarafça tescili alınmış aynı markanın kullanılmaması gerektiğini, davacı markasının 11/12/2012 tarihinde yenilendiğini ve halen marka koruma süresi içinde yer aldıklarını, davalının markası olan ‘...’ ibaresini 11/07/2017 tarihinde yani marka koruma süresi içinde tescil ettirdiğini, her ne kadar marka görsellerinde yazım şekilleri, renkleri farklı olsa dahi kullanılan kelime olan ‘...’ ibaresinin marka olması ve birbirinin aynı olmakla bir taklit durumunu ortaya koyduğunu, -Mahkemenin gerekçeli kararında açıkça aynı sınıfların olduğunu belirttiği halde bilirkişilerin aynı markayı kullanan her iki firmanın da farklı kollarda iş yaptıkları iddiasında olduğunu, aslında kendi raporlarının 11. Sayfasında belirttikleri üzere her iki firmanın da 06-/07-/08 NİCE Sınıflarında iş yaptığı ve her iki firmayı ayırt eden NİCE sınıfının ise davacı müvekkilimin 12, davalı firmanın ise 35 NİCE sınıfına dâhil olduğunu belirtmeleri hususu olduğunu, bu NİCE sınıfları esasen iştigal konuları açısından çokta ayırıcı bir sınıf olmamakla birlikte diğer 3 sınıfın ortak olmasından sebeple herhangi bir karışıklık yaratmayacağı hususunda 13. Sayfa da görüş belirtmelerinin de şaşırtıcı olduğunu,-Bilirkişilerin SMK 7 ve 29 maddelerine uygunluk teşkil ettiklerinden bahsetmelerini de anlamadıklarını, davalı şirketin kendi başına bir işaret bir marka olan ‘...’ ibaresini/markasını reklamlarında kullanması, aynısını internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı ve anahtar sözcük ve benzeri şekilde kullanması ve dahi işaretin ticari unvan ve işletme adı olarak kullanılması söz konusu olmasını nasıl gözden kaçırdıklarını ve dahi iş bu takdiri delili kesin bir delil durur iken esas alarak hüküm tesis eden sayın yerel mahkemeyi de anlamadıklarını, aleyhine tespit istenenin kullandığı ‘...’ ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına iltibas meydana getirecek şekilde benzediğinden bu durumun haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, marka tescil talebinin iptaline, ihtiyati tedbir yolu ile aleyhine tespit istenenin müvekkilinin tescilli markasını kullandığı internet ve sair her türlü reklam ortamında kullanmasının yahut tanıtmasının engellenmesine ürünlerin toplatılmasına ve tüm mahkeme masrafı ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, marka tescilinin iptali, tedbir yoluyla markanın internet ve her türlü reklam ortamında kullanılmasının, tanıtımının engellenmesi ürünlerin toplatılması talebine ilişkindir.Davacı ... Ltd. Şti. Adına kayıtlı ... numaralı "..." kelime+şekil markasının 06/07/08 ve 12.sınıfta yer alan:"Modül azdırma bıçakları, zincir dişli azdırma bıçakları, grameyer bıçakları, kamalı mil azdırmaları, fellows bıçakları ve zincir dişli fellows bıçakları, sonsuz vida ve dişli takımları" bakımından 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa göre başvuru tarihi olan 11/09/1992 tarihinden itibaren tescilli olup, en son 11/12/2012 tarihinde yenilendiği ve halen marka koruma süresi içerisinde olduğu, davalı ... adına kayıtlı ... numaralı "....+şekil markasının 06/07/08 ve 35.sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa göre başvuru tarihi olan 18/03/2016 tarihi olup, 11//07/2017 tarihinde davadan önce tescilli olduğu, halen marka koruma süresi içerisinde olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan 16.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen “www...com” internet web sitesinin kullanımda ve aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 02.06.2000 tarihinin kayıt olunduğu ve ulaşım adresi olarak “... Sk. No... ... Mevkii Hadımköy, İstanbul-Türkiye" olarak internet sitesinin iletişim sayfasında açıkça belirtildiği, davalıya ait olduğu belirtilen bahsi geçen "..." alan adının aktif olduğu, alan adının whois (sahip) bilgileri kontrol edildiğinde bu alan adının 20.10.2011 tarihinin kayıt olunduğu ve ulaşım adresi olarak "... Mahallesi ... Sitesi ... Blok No: ... İzmit / Kocaeli” olarak internet sitesinin iletişim sayfasında açıkça belirtildiği, davalı tarafın internet ve reklam ortamındaki kullanımının, taraflar arasında karışıklık/iltibasa yer vermediği, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı..." sonuç ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır. Dosyaya gelen Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre; davacının “...” isimli markayı 06/07/08 ve 12.sınıfta yer alan:"Modül azdırma bıçakları, zincir dişli azdırma bıçakları, grameyer bıçakları, kamalı mil azdırmaları, fellows bıçakları ve zincir dişli fellows bıçakları, sonsuz vida ve dişli takımları" bakımından sınıflarında tescil ettirdiği, davalının ise “... şekil” isimli markayı 06/07/08 ve 35.sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından tescil ettirdiği anlaşılmıştır. Davacının markası ile davalının markasının aynı kelimelerden oluştuğu, "..." ibaresinin her iki markada da aynı olduğu, markaların okunuşlarının ve işitilişlerinin aynı olduğu, aynı anlamda olduklarının tespit edildiği anlaşılmıştır.Davacının markasının tescilli bulunduğu 06/07/08 ve 12.sınıfların metal ve yan üretim hizmetleri sınıfı olduğu, davalının tescil ettirdiği 06/07/08 ve 35. Sınıfların metal alaşım ve yan mamül ürünlerin müşterilere sunulması hizmetini içerdiği, davalının markanın tescil edildiği şekilde ve altında ( Metal işleme takımları) kullanım bulunduğu, ürün ( sert metal uçlar, kesici ve delici takımlar, kesici takım bağlama sistemleri, takım...) üzeride kullanımı tespit edildiği, internet sitesinde ... şeklinde kullanım bulunduğu, Mahkemece bilişim uzmanı ve Avukat marka vekili bilirkişisinden rapor alınmış ise de, TPMK dan markaların tescil sınıflarını gösterir renkli örnekleri getirilmediği, bilirkişi raporundaki TPMK'dan alınan görsellerle yetinilmiş olup, online kayıt görselinde tescil edildiği alt sınıfların görülmediği, raporun yetersiz ve denetime elverişsiz olduğu, bilirkişi heyetinde teknik konuda sektör bilirkişisi olmadığı, davalı kullanımı ile davacı markasının tescilinin aynı /benzer sınıflarda olup olmadığının denetime elverişli şekilde karşılaştırılmadığı, yüzeysel inceleme yapıldığı, davacının dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde " marka tescil talebinin iptalini " talep etmişse de, hükümsüzlük talebi mi iptal talebi mi olduğu açıklattırılması gerekirken, talebinin açıklattırılmadığı eksik incelme ile karar verildiği anlaşılmakla tarafların alt marka tescil kayıtlarının da getirtilerek, davacı vekiline talebinin açıklattırılması daha sonra teknik bilgi gerektirdiğinden sınıf karşılaştırmasının yapılarak, işin uzmanı sektör bilirkişisi bulunan heyetten davacı talepleri doğrultusunda bilirkişi raporu alınarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi doğru görülmemiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/11/2020 tarih, 2018/447 E. 2020/377 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2024