T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1203 Esas
KARAR NO: 2025/1838
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/12/2021
NUMARASI: 2021/438 E. - 2021/248 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markasıyla çok uzun yıllardır beri faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, müvekkilinin "..." ve "... ..." ibareli markalar üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının TPMK nezdinde 2020/113006 sayı ile "..." ibareli markayı tescil ettirdiğini, davalının tescil ettirdiği markanın, müvekkilinin ticaret unvanının aynısı olmasının yanında, kullandığı ... sınıfında tescil alarak, müvekkiline ait olan "..." esas unsurlu markalara yönelik iltibas oluşturduğunu iddia ederek, davalı adına olan 2020/113006 tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkilinin markasının aynı sınıfta tescilli olmadığını, davacı markasının tanınmış marka olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin dava konusu "..." ibareli markasının davacı markaları ile benzer olmadığını, işletme adı ve ticaret unvanının müvekkili tarafından hiçbir zaman markasal olarak kullanılmadığını, müvekkilinin dava konusu tescilli markasının davacının tescilli markaları ile iltibas oluşturmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
Mahkemece; "Davacının davasının KABULÜ ile; Davalıya ait 2020/113006 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararında bilirkişi raporuna uyulmayıp re'sen kanaat bildirildiğini, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, markaların farklı sınıflarda tescilli olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklı marka algısı yarattıklarını, faaliyet konularının benzer olmadığını , müvekkili adına tescilli dava konusu 2020/113006 sayılı "..." markası, 11.01.2016 tarihinden itibaren 30. Sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılıkve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf,şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzetvericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un,irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamışmısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar,pirinç. Pekmez" ürünlerinde tescilli olduğunu, davacı adına kayıtlı markaların tanınmış statüde olmadığını, 2019/63451 sayılı "... ... ..." markasının 30. Sınıftaki ürünlerde tescilli olmadığını, 03, 35. Sınıflarda tescilli olduğunu, davacı markası müvekkili markası ile herhangi bir benzerlik taşımadığını, davacı tarafından belirtilen 2019/63441 sayılı "..." markası müvekkili markası sınıfına kayıtlı olmayıp 35. Sınıftaki ürünlerde tescilli olduğunu, davacının 2016/108165 sayılı "... + şekil" markası ve 2017/34155 sayılı "... ... + şekil" markaları davacı şirket adına değil, dava dışı ... adına tescilli olduğunu, 35 ve 43.sınıftaki ürünlerde kayıtlı olduğunu, müvekkili markası ile benzer olmadığını, davacı ve dava dışı ... adına kayıtlı bir kısım markalar müvekkili markası ile aynı sınıflarda tescilli olduğunu fakat markaların benzer olmadığını, davacının "..." markasını hiçbir zaman marka olarak kullanmadığını, davacının ticari unvanı olan "..." esas unsurlu seri markalarıyla hem de müvekkilinin markasının tescili olduğu 30. Sınıfta geçmişe dayalı kullanıma sahip olduğunu iddia ederek müvekkilinin dava konusu markasının hükümsüzlüğünün talep etmesinin haksız ve yersiz olduğunu, sunulan fatura ve yazar kasa fişlerindeki "... ... ... - ..." ibaresinin marka olmadığını, işletme adı olduğunu, ibarenin marka olarak değil işletme adı olarak kullanıldığını , işletme adı olarak kullanılan "... ..." ibaresinin daha sonra davacı şirketin ticaret unvanı olarak kullanılmaya başlandığını, hiçbir zaman marka olarak kullanılmadığını, faturaların her zaman düzenlenmesi mümkün olduğundan delil olarak kabul edilmemesi gerektiğini bu hususların bilirkişi raporu ile de ortaya konduğunu, mahkemece bilirkişi raporu esas alınmadan davacının haksız ve mesnetsiz davasının kabul edildiğini, hükme esas teşkil etmeye uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddi gerekirken mahkemece teknik konuda görüş beyan edildiğini, iltibasın hukuki bir kavram olduğuna dair HGK kararına atıf yapılarak markaların benzerliği ve hükümsüzlük koşullarının değerlendirmesini bilirkişinin yapamayacağından bahisle bilirkişi raporunun tamamen aksi yönde karar verilerek dava kabul edilmesinin usulsüz olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile, davanın reddini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı istinaf itirazlarında davaya konu "... ..." markasının müvekkili markalarıyla benzer olmadığını dosyadaki eksik ve hatalı rapora da dayanarak ileri sürdüğünü, müvekkil markalarının esas unsuru ... ibaresi olduğunu ve öne çıkan unsur yine ... ibaresi olduğunu, davalı tarafın markasının "..." ibaresinin markalar bakımından hiçbir ayırt edici özelliği bulunmadığını, davalının dava konusu markasının esas unsuru müvekkili markalarının esas unsuruyla aynı olan "..." ibaresi olduğunu, davalının istinaf başvurusunda istinaf başvuru harcını süresinde yatırmadığından başvurunun usulden de reddi gerektiğini, davalı adına kayıtlı 2020/113006 sayılı “...” markasının hükümsüzlüğü yönündeki kararın isabetli olduğunu beyanla istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF KARARI:
Dairemizin 10/12/2021 tarihli 2022/488 Esas 2024/1755 Karar sayılı kararı ile; "Mahkemece hükümsüzlük davasına mesnet alınan markanın dava dışı ... adına tescilli olduğu, adı geçen tescil sahibinin davacı şirketin kurucusu olduğu, davacı şirketin bu markaları tescil sahibinin onayı ile kullandığı anlaşılıyor ise de SMK'nın 6/1 ve 6/3 hükümlerine dayalı hükümsüzlük davasının marka sahibi tarafından açılması gerektiği, iltibas ve gerçek hak sahipliğine dayalı hükümszlük talebi yönünden davacının üçüncü kişi markalarına dayanamayacağı, davacının ticaret ünvanının 12 Şubat 2018 tarihinde tescil edildiği, faaliyet konusu arasında “her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak," bulunduğu, davacının fiilen de tescilli olduğu bu alanda faaliyetini yürüttüğü, davalı markasının 23.09.2020 başvuru tarihli olduğu, dava konusu markanın davacının tescilli ticaret ünvanının asıl unsuru olan "..." ibaresini aynen içerdiği, davalı markasının kapsamında bulunan 30. sınıftaki emtialarının, davacının ticaret ünvanı tescili kapsamında yer alan“her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak" şeklindeki faaliyeti kapsamında satılan ürünler olduğu anlaşılıyorsa da, önceye dayalı tescilsiz işaret kullanımının ve ticaret unvanının hükümsüzlük hali olarak değerlendirilebilmesi için, işaretin ticaret sırasında markasal olarak belirli oranda ayırt edici hale gelecek şekilde kullanılması gerektiği, ticaret ünvanının ticari işletmeleri ayırt etme fonksiyonuna sahip olduğu, markanın ise üzerindeki ürünün kaynağını ve kalitesini garanti etme, ürünü tanıtma işlevine sahip olduğu, davacının “gerçek hak sahipliğini” ispat için fatura ve fişleri sunduğu, 2015-2016-2017-2018 yıllarına ait fatura ve fişlerde ... ... ...-... şeklindeki kullanımın ticari unvan kullanımı olduğu, faturaların ürünler üzerinde markasal kullanımı göstermediği, davacı şirketin davalı marka başvuru tarihine kadar 30. sınıf emtia üzerinde ... işaretini ticaret unvanına ve tescilsiz markaya dayalı markasal olarak kullandığına dair delil veya belge sunmadığı, tescilli ticaret unvanının markasal kullanımının ve öncelik hakkının ispatlanamadığı" gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY BOZMA İLAMI
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/6823 Esas 2025/4338 Karar 19/06/2025 tarihli kararı ile "Davacının; davalının markası ile davacı markaları arasında benzerlik bulunduğunu, ayrıca ticaret unvanında "..." ibaresi bulunması nedeniyle de gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü, bu nedenle somut olayda SMK'nın 6/1 ve 6/6 hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği, SMK'nın 6/1 hükmü gereğince yapılan değerlendirme sonucunda; davacının 2019/63451 nolu "... ... ..." markasının tescilli olduğu bir kısım emtialar ile dava konusu "..." ibareli markanın tescilli olduğu 30. sınıftaki emtialar arasında benzerlik bulunduğu, markalarda "..." ibaresinin ortak olmasının karıştırılma ihtimaline neden olacağının anlaşıldığı, mahkemece bu hususun dikkate alınmamasının doğru olmadığı, ayrıca davacının ticaret unvanının 12.02.2018 tarihinde tescil edildiği, ticaret unvanının faaliyet konusu arasında “her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak, her türlü kahvenin ticaretini yapmak" bulunduğu, davalının markasının da davacının faaliyet alanına dahil olan emtialarda tescilli olduğunun tespit edildiği, bu durumda davacının ticaret unvanının faaliyet alanı bakımından davalı markası ile sınıfsal benzerliğe sahip olduğu, öncelik hakkına sahip davacıya ait ticari unvanının çekirdek unsuru olan "..." ibaresi ile karıştırma ihtimali doğuracak derecede benzer ibarenin marka olarak aynı ve benzer sınıflarda tescilinin SMK'nın 6/6 hükmü uyarınca hükümsüzlüğü gerektirdiği, anılan Kanun hükmüne göre markanın ticaret unvanını içermesinin yeterli olduğu, ticaret unvanının markasal kullanımının ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilen şirket faaliyet konusunda fiili faaliyette bulunmanın ayrıca aranmadığı gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince davacının ticaret unvanını markasal kullandığını ispatlayamadığı gerekçesiyle karar verilmesinin de hatalı olduğu" gerekçesiyle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı, davalı vekilinin önceki kararda direnilmesini talep ettiği anlaşılmış, usul ve yasaya uygun görülmekle, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davalıya ait 2020/113006 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü talebine yöneliktir. Davacı vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, gerçek hak sahibi olduğunu, davalının 2020/113006 sayı ile "..." markasının müvekkilinin ticaret unvanının aynısı ve aynı ... sınıfında tescil edildiğini beyanla markanın hükümsüzlüğüne karar talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraf markalarının aynı sınıfta tescilli olmadığını ve aralarında benzerlik olmadığını, işletme adı ve ticaret unvanının müvekkili tarafından hiçbir zaman markasal olarak kullanılmadığını, savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı şirket adına 03 ve 35. Sınıfta, 04/07/2019 başvuru tarihli ... ... ... markasının tescilli olduğu, markanın 35. Sınıfta "Kuru yemişler" emtiası ile " "....Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler, Makarnalar, mantılar, erişterler, Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar, Ekmek, Simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, şerbetli tatlılar. Puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, an sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olma üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububatları (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez....." emtialarının satışında mağazacılık hizmetlerinde tescilli olduğu, hükümsüzlüğü istenen davalıya ait 2020/113006 tescil numaralı "..." markasının da 30. Sınıfta aynı emtialarda tescilli olduğu, her iki markanın ... asıl unsurlu olduğu ve tescil sınıfları farklı olsa da, markaların tescil sınıflarının birbirini tamamlayan sınıf ve alt sınıflar olduğu, markaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi nezdinde, iltibas yaratacağı görülmektedir.SMK m.6/6 maddesinde, " Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. " hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca karıştırılma tehlikesi olabilmesi için ünvanın tescilli olduğu faaliyet konuları ile sonraki markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler arasında benzerlik olması gereklidir. Davacı tarafça tescilli markadan kaynaklanan hakları ile, ticaret unvanından kaynaklanan haklarına da dayanıldığı, Davacının ticaret ünvanının 12 Şubat 2018 tarihinde tescil edildiği, faaliyet konusu arasında “her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak, " bulunduğu, davacının fiilen de, tescilli olduğu bu alanda faaliyetini yürüttüğü, davalı markasının 23.09.2020 başvuru tarihli olduğu, dava konusu markanın , davacının tescilli ticaret ünvanının asıl unsuru olan "..." ibaresini aynen içerdiği, davalı markasının kapsamında bulunan 30. Sınıftaki emtialarının, davacının ticaret ünvanı tescili kapsamında yer alan“her türlü ... ürünlerinin toptan ve perakende alım ve satım imalatı ile ithalat ve ihracatını yapmak, her türlü baharat ve aktariye ürünlerinin alım satımını yapmak şeklindeki faaliyeti kapsamında satılan ürünler olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davanın KABULÜNE,2-Davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne,-Karar kesinleştiğinde sicilden terkininin TPMK'ya bildirilmesine3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile eksik alınan 556,10 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/b-Davacı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3/c-Davacı tarafından 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 79,5 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.198,10 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4- İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik alınan 534,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4/b-Davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-İstinaf ve temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/ç-Davacı vekili duruşmaya katılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025