T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1046
KARAR NO: 2025/1157
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/06/2025
NUMARASI: 2025/16 E. - 2025/551 K.
DAVANIN KONUSU: Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; takip konusu dayanak olan senedin davalıdan alınan ziynet eşyasının 5.adet bilezik 1. adet zincir ile 1.adet hasır bileklik karşılığında düzenlenen 100.000-TL'lik senede karşılık alınan altınların sahte çıkması üzerine senedin, iadesini talep etmesine karşı davalının kendisini tehdit edip baskı kurmasıyla susturduğunu, sahte altınları birlikte satmaları konusunda kendini zorlamasıyla bizzat altınların bozdurulması işlemi sırasında durumun ortaya çıkmasıyla alacaklı hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına 25/12/2024 tarihinde şikayette bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini, kendisinin davalıya hiçbir borcunun olmadığını, boşta kalan senet üzerinde icra takibi başlatarak haksız kazanç elde edeceği gibi kendisinin de yoksulluğa düşmesine sebebiyet vereceğini, takipte dayanak olarak gösterilen senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmakla birlikte senede karşılık böyle bir borcun olmadığını, senet bedeline karşı hiçbir şey verilmediğini, davalının takibe konu senet üzerinden haksız ve karşılıksız kazanç elde edeceğini kendisinin yoksul ve mağduriyetine sebep olacağını, menfi tespit yolu ile takibin iptaline ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen süresinde davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2025/16 esas, 2025/551 karar, 16/06/2025 tarihli sayılı kararı ile; "Davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan REDDİNE" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin açılan davada, davalıya borcun bulunmadığını icra takibine konu dayanak senedin davalıdan alınan ziynet eşyası 5 adet bilezik 1. Adet zincir ile 1. adet hasır bileklik karşılığında düzenlenen 100.000 TL. lik senede karşılık alınan altınların sahte çıkması üzerine senet in iadesini talep etmesine karşı tarafı tehdit edip baskı kurduğunu ve altınları birlikte satmaları konusunda tarafı zorladığını, bizzat altınların bozdurulması işlemi sırasında durum ortaya çıkmasıyla alacaklı hakkında şikayette bulunduklarını, icra dosyasına dayanak olarak gösterilen senede karşı resmi olarak alışveriş olmadığını ve böyle bir borçları bulunmadığını, imzanın da kendisine ait olmadığını, takibe konu senedin üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarını ve kendisini mağduriyete uğrattığını beyan ederek, alacaklının kötü niyetinin ispatı durumunda zarar ziyan ve tazminat haklarının baki kalmak kaydı ile yerel mahkeme tarafından verilen hükmün bozulmasına, istinaf süresince tehiri icra kararı verilmesine, davalıya borcunun bulunmadığı yönünde hüküm kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra takibine dayanak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca; bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.6325 sayılı Kanun'un 18/A.2 maddesi ise; ''(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı tarihte hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı tarihte bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı usulden reddetmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davanın 06/01/2025 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihi itibari ile arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuk başvurusu yapıldığının ve görüşmelerin sonlandırılarak son tutanağın hazırlandığının bildirilmemiş olduğu, dava dilekçesinde ve ekinde de arabuluculuğa başvurulduğuna dair herhangi bir belge ve bilginin bulunmadığı, buna rağmen davacı tarafça belirtilen yükümlülüğünün yerine getirilmeden davanın açıldığı, ilk derece mahkemesi tarafından 07/01/2025 tarihli tensip zaptının 14 nolu ara kararı gereği davacı tarafa süre verilerek arabuluculuk tutanağının sunulmasının istendiği, verilen kesin sürenin dolmasına rağmen tutanağın sunulmadığı, davacı tarafça arabuluculuğa başvuru yapılmadığının beyan edildiği, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte dava şartı olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2025 tarih ve 2025/16 E. 2025/551 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025