T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/826
KARAR NO: 2025/1004
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 30/04/2025 ara karar
NUMARASI: 2025/94 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili derneğin 1963 yılında kurulan kamuya yararlı bir tıp uzmanlığı derneği olduğunu, üyeler ve yönetim kurulunun kalp ve damar sağlığı üzerine çalışan hekimlerden oluştuğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." isimli markanın tescil sahibi olduğunu, müvekkili derneğe ait marka ve logoyu davalı tarafın hppts://.../ alan adlı internet adresinde izinsiz olarak kullandığını, bu kullanıma ilişkin yazılı, basılı ilanların halen devam ettiğini, davalının bu eyleminin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, bu nedenlerle müvekkili adına tescilli marka ve logonun davalı tarafça kullanımının tedbiren önlenmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; " dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı anlaşıldığından ileride alınacak rapor sonrası yeniden değerlendirilmek üzere ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararı için yasal tüm şartlar birlikte gerçekleştiğini, mahkeme bilirkişi raporu ve tespit olmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mevzuat gereği hakimin bu tespiti bizzat kendisinin yapmasının ve/veya yaptırmasının önünde bir engel olmadığını, bir durumun tespiti mahkemenin görev ve yetkisinde olduğunu, davaya konu tecavüz davalı derneğin web sayfasındaki kullanımında açık ve net bir şekilde bire bir aynı olduğunu, müvekkili dernek kalp damar hastalıkları konusunda faaliyet gösterdiğini, bu alanda uzun yıllardır devam eden köklü ve kamuya yararlı bir dernek olduğunu, kardiyoloji uzmanlığının öncü çalışmalarını gerçekleştiren bu konuda Türkiye'de ve dünyada tanınmışlığa ve haklı saygınlığa sahip olduğunu, davalı derneğin, esasen suç mahiyetinde, açık şekilde web sayfasında ve o sayfada yayında olan iki ayrı bilimsel etkinlik afiş ve duyurusunda kullanımları dava ve ihtiyati tedbir konusu olduğunu, oluşan zararın önüne geçilmesi için öncelikle bu haksız kullanıma ihtiyati tedbir yoluyla son verilmesi gerektiğini, her iki derneğin çok yakın bilimsel faaliyet alanı içinde olduğu ve davalının haksız kullanımı ile bilimsel çevrelerde karışıklığa ve müvekkili derneğin maddi ve manevi zararının arttığı ve itibar kaybına sebep olunduğunu beyanla re’sen tespit edilecek nedenlerle, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararına karşı HMK'nın 341, 394 ve ilgili maddelerine göre istinaf başvurusunun kabulü ile ihtiyati tedbir reddi kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebimizin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından, müvekkilinin TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." isimli markanın tescil sahibi olduğunu, müvekkili derneğe ait marka ve logoyu davalı tarafın hppts://.../ alan adlı internet adresinde izinsiz olarak kullandığını, belirterek davalının bu eyleminin müvekkilinin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, bu nedenlerle müvekkili adına tescilli marka ve logonun davalı tarafça kullanımının tedbiren önlenmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; müvekkili ... Derneği, “...” adı ve logosunu 2008 yılından bu yana fiilen, kesintisiz ve ayırt edici biçimde kullandığını, söz konusu ibareyi kamu nezdinde ve özellikle ulusal ve uluslararası tıp camiasında müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkilinin , bu marka üzerinde uzun yıllara dayalı, fiilî ve öncelikli kullanım hakkı bulunduğunu buna rağmen davacı tarafından, müvekkilin yıllardır süregelen kullanımını bildiği halde, markanın birebir İngilizce çevirisi niteliğindeki ifadeyi kendi adına tescil ettirdiğini, bu durumun açıkça kötü niyetli başvuru kapsamında olduğunu, dava konusu marka ve logo üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı dernek adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde 14.02.2024 tarih ve ... no ile tescilli KTO şekil markasının 35.41 sınıflarda tescilli olduğu, Davalının cevap dilekçesindeki beyanlarına göre, iddia ve savunma çerçevesinde yargılamayı gerektirdiğinden bu aşamada yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/04/2025 tarih ve 2025/94 E., sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025