T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/791
KARAR NO: 2025/1034
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2025
NUMARASI: 2025/156 E. - 2025/154 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/07/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... tarafından, Bakırköy ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında gönderilen ödeme emrinin 10.05.2023 tarihinde tebellüğ edildiğini, takibe konu bononun müvekkilin bilgisi ve rızası dışında, sahte olarak ve dolandırıcılık kastıyla davalı ... tarafından tanzim edildiğini, söz konusu bononun müvekkilince düzenlenmediği ve imzalanmadığını, davalının uzun yıllar müvekkilinin avukatlığını yaptığını ve aynı zamanda müvekkilin eşinin ağabeyi olması nedeniyle güven ilişkisi içinde bulunulduğunu, bu güvenin kötüye kullanıldığını, Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2023/253 Esas sayılı dosyasıyla imzaya ve bono vasfına itiraz edildiğini, bononun davalı tarafından müvekkilin dava işlemleri kapsamında verdiği imzalar kötüye kullanılarak düzenlendiğini, davalı tarafından müvekkil ... ile eşi ...'ın sahte belgelerle borçlandırma yönünde çeşitli girişimlerde bulunulduğunu, bu kapsamda Bakırköy ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası kapsamında 200.000 USD bedelli senede dayalı ödeme emrinin 12.09.2022 tarihinde ...a tebliğ edildiğini, senedin 30.04.2022 tarihli ve 31.08.2022 ödeme tarihli olduğunu, ancak böyle bir borcun mevcut bulunmadığını ve senedin imzalanmadığını, bu nedenle Bakırköy 12. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2022/416 Esas sayılı dosyasıyla takibe ve imzaya itiraz edildiğini, davalı tarafından anne ve baba adına sahte vasiyetnameler düzenlenerek dava dosyalarına sunulduğunu, imzaların taklit edildiğini, müvekkilleri hakkında yazılan metinlerin onların ağzından çıkmış gibi gösterilip imzalanmış gibi sunulduğunu, bu hukuka aykırı ve suç teşkil eden eylemler neticesinde icra takibine konu bononun da sahte olarak düzenlendiğini beyanla senedin hükümsüzlüğüne ve iadesine, karar verilmesi talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacı tarafça dava açılmadan önce özel dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı, dava konusu uyuşmazlığın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, buna ilişkin davalarda zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu ve dava şartı olarak kabul edildiği, bu nedenle işbu dosyada arabuluculuğa başvurulmadığı sabit olan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle "Davacının davasının özel dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin kendilerine tebliğ olunmadan mahkemece karar verildiğini, bu kararın dava şartı yokluğu gerekçesiyle verildiğini, gerekçeli karar yazılarak dava dilekçesi tebliğ edilmeden ve davadan haberdar olunmadan dava şartı yokluğu gerekçesiyle mahkemece doğrudan usulden red kararı verilmesinin hak ihlali olduğunu, dava dilekçesinin içeriğinde, ağır suç isnatları bulunduğunu, özellikle sahte bono düzenlendiği, dolandırıcılık kastı taşıdığı, başka davalarda da benzer sahteciliklere başvurduğu, mesleki güveni kötüye kullandığı gibi ifadelerle, dilekçenin tamamen suç teşkil eder nitelikte olduğunu, hatta iftira ve hakaret sınırlarını aştığını , takibe konu bononun altında bulunan “İST.” ibaresi, bonodaki rakam ve yazı arasındaki çelişki gibi detayların senedin sahte olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin senet düzenleme iradesinin bulunmadığını, yine aynı tarihte eşi ... adına da düzenlenmiş başka bir senetle borçlandırma teşebbüsünde bulunulduğunu, bu senetteki imzanın da bilirkişi raporuyla sahte olduğunun tespit edildiğini, bu kapsamda ceza yargılamasının devam ettiğini , miras paylaşım sözleşmeleri, taahhütnameler, vasiyetnameler gibi çok sayıda sahte belgeyi hem bu davada hem de diğer davalarda kullandığını, bu belgelerin bilgisayarda hazırlanıp imzalandığını, altında yer alan imzaların müvekkiline veya eşi ...’a ait olmadığını, belgelerin içeriklerinin ise hayatın olağan akışına aykırı olduğunun ileri sürülmüş olduğunu, bu şekilde , davacı vekilinin dava dilekçesinde gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğunu, iftira niteliğinde isnatlarda bulunduğunu, suç uydurduğunu, kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu ve dava ile ilgisiz, hakaret içeren ifadeler kullandığı gerekçesiyle mahkemece suç duyurusunda bulunulmasını, dava dilekçesinin kendilerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesini, talep ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava , İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili ...’ın, eşi ...’ın ağabeyi ve eski avukatı olan davalı ...’ya herhangi bir borcu bulunmamasına rağmen, davalı tarafından bilgisi ve rızası dışında sahte bono düzenlenerek icra takibi başlatıldığını bu eylemlerin hileli ve suç teşkil eden nitelikte olduğunu belirterek davacının borçlu olmadığının tespitine, dava konusu senedin hükümsüzlüğüne ve iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesinde davanı arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı beyan edilmiştir. Mahkemece menfi tespit istemine ilişkin açılan davada , davacı tarafça dava açılmadan önce özel dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı istinaf talep etmiştir. 6102 Sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca , Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar (Değişik ibare: 7445 - 28.3.2023 / m.31 / Yürürlük / m.43/1-a) “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 7445 sayılı kanununun 43/1-a maddesinde "bu kanunun 31 inci, 34 üncü, 36 ncı, 37 nci, 38 inci ve 41 inci maddeleri 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girer" hükmü getirilmiştir. 6325 Sayılı Kanunun 18/A.2 maddesinde ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması durumunda bir işlem yapılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir düzenlemesi bulunmaktadır. Dava şartları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. Maddesinde düzenlenmiş, 2. Fıkrasında "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenlemeler uyarınca , 01.09.2023 tarihine kadar açılan menfi tespit istemli davalar arabuluculuk dava şartına bağlı değil iken 7445 sayılı kanununun yürürlüğe girmesi ile 6102 sayılı TTTK 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan menfi tespit davalarında arabuluculuk zorunlu hale getirilmiş, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı mesmu ( dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir. Davacı vekili tarafından 19/02/2025 tarihinde açılan menfi tespit istemli eldeki davanın arabuluculuğa başvurulmadan açıldığı, 6325 sayılı Kanunun m.18/A.2 maddesi gereğince , arabuluculuk dava şartı yerine getirilmemiş olduğundan, mahkemece davaya ilişkin başkaca bir yargısal faaliyet yürütmeden davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalının kendi adına her zaman suç duyurusunda bulunma dahil yasal yollara başvurmakta serbest olduğu , istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2025 tarih ve 2025/156 E., 2025/154 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/07/2025