T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/760
KARAR NO: 2025/944
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/03/2025 ara karar
NUMARASI: 2024/269 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Davacılardan ...'nun 2007 yılında ... markasını yarattığını, "..." ünvanı ile iç mimarlık, tasarım ve proje firması kurduğunu, ... markası altında, profesyonel ekibi ile birlikte tanınmış bir çok otel, restaurant, konut ve ofisin iç mimari tasarımlarını yaptığını, aralarında ..., ..., ... gibi enternasyonel otel zincirlerinin akredite mimarlık ofisi olduğunu, gerek yurt içi gerekse yurt dışı ödüllü tasarım projelerinin altında bu markanın bulunduğunu, ... markasının TPMK nezdinde uzun yıllardır bir çok sınıfta tescilli olduğunu, bu markalardan ... tescil numaralı ... ibareli markanın yenilenme süreci gözden kaçtığı için iptal olduğunu, markanın gerçek hak ve tescil sahibi olduğunu, aynı zamanda bu markanın özellikle gerçekleştridiği projeler ve aldığı ödüller sayesinde tanınmış bir marka olduğunu, "..." markasının, karşı tarafın ticari faaliyetlerinde ve 2019 yılında adına kayıt ettirdiği ... ticaret ünvanında esaslı unsur olarak marka haklarını ihlal eder kendisi ile aynı olan iç mimarlık/tasarım sektöründe kullanmasının davalının davacı ile bağlantılı olduğu, aralarında organik veya ekonomik bir bağ bulunduğu noktasında karışıklık yaratmaya elverişli olduğunu, TPMK nezdinde tescil ettirdiği markalarını, tescile konu sınıflarda aktif olarak kullandığını, markasının tanınmışlık düzeyi ve davalının kendisi ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği dikkate alındığında davalının ... markasına ilişkin kullanımların kötü niyetli olduğunu, internet üzerinde davalı şirket ünvanı ile arama yapıldığında davalı tarafın davacıya ait telefon numarasını kendi ticaret ünvanı ile birlikte kullanmakta olduğunu bunun davacının uzun yıllar sonucu elde ettiği itibarından ve tanınmışlığından yararlanarak tüketici nezdinde iltibas yaratmakta ve haksız menfaat elde etme amacı taşıdığını belirterek “..." ibareli markadan doğan haklarına davalının tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, davalının ticaret unvanında esaslı unsur olarak yer alan ve ticari faaliyetlerinde kullandığı “...” ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi 04/03/2025 tarihli ara kararı ile; Davacının ... numaralı ... ibareli markanın 21 ve 42 ... numaralı ... ibareli markanın 20,35 ve 37. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı ticari unvanında yer alan ... ibaresinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, aldırılan 03/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda davalı yönünden yapılan incelemede, 2019 yılına ait ticari unvan ve adres bilgileri şeklinde kullanım tespit edildiği, bunun dışında herhangi bir kullanımın tespit edilemediği, davalıya ait ticaret sicil müdürlüğü bilgileri incelendiğinde şirketin 25/11/2019 tarihinde kurulduğu, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçmiş olduğu, bu suretle davalı ticari unvan kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, ayrıca terkini koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinin esas yargılamayı gerektirdiği, davalının bu aşamada markasal kullanımları da tespit edilemediği," şeklindeki gerekçeleriyle İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen red kararı, eksik inceleme ile oluşturulduğunundan usul ve yasaya aykırı bir karar verildiğini, müvekkilinin yaşayacağı hak kayıplarının önüne geçilmesi sebebiyle ihtiyati tedbir kararına hükmedilmesi gerektiğini, davalı şirket kuruluşu 29.11.2019 tarihli ticaret sicil gazetesi ile ilan edildiğini, dava açılış tarihi itibariyle de bu bağlamda 5 yıllık süre dolmadığını, davalı tarafından bu yönde bir itiraz dosyaya sunulmadığını, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 25. maddesinde marka hükümsüzlük davalarında tescilden itibaren 5 yıl olarak düzenlenen “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” süresi, ticaret unvanının terkini davalarında Yargıtay tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen “dürüstlük kuralı” ve her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak hak düşürücü sürenin geçip geçmediği olay özelinde değerlendirilmesi gerektiğini, Yüksek Mahkeme’nin yasada yer almayan süre sınırlamasını içtihat yoluyla benimseyen emsal kararları karşısında, tacirler tarafından ticaret unvanlarında yer alan ifadelerin çoğu zaman ticari işlerinde markasal olarak da kullanıma konu edilmesi ve bu halde başvurulabilecek bir diğer hukuki koruma yolu olan marka hakkına tecavüz ve markasal kullanıma dayalı haksız rekabet davalarında “sessiz kalma yoluyla hak kaybı” ilkesinin uygulama alanı bulmayacağı" gerek Yargıtay kararları gerekse doktrin görüşleri doğrultusunda kabul edildiğini, müvekkilin özgün markasının aynısının tesadüfi olarak oluşturulması mümkün olmadığını, müvekkilinin tanınmışlık düzeyi ve davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği dikkate alındığında davalının ... markasına ilişkin kullanımların kötüniyetli olduğunu, internet üzerinde davalı şirket ünvanı ile arama yapıldığında davalı taraf müvekkili şirkete ait telefon numarasını kendi ticaret ünvanı ile birlikte kullandığını, davalı müvekkilinin tanınmışlığından yararlanarak tüketici nezdinde iltibas yaratmakta ve haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, davalının basiretli tacirin davranışlarına aykırı hareket ettiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında madde 25 uyarınca markanın hükümsüzlüğü talebinde olduğu gibi, sonraki tarihli tescil sahibinin kötü niyetli olduğu durumlarda sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramayacağı görüşü benimsendiğini, Yargıtay kararlarına göre, önceki tarihli hak sahibi herhangi bir süre gözetilmeksizin kötü niyetli olarak tescil edilen ticaret unvanının terkinini talep edilebileceğini, 5 yıllık sürenin söz konusu davada uygulama alanı bulamayacağını, müvekkilin gerçek hak ve tescil sahibi olduğunu, sektör içerisindeki başarıları ile birlikte tanıtım ve faaliyetlerinde aktif olarak kullandığı "..." markası karşı tarafın ticari faaliyetlerinde ve 2019 yılında adına kayıt ettirdiği ... Dış Ticaret Limited Şirketi ticaret ünvanında esaslı unsur olarak müvekkilinin marka haklarını ihlal eder biçimde kullanıldığını, bu durumun müvekkilini maddi ve itibari yönden zarara uğrattığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7/3-e maddesi uyarınca "işaretin ticaret ünvanı veya işletme adı olarak kullanılması " eylemi marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğini, Müvekkilin TPMK nezdinde ilk tescili ... markasını yarattığı 2007 yılına denk geldiğini, ... tescil numaralı ... ibareli marka yenilenmesi gözden kaçtığı için iptal olduğunu, bu hususun müvekkilinin markanın gerçek hak sahibi olma durumunu bertaraf etmediğini, davalının kullanımları ile müvekkili markası arasında iltibas tehlikesi en yüksek seviyede olduğunu, müvekkili TPMK nezdinde tescil ettirdiği markalarını, tescile konu sınıflarda aktif olarak kullandığını, davalının ticaret ünvanında esaslı unsur olarak yer alan ve faaliyetlerinde kullandığı ... ibaresi müvekkilinin ... markasının ses, görünüş ve kavramsal olarak birebir aynısı olmakla birlikte müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda yer alan mal ve hizmetler üzerinde kullanıldığını, müvekkilinin tanınmış markasının davalı tarafından kullanılmasını, TTK m.55 uyarınca haksız rekabet yarattığını, mahkemece tedbir red kararının verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tedbir kararı verilmesi olayın şartları ve kanun dikkate alındığında tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğunu, davalı taraf herhangi bir izin/hak sahibi olmamasına karşın, gerek ticaret ünvanında gerekse ticari faaliyetlerinde hukuka aykırı kullanımlarını sürdürdüğünden, tedbir için aranan yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, davalının kötüniyetli bir şekilde ... ibaresini ticaret ünvanı olarak tescil ettirmesi ve bu ticaret ünvanı ile faaliyetleri müvekkilinin ticari itibarını zedelenmesine ve telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olacağını, mahkemeye sundukları tüm delil ve beyanların eksik incelemeye tabi tutulduğunu belirterek mahkemece verilen tedbir red kararının kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 03/02/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;" İnternet üstünden yapılan incelemede davalı hakkında ...com.tr adlı sarı sayfalar temalı internet sitesinde 2019 yılına ait dava dosyasında bunulan aynı unvan ve adres bilgisinde bilgilerin yer aldığı tespit edilmiştir. Davacı ...'nun, davalının ... şeklindeki ticaret ünvanı kullanımının engellenmesini talep edebileceği" belirtilmiştir.Mahkemece, bilirkişi raporu ile 2019 yılına ait ticari unvan ve adres bilgileri şeklinde kullanım tespit edildiği, bunun dışında herhangi bir kullanımın tespit edilemediği, davalıya ait Ticaret Sicil Müdürlüğü bilgileri incelendiğinde şirketin 25/11/2019 tarihinde kurulduğu, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin geçmiş olduğu, bu suretle davalı ticari unvan kullanımının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği, ayrıca terkini koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinin, yargılamayı gerektirdiği, davalının bu aşamada markasal kullanımları da tespit edilemediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar, dosyanın içeriğine göre, Hüküm şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği ve bu aşamada yaklaşık ispat gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar yerindedir. Davacıların istinaf isteminin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/03/2025 tarih ve 2024/269 E. sayılı ara kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.03/07/2025