T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/464 Esas
KARAR NO: 2025/568
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/01/2025
NUMARASI: 2024/429 E. - 2025/47 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı üçüncü şahıs ...'nun borcu nedeniyle Afyonkarahisar İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, alacağın ... Anonim Şirketine temlik edilmesiyle davalı şirketin alacaklı konumuna geldiğini, bahsi geçen, müvekkilinin borçla ilgisi bulunmamasına rağmen müvekkiline ait "... Mahallesi, ... Sokak, No:... Merkez/Afyonkarahisar" adresinde bulunan iş yerinde haciz işlemi tatbik edildiğini, borçlunun müvekkilinin yanında faaliyet gösterdiği iddiasıyla müvekkiline ait menkullerin haczini talep ettiğini, haciz işlemi için gelen davalı vekilinin kanunun çizdiği sınırlar dahilinde görevini ifa etmek yerine müvekkiline manevi cebir ve baskı uyguladığını, haciz ve muhafaza işlemini irade sakatlığına sebep verecek şekilde müvekkili aleyhine tehdit unsuru olarak kullandığını, dükkandaki eşyaların kendisine ait olduğuna dair faturaları dava dosyasına sunduğunu defaatle belirtmesine rağmen, davalı vekilinin haciz ve muhafaza talep ettiğini, 09/05/2024 tarihli haciz tutanağında görüleceği üzere haciz mahalline nakliye aracının geldiğini, muhafaza talep edilen menkullerin müvekkilinin faaliyetine devam edebilmesi için gerekli ve zorunlu olan eşyalar olduğunu, bütün malların muhafaza edileceği söylenerek tehdit edildiğini, 4 saati aşkın manevi cebir ve baskı altında bırakılarak, en sonunda nakliye aracının gelmesi üzere çaresiz kalan, borcu ödemek dışında muhafaza işlemine engel olma imkanı kalmayan müvekkiline dilekçe ekinde yer alan 09/05/2024 tarihli protokolün okumasına fırsat dahi verilmeksizin imzalatıldığını, protokolde, asıl borçlu ...'nun borçlu olduğu dosyaların tamamının ödemesi hakkaniyete aykırı bir şekilde müvekkiline yükletildiği, ayrıca Protokol kapsamında müvekkilinin kasasında bulunan paranın tamamı olan 30.600 TL davalı vekilince elden alındığını, 19.400 TL'nın ise davalı vekilinin yanında getirmiş olduğu pos cihazı ile müvekkiline ait kredi kartından çekildiğini, dolayısıyla ilgisi bulunmayan bir borçtan dolayı kendisinden toplam 50.000 TL tahsil edildiğini, ödemelerin dosya borcuna mahsuben yasal yolla alınmak yerine elden alınmasının, borçlu olmayan üçüncü kişi müvekkilinin kredi kartından para çekilmesi işlemlerinin karşı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu, ayrıca protokolde gösterilen davaya konu; düzenleme tarihleri 09.05.2024 olan; 25/06/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/07/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/08/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/09/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 28/10/2024 Vade Tarihli, 35.000 TL bedelli, 27/11/2024 Vade Tarihli, 35.000 TL bedelli 6 adet karşılıksız ve temelsiz olan bonoların müvekkiline ikrah altında imzalatıldığını, müvekkili tarafından hukuka aykırı tesis edilen haciz ve muhafaza tebdiri uygulanmasının engellenmesi için, baskı altında kambiyo senedi düzenlenerek, müvekkilinin iradesini sakatladığını, müvekkilinin ilkokul mezunu olup, UYAP kayıtlarının incelenmesiyle görüleceği üzere kendisi aleyhine açılmış borçlu olduğu tek bir icra dosyasının dahi bulunmadığını, bu nedenle haciz ve muhafaza işlemleriyle daha önce karşılaşmamış olan müvekkilinin bu işlemlere ilişkin yasal prosedürü bilmediğini, beyanla, öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren İİK 72/2 maddesi doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, haciz ve muhafaza işlemiyle müvekkiline, manevi cebir ve baskı altında imzalatılan bonoların ve protokolün irade sakatlığı sebebiyle geçersizliğinin tespiti ile TBK 37 ve 38 maddeleri gereğince iptaline; ödenmek zorunda kalındığı takdirde bedellerinin istirdadına, Haciz mahallinde müvekkilinden tahsil edilen 50.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile müvekkiline iadesine, haksız ve kötü niyetli olan davalının bono miktarlarının %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı temlik veren banka ... A.Ş.'nin davacı ...'nun eşi ...'ndan olan 05/03/2015 tanzim ve 03/10/2016 vade tarihli 200.000,00-TL bedelli senet alacağından dolayı Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığı, bu dosyadaki alacağın müvekkili ... Anonim Şirketi'ne temlik edilmesiyle birlikte müvekkili şirketin alacaklı konumuna geldiğini, takibin kesinleşmesiyle beraber haciz işlemlerine geçilmiş, ancak borçlunun alacaklılardan mal kaçırması ve ticari faaliyetlerini 3. kişi üzerinden devam ettirmesi sebebiyle hiçbir mal varlığı bulunamadığından haciz tatbik edilemediğini, istihkak iddia eden ... adına düzenlenmiş vergi levhasının da borcun doğumundan ve icra takibinin açılışından sonra düzenlendiğini, alacaklının icra organlarına başvurması ve icra takip işlemleri içerisinde haciz ve muhafaza tedbirinin yerine getirilmesini talep etmesinin tehdit teşkil etmediğini, bu bağlamda borçlunun bulunduğu bu durum altında kambiyo senedi düzenlenmesinin de iradesinde sakatlığa neden olmadığını, muhafaza işleminin hukuken alacaklıya tanınmış bir hak olduğundan irade sakatlığı hallerinden olan korkutmadaki hukuka aykırılık şartı sağlanmadığını, bu sebeple davacının iradesinin sakatlandığı ve bonoları bu halde imzaladığı iddiasının gerçek dışı olup menfi tespit davasının hukuki gerekçesini oluşturabilecek nitelikte olmadığını, haciz sırasında 3. kişilerin asıl borçlunun borcunu kabul ederek üstlenmesi ve borca istinaden kambiyo senedi imzalaması şeklinde gerçekleştiğini takibe dayanak belgelerin bono niteliğinde olup kambiyo senedinin sebepten soyutluğu ilkesi uyarınca bonoların 09/05/2024 tarihli protokole istinaden düzenlendiği için protokolün dikkate alınması gerektiğini, protokol incelediğinde, davacının eşi ...'nun Afyonkarahisar İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı icra dosyalarından kaynaklanan borcunun davacı tarafından kabul edilerek üstlenildiğini, davayı açarak irade sakatlığı defini ileri sürmesinin kötü niyetli ve haksız olduğunu, davacı tarafın irade sakatlığı iddiasını ispat edemediğinden davanın reddi gerektiğini, davacı aleyhine takibe konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2025 tarih ve 2024/429 E. ve 2025/47 K.sayılı ara kararı ile; "...2004 sayılı kanunun 89. Uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelik bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı, dosyada 3. Kişi konumunda bulunan davacıların açmış olduğu menfi tespit davasında görevli mahkemenin genel mahkeme mahiyetinde olan Asliye Hukuk mahkemeleri olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle; H.M.K.'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın görev yönünden USULDEN REDDİNE, mahkemenin GÖREVSİZLİĞİNE, işbu görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurulması halinde, dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin taraflar arasındaki uyuşmazlığı hatalı bir şekilde tespit etmiş olmasından dolayı görevsizlik kararı verdiğini, oysa taraflar arasındaki uyuşmazlığın kambiyo senedi olan bonodan kaynaklandığını ve bonolarda borçlu olarak gözüken kişinin müvekkil ... olduğunu, mahkeme tespitinin aksine ihbarnameye konu muhatap üçüncü kişi olmadığını, dolayısıyla kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında görevli mahkemenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 4. maddesi gereği Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğunu. -Dava dışı üçüncü şahıs ...'nun borcu nedeniyle Afyonkarahisar İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, alacağın ... A.Ş.'ye temlik edilmesiyle davalı şirketin müvekkiline ait adreste hacze geldiğini, vergi levhasının incelenmesiyle görüleceği üzere; haczin gerçekleştirildiği adresin müvekkilinin tek başına işlettiği bakkal dükkanı olduğunu, davalının müvekkili ile borçlunun sadece evli olmasına dayanarak borçlu ...'nun müvekkilin yanında faaliyet gösterdiği iddiasıyla müvekkilin iş yerindeki menkullerin haczini talep ettiğini, icra memuru tarafından müvekkilinin istihkak iddiası gözetilerek menkuller İİK. Md. 99 gereğince haczedilmiş, davalı alacaklıya müvekkil aleyhine icra mahkemesinde istihkak davası açması ve iddialarını ispatlaması için yasa gereği yedi gün süre verildiğini, davalının istihkak davası açmak yerine memur işlemini şikayet yoluna gittiğini, Afyonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesi eksik inceleme neticesinde tesis ettiği 2024/14 E., 2024/56 K. Sayılı usul ve yasaya aykırı kararı ile; "Şikayetin kabulü ile, bu haciz işleminin İİK'nun 96-97 maddelerine göre yapılmış sayılmasına" karar verdiğini, istinaf kanun yoluna başvurduklarını, ancak davalının kararın kesinleşmesini beklemeden 09/05/2024 tarihinde tekrar haciz ve muhafaza işlemleri için müvekkilinin iş yerine gittiğini, müvekkile manevi cebir ve baskı uygulanarak, haciz ve muhafaza işlemini irade sakatlığına sebep verecek şekilde müvekkili aleyhine tehdit unsuru olarak kullandığını, etik ve hukuk dışı söylemlerle müvekkilinin tehdit edildiğini, alacaklı vekilinin açıkça senet veya nakdi ödeme yapılırsa muhafaza işlemini durdurulacağının beyan edildiğini, akabinde 09/05/2024 tarihli haciz tutanağında görüleceği üzere haciz mahalline nakliye aracı geldiğini, muhafaza talep edilen menkullerin müvekkilinin faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olan eşyalar olduğunu, 4 saati aşkın manevi cebir ve baskı altında bırakılarak nakliye aracının gelmesi üzere çaresiz kalan ve borcu ödemek dışında muhafaza işlemine engel olma imkanı kalmayan müvekkiline 09/05/2024 tarihli dosyada yer alan protokol ve huzurdaki menfi tespit davamızın konusu olan bonoların okumasına fırsat dahi verilmeksizin imzalatıldığını, ayrıca Protokol kapsamında müvekkilinin kasasında bulunan paranın tamamı olan 30.600 TL davalı vekilince elden alındığını, 19.400 TL'nın ise davalı vekilinin yanında getirmiş olduğu pos cihazı ile müvekkilinin kredi kartından çekildiğini, dolayısıyla ilgisi bulunmayan bir borçtan dolayı kendisinden toplam 50.000 TL'nın tahsil edildiğini, ayrıca protokolde gösterilen davaya konu; düzenleme tarihleri 09.05.2024 olan; 25/06/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/07/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/08/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 26/09/2024 Vade Tarihli, 20.000 TL bedelli, 28/10/2024 Vade Tarihli, 35.000 TL bedelli, 27/11/2024 Vade Tarihli, 35.000 TL bedelli 6 adet karşılıksız ve temelsiz bonoların müvekkiline ikrah altında imzalatıldığını. -Davanın devamı sırasında dava konusu bonoların vadesi gelmesi ve mahkeme tarafından tedbir kararı verilmemesi nedeniyle davalı tarafından müvekkiline karşı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin ihtirazi kayıt koymak suretiyle bonoların tamamını ödemek zorunda kaldığını 09.10.2024 tarihli dilekçe ile davanın istirdat davasına dönüştüğünü beyan ettiklerini. -Mahkemenin görevsizlik kararının açıkça hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun, müvekkiline davalı tarafından manevi baskı ve korkutma ile imzalatılan bonoların irade sakatlığı sebebiyle geçersizliği ve müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığına ilişkin menfi tespit davası olduğunu, TTK'da düzenlenen kambiyo senetleri ile ilgili uyuşmazlıkların TTK m. 4/1, a gereğince, mutlak ticari dava niteliğinde olup görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunu, ancak mahkemenin davanın konusunu, İİK'nun 89. Uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan 3. Kişi tarafından açılan menfi tespit davası olarak hatalı bir şekilde tespit ettiğini beyanla, kararın kaldırılmasını ve mahkemenin görevli olduğuna karar verilerek, dosyanın mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsizlik kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, HMK 2. Maddesine de uygun olduğunu, davacı ile müvekkili arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olmadığını, davacının cebir ve baskı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının irade sakatlığını ispat edemediğini beyanla istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstirdat ve menfi tespit talepli davada, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verildiği, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince davacının üçüncü kişi olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik vermiş olduğu kararda da açıklandığı üzere, 2004 sayılı kanunun 89/3 fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelik bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, dosyanın süresinde talepte bulunulması halinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.İstinaf başvurusuna konu davada, davacı tarafın Afyonkarahisar İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında taraf olmadığı, üçüncü kişi olduğu anlaşılıyorsa da; davalı alacaklının davacı borçlunun adresinde haciz yapıldığı, davacı tarafça iradesi fesada uğratılarak haciz ve muhafaza baskısı altında, nakit ve kredi kartı ile ödemeler yapıldığı, davacı ile davalı arasında protokol düzenlendiği ve altı adet bono imzalandığının ileri sürülerek, ödenen paranın istirdadı ile bonolar nedeniyle borçlu bulunmadığının ileri sürüldüğü görülmekle, mahkemenin davanın nitelendirilmesinde hataya düştüğü anlaşılmıştır. Davada TTK 776 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiği, TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakma görevinin, asliye ticaret mahkemesine ait olup, bonoya dayalı davalar 6102 Sayılı TTK'nun 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari davalardan olduğundan, tarafların sıfatının ve aralarındaki ilişkinin öneminin bulunmadığı, 6102 Sayılı TTK'nın 5/3 maddesi uyarınca bu tür davaların asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği, açıklanan bu hususlar gözetildiğinde, davaya konu senetlerden dolayı davacının borçlu olup olmadığının değerlendirilmesinde, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, ilk derece mahkemesince, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2025 tarih, 2024/429 E. 2025/47 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025