T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/388
KARAR NO: 2025/605
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/01/2025
NUMARASI: 2024/259 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine maddi ve manevi zararlar oluştuğundan müvekkilinin karşı taraftan maddi zararları için 12.465.000,00 TL'den az olmamak üzere mahkemece takdir olunacak bir teminata hükmedilmesi talebinde bulunduğunu, ... Mah. ... Sokak No:... İç Kapı:.. Fatih/İstanbul adresinde bulunan ... Teknoloji tabelalı şirketi aleyhine 01.07.2024 tarihinde İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2024/72 Değişik İş numaralı tespit davası ikame edildiğini, gerçekleştirilen tespit işlemi neticesinde “...” ibareli 840 adet ürün tespit edilerek tutanak altına alındığını, incelemeler sonucunda, ... ibaresinin, ... numaralı ... markasıyla görsel ve işitsel açıdan benzer olduğu ve bu benzerliğin ortalama üketicilerde karıştırılma veya iltibas riski oluşturduğu sübuta erdiğini, ... kullanımlarının davacının tescilli ... markalı ürünleri ile karışıklığa yol açarak haksız rekabet oluşturduğuna karar verildiğini, buna rağmen davalılar müvekkilinin haklarını ihlal eden eylemlerine devam ettiğini, İhlalin müvekkili aleyhine uzun süredir sürekli ve devamlı olarak telafisi güç zararlar oluşmakta olduğunu, bu nedenle tazminat davası sübuta erdiğinde içlerinde şahıs olan davalıların mahkemenin kararı itibariyle belirlediği tazminat miktarının ödenebileceğinden emin olunması gerektiğini, bu nedenle davalıların teminat vermesi müvekkilinin ortaya çıkan zararların karşılanması açısından zorunlu olduğunu, bu tedbirin uygulanması davalıların haksız fiilleri sebebiyle zarara uğrayan müvekkilinin tazminat alacaklarının güvence altına alınmasını sağlayacağını, davalılara verilecek ihtiyati tedbir kararı, mevcut tazminat davasının etkin bir şekilde yürütülmesi ve müvekkilinin haklarının korunması açısından hayati önem taşıdığını, 12.465.000,00 TL'den az olmamak üzere teminat verilmesini, itibar tazminatı olarak 250.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini marka haklarına tecavüzlerinden dolayı 250.000,00 bin TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince 17/01/2025 tarihli ara karar ile; "Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, davanın niteliği ve bulunduğu aşamadaki mevcut deliller gözetilmekle, her ne kadar davacı vekili SMK m.159/2 (c) kapsamında davalı tarafından tedbiren 12.465.000,00 TL'den az olmamak üzere teminat verilmesi talebinde bulunmuş ise de, dava dilekçesine göre iş bu davada marka hakkına tecavüzün ya da haksız rekabetin tespitinin talep olunmadığı, yine mevcut beyan ve delillere göre bu doğrultuda kesinleşmiş ya da esas hakkında açılmış bir davanın da bulunmadığı, eldeki davada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı maddi ve manevi zararlarla birlikte itibar tazminatının talep olunduğu, İstanbul 4. FSHHM'nin 2024/72 değişik iş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğu ve bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi raporunda her ne kadar marka ihlali ve haksız rekabete ilişkin değerlendirmeler yer almakta ise de zarar tespitine ilişkin bir değerlendirmenin yer almadığı, mevcut aşamadaki deliller ve davacı tarafın sunmuş olduğu belgeler ışığında zararın kaynağının, varlığının ve zarar miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, bu noktada ihtiyati tedbir kararı açısından yaklaşık ispat şartının bulunmadığı, bir an için davacı vekilinin talebi TBK m. 76 kapsamında geçici ödeme olarak değerlendirilse bile maddede düzenlenen ekonomik durum şartının sağlanmadığı, mevcut haliyle davacı vekilinin yasal şartları oluşmayan tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur." gerekçesiyle,
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; SMK m.159(2)-C maddesinin bu davada uygulanamayacağına dair mahkemenin değerlendirilmesinin yerinde olmadığını, tedbir kararı verilmesi için zararın kesin olarak tespit edilmesi gerekmediğini, tedbir kararının amacının zararın önlenmesi ve taraflara hak kaybı yaşatmamak için geçici bir düzenleme olduğunu, SMK m.159/2-c'nin bu kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler tarafından açılan davalarda kararın etkinliğinin sağlanması için davalıdan teminat verilmesinin talep edilebileceğini düzenlediğini, tazminat davasının kaynağını oluşturan fiilin davalıların marka tecavüzü eylemleri olup söz konusu hükmün somut davaya uygulanmasının tam yeri olduğunu, tazminat davasının kaynağını oluşturan fiilin davalıların marka tecavüzü eylemleri olup bu nedenle söz konusu hükmün somut davaya uygulanmasının tam yeri olduğunu, tespit işlemi sonrasında ... markalı ürünlerin yeniden teminat edilmediği kabul edilse dahi el konulan ürünlerden en az 831 adedinin ... tarafından satıldığının açık göstergesi olduğunu, haksız rekabetin ve marka ihlalinin varlığı, tedbir talebinin hukuki dayanağını oluşturduğunu ve mahkemenin dava dilekçesindeki taleplerinin dar bir biçimde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, istinafa konu kararda tedbir kararı verilmesi için zarar miktarının kesin olarak belirlenmesinin şart koşulduğunu ancak bu yaklaşımın hukuken hatalı olduğunu, SMK'ye göre tazminatın hesaplanmasında tecavüz edenin rekabetinin olmaması halinde hakkın sahibinin potansiyel gelir kaybının dikkate alınacağını, bu bağlamda tazminat hesaplamasının 12.465.000,00 TL olduğunu, tazminat davası sübuta erdiğinde içlerinde şahıs olan davalıların mahkemenin kararı itibariyle belirlenen tazminat miktarının ödenebileceğinden emin olması gerektiğini, aksi takdirde dava kazanılsa ve karar kesinleşse dahi söz konusu tazminat alacağının davalılardan tahsil edilemeyebileceğini, bu nedenle davalıların teminat vermesinin davacının ortaya çıkacak zararının karşılanması açısından zorunlu olduğunu, bu nedenle teminat tedbirinin verilmeisnin müvekkilinin zararlarının karşılanması açısından ve kararın etkinliğinin sağlanması açısından elzem olduğunu, davalılara karşı daha önce açılan marka hakkına tecavüz davası kapsamında davalıların ... markalı ürünler satarak müvekkillerine ait ... markasına tecavüz ettiklerinin tespit edildiğini, davalıların yaptıklarının haksız ve hukukszu olduğunu bilerek satış yaptıklarını, dava konusu ürünleri bile bile piyasaya sürüp haksız kazanç sağladığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği hususların yargılamaya muhtaç olduğunu, yalnızca zararın miktarı değil zararın oluşup oluşmadığı ve müvekkilinin kusuru olup olmadığı hususlarının da yargılamaya muhtaç olduğunu, davacı taraf delil tespiti yapıldığını ileri sürmüşse de yargılamanın amacının tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda ortaya konulan delillerin değerlendirilerek mahkemece bir karar verilmesi olduğunu, delil tespitinin amacının kaybolma ihtimali olan delilin mahkemece kayıt altına alınması olduğunu, bilirkişinin görevinin hukuki yorum ypamadan delil varlığı konusunda mahkemeye rapor sunmaktan ibaret olduğunu, davacının dayanmış olduğu bilirkişi raporunda doğrudan davanın esas/sonucu hakkında görüş sunulduğunu, tedbir kararı dahi olsa henüz kusura ilişkin bir tespit yapılmadan mahkemece karar verilemeyeceğini, davacı tarafından ...'ün bir marka olarak tescil edilmişse de ... ibaresinin tek başına bir marka olarak kullanılamayacağını, kabul anlamına gelmemekle davacı tarafından da dava dilekçesinde sunulan görsellerde de ürün adı olarak ... ve ... Pro şeklinde kullanıldığını, yalnızca ... markası ile satılan bir ürün olmayacağını, ... markasının ayırt edicilik özeliği olmadığını, markanın yalnızca ... ve ... Pro şeklinde anlamlı hale geldiğini, aksine bir düşüncenin şirketlerin alfabenin 29 harfini ve 10 adet rakamı kendi adlarına tescil ettirmelerine sebep olacağını, anlaşılmaz bir şekilde davacının 6, 7 ve 8 rakamlarının marka olarak tescil edildiğini, davacının kendi ürünü için kullandığı ..." markasını bölerek her bir kelime için ayrı ayrı marka hakkı aldığını, ... ibaresinin "..." (GT) olarak bilinen ve daha çok lüks, konforlu, spor otomobiller için kullanılan evrensel bir ifadenin kısaltması olduğunu, evrensel bir ibare olduğunu, teknoloji dünyasında ilk kez ... oyunu tarafından kullanıldığını, otomobil dünyasında çok daha eskiye dayandığını, bu gibi ürün performansı ve niteliğini belirten isimlendirmelerin marka olarak kullanılmasının yasak olduğunu, ... ibaresini Türkiye'de marka olarak tescil ettiren şirketin ...olup bu markayı 24.07.2020 tarihinde ... başvuru numarası ile tescil ettirildiğini, .... Tarafından 12.05.2024 tarihinde ... başvuru numarası ile ... markasının tescil edildiğini, bu markanın davacı şirketin tescil ettirdiği marka ile aynı sınıfta (09) tescil ettirildiğini, davacı şirketin başka şirketlerin marka hakkını ihlal ederek ... markasını tescil ettirdiğini, marka daha önce başka şirketler tarafından tescil ettirildiğinden davacının bu yönde talepte bulunma hakkı olmadığını, müvekkilinin ..." veya " ..." ürünlerinde bulunan ... ibaresinin ürünün modelini/serisini bildirdiğini, asıl ve ayırt edici unsurun ... ve ... markası olduğunu, ... ibaresine ek olarak max ibaresinin de bulunduğunu, yazı karakterlerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, teknoloji ile ilgilenen tüketicilerin ürün alımlarında ortalama tüketicilere göre titiz olduğunu ve araştırmalar yaparak istediği ürünü aldığını, akıllı saatlerin hitap ettiği kitlenin daha kısıtlı ve ürün hakkında detaylı bilgisi olan kişiler olduğunu, ayırt etme yeteneğine sahip kişiler olduğunu, davacı tarafından dilekçelerinde paylaşılan görsellerin tamamında "..." ibaresinin "..." ibaresine göre daha ön planda olduğunu, söz konusu saatlerin yasal olarak Çin'den ithal edilen ürünler olup piyasa fiyatının tutanakta belirtildiği gibi olmadığını, ürünün birim fiyatının 60 TL olduğunu, bu ürünlerin işletmeler tarafından toplu alınarak müşterilerine hediye olarak dağıtıldığını, satın alınmak istendiğinde birim fiyatının 60-TL'yi geçemeyeceğini, bu kadar ucuz olmasının sebebinin Çin'den çok daha uygun fiyata getirilmesi olduğunu, ürünlerin ve ambalajlarının Çin'de hazırlandığını, ürünü hazırlayan firmanın rün serisi ve ismi olarak "... " ismini uygun gördüğü için bu ismi bastığını, müvekkilinin de gelen ürüne kendi markası olan ... veya ... markasını basarak sattığını, ürün isminin ürün satışına hiçbir katkısı olmadığını, tüketiciler bu ürünü almasa idi davacının ürünlerini alacaktı şeklinde bir sonuca ulaşmanın iki ürün arasındaki fiyat farkı düşünüldüğünde mümkün olmadığını, tercihin ancak fiyat, kalite ve görünüm olarak benzer olan iki ürün arasında olabileceğini, kabul anlamına gelmemekle davacı tarafın tazminat tazminat talebini SMK 151/2-a maddesine dayandırarak "hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edeceği muhtemel gelir" üzerinden tazminat talebinde bulunmuşsa da her iki ürünün tüketici kitlesi farklı olduğunu, fiyatının 60-TL olduğunu, davacı tarafın her bir ürününün 15.000-TL'ye satıldığını iddia etmişse de internet üzerinden yaptıkları fiyat araştırmasında söz edilen ürünlerin fiyatlarının 2.000-4.000-Tl arasında değiştiğini, davacının bildirdiği ürün fiyatlarının oldukça fahiş olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstinafa konu karar 17/01/2025 tarihli ara karardır.
Davacı vekili dava dilekçesi müvekkili aleyhine maddi ve manevi zararlar oluştuğundan müvekkilinin karşı taraftan maddi zararları için 12.465.000,00 TL'den az olmamak üzere mahkemece takdir olunacak bir teminata hükmedilmesine ve İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2024/72 Değişik İş numaralı tespit dosyasında, “...” ibareli 840 adet ürünün tespit edilerek tutanak altına alındığını, incelemeler sonucunda, ... max ibaresinin, 2016/21196 numaralı ... markasıyla görsel ve işitsel açıdan benzer olduğu ve bu benzerliğin ortalama üketicilerde karıştırılma veya iltibas riski oluşturduğu sübuta erdiğini, ... max kullanımlarının davacının tescilli ... markalı ürünleri ile karışıklığa yol açarak haksız rekabet oluşturduğunu, davalılara verilecek ihtiyati tedbir kararı, mevcut tazminat davasının etkin bir şekilde yürütülmesi ve müvekkilinin haklarının korunması açısından hayati önem taşıdığını, 12.465.000,00 TL'den az olmamak üzere teminat verilmesini, itibar tazminatı olarak 250.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini marka haklarına tecavüzlerinden dolayı 250.000,00 bin TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 159. maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki genelde geçici hukuki korumalara, özelde ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacize karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından iş bu davada marka hakkına tecavüzün ya da haksız rekabetin tespitinin talep olunmadığı, yine mevcut beyan ve delillere göre bu doğrultuda kesinleşmiş ya da esas hakkında açılmış bir davanın da bulunmadığı, eldeki davada marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı maddi ve manevi zararlarla birlikte itibar tazminatının talep olunduğu, İstanbul 4. FSHHM'nin 2024/72 Değişik İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğu ve bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi raporunda her ne kadar marka ihlali ve haksız rekabete ilişkin değerlendirmeler yer almakta ise bu konuda açılmış bir dava bulunmadığından ve uyuşmazlık konusunda ihtiyati tedbir kararı verileceğinden dava konusunun tazminat davası olduğu anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbirin reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/01/2025 tarih ve 2024/259 E. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025