T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/1680
KARAR NO:2024/2045
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:31/10/2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI:2024/65 E.
DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1991 yılında bir semt hastanesi olarak kurulan müvekkilin, bu ismi sağlık hizmetleri alanında dünya markası haline getirdiğini 5 Ülkede, 24 hastane ve 1S tıp merkezi ve 25 bin çalışanı ile uluslararası nitelikte sağlık hizmeti sunmakta olduğunu bildirdiğini, aynı zamanda, 2012'de Uzakdoğu'nun en büyük sağlık gruplarından biri olan ... şirketinin en önemli parçası olduğunu ve bu birleşmeyle dünyanın 2. büyük sağlık zinciri haline gelen ... Şirketinin, şu anda 10 ülkede 83 hastane ve 65.000 çalışanı ile sağlık hizmeti sunmakta olduğunu beyan ettiğini, müvekkil şirketinin gerek yurt içi ve gerekse uluslararası faaliyetleri ile bulunduğu her alanda ciddi bir tanınmışlığa sahip ve sektörde ne denli önemli bir konumda olduğunun tartışmasız olduğunu, "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde; 01/05/2001 tarihinden itibaren ... tescil numarası ile tüm emtia sınıflarında tescilli olduğunu, 44. Sınıfta yer alan "..." emtiasının da bu tescillerin içinde yer almakta oluğunu, nitekim müvekkil Şirketine ait ... sayılı tescilli "..." markasının “..." olarak da tescilli olduğunu ve bununla birlikte müvekkiline ait Sektörel Tanınmış Marka olan "..." markasının; 73 ülkede de yurt dışı tesciline sahip ve koruma altında olduğunu belirtildiğini, “...” ibaresinin aynı zamanda .... A.ş.'nin unvanının bir unsuru olması sebebiyle ticaret unvanın da haksız kullanımının söz konusu olduğunu iddia ettiğini,"..." marka ismi ile karşılaşan bir kişinin zihninde oluşabilecek ilk düşüncenin marka ismin bulunduğu yerde ... tarafından bir sağlık hizmeti sunulmuş olduğu düşüncesinin "..." olmanın doğal bir sonucu olduğunu belirterek tüketici nezdinde karıştırma ihtimali yarattığını ve diğer yandan davacının bu fiilinin markanın şöhretinden haksız çıkar elde etmek olduğu gibi dürüstlük kuralına aykırı bir haksız rekabet hali olduğunu iddia ettiğini, Özel Sağlık sektöründe faaliyet gösteren davalının, Kadıköy/ İstanbul” adresinde yapımı devam eden hastanesinin giriş kısmına "...” ibaresiyle tabela asıldığının tespit edilmesi üzerine müvekkil şirketin “...” “...” ibaresinin kullanılması nedeniyle, hukuka aykırı davranışa son verilmesi için davalıya Kadıköy .... Noterliği'nin 25 Eylül 2023 tarih ve . ...yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, İsbu ihtarname ve sonrasında davalı şirketin şifahen ... ibaresinin kaldırılacağını belirttiklerini beyan ettiğini, ancak davalının, hastanesinin giriş kısmına bu kez “...” şeklinde tabela koyduğunun tespit edilmiş olduğunu ve hukuka aykırı bu durumun Kadıköy .... Noterliğinin 18.03.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı tespit tutanağı ve eki fotoğraflarla delillendirildiğini belirtmiş ve dosyaya ekleri ibraz ettiklerini, davalının yakın bir tarihte açacağı belli olan söz konusu hastanede, işletme direktörü unvanıyla işe başlayacak eski bir personellerinin, yeni iş yeri ile ilgili sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda. “...”, “...” gibi ifadelerle haksız rekabetin başka bir örneğini ortaya koymakta olduğunu. bu eylemin de Kadıköy ....Noterliği' 21.03.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı E-tespit tutanağı ile tespit edildiğini. SMK m.7/2 hükmü incelendiğinde kanunun tecavüz saydığı eylemlerin davalı tarafından gerçekleştirildiğini Cd davalının müvekkiline ait tescilli “...” markasını yine sağlık ve hastane sektöründe kullanmakta olduğunu, astığı tabela ve levhalarla sahip olduğu hastanenin "..." markasına ait olduğu izlenimini verdiğini, davalı kendi ticari unvan markası olan ... değil de, “...” şeklindeki ifadeleri ile hastanesini halk nezdinde müvekkilin markası ile ilişkilendirerek karışıklık yaratacak bir yolu seçtiğini iddia ettiğini, davalı tarafın 25.09.2023 ve 19.03.2024 tarihli ihtarlarla uyarıldığı halde ısrarlı şekilde tecavüz eylemlerini sürdürmeye devam etmekte olduğunu ve haksız fayda sağladığını bu hukuka aykırı eylemi de kusurlu olarak işlemeye devam etmekte olduğunu belirtildiğini, alınacak sebeplerle, davanın kabulünü, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu marka hakkının korunması ile ilgili hükümleri gerekse Türk Ticaret Kanununun haksız rekabeti düzenleyen m. 54 vd. hükümleri çerçevesinde maddi ve manevi zararlarının tazmini ve cezai sorumluluğa gitme ile ilgili talep hakları saklı kalması şartıyla müvekkilinin marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan, tabelanın kaldırılmasına keza sair tüm araçların ve malların imhasına, mahkeme kararının ilgililere tebliği ve kamuya ilanına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil Şirket"...", "..." ve "..."nın uzun yıllardır tanınmış bir marka ve işletme olması nedeniyle herhangi bir iltibas ihtiyacının bulunmaması gibi nedenlerle huzurdaki dava haksız ve hukuka açıkça aykırı olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini, ..." gibi, mahal isimlerinin (şehir, bölge semt gibi coğrafik adların) tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanınmasının hukuken mümkün olmaması nedeni ile öncelikle davacı'nın "..." ibaresini ileri sürerek bir hak iddiasında bulunması ve dava açması mümkün olmadığını, müvekkil şirket'in "..." coğrafi yer adını ... semtinde bulunan hastanesi için yer, konum şube belirtme amacı ile kullanılması, markasal kullanımı'nın sözkonusu olmaması, aynılık /benzerlik ve iltibas olmaması, ayırt ediciliği olmayan son derece zayıf işaret olması, bir karıştırılma ihtimalinin olmaması gibi nedenlerle huzurdaki dava haksız olduğu ve reddedilmesi gerektiğini, coğrafi yer adlarının kamuya ait olması ve kamunun kullanımına açık olması nedeniyle, herkese ait olan bu hakkın sınırlandırılması da hukuken mümkün olmadığını, müvekkil Şirket, ulusal ve uluslararası tescilli ve tanınmış yüzlerce markanın sahibi olduğunu, müvekkil Şirket, ..., ...'den oluşan tescilli ve tanınmış marka esas almak sureti ile ... markası'nın kullanıldığı tüm hastanelerde; (i) ... Markası'na ait "Şekil"i + (ii) ... ibaresini, + (iii) ilgili hastanenin bulunduğu "Semt/Bölge" adı ile (iv) "Hastane" ibarelerini içerecek şekilde logo levha tabela kullandığını, böylece müvekkil şirket, aşağıda belirtildiği üzere Koşuyolu–Çamlıca–Esenler–Sefaköy–Pendik –... gibi ilçe ve semt isimlerini ... markası ile kullanarak markasal olarak Şekil ve ... ibaresini, yer, şube, konum bildirme amacıyla da jenerik olarak hastanenin bulunduğu ilgili bölgedeki ilçe, semt ismini belirttiğini, yer aldığı üzere değişik lokasyonlardaki hastaneleri için aynı uygulamayı örneğin ... Kadıköy Hastanesi, ... Bakırköy Hastanesi, ... Kozyatağı Hastanesi, ... Bursa Hastanesi, ... Kocaeli Hastanesi, ... Adana Hastanesi, ... Fulya Hastanesi, ... Eskişehir Hastanesi gibi, uyguladığını, ...nin (...)...), ...'nin (...) ve diğerlerinin ilgili internet sitelerine bakıldığında aynı uygulamanın olduğu görüleceğini müvekkil Şirket'in henüz inşaa ettirmiş olduğu bu Yeni Hastanesi, ... semtinin merkezinde, ...'nun girişinde ve bizzat davacı'nın dava dilekçesi'nin ekinde yer verdiği fotoğrafta da görüleceği üzere kara yollarının ... yazılı yön-karayolları tabelasının hemen yanında yer alan bir hastane olduğunu, ...semtinde bulunan bir hastane için ... coğrafi yer adının, yer, şube,lokasyon bildirimi olarak kullanılması kadar doğal ve haklı bir durum olamayacağını, SMK m. 7/5'te yer alan emredici hükmün bir gereği olarak da bir semt adı olan ... ibaresinin ... semtinde bulunan bir işletme için yer, konum, şube bildirme vasfı olarak kullanılmasının hukuken engellenmesinin mümkün olmadığını, müvekkil Şirket'in, söz konusu hastanesi faaliyete başlamadan önce "..." + ..." ibaresini kullanması dahi tamamen yasal ve hukuka uygun olmasına ve herhangi bir yükümlülüğü de olmamasına ve gerekmemesine rağmen, davacı'nın hiçbir iddiasını bir kabul ve müvekkil Şirket'in hiçbir hakkından bir vazgeçme anlamında olmamak ve yine tamamen iyi niyetli bir yaklaşımla huzurdaki haksız dava tarihinden önce söz konusu tabela "Şekil + (üst satırda çok daha büyük puntolarla ...) + (alt satırda ve çok daha küçük puntolarla, ..." olarak değiştirildiğini, müvekkil Şirket'in ilk kullanımına ait söz konusu tabelayı kullanması dahi tamamen hukuka uygun olmasına ve herhangi bir yükümlülüğü de olmamasına ve gerekmemesine rağmen, davacı'nın hiçbir iddiasını bir kabul ve müvekkil Şirket'in hiçbir hakkından bir vazgeçme anlamında olmamak ve yine tamamen iyi niyetli bir yaklaşımla söz konusu tabela bu defa, "Şekil + (üst satırda çok daha büyük puntolarla ve büyük harflerle ...) + ... + ..." olarak değiştirildiğini, ...'de bulunan işletmesi için yer, konum, şube belirtme amaçlı olarak "..." kelimesinin kullanılması son derece doğal ve yasal bir hak olduğunu, ...'de değişik sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda işletme bulunmakta olduğunu, bunların neredeyse tamamı da unvanlarında, tabelalarında ve sairlerinde son derece doğal ve haklı bir şekilde "..." coğrafi yer adını, yer, konum, şube belirtme amaçlı olarak kullandığını, müvekkil şirket'in "markasal kullanımı"nın söz konusu olmaması nedeniyle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil Şirket, iddia konusu "..." ibaresini markasal olarak kullanmadığını, müvekkilin markasal olarak kullandığı ibare tanınmış "..." markası olduğunu, ... ibaresi, müvekkil Şirket'in yalnızca ... semtinde kurulan hastanesinde yer, konum, şube bildirme amacıyla jenerik olarak kullanıldığını, müvekkil Şirket'in markasal bir kullanımının olmaması nedeniyle de haksız davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil Şirket'in markasal herhangi bir kullanımı söz konusu olmamakla birlikte, gerçekten markasal bir kullanımı söz konusu olmuş olsaydı dahi markasal olmayan kullanımların da ihlale neden olabileceği kabul edilmiş olsaydı dahi dava konusu olayda, aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere, yine de, aynı veya benzer olma durumu söz konusu olmadığı gibi karıştırılma-iltibas durumu da kesinlikle söz konusu olmadığını, tablodan da görüldüğü üzere söz konusu işaretler görsel, sescil, biçimsel ve kavramsal açıdan birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, aralarında aynı veya benzer olma durumu kesinlikle söz konusu olmadığını, davacı'nın iddia ettiği "..." işareti sadece tek kelimeden oluştuğunu, başkaca herhangi bir şekil, kelime, arka fonda renk ve sair ayırt edici hiçbir unsur içermediğini, müvekkil Şirket'in dava tarihinde, söz konusu Hastanesi'nde yer alan ve iki satırdan oluşan tabelasında ise; önce şekli, + sonra üst satırda çok daha büyük puntolarla ve büyük harflerle kelimesi + alt satırda ve çok daha küçük puntolarla, yer, konum, şube belirtme amacına matuf ve jenerik olarak "..." kelimesi + lokasyonun hemen yanında yine aynı küçük puntolarla faaliyetin nevini belirtmeye matuf olarak "..." kelimesi yer almakta olduğunu, ayırt edici ve baskın unsurlar şekli ve kelimesi olduğunu, Yargıtay, içerisinde üstelik yer, konum belirtme amaçlı olmaksızın aynı kelimelerin yer aldığı aşağıdaki işaretler arasında dahi benzerlik olmadığına karar verdiğini, davacı'nın hakkı olduğunu iddia ettiğini, tanımlayıcı bu ibarenin karşılaştırmada dikkate alınması, yukarıda açıklandığı üzere, hukuken mümkün olmadığından somut olayda bir karıştırılmadan, iltibastan söz edilmesi öncelikle bu nedenle mümkün olmadığını, özel hastanelerin hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat ve bilinç düzeyinin son derece yüksek olması nedeniyle de karıştırılma, iltibas söz konusu olmayacağını, müvekkil şirket "...", "..." ve "..." da uzun yıllara dayalı, son derece yaygın ve muteber varlığı nedeniyle en az davacı kadar tanınmış bir marka işletme olduğunu, herhangi bir iltibasa ihtiyacı bulunmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporu'nda da davanın haksızlığı bir kere daha teyit ve tespit edildiğini, tüm hakları saklı kalmak kaydıyla haksız ve hukuka aykırı olduğu açık ve tartışmasız olan davanın tüm talepler yönünden tümüyle reddine karar verilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin 2024/65 E. sayılı 18/04/2024 tarihli ara kararıyla; "Mevcut durum, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu ile birlikte değerlendirmede, davacının sağlık sektöründe faaliyet gösterdiği ve ... ibareli ... numaralı markanın tescilli sahibi olduğu, davalının da davacı ile aynı sektörde sağlık alanında faaliyette bulunduğu davalı şirketçe Kadıköy/İstanbul adresinde açılan hastanenin giriş kısmına ... ibaresi ile tabela asıldığı iddia edilerek bu kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil edip tecavüzün durdurulması ve önlenmesi ile bu hususta ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği, davalı tarafından beyan dilekçesi ile ... şeklindeki kullanımın davacının talebi üzerine değiştirilerek ... ibaresinin büyük diğer ibarelerin küçük şeklinde yazıldığını, kullanımın markasal olmadığı belirtilerek tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkememizce aldırılan 08/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda davalı kullanımının karıştırılmaya sebebiyet vermeyeceği yönünde görüş bildirdiği buna göre alınan bilirkişi raporuna göre bu aşamada davalı kullanımlarının marka ihlali olmadığı yönündeki bilirkişi raporu dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerektiği, esas ile birlikte tüm deliller toplandıktan sonra içerisinde sektör ve gerektiği takdirde akademisyen bilirkişilerden oluşacak uzman bir heyetten tüm deliller toplandıktan sonra yeniden rapor alınacağı ve ihtiyati tedbir hususunda her zaman değerlendirme yapılabileceği fakat bu aşamada HMK 389.Maddesi kapsamında ihtiyati tedbir verilmesi hususunda yeterli kanaat oluşmadığından, ihtiyati tedbir talebinin reddine" şeklindeki gerekçeleri ile; İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur. Dairemizin 11/07/2024 tarihli 2024/984 Esas 2024/1343 Karar sayılı kararıyla; "Somut olayda mahkemece marka vekili tarafından düzenlenen 08/04/2024 tarihli bilirkişi raporuna istinaden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği ve gerekçesinde esas ile birlikte tüm deliller toplandıktan sonra içerisinde sektör ve gerektiği takdirde akademisyen bilirkişilerden oluşacak uzman bir heyetten tüm deliller toplandıktan sonra yeniden rapor alınacağı ve ihtiyati tedbir hususunda her zaman değerlendirme yapılabileceği fakat bu aşamada HMK 389.Maddesi kapsamında ihtiyati tedbir verilmesi hususunda yeterli kanaat oluşmadığı belirtilmek suretiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ise de mahkeme hakiminin bilirkişi raporu ile bağlı olmadığı, resen değerlendirme yapabileceği, davacının ... markasının "..." alanında tanınmış marka olduğunun ve ... tescil numarası ile tanınmış marka olarak tescil edildiğinin anlaşıldığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda marka vekili bilirkişi tarafından sonuç olarak farklı görüş beyan edilmişse de, gerek e-tespit tutanakları, gerekse rapor içeriğindeki davalı tarafın kullanım görsellerinden, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimali yaratabileceği konusunda yaklaşık ispat yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, mahkemece ihtiyati tedbirin reddine ilişkin karar yerinde görülmemiştir."gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemece değerlendirme yapılması için ait olduğu mahkemeye iadesine" şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk Derece Mahkemesi 24/09/2024 tarihli ara kararıyla; " İhtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından karar tebliğ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 500.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde; -Dava kesinleşinceye kadar, davalı tarafından ... ibaresini tek başına veya davalı markası olan ... ibaresi ile birlikte davacı markasına benzer şekilde kullanımının her türlü fiziki, internet ve sosyal medya ortamda yasaklanmasına, mevcut tanıtım materyalleri, tabelalar, her türlü basılı evrak ve sosyal medya ile internet paylaşımlarının kaldırılmasına veya düzeltilmesine, tedbir kararının infazı bakımından davalıya iş bu kararın tebliğinden itibaren 1 hafta kesin süre verilmesine, 1 haftalık kesin süre içinde kaldırılmadığı takdirde, talep halinde tedbirin kararın icra marifetiyle infazına ve koşullarının ağırlaştırılabileceğinin ihtarına," karar verilmiştir.Davalı vekilinin 30/09/2024 tarihli İhtiyati Tedbire İtirazı dilekçesinde; davacı iddiası haksız ve hukuka aykırı da olsa müvekkili şirketin, davanın açılmasından sonra söz konusu logoyu "..." olarak değiştirdiğini, müvekkil şirket tarafından kullanılmakta olan mevcut logonun "..." şeklinde olduğunu, müvekkil tarafından, "...." şeklindeki logo-tabelasında yer alan ..." ibaresinin, davacının talebinin kabulüne göre çatı markası ...’un altında ve daha küçük puntolarla olmak üzere, ... semtinde bulunan hastanesine ilişkin levhada tamamen ve sadece jenerik (lokasyon) unsur olarak “...” şeklinde değiştirildiğini, dolayısı ile ihtiyati tedbir konusu ...kullanımı söz konusu olmadığı için ihtiyati tedbir ve sonuçta dava dahi konusuz kalmış olmakla, konusuz kalan ihtiyati tedbir kararının uygulanmamasına ve sonuçta kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkil Şirket'e ait markaları/logoları arasında gerek kullanılan ibareler, gerek şekil ve gerekse diğer tüm yönleri ile kesinlikle bir benzerlik olmadığını, "..." ibaresinin "..." hususunu nazara almadan verilmiş olmakla mevcut hali ile ihtiyati tedbir kararının fiilen uygulanması da mümkün olmadığı için ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, ihtiyati tedbir kararı, uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ve müvekkil menfaatleri de gözetilmeden verildiğini, ayrıca dava tarihi ile ihtiyati tedbir tarihi arasında değişiklik olması nedeni ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, davanın haksız olmanın ötesinde ayrıca daha önemlisi olarak dava açılmasından sonra meydana gelen değişikler nedeni ile de ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmaması halinde, karşı tedbir olarak 500.000,00 TL tutarlı teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının hukuken ve fiilen mümkün olmamakla birlikte, ihtiyati tedbirin hukuka aykırı da olsa uygulanması halinde telafisi imkansız zararların doğumuna neden olacağını, MK 395. maddesine göre yatırılacak karşı teminat veya mahkeme tarafından belirlenecek miktarda teminat karşılığı ihtiyati tedbirin kaldırılmasını talep ettiklerini, ihtiyati tedbir kararı için yok sayılabilecek miktardaki 500.000,00-TL teminatın yetersiz olduğunu bu miktardaki teminatın, müvekkil şirket'in uğrayacağı zarar karşısında çok düşük ve sonuçta ölçüsüz ve hakkaniyete aykırı bir teminat miktarı olduğunu, davadan sonra, iddia olunan şekildeki logo kullanımının söz konusu olmaması nedeni ile ihtiyati tedbir kararı konusuz kaldığını, kararın müvekkili şirket menfaatleri gözetilmeden verilmiş olması nedeni ile ve ayrıca dava tarihi ile ihtiyati tedbir tarihi arasında değişiklik olması nedeni ile ihtiyati tedbir kararının bu yönü ile de kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi 31/10/2024 tarihli ara kararıyla;"Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın davalı tarafından kullanıldığı iddia edilen ... ibaresinin davacı markasına tecavüz teşkil edip etmediğinin tespit ive önlenmesine ilişkin olup mahkememizce aldırılan 08/04/2024 tarihli bilirkişi raporunda marka kullanımları arasında iltibas oluşmadığı yönünde görüş bildirilmiş bu rapor doğrultusunda mahkememizce ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 11/07/2024 tarih 2024/984 Esas ve 2024/1343 karar sayılı ilamıyla taraf kullanımları arasında iltibas olduğu gerekçesi ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiş bu defa mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda 27/09/2024 tarihinde 500.000,00 TL teminat ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş davalının itirazı üzerine yapılan mürafaa duruşmasında dosyada henüz tüm delillerin toplanmamış olması dilekçeler aşamasının tamamlanmamış olması, uyuşmazlığın esasının ancak kapsamlı bir yargılama neticesinde konusunda uzman içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu heyetten alınacak rapor ve diğer deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı yargılamanın kesinleşmesine kadar ki geçecek süre de dikkate alındığında mahkememizce HMK'nun 389 vd. maddeleri ile SMK'nun 159/2-c maddeleri uyarınca, olası zararlarının önüne geçilmesi, taraf menfaatleri arasında ciddi bir denge kurulması bakımından, davalı tarafından 1.500.000,00 TL Teminat yatırılması karşılığında ters tedbir kararı verilmesinin yerinde olacağı" şeklindeki gerekçeleri ile,Tedbire itirazın KISMEN KABULÜ ile,Mahkemece verilen 24/09/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının ters teminat tedbirine çevrilmesine, ters teminat miktarının 1.500,000,00 TL olarak takdirine, davalı vekiline 1.500,000,00 TL teminat miktarını yatırmak üzere tefhimden itibaren bir hafta kesin süre verilmesine, bir haftalık kesin süre içerisinde teminat yatırılmadığı takdirde 24/09/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının aynen devamına ve infazına, ters teminat bedeli yatırıldığında davacı tarafça yatırılan teminat bedelinin davacı tarafa iadesine, 7251 sayılı Kanun ile değişik HMK 393/1.maddesi gereğince kararın tedbir talep eden tarafa tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun, talep edilmediği taktirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılacağının davacı tarafa ihtarına, karar verilmiştir.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; özel sağlık sektöründe faaliyet gösteren davalının, Kadıköy/İstanbul adresinde dava tarihi itibariyle inşaatı son safhasına gelen ve halihazırda hizmete girmiş bulunan hastanesinde “..." markasını kullanması suretiyle, müvekkil Şirketin “...” markasına karşı haksız rekabet oluşturan tecavüzü nedeniyle açılan davada, davalının hukuka aykırı eylemlerinin ve dolayısı ile ... ifadesini kullanmasının önlenmesi için İhtiyati Tedbir talebinde bulunulduğunu, tedbir taleplerinin reddi kararındaki gerekçelerle, tedbir kararını ters tedbire çevirerek sektörel tanınmış marka olan "..." markasının haksız olarak kullanımına onay verdiğini, davada ters teminat tedbirine çevrilme kararı verilemeyeceğini, huzurdaki dava bir mal varlığına ilişkin dava olmadığı gibi "..." markasının sektörel tanınmış marka olduğu tescilli olduğunu, dava marka haklarına tecavüzün önlenmesi davası olduğunu, markanın davalı tarafından kullanılmaya devam edilmekte ve bu hukuka aykırı eylem nedeniyle müvekkilin mağduriyeti ve zararı her geçen gün arttığını, marka’ya tecavüzün varlığı ispatlanmış olmasına rağmen, daha önce istinaf mahkemesince hukuka aykırı bulunan ve hukukla bağdaşmayan gerekçelerle ihtiyati tedbirin ters teminat tedbirine çevrilmesinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını, anılan hüküm uyarınca, tescilli markanın “aynı”, “benzer” veya “ayırt edilemeyecek kadar benzer” olan işaretlerin aynı ya da benzer mal veya hizmetlerle ilgili olarak kullanılması veya halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunması markaya tecavüz olarak kabul edildiğini, uyuşmazlık konusu olayda, tescilli “... markası”nn esaslı unsuru olan ... kelimesinin aynısı yine aynı türden bir hizmette yani özel sağlık sektöründe kullanıldığını, ilk derece mahkemesi ve aldığı bilirkişi raporu; bilirkişinin hizmetlerin hedef kitlesini neye göre yaptığı bilinmeyen bir ayırımla ele almakta ve alacağı hizmetin tüketicinin sıkça alamayacağı bir hizmet olduğundan hareketle bu hizmet için para harcanacağı için düşünülüp karşılaştırma yapılacağından hareketle markanın hitap ettiği kişilerde bu “karıştırma” olgusunun olamayacağına karar verdiğini, ülkemizde sağlık sigortası hizmetinin yaygın olduğu da düşünüldüğünde tüketici ... hastanesinden hizmet alındığı düşüncesi ile çok rahat bir şekilde yönleneceğini, bu hastanelerin hedef kitlesinde zaten gitme alışkanlığının doğmuş olduğu gerçeği de düşünülmediğini, ihtiyati tedbir talepleri koşulları gerçekleştiği ve her geçen gün müvekkilin haklarının ihlali ağırlaştığı halde tedbirin ters teminat tedbirine çevrilmesi kararına itiraz ettiklerini, mahkemenin de “...” kelimesinin, olduğu gibi “...” kelimesi yanında kullanıldığını tespit edeceğini, müvekkile ait markanın “...” şeklinde hastane hizmetini niteleyen şekilde aynen kullanılmasına rağmen mahkemece bu durumun dikkate alınmaması hiç bir hukuki gerekçe ile açıklanamayacağını, davalı, hastanesinin giriş kısmına önce "...” ibaresiyle tabela astığnı, haksız kullanımın tespit edilmesi üzerine hukuka aykırı davranışa son verilmesi için davalıya Kadıköy... Noterliği’nin 25 Eylül 2023 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarname üzerine davalının, hastanesinin giriş kısmına bu kez “...” şeklinde tabela koyduğu tespit edildiği ve bu ihlal de Kadıköy ....Noterliğinin 18.03.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı tespit tutanağı ve eki olan fotoğraflarla delillendirildiğini, müvekkilin bu şekilde gerek kendisinin, gerek karşı tarafın menfaatinin dengelenmesini sağlamak üzere önce ihtar ile sonuç almaya çalıştığını ve ihlalin kısa sürede sonlandırılmasını amaçladığını, davalının hukuka aykırı kullanımını sonlandırılmaması üzerine 25.03.2024 de İhtiyati Tedbir talepli olarak dava açıldığını, İlk derece Mahkemesince 01.04.2024 tarihinde davalıya ait hastanede bilirkişi incelemesi yapıldığını, keşif tarihinde davalının kullandığı tabelanın “...” olduğunun görüldüğünü, ancak, baştan beri ”...” ve "....” tabelalarını kullanmanın hukuka uygun olduğunu beyan eden davalı taraf, keşif tarihinden sonra tabelasını bir kez daha değiştirerek ve bu kez de ”...” tabelası koyduğunu, müvekkili Şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı, ısrarla müvekkilin sektörel tanınmış markası olan “...”i kendi markası ile birlikte kullanmak suretiyle haksız fiil ve tecavüzüne devam ettiğini, davalı çalışanlarının da, davalının son kullandığı tabela dışında “...”, “... kullandıklarının tespit edilmesi üzerine, bu kez de hem davalı, hem de çalışanlarına, tabela ve logolarında hiçbir şekilde müvekkilin Sektörel tanınmış markası olan “...” ibaresine yer vermemeleri yönünde Kadıköy .... Noterliğinin 15 Nisan 2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmişse de olumlu bir sonuç alınamadığını, İlk derece Mahkemesi ihtiyati tedbir kararı vermeyerek akamete uğratarak İstinaf Mahkemesinin kararını yok saydığını, davalının kullandığı tabela, logo, antet ve sair mecralarda müvekkile ait “...” ifadesinin kalması, müvekkilin yıllarca çaba harcayarak oluşturduğu markanın başka bir hizmet ve marka ile ilişkilendirmesine neden olarak müvekkilin sahip olduğu itibarın zedelenmesine neden olduğu gibi, karşı tarafın da haksız itibar ve çıkar elde etmesine ve bu eylemine adalet yoluyla devam etmesine imkan tanındığını, İlk Derece Mahkemesi'nin 03.10.2024 (31.10.2024) tarihli 24/09/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının ters teminat tedbirine çevrilmesi, kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda, ihtiyati tedbirinin devamına ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı’nın haksız talebi ve dava konusuz kalmış olmakla öncelikle bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin ters teminata hükmedilmeden reddedilmesi gerektiğini , İhtiyati tedbir kararı'nın verildiği tarih ve işbu istinaf dilekçesi tarihi itibarı ile "..." şeklindeki Logo/Levha kullanılmakta olup, diğer bir anlatımla dava konusu ve dolayısı ile ihtiyati tedbir kararı konusu olan ... tabelasının bulunmadığını müvekkili Şirket tarafından, İhtiyati Tedbir Kararı'nın verildiği tarih ve işbu İstinaf dilekçesi tarihinde ... logosunun kullanıldığını, Müvekili Şirketin ... Semtinde bulunan hastanesine ilişkin levhada tamamen ve sadece jenerik (lokasyon) unsur olarak ... ibaresini Davacı talebine/kabulüne göre çatı markası ...’un altında ve daha küçük puntolarla olmak üzere, ...şeklindeki yeni bir logo/tabela kullandığını esasen dava konusu olan (şu anda kullanılmayan) ... ibarelerini içeren logonun dahi tamamen Davacı talebine dayalı olarak kullanıldığını, Zira logonun ilk tasarım aşamasında/hastanenin faaliyete başlamasından önce ... ilgili olarak Davacı tarafından; (i) ... ibaresinin de büyük puntolarla olduğu ve (ii) hastane ibaresinin içermediği yönündeki itirazı üzerine yapılan görüşmelere göre dava konusu ... logosu kullanıldığını Ancak, Davacı'nın tamamen kötü niyetli olarak kendi kabulü ile belirlenen logo/tabelaya da itiraz etmesi üzerine ... ifadesinin yer ve coğrafik amaçlarla kullanılmasına karşın müvekkil şirketin tamamen iyiniyetli yaklaşımı gereği, dava konusu ... logosunun da kaldırılarak yeni logo olan ve dava konusu olmayan “si" şeklindeki logoyu kullanmaya başlandığını Dava Konusunun "...” İbaresine/Tabelasına İlişkin olduğunu Dava Dilekçesi'nde yer alan aşağıdaki hususların ... ibaresine/tabelasına yönelik bir dava açıldığını açıkça göstermediğini, dava konusu olarak gösterilen tabela/logo da dava dilekçesi eki olarak dava konusu olmayan ve şu anda kullanılmayan "..." ibarelerini ve şeklini içeren görsellerin gösterildiğini, Dava konusu olmamakla birlikte, müvekkili şirket ile davacı'ya ait logolaran görselin karşılaştırılması halinde; karışıklığa mahal verecek nitelikte bir durumun hiçbir şekil ve surette sözkonusu olmadığını ...ibaresinin büyük harflerle ve büyük puntolarla, ... coğrafik yer / lokasyonun daha küçük puntolarla, ... coğrafik yer / lokasyon ibaresinin genel uygulama/konseptimizden ayrışarak sadece ilk harfleri büyük olarak (tüm harfleri de büyük olmamak), üstelik, yine genel uygulama/konseptimizden ayrırarak ... ibaresinden sonra “...” ibaresi de ayrıca ilave edilerek “...” şeklinde olmak üzere kullanıldığını her iki tarafa ait logolar karşılaştırıldığında, kullanılan ibareler şekil ve diğer tüm yönleri ile benzerlik bulunmadığını karışıklığa yol açacak bir durumun bulunmadığını, tamamen farklı olduğunun çıplak göz ile dahi açıkça anlaşıldığını, Yargıtay'ın (Yargıtay 11. HD. E. 2010/787, K. 2012/387, T. 19.1.2012) '...' markası ile '...' kullanımına ilişkin verdiği karar, huzurdaki davanın ve haksız istinaf başvurusunun reddedilmesi için esasen tek başına yeterli olduğunu, bu kararının dışında da Yargıtay, içerisinde üstelik yer/konum belirtme amaçlı olmaksızın aynı kelimelerin yer aldığı aşağıdaki işaretler arasında dahi benzerlik olmadığına karar verdiğini, Coğrafi Yer /Lokasyon / Adres adlarının mal veya hizmetlere ilişkin açıklamalarda kullanılmaları, marka ihlali ya da haksız rekabet teşkil etmeyeceği SMK'da açıkça düzenlendiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7/5. maddesi gereği de, coğrafi yer / lokasyon /adres adlarının mal veya hizmetlere ilişkin açıklamalarda kullanılmaları, marka ihlali ya da haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, aynı zamanda coğrafi yer adlarının kamuya/herkese ait olması ve kamunun kullanımına açık olması nedeniyle kamuya ait olan bu hakkın sınırlandırılması hukuken mümkün olmadığını, bir kişi lehine hukuka/kamu düzenine, emredici hukuk kurallarına ve ilgili düzenlemelere uygun olarak tescil edilmiş olsa dahi marka hakkı, sınırsız olmadığını, Anayasa m. 35/3 gereğince "Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamayacağını," (Davacı'nın iddia konusu işaret üzerinde mülkiyet hakkının varlığını bir kabul anlamında değildir.) Somut olayda; müvekkili Şirketin ,... semtinde bulunan hastanesine ilişkin olarak ve yine sadece sadece semt / coğrafik yer / lokasyon unsuru olarak “..” şeklinde olmak üzere kullanıldığını ... Semti’nin tam merkezinde, ... metro istasyonunun tam girişinde, ... Semti tabelasının hemen yanında yer aldığını, Müvekkilinin ... semtinde bulunan hastanesine ilişkin levhada/tabelada, Şekil + büyük puntoyla, büyük harflerle ve üst tarafta "..." kelimesi + altında tamamen ve sadece jenerik (lokasyon) unsur olarak, diğer bir anlatımla coğrafi yer/konum/şube belirtme amaçlı olarak, küçük puntoyla ve küçük harflerle "...." coğrafi yer/semt adı ve devamında "..." ibarelerini kullandığını, Çatı Marka ve Faaliyet Yeri (Lokasyon Adı) Şeklindeki Tabela Uygulaması Sektörel ve Davacı Uygulamasının da Aynen Geçerli olduğunu Sağlık sektöründe tüm hastanelerin (dahası ticari işletmelerin tamamında ilgili şubelerin), faaliyette bulundukları yer isimleri ile adlandırıldığı hususu ayrıca ayrıntılı açıklamayı dahi gerektirmeyecek nitelikte herkesin malumu olduğunu, Dava dilekçesinde talep edilen tedbir türü belirtilmemiş ve somutlaştırılmamış olduğunu, İhtiyati tedbir kararının asıl uyuşmazlığı çözecek mahiyette bir karar olmakla ihtiyati tedbir kararının tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini, İhtiyati Tedbir kararı ile dava dilekçesinde esas ile ilgili talebin aynen kabul edildiğini, davacı’nın istinaf dilekçesinde doğru olduğunu iddia ettiği 24.09.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının, davacının dava dilekçesindeki asıl/nihai talebinin ve sonucun ta kendisi hatta fazlası olduğunu, bilirkişi raporu yok sayılarak karar verildiğini, İhtiyati Tedbir Kararı ve bu kararın ters teminat tedbirine çevrilmesi kararı aynı zamanda ölçülülük ilkesine de açıkça aykırı olduğunu, 24.09.2024 tarihli hukuka açıkça aykırı ihtiyati tedbir kararının uygulanması halinde müvekkili şirket açısından geri dönülemez sonuçların ve çok ciddi zararların doğacağını,- Dosyaya mübrez marka vekili bilirkişiden alınan Bilirkişi Raporunda üstelik şu anda kullanılmayan ... kullanımı açısından dahi müvekkili şirketin herhangi bir ihlal ve tecavüzünün bulunmadığı açıkça vurgulandığını, ... logosu kullanılmamakta olduğunu, .... kullanımı sözkonusu olmakla hiçbir şekil ve surette benzer kullanımdan sözedilemeyeceğini, Müvekkili şirketin "..." da söz konusu olmadığını, davacının Hukuken/Gerçekte "...." olmadığından İhtiyati Tedbir Talep etmesi ve lehine herhangi bir tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığını, davacının hukuken korunması gereken ve gerçekte var olan bir marka hakkı bulunmadığını, davacının var olduğunu iddia ettiği marka hakkı hiç doğmamış olduğundan bu hususta ihtiyati tedbir talep etmesinin de mümkün olmadığını ihtiyati tedbirin bu nedenle de tümden reddi gerekirken ters teminat tedbirine çevrilmesinin de hukuka uygun olmadığını, davacı'nın iddia ettiği İşaret, coğrafi yer adından ibaret olduğu için karşılaştırmada dikkate alınamayacağı gibi, bir an için dikkate alınabilseydi dahi (Ki alınamaz) ayırt ediciliği olmayan son derece zayıf işaret olduğunu bu nedenle de iltibasın söz konusu olmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da (örneğin; 11. HD. E. 2022/4088, K. 2024/297, T. 16.1.2024; 11. HD. E. 2020/92, K. 2020/3984, T. 12.10.2020; 11. HD. E. 2020/6747, K. 2022/616, T. 25.1.2022; 11. HD. E. 2019/1053, K. 2019/7731, T. 2.12.2019) belirtildiği üzere, iltibasın varlığı değerlendirilirken, diğer unsurların yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerektiği, marka kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden tanımlayıcı veya tanımlayıcıya yakın ibareleri esas unsur olarak içeren markalar baştan itibaren ayırt edicilik gücü zayıf marka konumunda olup, bu tür zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiğini, hedef tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin daha yüksek olması ve daha bilinçli olmaları nedeniyle de bir karıştırılma ihtimali/iltibas söz konusu olmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile verilen ihtiyati tedbir kararı ve ihtiyati tedbir kararının ters teminat tedbirine çevrilmesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; önceki dilekçelerindeki beyanlarını tekrar ettiği, müvekkili şirket'in hiç bir ihlali yanıltıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışı ve uygulaması, haksız rekabet eylemi ve hukuka aykırı eylemi olmadığını, davacı'nın iddialarının tamamının haksız olduğunu, üstelik dava açma hakkı ve tedbir talep etme hakkı da bulunmadığından , istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından dava dilekçesi ile, müvekkiline ait Sektörel Tanınmış Marka olan "..." markasının; 73 ülkede de yurt dışı tesciline sahip ve koruma altında olduğunu, “...” ibaresinin aynı zamanda .... A.Ş.' nin ünvanının bir unsuru olduğunu, Özel sağlık sektöründe faaliyet gösteren davalının, “...” adresinde yapımı devam eden hastanesinin giriş kısmına "...” ibaresiyle tabela asıldığını belirterek davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün ortadan kaldırılmasına, Haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan, tabelanın kaldırılmasına keza sair tüm araçların ve malların imhasına yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemece itiraz üzerine verilen ters teminat tedbirinin kaldırılarak taleplerinin tümüyle kabulüne talep etmiştir. Davalı vekili ise davalı tarafça ... ibaresinin coğrafi yer/ lokasyon bildirir şekilde tabelada küçük şekilde kullanıldığını, kullanımın hukuka aykırı olmadığını, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediğini, kaldı ki hastane tabelasında da değişiklik yapıldığını beyanla tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, Sinai Mülkiyet Haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Mahkemece 18.04.2024 tarihli ara kararı ile; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmesi neticesinde Dairemizin 11/07/2024 gün 2024/984 E - 2024/1343 K. Sayılı kararı ile;, gerek e-tespit tutanakları, gerekse rapor içeriğindeki davalı tarafın kullanım görsellerinden, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimali yaratabileceği konusunda yaklaşık ispat yükümlülüğünün davacı tarafından yerine getirildiği anlaşıldığından, mahkemece ihtiyati tedbirin reddine ilişkin karar yerinde görülmediği belirtilmek sureti ile istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA karar verilmiştir.İade Kararımız üzerine mahkemece 24.09.2024 tarihli Ara Kararı ile, 500.000 TL teminat yatırıldığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, İhtiyati tedbire itiraz edilmesi üzerine, 31/10/2024 tarihli Ara Kararı ile ters teminat ile davalı tarafından 1.500.000,00 TL yatırıldığında ihtiyati tedbirin ters teminat şekline çevrilmesine karar verilmiştir.Karara karşı her iki tarafın istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; istinaf başvurusuna konu SMK'nun 159/2-c maddeleri uyarınca verilen ters teminat tedbiri kararında mahkemenin; "...dosyada henüz tüm delillerin toplanmamış olması, dilekçeler aşamasının tamamlanmamış olması, uyuşmazlığın esasının ancak kapsamlı bir yargılama neticesinde konusunda uzman içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu heyetten alınacak rapor ve diğer deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı yargılamanın kesinleşmesine kadar ki geçecek süre de dikkate alındığında olası zararlarının önüne geçilmesi, taraf menfaatleri arasında ciddi bir denge kurulması" gerekçesiyle ters teminat tedbirine hükmettiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın ... medya hesabı ile ... sosyal medya hesabında yer alan tabela kullanım görsellerine yer verilmişse de; davalı tarafça daha sonra tabelada değişikliğe giderek "..." şeklinde kullanımlarının olduğunu beyan ettiği ve tabela görsellerinin sunulduğu, kullanımın davalının savunmasında ileri sürüldüğü gibi coğrafi yer/lokasyon bildirir şekilde olup olmadığı, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususlarının yargılamayı gerektirdiği, mahkemece bu aşamada orantılılık ilkesi ve tarafların menfaatleri arasında denge kurmak amacıyla ters teminat tedbirine hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/65 E. sayılı 31/10/2024 tarihli ara kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-Davacı ve davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2024