T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2024/1505 Esas
KARAR NO:2025/74
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:28/03/2024
NUMARASI:2022/167 E. - 2024/77 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/01/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava talepli dilekçesinde özetle; davacı adına TP nezdinde ... no ile 13.06.2014 başvuru tarihli “...” isimli markanın tescil edildiğini, davalının da ... ve uzantısı domainleri satın alarak adına tescil ettirdiğini ve bu siteyi ... adresine yönlendirme yaparak davacının marka hakkına tecavüz ederek kazanç sağladığını, Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/35 D.İş dosyası ile bu durumun tespit edildiğini, alınan bilirkişi raporunda ... adresine girildiğinde otomatik olarak ... adresine yönlendirme yapıldığını ... adresinin kullanıldığını, bu adresin davalı adına satın alındığını, ....tr adresinin de aktif olduğunu ve bu adresin ... ailesine ait olduğunun tespit edildiğini, davalının İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na şikayet edildiğini ve ceza dosyasının derdest olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir talebi ile birlikte davalının ... internet adresindeki davacının tescilli... isimli alan adı ve markasına tecavüzün men’i ve ref i ile haksız fiilinin tedbiren durdurulmasını, davacının marka hakkına tecavüz eden ... ve ... internet sitesinin kullanım hakkının ve domaininin davacıya verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili, davalının ... adı altında internet sitesi sahibi olduğunu, davalı şirketin 30.01.2008 tarihinde ticaret siciline kaydolduğunu TPE nezdinde ... no ile “...” markasını 35.sınıfta, ... no ile “...” markasını 14. sınıfta, ... no ile “...” markasının 2008’den beri 14, 35, 38. sınıflarda, ... no ile “... markasını” 14 ve 35 sınıfta tescil ettirdiğini, davalı şirketin “...”un yanı sıra 2011 yılından bu yana “...” alan adını da kullandığını ve kendi adına tescil ettirdiğini, davalıya ait alan adlarının 2006-2015 yıllan arasında ziyaretçi sayısının 116.674.726 olduğunu, davacı her ne kadar davalıyı taraf göstermişse de web sitesindeki iletişim ve hesap numaralarının ... Şti.’ne ait olduğunu bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını davacının, davalının yıllardır piyasada tanınır hale getirdiği “...”ne ayırtedici niteliği olmayan “luk” ekini getirerek “...” ibaresini ... no ile ...’ne kaydettirdiğini davacının aynı zamanda davalı lehine başvurusu devam eden “...” ibaresini de alan adı ve yetkilisi olarak göründüğü “...” ... Şti.’nde unvanı olarak kullandığını, dava konusu ibarenin gerçek hak sahipliğinin eskiye dayalı kullanım neticesinde davalı ve davalının yetkilisi bulunduğu şirkete ait olduğunu, davacının davalının bilinirlilik kazandırdığı ibareleri haksız rekabet hükümlerine göre ihlal ederek kullandığını, tescile itiraz ettiklerini belirterek öncelikle husumet yokluğundan davanın reddini, ... Şti. adına yapılan 2015/24802 sayılı ... marka başvurusunun bekletici mesele yapılmasını, davanın esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi 2017/223 E. sayılı kararıyla; "Toplanan deliller, tescil belgeleri, tespit dosyası raporu ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu ışığında dava konusu internet sitesinin dava dışı ... şirketine ait olması nedeniyle iptalinin istenemeyeceği, ancak şirket kurucusu ve yetkilisi olan davalının TMK 50.madde uyarınca siteyi kullanan olarak eylemlerinin haksız rekabet ve davacı marka hakkına tecavüz eylemini oluşturduğu" şeklindeki gerekçeleri ile;-Davacı... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının ... alan adını... sitesine yönlendirmek suretiyle kullanımının davacı yanın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'i ve refine,-Davaya konu internet sitesinin dava dışı şirket adına tescilli olması nedeniyle siteye erişimin engellenmesine ilişkin talebin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.Dairemizin 2020/1131 E. 2022/1142 K sayılı 30/06/2022 tarihli kararıyla; "Hükmün kapsamını düzenleyen HMK 297/2. maddesinde; "...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir" hükmü uyarınca, davacı tarafın tüm talepleri yönünden olumlu yada olumsuz hüküm kurulması gerekirken, internet sitesinin kullanım hakkının davacıya verilmesi ve gazetede ilan talebi konusunda olumlu yada olumsuz hüküm kurulmadığından hükmün kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davalı vekilinin, 1 ve 3 numaralı istinaf sebeplerinin reddine, 2, 4 ve 5 numaralı istinaf sebebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. ve 355. maddeleri gereğince kamu düzenine ilişkin sebeplerle kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği" - Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, -İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/04/2018 tarih ve 2017/223 E. 2018/81 K. Sayılı Kararı'nın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6 ve 355. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin 2022/167 E. sayılı kararıyla; "Toplanan deliller, tescil belgeleri, tespit dosyası raporu ve mahkememizce -gerek kaldırma ilamı öncesi, gerek kaldırma ilamı sonrası- alınan bilirkişi raporları ışığında dava konusu internet sitelerinin dava dışı ... şirketine ait olması nedeniyle iptalinin ve kullanım hakkının istenemeyeceği, ancak şirket kurucusu ve yetkilisi olan davalının TMK 50.madde uyarınca siteyi kullanan olarak eylemlerinin haksız rekabet ve davacı marka hakkına tecavüz eylemini oluşturduğu" şeklindeki gerekçeleri ile;-Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının ... alan adını www.... sitesine yönlendirmek suretiyle kullanımının davacı yanın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'i ve refine,-Davaya konu internet sitelerine erişimin engellenmesine ilişkin talebin reddine, -... isimli internet sitesinin kullanım hakkının ve domaininin davacıya verilmesi talebinin reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin taraf olarak gösterilmişse de web sitesindeki iletişim ve hesap numaraları ... Şti'ne ait olduğunu, davacının ihlali iddia ettiği web sitesinden gelen gelirin bu şirkete ait olup davanın asıl muhatabın şirket olduğunu, davanın ... Şti'ye yöneltilmesi gerekirken müvekkiline yöneltilmiş olması sebebi ile davanın usulden reddi gerektiğini müvekkilin yıllardır "..." ibaresini markasal anlamda web sitelerinde alan adı olarak kullandığını ve sektörde tanınır bir seviyeye ulaştırtığını, ancak davacı kötü niyetli olarak sektörde bilinirliği olan bu ibarenin ayırt edilemeyecek derecede benzerini kendi adına tescilini sağladığını, markasal anlamda kullanılması yoluyla tescilden önce hak elde edebilmesi bazı şartlarla mümkün olabildiğini, mevcut olayda da bu tanıtım metaryalleriyle kullanım dijital alanda müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunu ve davacı sadece hiçbir zaman kullanmadığı dava konusu marka ve alan adlarını müvekkiline satmak için fahiş tutarlarla teklif götürdüğünü, müvekkili ve şirketi ile davacıya ait marka arasında doğrudan veya dolaylı bir ilişki kuramayacağını, kaldı ki bu web sitesinde yayını yapılan tescil belgesi zaten sicilde herkesin görebileceği resmi kurumca verilmiş aleni bir belge olduğunu, bu belgenin yalnızca yayınlanıyor olması herhangi bir hak ihlaline sebep olmasının mümkün olmadığını, inceleme sırasında Medyabil adına kayıtlı ... Tescil numaralı ... markası olduğu göz ardı edildiğini, davacının iddia ettiği tüm kullanımlar, hali hazırda ... adına kayıtlı olduğundan bu kullanım meşru bir temele dayalı ve marka tecavüzü oluşturmadığını, dava konusuna benzer hususların değerlendirildiğini, ek ve kök raporlarda müvekkilinin tescilli markası olduğu halde bu kullanımlarının markasal olmadığı kanısına varıldığını, markasal kullanımı olmadığı halde şirketin bu kullanımı nedeniyle müvekkili aleyhine çelişkili karar verildiğini, davacı, markasının tescilli bulunduğu markayı 14 . sınıf faaliyetlerinde veya herhangi bir iş kolunda hiçbir zaman kullanmadığını, yalnızca kötü niyetli tescil etmiş ve kullanıma dair sunduğu delillerde de hiç satış yapmadığı ortaya konduğunu, müvekkilinin hiçbir fiiliyle davacının ticari hayatı veya itibarı üzerinde etki edecek bir fiil işlemediğini, davacının hiç bir şekilde dava konusu markayı kullanmamış olması bu durumda önem kazandığını, istinaf taleplerinin, gerekçeli kararın 8 ve 9. hükümleri dışında kalan hükümleri yönünden değerlendirilerek kabulüne, Yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddi yönünde hüküm kurulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve refi talebine ilişkindir.TPMK kaydına göre, Davacı ... adına “...” markası ... no ile 35. hizmet sınıfında Reklamcılık, iç yönetimi,kuyumculuk eşyaları, malların bir araya getirilmesi hizmetleri v.d. kullanmak üzere 13.06.2014 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescillidir... Şti. 20.06.2014 tarihinde tescil edilmiş olup Davacı ... şirketin kurucusu olup şirketin amaç ve konusunda danışmanlık, reklam, kuyumculuk sektörü bulunmaktadır. Davalı vekilinin, davacının şirket ile ilişkisinin davadan sonra 27/12/2017 tarihinde kesildiğini, Ticaret Sicilde ilan edildiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.Dava dışı .... Şti. adına, “...” markası ... (ticaret) no ile 14. sınıfta (Kuyumculuk eşyaları v.d.) 08.04.2013 tarihinden itibaren, “altinsepeti + şekil” markası ... (hizmet) no ile 35. sınıfta (... sektörüne ait ürünlerin bir araya getirilmesi v.d.) kullanılmak üzere 21.11.2011 tarihinden itibaren, “...” markası ... no ile (hizmet) 35.sınıfta kullanılmak üzere 03.04.2012 tarihinden, “... + şekil” markası ... no ile (Ticaret-Hizmet) 14, 35, 38. sınıfta kullanılmak üzere 11.03.2010 tarihinden 10 yıl müddetle tescil edilmiştir... Şti. 24.01.2008 tarihinde ticaret unvanını tescil ile 30.01.2008 de sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Şirketin faaliyet konusu her türlü hediyelik eşya alım-satımı, bilgisayar yazılımı v.d. olup, davalı ... şirketin kurucusu ve yetkilisidir. . ..Şti. adına ... no’lu “...” (Ticaret - Hizmet) markanın ... no ile 14 ve 35. sınıf emtiada kullanılmak üzere başvuru yaptığı, 14. Sınıf emtiaların başvurudan çıkarıldığı, ... Şti. adına 35. sınıf emtiada (yazıcılar, tekstil makinaları v.d.) kullanılmak üzere 16/11/2016 tarihinde sicile kaydedildiği anlaşılmıştır.Bakırköy 2. FSHHM’nin 2015/35 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda, ... adresine girildiğinde www.... adresine otomatik olarak yönlendirildiği; ... ......, www....’un ... Şti. adına kayıtlı olduğu, ... adresinin aktif olduğu ve sitenin ... ailesine ait olduğu tespit edilmiştir.Dava tarihi itibarı ile 556 sayılı KHK uygulanması gerekmektedir.556 Sayılı KHK’nın m.6 gereğince, marka koruması tescil yolu ile elde edilir. 556 KHK m.8/l/b uyarınca, tescil başvurusu yapılan marka, tescilli veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescilli ya da tescil başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetler ile aynı veya benzer ise ve halk tarafından karıştırılma ihtimali mevcut ise ve tescilli ya da tescil başvurusu yapılan marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa marka sahibi tarafından itiraz halinde marka tescil edilemez.İade kararımızda davalı şirketin ..." isimli e-ticaret sitesi kullanımı davacının 31/03/2014 kullanım tarihinden daha önceki tarih olan 14/02/2014 olarak belirlenerek ekran görüntüleri rapora eklendiğinden, Yargıtay kararları ve öğretideki alan adı kullanımının markasal öncelikli kullanıma dayanak oluşturabileceğine ilişkin görüşleri de nazara alınarak, davalının ..." isimli e-ticaret sitesi kullanımının markasal kullanım olup olmadığının, gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle mahkemece değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.Mahkemece verilen kararın istinaf edilmesi neticesinde dairemizce verilen iade kararı üzerine bilirkişiden rapor , ek rapor aldırılmıştır.04/07/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; " 6 alan adının çeşitli aşamalarda beyan edildiği, altinsepeti.com, ..., ....com, ....com.tr, ..., kuyumculuksepeti.com alan adlarının ve ilgili web sitelerinin incelenmesi sonucu tespit edilen tarihlerin listelendiği, ....com.tr ve ... alan adlarının rapor tarihinde kayıtlı olmadığı, dünya genelinde ... bilgisinde, alan adı sahibi (...) bilgilerinin gizli olabildiği veya çoğunlukla hizmeti alan kişi tarafından dilediğince eksik/yanlış yazılabildiği, bu nedenle whois sorgusu sonucu gelen alan adı sahibi bilgisinin her durumda kayıt operatöründen doğrulatılması gerektiği, ilgili alan adları için güncel alan adı sahibi bilgisinin (fatura bilgisi, ödemenin yapıldığı kart/hesap bilgisi, iletişim için kullanılan telefon ve e-posta bilgisi,vb.) alan adının kayıt işlemini yapan (iletişim bilgisi rapor içinde paylaşılan) şirketlerden müzekkere yazılarak öğrenilmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu, davalının ....com alan adı önceliği taşımakla birlikte, web sitesinde markasal bir kullanım olmadığı, bu nedenle marka hakkı önceliğinin tescilli markalara göre saptanabileceği, davacının “...”/...“ markası ve türevleri açısından marka hakkı bakımından öncelik taşıdığı, davalı kullanımlarının davacının markasal haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği" belirtilmiştir.23/10/2023 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda özetle; kök rapordaki görüşlerinin değişmediği yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir.Dairemizce kamu düzeniyle ilgili hususlarda HMK 355. Madde gereğince resen yapılan incelemede, mahkemenin kısa kararında; masrafı davalıdan alınmak üzere kesinleşen hüküm özetinin yurt çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına karar vermiş ise de, gerekçeli kararda bu konuda herhangi bir hüküm bulunmadığı, kısa karar ve gerekçeli kararın çelişkili olduğu görülmüştür.Davacı vekilinin 19/12/2022 tarihli dilekçesinde, geçen uzun zaman dilimi içerisinde, söz konusu web sayfası ve domainlerin, müvekkilinin yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle, işyerini kapatması dolayısıyla şu anda aktif kullanılmadığını beyan etmiştir. Davacı vekilinin beyanından hükmün ilanı talebi yönünden hukuki yararının kalmadığı, bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller bilirkişi heyet raporu birlikte değerlendirildiğinde Davacıya ait ... isimli web sitesinin 31.03.2014 tarihinde, davalının ... isimli web sitesinin 14.02.2014 tarihinde oluşturulduğu anlaşılıyorsa da; sırf alan adı tescili markasal kullanım yönünden önceye dayalı hak sağlamadığından, davalı adına 14. Sınıfta ve 35. Sınıfın alt sınıfında (14. Sınıftaki kuyumculuk emtiaları bakımından) marka tescili bulunmadığından, davalı web sitesinin kuyumculuk emtialarının satıldığı ... internet sitesine yönlendirilmesinin, alan adının ticari etki yaratacak şekilde kullanımı, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmakla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı istinafında, Davanın ... aleyhine açıldığını dava dışı ...şirketi aleyhine açılması gerektiği davalının kullanımının bulunmadığı ileri sürülmüş ise de önce ki iade kararımızda da açıklandığı üzere, davalının dava dışı ... şirketinin kurucusu ve yetkilisi olduğu söz konusu internet sitelerini kullanan kişi olmakla haksız fiilden dolayı TMK 50/2 maddesi uyarınca tüzel kişinin kanun yada esas sözleşmeye göre yetkili organları tarafından yapılan hukuki işlemler ve diğer bütün fiiller tüzel kişiyi bağlar kuralı uyarınca sorumlu olduğundan, davalı tarafça ... alan adının, www.... sitesine yönlendirilmesi yoluyla gerçekleştirilen tecavüzün ref'ine karar verilmesi dosya kapsamına uygun olduğundan bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Davalı istinafında, müvekkilinin tüm kullanımlarının ... tescil no ile kayıtlı ... markası koruması kapsamında meşru bir dayanağa haiz olduğunu ileri sürmüş ise de, bu markanın tescil sınıfında 14 sınıf emtiasından çıkartıldığı bu nedenle davalıya kullanım yönünden hak sağlamayacağı anlaşılmakla bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne hükmün ilanı yönünden hukuki yarar kalmadığından talebin konusuz kaldığına, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarih, 2022/167 E. 2024/77 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacı ... tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalının ... alan adını www.... sitesine yönlendirmek suretiyle kullanımının davacı yanın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'i ve ref'ine,4-Davaya konu internet sitelerine erişimin engellenmesine ilişkin talebin reddine, 5-... isimli internet sitesinin kullanım hakkının ve domaininin davacıya verilmesi talebinin reddine,6-Gazete İlanı talebi yönünden dava konusuz kaldığından Karar Verilmesine Yer Olmadığına,7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile 187,80 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 27,70 TL başvurma harcı, 27,70 peşin harç, 4,10 TL vekalet harcı, 4.700,00 TL bilirkişi ücreti, 615,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.374,50 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre Markaya Tecavüz ve Haksız rekabet davası yönünden, davacı lehine 40.000,00 TL vekalet ücreti taktirine, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın reddine karar verilen kısım yönünden davalı lehine 40.000,00 TL vekalet ücreti taktirine, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 8-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
8/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,8/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1. 169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 485,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.654,40-TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,8/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,9-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025