T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1515
KARAR NO: 2024/2032
İNCELENEN ARA KARARLARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 30/05/2024 ve 12/07/2024
NUMARASI: 2024/115 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili tedbir talepli dava dilekçesi ile; müvekkilinin "..." markası altında faaliyetine devam eden restoranlar aracılığıyla yiyecek ve içecek sektörü alanında hizmet sunmakta olduğunu ve tüm bölgelerde tüketiciler tarafından bilinmekte ve beğenilmekte olduğunu, bu doğrultuda Türk Patent Kurumu nezdinde marka tescilinin bulunduğunu, davaya konu ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı "..." ibareli markaların davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini, bu nedenle davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ... ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarını davacıya karşı ileri sürmesinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talepli dilekçesi üzerine İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/279 Esas sayılı dosyasından 05/01/2024 tarihinde; takdiren teminatsız olarak davalı adına kayıtlı ... ve ... tescil numaralı ''...'' ibareli marka tescil dosyalarının dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devir ve temlikinin ihtiyati tedbiren önlenmesine karar verildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince 30/05/2024 tarihli ara karar ile; Davalı vekili tedbire itiraz dilekçesi ile,"....Davacılar vekilinin, davalının ... ve ... tescil numaralı markalarının müvekkili aleyhine kullanılmasının önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde; dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, ayrıca davalının tescilli sınai haklarının kullanılmasını engeller mahiyette ucu açık ve davalının tüm ticari faaliyetlerini etkiler şekilde tedbir kararı verilmesinin usule uygun olmaması ve davalının ileride teminatla dahi giderilmeyecek orantısız ve haksız zararlara uğrama ihtimali bulunduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin, davalının ... ve ... tescil numaralı markalarının kullanılmasının önlenmesi yönündeki tedbir talebinin bu aşamada reddine" karar verilmiştir. Davacılar vekilinin 24/06/2024 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemenin karar gerekçesi ile kararın sonucu uyumlu ve bağlantılı olmadığından HMK m. 297 gereğince kararın kaldırılmasını, -İhtiyati tedbirin şartları oluştuğundan, müvekkili lehine anılan ihtiyati tedbir kararının verilmesi gerektiğini, -Talep edilen ihtiyati tedbir türü, tarafların ve somut olayın özellikleri değerlendirildiğinde menfaat dengesini sağlamak adına gerekli ve aynı zamanda müvekkili yönünden daha büyük zararların meydana gelmesini önleyecek nitelikte ölçülü olduğundan tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince 12/07/2024 tarihli ara karar ile; "İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verilen tedbir kararının iş bu kararın tefhim tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde davacı tarafça 20.000,00 TL nakdi teminat ya da teminat mektubu sunulduğu takdirde devamına, davalı vekillerinin ihtiyati tedbir talebine yapmış olduğu sair itirazların reddine," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -teminat miktarının düşük olduğunu, markanın değerinun 20.000TL 'den çok daha yüksek olduğunu, teminat tutarının 200.000 TL'den az olmamak üzere belirlenmesi gerektiğini, -verilen ihtiyati tedbir kararının yetkisiz mahkeme tarafından verildiğini, yetkisiz mahkemeden talep edilen ihtiyati tedbirin re'sen reddi gerektiğini aksi kanaat halinde, teminat tutarının oldukça yetersiz bir tutarda olduğu gözetilerek teminat tutarını istinaf etmekte ve teminat tutarının 200.000 TL'den az olmamak üzere belirlenmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından belirlenen teminat tutarının yerleşik yargı uygulamalarına uygun olarak ölçülü ve orantılı olduğunu, ihtiyati tedbir kararının uygulanması sonucunda Davalı şirketin sınai mülkiyet haklarını kullanması ile ticari faaliyetleri hiçbir surette engellenmemekte veya belirlenen teminat tutarıyla giderilemeyecek herhangi bir zarar ortaya çıkmadığını, ilk olarak dava dilekçesinde yetkisiz mahkemeden talep edilen işbu ihtiyati tedbir, dosyanın görevli ve yetkili Bakırköy 2. FSHHM'ne gönderilmesi akabinde Davalı tarafın itirazları doğrultusunda Sayın Yerel Mahkeme tarafından da 12/07/2024 tarihli karar ile yeniden değerlendirildiğini, oluşabilecek olası zararları karşılamak adına "HMK'nın 392/1 uyarınca takdiren 20.000,00 TL teminat karşılığında" markanın devrinin önlenmesi tedbirine tekrar hükmedildiğini, yetkisiz mahkeme tarafından verilmiş bir karar bulunmadığını, İstinaf uygulamasına göre marka devrinin önlenmesi yönünden verilecek ihtiyati tedbir kararı teminatsız olarak verilebileceği gibi, aksi şekilde zarara uğrayacağını iddia ederek teminat miktarı yönünden itirazda bulunan tarafın tedbirin uygulanması ile ne ölçüde zarara uğrayacağının ortaya koyması gerektiğini, Bakırköy 2. FSHHM'nin vermiş olduğu 12.07.2024 tarihli ara kararın HMK m. 389 vd. kapsamında gereken şartların oluştuğu, tedbir türününü ise menfaat dengesini sağlayacak ölçüde dengeli, yumuşak ve ölçülü olduğu dikkate alınarak davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 159. maddesine göre, " Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere SMK'daki ihtiyati tedbire ilişkin bu özel düzenleme gereği verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, yaklaşık ispat koşulu mevcut ise dava sonucunda elde edilecek menfaatin sonucunu doğuracak şekilde tedbire hükmedilebileceği açıktır. HMK’nın 389/1. maddesindeki düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı tarafından dava dilekçesi ile Davalı’ya ait markaların hükümsüzlüğünün talep ve dava ettiği mahkemece 20.000,00 TL teminat karşılığında davalı adına tescilli markaların TPMK sicil kaydına üçüncü kişilere devrinin önlenmesi açısından ihtiyati tedbir kararı verildiği,Mahkemece verilen tedbirin, söz konusu hükümsüzlüğü talep edilen markanın davanın devamı sırasında üçüncü kişilere devredilmesi durumunda, taraf teşkili sağlanması hususunda zorluk ve verilecek kararın infazında sıkıntı yaşanmaması, bu cümleden olmak üzere, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmaması amacıyla verildiği, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarının da aynı mahiyette olduğu anlaşıldığından, usul ekonomisi taraf teşkilinin sağlanması açısından verilen ihtiyati tedbir kararı dosya kapsamına uygun olduğu, kararın itiraz üzerine verilen kararın ise yetkili Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından verildiği, itirazın yetkili Mahkemece değerlendirildiği, bu nedenle yetki itirazının yerinde olmadığı, Mahkemece takdir edilen teminatta verilen ihtiyati tedbirin içeriği gözetildiğinde dosya kapsamına uygun ve yeterli olduğu anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin 30/05/2024 tarihli ara karara ve davalılar vekilinin 12/07/2024 tarihli ara kararlarına istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/07/2024 tarih ve 2024/115 E sayılı dosyada davacılar vekilinin 30/05/2024 tarihli ara karara ve davalılar vekilinin 12/07/2024 tarihli ara kararlarına karşı yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2024