T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1415 Esas
KARAR NO: 2025/136
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/07/2024
NUMARASI: 2022/37 E. - 2024/186 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/01/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...’ın 1976 yılında rol aldığı “..." adlı sinema filminde canlandırdığı ... karakterinin bazı sahnelerine, Davalı ...’na ait ... kanalında Ekim 2015 tarihinde yayınlanmaya başlayan ve diğer davalı ... A.Ş, tarafından üretilen ... adlı dizinin 3, bölümünde kendisinin izni ve onayı olmadan, müvekkilinin resminden, yeteneğinden ve ününden haksız yararlanmak ve ticari kazanç sağlamak üzere yer verildiğini ve gerek TV kanalı gerekse web sitelerinde yayınlandığını; ayrıca, ... karakteri hakkında, ... dizisi karakterleri tarafından “İfrit oluyorum bu adama”, “mahvetti insanların hayatını deyyus”, “kendisini her şeyin sahibi sanıyor” gibi yorumlar yapılarak hakaret edildiğini; müvekkilinin FSEK’in 80. maddesi uyarınca bağlantılı hak sahibi olması nedeniyle, müvekkile ait görüntülerin yayınlanabilmesi için sadece yapımcının onay vermesinin yeterli olmadığı, icra sahibi olan müvekkilinin de izninin alınması gerektiğini iddiası ile FSEK 68. maddesine istinaden şimdilik 1000 TL- maddi tazminat ve FSEK 70/1. veBK 58. maddesine istinaden 50.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı şirketlerden alınarak müvekkiline verilmesi talep ve dava ettikleri anlaşılmıştır.Davalı ... Grubu beyan dilekçesinde; husumetin ... Grubu A.Ş'ye yöneltildiğini, oysa ... Grubu A.Ş tüzel kişiliğine ait herhangi bir televizyon kanalı bulunmadığını, bu nedenle ...'de yayınlanan bîr dizi için husumetin ... Grubu A.Ş.'ye yöneltılemeyeceğinl; diğer davalı ... A.Ş'nin dava konusu filmin ... adlı dizinin 3. bölümünde bazı sahnelerinin kullanılmasına ilişkin olarak filmin eser sahibi olan ... Sanayi ve Ticaret A.Ş/den yazılı muvafakat aldığını ve telif ücretini bu şirkete ödediğini; FSEK'nda 1995 yılında yapılan değişiklik öncesinde Üretilen filmlerin eser sahibinin yapımcı şirket olduğunu dolayısıyla davacının davaya konu eser üzerinde herhangi bîr hak sahipliği bulunmadığını; dizi film içerisinde sarf edilen sözlerin davacının şahsına yönelik olmayıp, tamamen kurmaca olan bir olayda karaktere ilişkin olarak yöneltildiğini; davacının hak sahibi olduğu kabul edilse bile bağlantılı hak sahiplerinin FSEK. m.68 uyarınca hak talebinde bulunamayacağını davanın reddi gerektiğini beyan etmeştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; “... adlı sinema filminin eser sahibi sıfatıyla hak sahibi olan yapımcısı ... San. ve Tic. A.Ş/ye ihbar edilmesini, aynca, davacının eser sahibi olmadığını; olayda davacının görüntüsü ve ününden faydalanılması ve haksız kazanç elde edilmesinin söz konusu olmadığını, FSEK m.68.maddesinin icracı sanatçılar bakımından uygulanamayacağıını, kişilik haklarının zarara uğramadığını ve davacının haksız menfaat elde etme amacında olduğunu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 14/12/2017 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.Dairemiz 20/01/2022 tarih ve 2020/629 Esas 2022/142 Karar sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; "...Açılan davanın kısmen KABUL, kısmen REDDİ ile; -14.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın her bir alacak kalemi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, -Davalı yanın husumet itirazının REDDİNE, " karar verilmiştir.Feri Müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle;-İzinsiz olarak umuma arz edildiği iddia edilen film üzerinde davacı ...'ın herhangi bir hakkı bulunmadığını, 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı kanunun uygulanması hem kanunun geriye yürümezliği ilkesinin ihlali niteliğinde olacak hem de müvekkilinin kazanılmış hakkının ve Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edeceğini, Müvekkiline ait dava konusu filmlerin imal edildiği 1976 yılında yürürlükte olmayan bundan yaklaşık 20 yıl sonra yürürlüğe giren bir kanuni düzenleme gereği olduğu iddiasıyla müvekkilinin mali hakları kullanabilmesini icracı sanatçının yazılı iznine tabi tutmak, müvekkilinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edeceğini, müvekkilinin dava konusu filmler üzerinde bağlantılı hakkı değil eser sahipliğinden doğan mülkiyet hakkı bulunduğunu, çünkü dava konusu filmlerin imal edildiği yılda sinema eserinin sahibinin onu imal eden olduğunu, yapımcıların ancak 1995 yılında 4110 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik neticesinde bağlantılı hak sahibi konumuna geldiğini ve işbu tarihten sonra eser üzerinde mali hakları kullanabilmesi için eser sahiplerinden ve icracı sanatçılardan izin alma yükümlüğü getirildiğini, anılan yükümlülüğün 12.06.1995 tarihinden önce imal edilmiş sinema eserleri için uygulanması müvekkilinin kazanılmış hakkının ve eserler üzerindeki mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun 21.2.2001 tarih ve 4630 sayılı yasa ile değişik 80. Maddesinin geçmişe yürüyeceğine ilişkin her hangi bir düzenleme yasada bulunmadığını, davacının 5846 Sayılı FSEK 80. Maddesine dayandırdığı tüm taleplerinin ve huzurdaki davanın öncelikle bu sebeplerle reddi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi tamamen hukuka aykırı biçimde davacının icracı sanatçı olduğunu ve bağlantılı hak sahibi olarak tazminat talep edebileceğini ifade ederek davacı lehine maddi ve manevi tazminata hükmettiğini, dava konusu "..." isimli sinema eseri üzerindeki tüm hakların yapımcı müvekkiline ait olup, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın bozulması gerektiğini, -İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu kendi içerisinde çeliştiği gibi yapılan hesaplamaların somut ve bilimsel verilere dayanmadığını, bu haliye 05.07.2024 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, bilirkişinin dava konusu film sahnelerinin dizinin gidişatına yön vermediği, yoğunluğunun olmadığı, olay örgüsünden ilgili sahnenin çıkarılması sonrasında dizinin işleyişinde bir değişiklik olmayacağı yönündeki tespitleri yerinde olmakla beraber bu tespitlerin ardından 1 saniyelik görüntü için rayiç ücretin 1.000TL olduğu yönündeki tespiti hakkında bilimsel verilere dayanan somut herhangi bir dayanak gösterilmediğini, Bilirkişinin tespitinde de değindiği gibi dizinin gidişatı açısından hiçbir etkisi bulunmayan dava konusu sahnelerin hiçbir dayanak sunulmadan her bir saniyesine 1.000TL ücret takdir edilmesinin fahiş miktarda olup taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, ... filmi 94 dk uzunluğunda bir film olup 5640 saniyeden oluştuğunu, bu durumda söz konusu filmin her gösteriminde her bir icracı sanatçıya 5.640.000 TL ödeme yapılması gerekeceğini, kullanılan her bir saniye için 1000 TL değer tespitinin hiçbir açıklaması bulunmadığını, raporda Davacının canlandırdığı ... karakterinin dizide seçilmesinin sanatçının icrasının üst düzey gerçekleştirdiğini kanıtlar nitelikte olduğu ifade edildiğini, oysa "..." dizisinde dava konusu "..." filminden görüntülerin kullanılmak istenmesinin sebebi Davacının icrasından ziyade 1963 yılında kurulan ve dava konusu filmden önce 70'in üzerinde film imal etmiş, 1960'lardan günümüze Türk Sinema sektörünün en önemli yapımcılarından olan ... ve ... ekolü olduğunu, söz konusu film Davacının icrasından ziyade filmin Türk aile yapısı hakkındaki yorumu sebebiyle seçilmiş olup filmde dönemin starları olan ..., ... ve ... gibi isimler yer aldığını, filmin afişine bakıldığında ise ne Davacının isminin ne de kendisinin bulunduğu görüleceğini, dava konusu filmde yalnızca yan rol olarak yer alan Davacının görüntülerin her saniyesi için 1.000TL rayiç değer tespitinin fahiş olduğunu, raporda dava konusu film sahnelerinin görünüm süresinin tespiti noktasında birbiriyle çelişen ifadeler bulunduğunu, Raporda, "35 sahnelik dizinin sadece bir sahnesi geçen olaylar 85 saniye sürmüş, filmin görüntüleri 14 saniye gösterilmiş, ...'ın canlandırdığı ... karakteri 2 saatlik dizide toplanda 8 saniye olmak üzere 2 kez yakın plan, 2 kez uzak plan 1 kez de amors (Arkadan-omuzdan) kullanılmıştır." denilerek ...ın yer aldığı görüntülerin 8 saniye kullanıldığı ifade edildiğini, Davacının herhangi bir tazminat talep hakkı bulunmamasına rağmen hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için tazminat hakkı bulunduğu kabul edilse dahi Davacı ...'ın yer aldığı sahneler 8 saniye sürdüğü için tazminat hesabının 8 saniye üzerinden yapılması gerektiğini, işbu nedenle bilirkişi raporunda dava konusu filmin kullanıldığı toplam süre olan 14 saniye üzerinden tazminat hesabı yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, Davacının bulunmadığı sahneler bakımından FSEK anlamında herhangi bir sanat icrası bulunmadığı için bu sahneler bakımından da tazminat hesabı yapılmasının kabul edilmeyeceğini, -Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi manevi tazminata hükmetmiş de olsa davacının manevi tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, bir an için Davacının "..." filminde FSEK kapsamında icracı sanatçı sayılması ve manevi hak sahibi olduğu kabul edilse dahi söz konusu FSEK 80/1-A da tanıtılma hakkı kişinin icracı sanatçı olduğu varsayıldığı "..." filmi için geçerli ve bu film bakımından talep edebileceğini, somut olayda dizide dava konusu filme ilişkin yalnızca 14 saniyelik bir görüntü kullanılmış bu 14 saniyenin de yalnızca 8 saniyesi Davacının bulunduğu görüntülerden oluştuğundan, Davacıyı "..." dizisi bakımından icracı sanatçı konumuna getirmeyeceğini, icracı sanatçı olarak korunmanın en temel şartı söz konusu eseri icra etmek olduğunu, Davacı ... isimli dizi şeklindeki sinematorgrafik eserde herhangi bir şekilde icracı sanatçı konumunda olmadığını, manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi gerekmekteyken ilk derece mahkemesi 5.000TL manevi tazminata hükmetmesi nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dava konusu "..." filminin prodüksiyon tarihinin 1976 olduğunu, bu kapsamda, ilgili filme ilişkin olarak uygulanması gereken mevzuatın 1976 yılında yürürlükte bulunan mevzuat olup, bu mevzuatta da 07.06.1995 tarihli ve 4110 Sayılı Kanun ve sonrasında 21.02.2001 tarih ve 4630 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunun ilgili maddesi olduğunu, 07.06.1995 tarihli ve 4110 Sayılı Kanun ve 21.02.2001 tarih ve 4630 Sayılı Kanun'da bu Kanun'lar ile getirilen düzenlemelerin geçmişe yürüyeceğinde dair özel hükümler yer almadığını, Yerel Mahkeme'nin işbu dava tarihi itibariyle yürürlükte olan Kanun'u dikkate alarak, Davacı'nın dava konusu eser üzerinde icracı sanatçı olarak komşu hak sahibi olduğu yönündeki değerlendirmelerinin ve bu kapsamda hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını, -Müvekkili Şirketin, eser sahibinden gerekli yazılı izni aldığını ve telif bedelini ödediğini, eser'in hukuken tek hak sahibi olan ve işbu davanın ihbar edildiği ... San. ve Tic. A.Ş.'den Müvekkili Şirketin, prodüksiyonunu gerçekleştirdiği “...” isimli TV Dizisinin 3. Bölümünde yer, süre ve mecra sınırlaması olmaksızın kullanılmasına ilişkin Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun şekilde basit ruhsatı dosyaya bir önreği sunulmuş bulunan yazılı muvafakatname ile aldığını ve karşılığında telif ödemesini yaptığını, Davacının herhangi bir hak sahipliği bulunmadığını, -Bilirkişinin tespitinde dava konusu sahnelerin hiçbir dayanak sunulmadan her bir saniyesine 1.000TL ücret takdir edilmesinin fahiş miktarda olup taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, dava konusu Dizi'nin prodüksiyon ve ilk asıl gösterim tarihi olan 2015 yılı dikkate alındığında, ilgili tarihte 1.000-TL gibi bir rakam, değil saniyelik bir görüntü için, genel bir basit ruhsat için bile son derece fahiş olduğunu, davanın ihbar edildiği ... San. Ve Tic. A.Ş.'dan alınmış olan izne istinaden ödenmiş bulunan bedeli gösteren dekontta da görüldüğü üzere, Müvekkili Şirket tarafından hak sahibine işbu kullanım için 2.000-TL+KDV ödeme yapıldığını, -Yerel Mahkeme'nin hükme dayanak yapmış olduğu Bilirkişi Raporunda maddi bir hata bulunduğunu, Davacının görüntülerinin yer aldığı süre 8 (sekiz) saniye olarak belirtildiğini bununla beraber, tazminat hesabının 14 saniye üzerinden yapılmış olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Huzurdaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Davacının umuma iletim nedeniyle mali ve manevi hakların ihlali iddiasında olmasına rağmen husumetini umuma iletimi gerçekleştiren medya kuruluşuna yöneltmediğini, yanlış hasıma yönelttiğini, Dava konusu dizinin yayınlanmış olduğu ... logosuyla yayın yapan kanalın medya hizmet sağlayıcısı ... Hizmetleri Anonim Şirketi olduğunu, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip ve yayın lisansına sahip olan medya hizmet sağlayıcısı bu kuruluşun televizyon kanalında yayınlanan bir görüntü nedeniyle ancak ... Hizmetleri A.Ş.'ye husumet yöneltilebileceğini, Müvekkili şirket ... Grubu A.Ş.'nin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ("RTÜK") nezdinde herhangi bir yayın lisansı bulunmadığını, dolayısıyla Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun ilgili maddeleri kapsamında bir eserin aslının ya da çoğaltılmış nüshalarının umuma iletilmesini sağlamaya vasıta herhangi bir televizyon kanalı da mevcut olmadığını, Müvekkili şirketin, dava dilekçesinde bahsi geçen "..." logolu televizyon kanalı da dahil olmak üzere herhangi bir yayın kuruluşunun medya hizmet sağlayıcısı olmadığını, Müvekkili Şirket’in yayıncı olduğu iddiası ile müvekkili şirket aleyhine açılan davaların husumet yöneltilemeceği gerekçesiyle reddedildiğini, ... Grubu A.Ş. tüzel kişiliğine ait herhangi bir televizyon kanalı olmayıp, davaya konu filmin ... Grubu A.Ş. tarafından yayınlanması mümkün olmadığını, açılan davanın müvekkili yönünden pasif husumet yönünden reddi gerektiğini, -Dava konusu “...” filmi 1976 yapımı olup, bu durumda eser sahibinin yapımcı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. olduğuna ilişkin herhangi bir şüphe bulunmadığını, ...’den yazılı muvafakat alındığını, Anayasa Mahkemesinin sinema eseri sahipliğine ilişkin hükümlerin 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.6.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağını ve değişiklikler nedeniyle yapımcının kazanılmış haklarının korunması hususunu belirttiğini, -Umuma iletim yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğunu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu madde 25’e göre eserlerin işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı eser sahibine ait olduğunu, Davacı esere ilişkin televizyon vasıtasıyla umuma iletim hususunda herhangi bir izin vermediğini belirtse de, kabul tarihi 5/12/1951 olan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 25. Maddesi 2001 yılında değiştirilmiş ve eserlerin televizyon vasıtasıyla umuma iletimi hakkında kanun ile açık olarak düzenleme yapılarak televizyonda umuma iletim yetkisi münhasıran eser sahibine verilmiş olduğundan davacının mevcut olayda herhangi bir tazminat talebi ileri sürebilmesinin mümkün olmadığını, -4630 Sayılı Kanun İle İcracı Sanatçılara Sağlanan Bağlantılı Hakların 1995'ten önceki icraları kapsadığını kabul anlamına gelmemek üzere bir an için sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi 4110 sayılı Kanun ile icracının elde ettiği hakları yapımcıya bir sözleşme ile devretmesi sonucunda yapımcının mutlak hak sahibi olduğunu, davacı, sinema eserinin, yapım tarihi sebebiyle, eser sahibi olmaması nedeniyle FSEK m. 68'in uygulama alanı bulunmadığını, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre de 1995 tarihi öncesi yapımlarda icracı sanatçıların yapımcı şirketlere haklarını uygun bir bedel karşılığında sattığının kabulü ile tek eser sahibinin yapımcı olduğu defalarca kez belirtildiğini, -söz konusu dizide, davacının iddia ettiği gibi filmin veya filmdeki “...” karakterinin umuma iletimi amacı güdülmediğini, FSEK mevzuatı dahilinde herhangi bir ihlal söz konusu olmadığını, böyle bir ihtimalin dahi önüne geçilmek için basiretli ve dürüst bir şekilde diğer davalı ... A.Ş. tarafından söz konusu filmin bahsi geçen kısımlarının “...” dizisi içeriğinde yayınlanabilmesi için eser sahibi ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.’den yazılı muvafakat alınıp, telif ücreti ödendiğini, -Yerel Mahkeme tarafından FSEK Madde 80 kapsamında manevi tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, -Bilirkişinin tespitinde dava konusu sahnelerin hiçbir dayanak sunulmadan her bir saniyesine 1.000TL ücret takdir edilmesinin kabulü mümkün olmadığını, -Yerel Mahkeme'nin hükme dayanak yapmış olduğu Bilirkişi Raporunda maddi bir hata bulunduğunu, Davacının görüntülerinin yer aldığı süre 8 (sekiz) saniye olarak belirtildiğini bununla beraber, tazminat hesabının 14 saniye üzerinden yapılmış olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafın talebi; 1976 yılında icracı sanatçı olarak rol aldığı “..." adlı sinema filminde canlandırdığı ... karakterinin bazı sahnelerine, davalı ... Gurubu’na ait ... kanalında Ekim 2015 tarihinde yayınlanmaya başlayan ve diğer davalı ... A.Ş, tarafından üretilen "..." dizisinin 3. bölümünde izni ve onayı olmadan, resminden, yeteneğinden ve ününden haksız yararlanmak ve ticari kazanç sağlamak üzere yer verildiği, TV kanalı ve web sitelerinde yayınlandığı, ayrıca; canlandırdığı ... karakteri hakkında, ... dizisi karakterleri tarafından “İfrit oluyorum bu adama”, “mahvetti insanların hayatını deyyus”, “kendisini her şeyin sahibi sanıyor” gibi yorumlar yapıldığından, FSEK’in 80. maddesi uyarınca bağlantılı hak sahibi olması nedeniyle, FSEK 68. 70/1. ve BK 58. maddesine istinaden maddi ve manevi tazminatın tahsiline ilişkindir.Mahkemece kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda: Dizinin 45:19 ve 45:45 dakikaları arasında 85 saniyelik süresinde ... adlı sinema filminin dizinin olay örgüsüne dahil edildiği, bunun 15 saniyelik bölümünde filmin görüntülerinin yer aldığı, davacı ...'ın canlandırdığı ... karakterinin dizinin 45.04-45.07 dakikası arası ile 45.20-45.22 dakikaları arasında tam ekran, 45.22-45.24 dakikaları arasında aile ve televizyon ekranının birlikte gösterildiği sahnelerde ve 45.44-45.45 dakikaları arasında arkadan olmak üzere toplam 8 saniye doğrudan gösterildiği, kullanım kısa olmakla birlikte, söz konusu sahnelerin tesadüfi biçimde seçilmediği, senaryoyla uyumlu şekilde seçildiği ve konumlandırıldığı, bu sahnelerin, yeni üretimin bir parçası, olay örgüsünün ögesi olarak kullanıldığının belirtildiği tespit edilmiştir. Mahkemece kaldırma kararı sonrası alınan 07.05.2024 tarihli bilirkişi raporlarında; Sektör kapsamındaki incelemeler ışığında, ... filminden kullanılan sahnenin kurmaca bir senaryoda, olay örgüsünün bir öğesi olarak, 35 sahnenin sadece birinde ve 1 dakika 25 saniye kullanıldığı, dizide ... karakteri hakkında senaryo dahilinde yazılan repliklerin davacıya değil ... karakteri için yazılmış ve oynanmış olduğu ve ...'a yöneltilmediği, fakat karakteri temsil etme konusunda büyük başarı sağladığı, sektörel rayiç bedel hesaplamasının genellikle bir projenin veya bir sanat eserinin değerinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntem olduğu, 2 saatlik süresine kıyasla ...'ın yer aldığı görüntülerin 14 saniyeyi geçmediği, dosyada emsal bir sözleşme olmaması münasebetiyle sektörel açıdan rayiç belirlemesinin uygun olacağı, görüntülerde ...'ın direk şahsına yönelik olarak değil filmde temsil ettiği ... karakterine yönelik ''ifrit'', ''deyyus'', ''utanmaz herif'' ve ''dünyanın hakimi'' gibi kelimelerin kullanıldığı, bu sebeple maddi tazminat kapsamında incelenerek değerlendirme yapılması gerektiği, dizinin gidişatına yön vermemesi yoğunluğunun olmaması, olay örgüsünden ilgili sahnenin çıkarılması sonrasında dizinin işleyişinde bir değişikliğe sebep olmaması münasebetiyle 1 saniyelik görüntü ücretinin 1000 TL (Bin TL) olması ve 14 saniyelik kullanım olması sebebiyle ...'a bağlantılı hak sahipliği kapsamında ödenecek rayiç bedelin 14.000 TL (on dört bin TL) olabileceği, FSEK kapsamındaki incelemeler ışığında, Davacı ...'ın 1976 yılında rol aldığı ''...'' adlı sinema filminde canlandırdığı ... karakterinin ... adlı dizinin 3.bölümünde kendisinin izni ve onayı olmadan, resminden, yeteneğinden ve ününden haksız yararlanmak ve ticari kazanç sağlamak üzere yer verildiği, yayınlandığını belirttiği, dosyada mevcut ... isimli esere ilişkin eser işletme belgesine göre, eserin yapım yılının 05.10.1976 tarihi olduğu, kayıt ve tescilinin 1986 yılında gerçekleştirildiği ve eserin feri müdahil ... San.ve Tic.A.Ş.adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda, davacı icracı sanatçı 12.06.1995 öncesi vücuda getirilen eserdeki icralar için FSEK'in 80/I-1-A maddesi ile icracı sanatçılara tanınan bağlantılı hakların tamamından yararlanacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2020/350E., 2022/1638K. 01.12.2022TT. Kararı gereğince, icracı sanatçıların icraları üzerinde sahip oldukları komşu haklar, FSEK'in Ek Madde 2 hükmü gereğince 4630 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte ülkemizde mevcut bulunan bütün eserler üzerindeki icralara uygulanacaktır. Bu anlamda bağlantılı hak sahipliğinin kazanımında herhangi bir zaman sınırlaması bulunmadığından icranın tespit tarihinin komşu haklardan yararlanma bağlamında herhangi bir önemi kalmamıştır. Başka bir ifadeyle 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden önce yahut sonra gerçekleştirilmesinden bağımsız olarak icracı sanatçı, icrası üzerinde FSEK'in 80. maddesinde düzenlenen komşu haklara sahip olacak ve bu haklara FSEK kapsamında tanınan korumalardan istifade imkânına sahip olacağı, bu itibarla FSEK'in Ek Madde 2/11. gereğince koruma altına alınan icracı sanatçıya ait bu hakların, ancak hak sahibi icracı sanatçının izni ile kullanılabileceği, davacının oyuncusu olarak icralarının bulunduğu dava konusu sinema eserinde tespit olunan icralarının davalılar tarafından kullanımı, FSEK'in 80.maddesi ile aynı kanunun ek madde 2/II hükmü uyarınca davacının iznine tabi olup söz konusu izinler alınmaksızın dava konusu sinema eseri ve dolayısıyla davacının icraları üzerinde gerçekleştirilen davalılar kullanımları nedeniyle davacıların FSEK'in 80.maddesi kapsamında tazminat talep haklarının mevcut olduğu, dosyada mevcut deliller değerlendirildiğinde davacının isminin icracı sanatçı olarak ''...''isimli dizi filmde belirtilmediği görüldüğünden, FSEK m.80/1-A uyarınca davacının icralarının sahibi olarak tanıtılma hakkının ihlal edildiği, dizinin gidişatına yön vermemesi, yoğunluğunun olmaması, olay örgüsünden ilgili sahnenin çıkarılması sonrasında dizinin işleyişinde bir değişikliğe sebep olmaması münasebetiyle 1 saniyelik görüntü ücretinin 1000 TL (Bin TL) olması ve 14 saniyelik kullanım olması sebebiyle ...'a bağlantılı hak sahipliği kapsamında ödenecek rayiç bedelin 14.000 TL (On Dört Bin TL) olabileceği kanaati bildirilmiştir. Mahkeme hakimince de incelenen CD de;... Dizinin ... dakikasında, içeri giren başrol oyuncusuna aile “hoş geldin, nasılsın” gibi konuşmalar yapar, Baba çekirdek yerken “film seyrediyoruz” der, bu sırada ailenin seyr ettiğği filmin sesi duyulmaktadır, başrol oyuncusu annesi ile babasının arasına oturur, Hangi filmi İzlediklerini sorarken, dizinin 44,58 dakikası ile 45,01 dakikası arasında televizyon ekranı tüm kadrajı kaplar ve filmin kahvede oturan kalabalık bir sahnesi gösterilir,bu sırada filmin kadın başrol oyuncusu ..., bir kahvede oturmakta olan kalabalığa yaklaşarak, “kapıdaki araba kimin” diye bağırır, dizide televizyon izleyen ailenin annesinin yanma oturan başrol oyuncusu annesiyle aynı anda hep bir ağızdan “...” der. Başrol oyuncusu “Güzel filmdir der", Bu diyalogdan sonra, dizinin 45.04-45.07 dakikası kamera aile ile birlikle televizyonu da gösterir, filmin ...’in oynadığı ... karakteri ekrandadır ve soruya cevap olarak “Benîm, ne olacak? Çok mu beğendin? Var mısın biraz gezelim?” şeklinde konuşur. Dizinin 45.07-45,.0 dakikaları arasında kamera anne ve oğlunu gösterirken anne, “Ay ifrit oluyorum bu oğlana be ifrit” diye yorum yaparken, 45.10-45,13 dakikaları arasında kardeşleri rolündeki kadın ve erkek karakterler gösterilerek aynı anda “Etmediğini bırakmadı insancıklara deyyus” derler ve kamera tüm aileyi gösterirken televizyonda gösterilen filmin sesi duyulur. ..., “Bırakın beni, utanmaz herif’ şeklinde bağırmaktadır. Kamera dizinin başrol oyuncusuna döner, 45.17- 45.20 dakikaları arasında başrol oyuncusu ekranın tamamında gösterilerek ağzının içinden “Dünyanın hakimi zannediyor kendini” dediği duyulur, Dizinin 45.20, 45.22 dakikaları arasında ... filminin gösterildiği televizyon ekranı, tüm kadrajı kaplar, Ekranda ... karakteri görünür, 45. 22-45.24 dakikaları arasında yeniden televizyon izleyen aile ve televizyon birlikte gösterilir, Televizyon ekranında ... karakteri görünürken, ...’le başka bir karakterin konuşmaları duyulur, “Dur be kızım, bilerek yapmamıştır” der bir erkek sesi. ..., “Bana bak dünyanın öbür ucuna kaçsan bile bulurum seni” der, 45.29-45. 31 dakikaları arasında izlenilen televizyon ekranı yeniden kadrajı kaplar, ... ve 5 farklı oyuncu görünür, ...’i tutmaya çalışan diğer karakterlere “Çekin ellerinizi” diyerek arkasını döner. Dizinin 45.31 dakikasında dizideki ailenin babasının solunda oturan oğluna döndüğü gösterilir, sonra anne ve oğlu (başrol oyuncusu) birlikte gösterilir, yeniden baba gösterilirken baba “Işığı kapayalım mı oğlum” der. Tüm aile birlikte gösterilir. Işık kapatılırken, televizyon ekranındaki filmin sesi duyulur, “Hey nereye?” sözleri duyulur. Kamera yeniden televizyona döner. Dizinin 45,43 dakikasında ... arkasını dönmüş yürümektedir, kamera optik uzaklaştırma yapar ,45.44 dakikasında ... karakterinin kızın arkasından baktığı sahne gözükür, Dizinin 45,45 dakikasından itibaren başrol oyuncusunun televizyonu öfke İle izlediği, annesinin başım okşamaya başlamasıyla yüzünün güldüğü, aileye dönerek “Bu arada Zonguldak’a gitmiyorum, burada kalıyorum” demesiyle, tüm ailenin filmi izlemeyi bırakıp bu yeni haberi tartışmaya başladıkları sahne gösterilldiği incelenen CD kapsamından ve bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Davalı ... A.Ş. vekili istinaf istemine ilişkin olarak; ''...'' adlı sinema eseri 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden önce meydana getirildiğinden, söz konusu eserde oyuncu olarak yer alan davacının başlangıçta icracı sanatçı olarak komşu hak sahipliği bulunmamakla birlikte, 4110 sayılı Kanun ile değişik 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi ile icracı sanatçılara tanınan haklar, aynı Kanun'un 21/02/2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ile değişik ek 2. maddesi uyarınca 12/06/1995'ten önceki icraları da kapsadığından, davacı ''...'' adlı sinema eserinde icracı sanatçı olarak 5846 sayılı FSEK'in 80. maddesi uyarınca komşu hak sahibi olmuştur. 4110 sayılı Kanun değişikliği öncesinde sinema eserleri açısından koruma süreleri FSEK'in 29.maddesinde düzenlenmiş olup, bu hükme göre, sinema eserlerinde koruma süresi alenileşmeden itibaren 20 yıl olarak öngörülmekte iken 1995 yılında 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde sinema eserleri için koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl olarak değiştirilmiştir. Aynı kanun ile FSEK’e ek 2. madde eklenmiş olup bu maddeye göre; " Bu kanundaki koruma süreleri komşu haklar, sinema eserleri, bilgisayar programları ve veri tabanları bakımından, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra alenileşen eserlere, işlenmeler ve mahsullere uygulanır. Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır.'' düzenlemesi getirilmiştir. Kanun koyucu ek maddedeki değişikliği, sinema eseri sahipliğinin 4110 ve 4630 sayılı Yasada yapılan değişiklerde oluşan mevcut durumun özellikle koruma sürelerindeki değişikliğin, 1995 yılı öncesi sinema eseri sahipleri ile 1995 yılından sonraki sinema eseri sahipleri arasında oluşabilecek koruma sürelerine ilişkin eşitsizliği ortadan kaldırmak maksadıyla yapmış ve uygulamanın da geçmişe yönelik yapılmasını uygun görmüştür. Davada tartışılması gereken, söz konusu kanun değişikliği ile getirilen ''bağlantılı hak'' kavramının geçmişe uygulanabilir olup olmadığı hususudur. 5846 sayılı yasanın bazı maddelerinde değişiklik yapan 4630 sayılı yasanın 35.maddesi ile ek madde 2/1.fıkrasında; "bu kanunla korunan T.C. vatandaşı eser sahipleri ve eser sahiplerinin hakları ile bağlantılı hak sahipleri tarafından üretilmiş Türkiye'de mevcut bütün eserlere, tespit edilmiş icralara ve fonogramlara uygulanır, son fıkrasında ise, önceki yasada olduğu gibi "bu kanunun sinema eserleri ile ilgili hükümlerinin 4110 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 12/06/1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında "1.fıkranın uygulanması sonucu kanun kapsamına alınan eserlerin tespit edilmiş icraların ve flogramların yasal kopyalarını elinde bulunduran kişilerin bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden 6 aylık sürenin sonuna kadar yazılı bir izne tabi olmaksızın bu kopyaları satabileceği, bununla birlikte eserler tespit edilmiş icralar ve flogramlara ilişkin olmak üzere bu kanunla birlikte eser sahipleri ve diğer hak sahiplerine sağlanan hakların kullanılması eser veya bağlantılı (komşu) hak sahiplerinin iznine tabi olduğu belirtilmiştir. Bu geçiş hükmü ile bağlantılı haklar geçmişe yürütülmüş, değişiklikten önce hak sahibi olanların haklarının sona erdiği de bu değişiklikle belirtilmiştir.Aynı doğrultuda, kanununun geçici 1.maddesi ile, "bu kanun hükümleri yürürlükten önce ilk defa memleket içinde umuma arz yahut sicile kaydedilen eserlere de uygulanır. Eser veya mahsulün 08/05/1326 tarihli "Hakkı Telif Kanunu hükümlerine tabi olup olmaması bu durumu değiştirmez" denilmek suretiyle hakkın geçmişe yürütülmesine izin verilmiştir. Bu madde 5846 sayılı yasanın ilk kez yürürlüğe girdiği tarihte kabul edilen bir düzenleme olup, o tarihte icracı hakları (somut olay açısından bağlantılı hak) tanınmadığı için sadece eser sahiplerinin haklarından söz edilmiş ve maddede çok açık olarak yeni yasayla tanınan hakların yürürlük tarihinden önce oluşturulan eserlere de uygulanacağı belirtilerek yasanın getirdiği yeni koruma geçmişe yürütülmüştür. Bir başka deyişle, 5846 sayılı yasada değişiklik yapan 4110 sayılı yasa ile sağlanan korumanın sadece yasanın yürürlüğe girdiği 1995 tarihinden sonraki icralara değil, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Türkiye'de mevcut tespit edilmiş icralara da uygulanacağı, dolayısıyla komşu haklar bakımından geriye yürüyeceği kabul edilmiştir. 5846 sayılı Kanun'un amacını açıklayan 1.maddesinde, ''Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.'' denilmek suretiyle kanunun amacının sanatçıyı korumak olduğu açıkça vurgulandığnıdan, aksine yorumlar, yasanın amacıyla bağdaşmaz.Her ne kadar 4110 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önce, sinema eserinin sahibi onu imal ettiren olsa da, bağlantılı hak sahipliğinin korunmasının bu kapsamda değerlendirilemeyeceği ortadadır. Zira eser sahipliğinin verdiği hak, bağlantılı hak sahipliğine üstün tutulmamalıdır. Her ikisi de kendi bağımsızlığı içerisinde korunması gereken haklardır. Gerek Yargıtay'ın ve gerekse İlk Derece Mahkemesinin kararına konu olan gerekçeye göre, her ne kadar somut olayda, icracı sanatçı ile yapımcı arasında sözlü bir sözleşme yapıldığı ve bu sözleşmeyle mali hakların yapımcıya devredildiği belirtilmiş ise de, icracı sanatçının henüz bağlantılı hak sahibi olmadığı bir dönemde, sonradan yasa değişikliyle tanınan hakkın geçmişe dönük bir şekilde eserin yapıldığı tarihte devredildiğini kabul etmek hukuken mümkün değildir.Görülmekte olan davada; davalı, sinema eseri üzerindeki hakları yapımcıdan devralan dava dışı ... şirketinden bu hakları devralan konumundadır. Açıklanan nedenlerle; yapımcı yeni yasa gereği hak sahibi olmayıp, davalı da FSEK'in 54/1 maddesi gereğince hak sahibi değildir. Dolayısıyla icracı sanatçının yasal mirasçılarının izni olmaksızın işleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma gibi yasayla tanınan haklar, davalı da dahil olmak üzere başkaları tarafından izinsiz olarak kullanılamayacaktır.Davacı bir icracı sanatçı olup, kendisinin 4110 sayılı Kanunla değiştirilen 5846 sayılı yasanın 80. maddesine göre bağlantılı hak sahibi olduğu, bu hakkın ilk defa 4110 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle tanındığı, yine FSEK'in ek 2.maddesi ve geçici 1.maddeleri ile bu hakkın, yürürlük tarihinden önceki icraları da kapsayacak şekilde geri yürütüldüğü, FSEK'in 27/son maddesi ile koruma süresinin 70 yıla çıkarıldığı, yine FSEK'in 80. maddesi uyarınca icracı sanatçılara tanınan komşu hakların, izinsiz kullanımının yasaklandığı, somut olayda FSEK'in 52.maddesi kapsamında kullanıma ilişkin yazılı bir izin veya mali hak devrinin bulunmadığı, eserin yapıldığı tarihte varolmayan bir hakkın devrinin de hukuken mümkün olmadığı, farazi olarak kabul edilen devir sözleşmesinin yasa değişikliği ile tanınan bağlantılı hakkı içerdiğinin kabul edilemeyeceği, 5846 sayılı kanunun amacının sanatçıyı korumak olduğundan, davacının, icracı sanatçı olarak, bağlantılı hak sahipliğine dayanarak dava açma bulunduğundan bu konudaki davalı istinaf isteminin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetince ... dizisinde 44.19 ile 45.45 dakikaları arasında bölümleri arasındaki 85 saniyelik süresinde ... adlı sinema filminin dizinin olay örgüsüne dahil edildiği, bunun 15 saniyelik bölümünde filmin görüntülerinin yer aldığı, Davacı ...’m canlandırdığı ... karakterinin dizinin 45.04-45.07 dakikası arası ile 45.20- 45.22 dakikaları arasında tam ekran, 45.22-45,24 dakikaları arasında aile ve televizyon ekranının birlikte gösterildiği sahnelerde ve 45.44-45.45 dakikaları arasında arkadan olmak üzere toplam 8 saniye doğrudan gösterildiği tespitinin yapıldığı, davalı tarafça raporda süre konusunda çelişki olduğu ileri sürülmüş ise de, doğrudan gösterilen süre 8 saniye olmakla beraber, arka planda dizi konuşmaları devam ederken de gösterimin devam ettiği, toplam sürenin dikkate alınmasında aykırılık bulunmadığı, rayiç olarak belirlenen bedelin de söz konusu sahnelerin tesadüfi biçimde değil, senaryoyla uyumlu şekilde seçilip konumlandırıldığı dikkate alındığında ve dizinin bilinen bir dizi olduğu dikkate alındığında fahiş olmadığı anlaşılmakla bu konudaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı görülmüştür.Davalı ... vekili istinaf istemine ilişkin olarak; Davalının, davacının bağlantılı hak sahibi olmadığı ve belirlenen tazminata ilişkin istinaf sebepleri, diğer davalı ... A.Ş. Vekiline yönelik istinaf değerlendirmesinde açıklanmış olmakla, bu konudaki istinaf sebeplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davalı ... Grubu A.Ş.'nin, "..." logolu televizyon kanalının medya hizmet sağlayıcısı olmadığını, umuma iletim nedeniyle tazminat davalarında davanın medya hizmet sağlayıcısı olmayan şirkete açılması nedeniyle pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Feri Müdahil vekili istinaf sebeplerine ilişkin olarak;Feri müdahilin, davacının bağlantılı hak sahibi olmadığı ve belirlenen tazminata ilişkin istinaf sebepleri, ise Feri müdahilin istinaf etme hakkının bulunmadığı, istinaf isteminin ubulden reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından Davalı ... A.Ş. vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine , davalı ... Grubu A.Ş. istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı ... A.Ş. 'nin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, -Feri müdahil vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, -Davalı ... Grubu A.Ş. vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/07/2024 tarih, 2022/37 E., 2024/186 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Açılan davanın kısmen KABUL, kısmen REDDİ ile; -14.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın her bir alacak kalemi yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya ödenmesine,-Davalı ... Grubu A.Ş.'ye açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-Davanın kabulüne konu kısım üzerinden alınması gereken 1.297,89 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 870,96 TL peşin harç ile 225,00 TL ıslah harcının toplamı olan 1.095,96 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 201,93 TL karar ve ilam harcının davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya ödenmesine, 4/b-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan toplam 14.930,30 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranları nazara alınarak; 4.432, 43 TL olan kısmının davalı ... A.Ş'den alınarak davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı ... Grubu A.Ş tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bahsi geçen davalıya ödenmesine, 4/d-Feri müdahil tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile feri müdahile ödenmesine, 4/e-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan maddi tazminat istemli dava yönünden 14.000 TL, manevi tazminat istemli dava yönünden 5.000 TL olmak üzere toplam 19.000 TL vekalet ücretinin davalı ... A.Ş'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 4/f-Davalı ... A.Ş kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince AAÜT 10/2 maddesi gereğince belirlenen 5.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 4/g-Davalı ... Grubu A.Ş. Kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddine karar verilen dava nedeniyle toplam 19.000 TL vekalet ücreti taktirine, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,8-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... Grubu A.Ş. tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.297,89 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 870,29 TL harcın Davalı ... A.Ş. tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden feri müdahil tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 290,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.459,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalı ... Grubu A.Ş.'ye verilmesine,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/01/2025