T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2025/961
KARAR NO:2025/1078
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:30/05/2025 Tarihli Ara Karar
NUMARASI:2024/1018 E.
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:TALEP DİLEKÇESİ:Davalı vekili 17/04/2025 tarihli ihtiyati tedbirin kaldırılması talepli dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan işbu menfi tespit davasında, davaya konu senette yer alan imzanın borçluya olmadığı iddia edildiğini, bununla birlikte; İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26.11.2025 tarihli ve 2025/1471 D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararı ile davaya konu senet hakkında 14.306.685,75 TL teminat mektubu karşılığında icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiğini, ancak, aynı uyuşmazlık konusuna ilişkin yürütülen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/313099 soruşturma numaralı dosyası kapsamında İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından 26.03.2025 tarihinde düzenlenen kriminal uzmanlık raporunda, senet üzerinde yer alan imzanın borçlu ...'ün eli ürünü olduğu yönünde kanaate varıldığını, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının ve işbu menfi tespit davasının hukuki dayanağı kalmadığını, senette yer alan imzanın, borçlunun eli ürünü olduğu kriminal uzmanlık raporu ile ortaya konduğundan, 26.11.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2024/1018 esas, 30/05/2025 tarihli kararı ile; ''Davacının iddiasında haklı olup olmadığı yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan, incelendikten ve değerlendirildikten sonra ortaya çıkacaktır.Tedbirin kaldırılması durumunda ileride telafisi güç ya da imkansız durum ve zararlar ortaya çıkabileceği, verilebilecek hükmün infaz kabiliyetinin de ortadan kalkabileceği ve davacının hak kaybına uğrayabileceği ihtimal dahilindedir. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 389. maddesi gereğince ihtiyati tedbirin şartları oluştuğundan ve dosyada ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine ilişkin ara karar kurulduğundan davalı vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebin reddine,'' karar vermiştir.
İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davaya konu senette yer alan imzanın borçluya ait olmadığının iddia edildiğini, İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26.11.2024 tarihli ve 2025/1471 D.İş sayılı ihtiyati tedbir kararı ile davaya konu senet hakkında 14.306.685,75 TL teminat mektubu karşılığında icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiğini, yapılan Kriminal raporu sonucunda senet üzerinde yer alan imzanın borçlu ...'ün eli ürünü olduğu yönünde kanaate varıldığını, rapor dikkate alındığında sahtecilik iddiasınını gerçekliğini yitirdiğini, senetle ilgili icra takibinin engellenmesini sürdürmek artık yargılama ekonomisine ve hakkaniyete aykırı bir sonuç doğurduğunu beyan ederek, İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/1018 esas sayılı ve 30.05.2025 tarihli ara kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında icra takibinden önce açılan bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.Davacılar vekili müvekkillerinin murisi olan ...'ün keşideci olarak yer aldığı 8.8.2021 tarihli, 8.2.2024 vadeli 2.754.000 USD (ikimilyonyediyüzellidörtbin amerikan doları) bedelli bonodaki imzanın murislerine ait olmadığını, davalı hakkında İstanbul Anadolu C. Başsavcılığının 2024-313.099 nolu dosyası ile resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık,kişisel verilerin izinsiz ele geçirilmesi suçlarını işlediği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini, bu süreçte müvekkilleri tarafından senet sureti üzerindeki imzaya ilişkin grafoloji uzmanı tarafından bilirkişi raporu temin edilmiş olup bu raporda da imzanın müvekkillerin murislerinin eli ürünü olmadığının tespit edildiğini beyan ederek İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/1471 değişik iş sayılı dosyası kapsamında takibin durdurulmasını, aksi halde icra veznesine yatacak paranın ödenmemesine yönelik ihtiyati tedbir kararının verilmesini talep etmiştir.İhtiyati tedbir talebi yönünden talebi inceleyen İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2024 tarihli, 2024/1471 değişik iş sayılı kararı ile; ''Somut olayda senette bulunan imzanın murise ait olup olmadığı, senette tahrifat olup olmadığı hususları menfi tespit davasında yapılacak yargılama neticesinde tespit edilecektir. Ancak söz konusu senette bulunan imzanın murise ait olmaması halinde bu senedin tahsili halinde davacıların telafisi zor zarara uğrama ihtimali olduğu açıktır. Bu açıdan tedbir istemi hakkında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği, ne var ki davacıların teminatsız tedbir talep ettikleri ancak senetteki imzanın murise ait çıkması durumunda da alacaklının zarara uğrama ihtimali olduğu izahtan varestedir.Tüm bu nedenlerle teminat mukabilinde tedbir isteminin kabulüne, senet bedeli olan 2.754.000 USD ( Talep tarihindeki kur 34,6325 TL olup talep miktarı 95.377.905 TL bedelin %15'i oranındaki 14.306.685,75 TL teminat mukabilinde talebin kabulüne, bu senet ile ilgili İcra takiplerinin İİK'nın 72. maddesi gereği durdurulmasına'' karar verilmiştir.Esasa yönelik açılan dava kapsamında davalı vekili dilekçelerin teatisi aşaması tamamlandıktan sonra 17/04/2025 tarihli tedbirin kaldırılması talepli dilekçesi ile; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/313099 soruşturma numaralı dosyası kapsamında İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından 26.03.2025 tarihinde düzenlenen kriminal uzmanlık raporunda, senet üzerinde yer alan imzanın borçlu ...'ün eli ürünü olduğu yönünde kanaate varıldığını, rapor içeriği dikkate alındığında, senede ilişkin sahtecilik iddiasının geçerliliğini yitirdiğini, tedbir kararına dayanak oluşturan olasılığın ortadan kalktığını beyan ederek 26.11.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Esas davanın açıldığı ilk derece mahkemesi olan İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1018 esas, 30/05/2025 tarihli kararı ile; ''Davacının iddiasında haklı olup olmadığı yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan, incelendikten ve değerlendirildikten sonra ortaya çıkacaktır. Tedbirin kaldırılması durumunda ileride telafisi güç ya da imkansız durum ve zararlar ortaya çıkabileceği, verilebilecek hükmün infaz kabiliyetinin de ortadan kalkabileceği ve davacının hak kaybına uğrayabileceği ihtimal dahilindedir.Tüm bu nedenlerle HMK'nun 389. maddesi gereğince ihtiyati tedbirin şartları oluştuğundan ve dosyada ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine ilişkin ara karar kurulduğundan davalı vekilinin tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebin reddine'' şeklinde istinaf kanun yolu açık şekilde karar vermiş ise de somut olaya uygulanması gereken HMK'nın 396. maddesi; ''(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır.'' şeklinde düzenlenmiş olup HMK'nın 396/2. maddesinde 394. maddesinin beşinci fıkrasına atıf bulunmamaktadır. Somut olayda davalının itirazı, İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından 26.03.2025 tarihinde düzenlenen kriminal uzmanlık raporunda, bono üzerinde yer alan imzanın borçlu ...'ün eli ürünü olduğu yönünde kanaate varıldığı iddiasına dayalı olarak değişen durum/şartlar nedeniyle yapılan ihtiyati tedbirin kaldırılması talebine ilişkin olup HMK'nın 396. maddesi gereğince verilen kararın, istinafı kabil kararlardan olmadığı, HMK'nın 394. maddesi kapsamında itiraz yoluna başvurulabilecek kararlardan olduğu anlaşılmakla; davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesi gereğince usûlden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1/b. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,2-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4- İnceleme duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine YER OLMADIĞINA,5- HMK' nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının ilk derece mahkemesince İADESİNE,Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.11/09/2025