T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/687 Esas
KARAR NO: 2025/1174
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/03/2025
NUMARASI: 2023/220 E. - 2025/104 K.
DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından, davalı hakkında haksız rekabet ve marka tecavüzü gerekçesiyle Paris 1. Derece Mahkemesi'nde dava açıldığını, Paris 1. Derece Mahkemesi tarafından 12 Nisan 2013 tarihinde davanın kabul edildiğini, söz konusu karar kapsamında davalı ... şirketi hakkında belirli yükümlülükler öngörüldüğünü, aykırılık halinde tazminata hükmedileceğinin kararlaştırıldığını, davalının ilgili mahkeme kararının gereklerini yerine getirmemesi üzerine bu sefer Paris Yüksek Mahkemesi'nin 29/06/2018 tarihli ve RG: 17/11051 sayılı kararı uyarınca toplamda 93.000 Euro tazminatı davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine hükmedildiğini, açıklanan nedenlerle, Paris Yüksek Mahkemesi'nin 29/06/2018 tarihli ve RG: 17/11051 sayılı kararının tenfizine ve 93.000 Euro tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek Euro cinsindeki en yüksek mevduat faizi ile davalı şirketten alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili 19/04/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, arabuluculuk şartının sağlanmadığını, davaya konu karar tenfizin yasal koşullarını sağlamadığını, tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının yargılamasının müvekkili şirketin yokluğunda gerçekleştirildiğini, hukuki dinlenilme hakkı ile bağlantılı tenfiz koşulunun ihlal edildiğini, tenfizi talep edilen kararın açıkça kamu düzenine aykırı olduğunu, tenfizi talep edilen mahkeme kararının zamanaşımına uğramamış olması gerektiğini, tenfiz şartlarının sağlandığına ilişkin ispat yükümlülüğünün davacı yan üzerinde olduğunu, tenfizine karar verilen yabancı ilamların Türkiye'de doğuracakları sonuçların verildikleri ülkenin hukukuna göre değil Türk hukukuna göre belirlendiğini, bu nedenle yabancı ilamlara hukukumuzda mevcut olandan fazla bir sonucun bağlanmasının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle, ıslah talebinin kabulüyle itirazları doğrultusunda ilgili bilgi ve belgelerin dosyaya kazandırılması ve kayıtlar üzerinde yapılacak inceleme neticesinde, davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davacının davasının KABULÜNE; Paris Yüksek Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli RG: 17/11051 sayılı kararının 93.000,00 Euro tazminat tutarlı kısmının Türkiye'de icraya esas olmak üzere tenfizine, davacının faize ilişkin taleplerinin reddine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;Mütekabiliyetin sadece normatif değil, fiilî uygulamada da bulunması gerektiği, ...’da Türk kararlarının özellikle tazminat ilamlarının tenfizinde sistematik biçimde reddedildiği, Fransız mahkemelerinin yüksek meblağlı tazminatları kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle tanımadığı, bu nedenle mütekabiliyet şartının oluşmadığı, tenfizi istenen kararın cezalandırıcı nitelikte olup Türk kamu düzenine aykırı olduğu, Paris Mahkemesi’nce hükmedilen toplam 93.000 EUR’nun zararı telafi değil cezalandırma amacı taşıdığı, dispenser yasağı ve malları geri çağırma yükümlülüğü ihlali nedeniyle verilen para cezalarının tekrarın önlenmesi ve cezalandırmaya yönelik olduğu, 6769 sayılı SMK’nın yalnız zararın telafisini esas aldığı, ceza mantığı taşıyan bu yaptırımın MÖHUK m.50/2 kapsamında tenfiz engeli oluşturduğu, vekil edenin Fransız mahkemelerinde temsil edilmemesi, savunma hakkının ihlali, usulüne uygun tebligat yapıldığının ispatlanamaması, icra kabiliyeti ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığı, dava şartı yokluğu yönündeki itirazlarının arabuluculuk şartı aranmayacağı gerekçesiyle reddinin isabetsiz olduğu , nispi harç ve vekalet ücretinin hatalı olduğu, güncel içtihatlara göre maktu alınması gerektiği, çifte tahsilin göz ardı edildiği ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir.
İstinafa Cevap:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, süresinde cevap dilekçesi sunmayan davalı tarafın istinaf dilekçesindeki iddialarının yalnızca re’sen gözetilecek hususlar çerçevesinde değerlendirilebileceği, mütekabiliyet şartının sağlanmadığına ilişkin itirazın mesnetsiz olduğu, kararın cezalandırıcı nitelikte olup Türk kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği yönündeki iddianın ve dosyaya sunulan mütalaanın hukuki dayanaktan yoksun bulunduğu, tazminatın Türk hukukunda karşılığının olmadığı gerekçesiyle tenfize engel teşkil ettiği iddiasının da haksız olduğu, kararın Fransız ceza mahkemesinden değil Fransız hukuk mahkemesinden çıktığı, davalı tarafın temsil edilmediği ve savunma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların gerçeğe aykırı ve kötüniyetli olduğu, kararın Fransız hukukuna göre icra edilemez ve zamanaşımına uğramış olduğu iddialarının doğru olmadığı, arabuluculuk dava şartının tenfiz davaları bakımından uygulanamayacağı, Hollanda’da haciz tehdidi altında 50.000 Euro ödendiği ve çifte tahsil yapıldığı iddiasının da asılsız olduğu belirtilerek, mahkemenin tenfiz kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddi talep edilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, tazminata ilişkin yabancı mahkeme ilamının tenfizi istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı hakkında haksız rekabet ve marka tecavüzü nedeniyle Paris 1. Derece Mahkemesi’nde dava açtığını, bu davanın 12.04.2013 tarihinde kabul edildiğini, davalı şirketin mahkeme kararına uymaması üzerine Paris Yüksek Mahkemesi’nin 29.06.2018 tarihli ve RG: 17/11051 sayılı kararıyla 93.000 Euro tazminata hükmedildiğini belirterek bu kararın Türkiye’de tenfizine ve 93.000 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek Euro cinsinden en yüksek mevduat faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, 19.04.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle; arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, yabancı mahkeme kararının tenfiz koşullarını taşımadığını, kararın müvekkilinin yokluğunda verildiğini ve bu nedenle hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, zamanaşımı şartının da gözetilmesi gerektiğini, tenfiz koşullarının ispat yükünün davacıya ait olduğunu, yabancı ilamların Türkiye’deki sonuçlarının Türk hukukuna göre belirleneceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.Yabancı bir mahkeme kararının bu kararın verildiği ülke dışında hüküm ve sonuç doğurması ilgili kararın tanınmasına veya tenfiz edilmesine bağlıdır. Kural olarak tanıma ve tenfiz açılacak ayrı bir dava ile gerçekleştirilebilir .Tanıma veya tenfiz kararı verilmesiyle birlikte yabancı mahkeme kararı, mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır ( Şanlı, C./Esen, E./Figanmeşe Ataman, İ.:Milletlerarası Özel Hukuk, İstanbul 2014, s. 467 ).5718 Sayılı MÖHUK'un 50. maddesi hükmüne göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o Devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Aynı Kanun'un 58/1. maddesine göre de, yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. 59'uncu maddede ise, yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğine yer verilmiştir. Tanıma ve tenfiz davalarında; Tanıma davası, yabancı bir mahkemeden bir hukuk davasına ilişkin olarak verilen ve verildiği mahkemenin tabi olduğu hukuk sistemi uyarınca kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının Türkiye'de de kesin delil ve kesin hüküm teşkil etmesini sağlamaya yönelik davalardır. Tenfiz davası ise; icra kabiliyetine sahip olan mahkeme kararlarının Türkiye'de de icra edilebilirliğini sağlamaya yönelik davalardır. Diğer bir deyişle tanıma davaları; yalnızca kesin delil ve kesin hüküm niteliği kazandıran davalar olup icra kabiliyeti kazandırma gücüne sahip değildir. Oysa tenfiz davaları; tanıma davalarının sağladığı etkilerin yanı sıra icra kabiliyetine de yol açar. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da kabul edilen sisteme göre, tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararı esastan incelenemez ve hukuka uygunluğu denetlenemez. Şu durumda tenfiz hâkiminin, tenfiz şartları dışında, ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır.Bu açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde; Tenfizi talep edilen, Paris Yüksek Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli RG: 17/11051 sayılı kararının aslı ve onaylı tercümesinin ibraz edildiği, kararın tasarım hakların ihlaline dayalı tazminata dair hüküm içerdiği , kararın yabancı ülke mevzuatına uyarınca usulüne uygun olarak 29.03.2023 tarihinde şeklen kesinleştiği, yargılamada davalıya usulen tebligat yapıldığı, davalının yargılamaya katılmadığı, bu hali ile savunma hakkının ihlal edildiğine dair iddianın yerinde olmadığı, mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkinTürkiye Cumhuriyeti ile ... devleti arasında fiilen karşılıklılık bulunduğu ve bu konuda her iki devletin yasal mevzuatında hükümler yer aldığı, tenfiz yargılamasında uyuşmazlığın esasına dair yargılama yapılmadığından arabuluculuğa başvuru zorunluluğunun tanıma ve tenfiz davalarında geçerli olmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2949 - K. 2025/977 T.18.02.2025 ), mahkeme ilamının daha önce davacıya ait tasarım hakkını ihlal eden ürünlerin ticaretinin yapılması nedeniyle bu ihlaleri tespit eden, yasaklayan ve ihlal halinde uygulanacak tazminatları hüküm altına alan ve kesinleşmiş olan 12 Nisan 2013 tarihli karar ile getirilen yasakların ihlaline devam edildiği gerekçesi ile ödenmesi gereken tazminat miktarına ilişkin olduğu, bu nedenle ilamın konusunun ticari nitelikte hukuki uyuşmazlık olduğu , Türk Mahkemelerinin münhasınran yetkisine girmediği ve hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bir yönünün olmadığı , MÖHUK 54. maddesi kapsamında tenfiz şartlarının eldeki dava yönünden mevcut olduğu, yukarıda açıklandığı üzere tenfiz hakiminin kararın esası ve yerinde olup olmadığı ile ilgili denetleme yapma yetkisinin bulunmadığı bu nedenle davalı vekilinin savunma ve itirazlarının ağırlıklı bir kısmını oluşturan beyanlarının tenfiz hakimince değerlendirilmesi mümkün itirazlar olmadığı, ilamın kesinleştiği tarih itibariyle zamanaşımı bulunmadığı görülmektedir. Sonuç olarak , MÖHUK'un 5. maddesi kapsamında kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı, MÖHUK'un 54/1-a, b, c, ç bendleri kapsamında tenfiz şartlarının eldeki dava yönünden mevcut olduğu gerekçesi ile davanın kabulü kararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer yandan, mahkemece dava nispi harç alınarak görülmüştür. Tanıma ve tenfiz davaları niteliği itibariyle ayrı açılması gereken tespit davası niteliğinde davalardır. Bu nedenle maktu harca tabi davalardandır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/2326-K. 2022/7723,T. 2.11.2022" Dava; yabancı mahkeme kararlarının tenfizi istemine ilişkindir. Dairemizce tenfiz davaları nitelikleri itibariyle eda davası değil, tespit davası mahiyetinde kabul edilmesi nedeniyle maktu harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nisbi harca ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir."Eldeki davada, dava dilekçesinde yabancı mahkeme ilamının tenfizi dışında ilamda hükmedilen tazminatın tahsili talep edilmiş, ise de, davanın maktu harç ile açıldığı, ön inceleme duruşmasında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın ilgili ilamın tenfiz koşullarının bulunup bulunmadığı şeklinde belirlendiği ve tenfize ilişkin hüküm kurulduğu gözetildiğinde mahkemece ara karar ile nispi harç tamamlattırılarak davalı aleyhine nispi harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle, alınması gereken harç ve vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebi yönünden davalı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne; Paris Yüksek Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli RG: 17/11051 sayılı "12 Nisan 2013 tarihli kararda belirtilen yasakları uygulamayarak, dağıtıcıların üretim, pazarlama, satış, ithalat, ihracat, kullanım ve stoklama eylemlerine devam etmesi üzerine, ... ... SİSTEMLERİ VE SANAYİ VE TİCARET Limited şirketi, yeni adıyla ... ... ..., SCA ... ... şirketine cezai ücret olan 45.000 Euro ödemekle yükümlüdür,12 Nisan 2013 tarihli kararda belirtilen, dağıtıcıların ticari ağlardan geri çekilmesi eylemini gerçekleştirmeyerek yasağı delen ... ... SİSTEMLERİ VE SANAYİ VE TİCARET Limited şirketi, yeni adıyla ... ... ..., ... ... şirketine cezai ücret olan 45.000 Euro ödemekle yükümlüdür,... ... SİSTEMLERİ VE SANAYI VE TİCARET Limited'i, yeni adıyla ... ... ... şirketine giderleri ödemekle yükümlüdür,Medeni icra usulü kanunun 700. Madde hükümleri uyarınca, ... ... SİSTEMLERİ VE SANAYI VE TİCARET Limited'i, yeni adıyla ... ... ... şirketine 3.000 Euro ödemekle yükümlüdür," kararının İCRAYA ESAS OLMAK ÜZERE TENFİZİNE karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 28/03/2025 tarih, 2023/220 E., 2025/104 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Paris Yüksek Mahkemesinin 29/06/2018 tarihli RG: 17/11051 sayılı "-12 Nisan 2013 tarihli kararda belirtilen yasakları uygulamayarak, dağıtıcıların üretim, pazarlama, satış, ithalat, ihracat, kullanım ve stoklama eylemlerine devam etmesi üzerine, ... ... SİSTEMLERİ VE SANAYİ VE TİCARET Limited şirketi, yeni adıyla ... ... ..., SCA ... ... şirketine cezai ücret olan 45.000 Euro ödemekle yükümlüdür, -12 Nisan 2013 tarihli kararda belirtilen, dağıtıcıların ticari ağlardan geri çekilmesi eylemini gerçekleştirmeyerek yasağı delen ... ... SİSTEMLERİ VE SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ, yeni adıyla ... ... ..., ... ... şirketine cezai ücret olan 45.000 Euro ödemekle yükümlüdür,-... ... SİSTEMLERİ VE SANAYI VE TİCARET UMİTED'i, yeni adıyla ... ... ... şirketine giderleri ödemekle yükümlüdür,Medeni icra usulü kanunun 700. Madde hükümleri uyarınca, ... HÜYEN SİSTEMLERİVE SANAYI VE TİCARET Limited'i, yeni adıyla ... ... ... şirketine 3.000 Euro ödemekle yükümlüdür," kararının İCRAYA ESAS OLMAK ÜZERE TENFİZİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin ve tamamlama harcı ile alınan 50.353 TL'den mahsubu ile fazladan yatan 49.737,6 TL harcın talebi ve isteği halinde davacıya iadesine,4/b-Davacı tarafça yapılan 269,85 TL başvurma harcı, 269,85 TL peşin harç ve 142,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 781,70 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 270,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.953,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025