T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1594
KARAR NO: 2024/2034
İNCELENEN ARA KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/09/2024
NUMARASI: 2024/173 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin markasının eski tarihli olduğu, Türkpatent nezdinde tescilli olduğunu, davalı "...'' markasının sonra tescil edildiği, 06/08/2024 tarihli mahkeme kararını itirazlarını beyan ederek teminatın kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte olması durumunda teminatın düşürülmesine ve teminat olarak yatırılan paranın nemalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 06/08/2024 tarihli ara kararı ile; "...İleride muhtemel zarar ve ziyanlara karşılık olmak üzere tedbir talep eden tarafça takdiren 30.000,00 TL (OtuzBin TürkLirası) nakdi teminat yatırılması veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu ibraz edilmesi halinde, davalıya ait ... ve ... markasının dava sonuçlanıncaya kadar 3.kişilere devrinin önlenmesi için İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA, bu yönde Türk Patent ve Marka Kurumu'na müzekkere yazılmasına, ..." şeklinde karar verilmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalı duruşmada; yaklaşık ispat sağlanamadığını, müvekkilin marka üzerindeki hakkı hukuka aykırı olarak kısıtlandığını, tedbirin kaldırılmasını , mahkeme aksi kanaate ise teminat miktarının yükseltilmesini talep etmiştir. İhtiti tedbir talep eden davacı vekili: Tedbirteki teminata itirazlarını yinelediklerini, teminatın kaldıırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise düşürülmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan 26/09/2024 tarihli ara karar ile ; "6100 sayılı HMK'nun 392/1. maddesinde, ihtiyati tedbir talep edenin, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorunda olduğu, ancak talebin resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanması yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, gerekçesi açıkça belirtilmek şartıyla mahkemece teminat alınmamasına da karar verilebileceği düzenlenmiş olup, somut olayda bu aşamada davacının iddiasını ispatlayan resmi bir belge veya kesin bir delilin dosyada bulunmadığı, davalının markasının yargılama sonuna kadar başkasına devredilmemesi nedeniyle zarara uğrama ihtimalinin mevcut olduğu, verilen tedbir kararının bu yönüyle hukuka uygun olduğu, tedbir kararı sırasında belirlenen teminat miktarı dikkate alındığında HMK'nın tedbirin teminat karşılığı verileceği hükmü ve tarafların hak ve menfaatleri ile uyumlu olduğu dikkate alındığında teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği anlaşılmakla, tarafların ihtiyati tedbir ve teminata yönelik itirazlarının REDDİNE" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Tedbirle amaç markanın 3. Şahsa devrinin engellenmesi, aynı zamanda davanın konusuz kalmasının ve yargılamanın etkilenmesinin önüne geçmek olup, mahkemece verilen tedbir kararı markanın kullanılmasını engeller nitelikte olmadığını, salt olarak yargılamanın sekteye uğramaması ve üçüncü kişilerin mağduriyetinin önlenmesi amacıyla markanın devrinin engellenmesine yönelik olduğunu, hak kaybına uğramamak adına söz konusu teminat dosyaya yatırıldığını ancak yine de bu bakımdan teminat ödenmesini gerektirir bir durum söz konusu olmadığı gibi belirlenen teminatın da çok yüksek olduğunu, müvekkilinin markasının eski tarihli olduğu, TÜRKPATENT nezdinde tescilli olduğu, davalı markasının sonra tescil edildiği, markaların asli unsurlarının aynı olduğunu, ülkemizdeki enflasyon dikkate alındığında, paranın değer kaybı karşısında adeta marka hakkını koruyabilmek için 30.000.TL gibi karşılığı olmayan bir bedel ödemek zorunda kalınmış olacağını, öncelikle teminatın kaldırılmasını aksi halde öncelikle teminatın düşürülmesi ve paranın değer kaybı dikkate alınarak dosyaya yatırılan paranın nemalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava markanın hükümsüzlüğü talepli olarak ikame edilmiş olup davaya mesnet iddia ise taraf markaların benzer olduğu hususuna ilişkin olup, yargılamanın şart olduğunu, henüz bir bilirkişi raporu da mevcut olmadığını, yaklaşık ispat şartı sağlanmaksızın tedbir kararı verilmiş olduğunu, mevcut durumda müvekkilinin mülkiyet hakkı haksız biçimde kısıtlandığını, öncelikle tedbirin kaldırılmasını, mahkeme aksi kanaatte ise teminat bedelinin daha yüksek bir tutar olarak belirlenmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın da ikrar ettiği üzere davalı yanın ihtiyati tedbire konu markaları 3. kişilere devredeceğine dair bir emare bulunmadığını, tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; tedbir kararı 14.08.2024 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, HMK 103/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir adli tatile tabi olmadığından davalının HMK 394/2.maddesi uyarınca 21.08.2024 tarihine kadar ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiş olması gerektiğini, ancak davalının ilk olarak 10.09.2024 tarihinde cevap dilekçesi sunduğunu, davalının ihtiyati tedbire karşı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 6769 sayılı SMK'nın 159. maddesine göre, " Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bilindiği üzere SMK'daki ihtiyati tedbire ilişkin bu özel düzenleme gereği verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, yaklaşık ispat koşulu mevcut ise dava sonucunda elde edilecek menfaatin sonucunu doğuracak şekilde tedbire hükmedilebileceği açıktır. HMK’nın 389/1. maddesindeki düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı tarafından dava dilekçesi ile Davalı’ya ait markaların hükümsüzlüğünün talep ve dava ettiği mahkemece 30.000,00 TL teminat karşılığında davalı adına tescilli markaların TPMK sicil kaydına üçüncü kişilere devrinin önlenmesi açısından ihtiyati tedbir kararı verildiği,Mahkemece verilen tedbirin, söz konusu hükümsüzlüğü talep edilen markanın davanın devamı sırasında üçüncü kişilere devredilmesi durumunda, taraf teşkili sağlanması hususunda zorluk ve verilecek kararın infazında sıkıntı yaşanmaması, bu cümleden olmak üzere, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmaması amacıyla verildiği, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarının da aynı mahiyette olduğu anlaşıldığından, usul ekonomisi taraf teşkilinin sağlanması açısından verilen ihtiyati tedbir kararı dosya kapsamına uygun olduğu, kararın itiraz üzerine verilen karardan sonra davalı tarafça istinaf edildiği bu nedenle süresinde olduğu, Mahkemece takdir edilen teminatta verilen ihtiyati tedbirin içeriği gözetildiğinde dosya kapsamına uygun ve yeterli olduğu anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/09/2024 tarih ve 2024/173 E. sayılı ara kararına karşı taraf vekilleri vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2021