T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1465 Esas
KARAR NO: 2025/323
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/10/2023
NUMARASI: 2023/118 E. - 2023/675 K.
DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekilinin 14/04/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tüm birikimini yaklaşık 20 yıl önce ... A.Ş'ye yatırdığını, ... Kurumunun tasfiye sürecinde bu alacağın ... Tic. A.Ş'ne temlik ettiğini, 27/11/2019 tarihinde İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/617 Esas 2019/956 Karar numaralı dosyasında tarafları ve alacağın dayanağı sözleşmedeki 23-40 taksitlerinin konu alan itirazın iptali davasında mahkemenin davanın kabulünü ve davalı aleyhine %20 İcra İnkar tazminatına kadar verdiğini, davalı alacağın temliki, sulh, ibra, feragat sözleşmesi ile müvekkilinin 64.187,07 Euro alacağını kesin vadeli taksitler halinde ödemeyi üstlendiğini, ancak bu edimini yerine getirmeyerek müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/276 E. Sayılı dosyasında mahkeme müvekkilini takip yapmakta haklı olduğuna karar verildiğini, muaccel olan taksitlerin ödenmesi noktasında takibin devamına karar verdiğini, iş bu takipten evvel günü geçmiş taksitler aynı sözleşmeye dayanılarak İstanbul ... İcra Müd. ... E. Sayılı dosyasıyla takibe konu edilmiş davalının buna itiraz ettiğini ve bu dosya da İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/7617 E. Sayılı dosyasıyla davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilerek karara bağlandığını, takip konusu alacak taksit belirlenmiş olduğunu ve likit olduğunu, davalı aleyhine %100 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ... A.Ş alacaklarıyla ilgili kesinleşen emsal kararlar davamızın kabulünün gerektiğini, davalının haksız itirazının iptalini ve takibin devamını, faiz yönünden borçlunun yapmış olduğu itirazın 1.000,00 ₺'lik kısmını kabul ederek faiz ve asıl alacağın tamamı yönünden itirazın kaldırılmasını ya da müvekkilin icra dosyasıyla talep edilen asıl alacak ve faiz kadar alacaklı olduğunun hüküm altına alınmasını, davalının %100 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin 10/06/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dayanak sözleşme uyarınca davacının müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatmak ve alacak davası açma hakkının olmadığını, tahsil edemediği bakiye temlik tutarının eski hale iadesini isteyerek ödenmeyen kısmın Tasfiye Halin ... A.Ş'ne tutarının eski hale iadesini talep edebileceğini, icra takibi veya alacak davası açamayacağını, icra mahkemeleri dar ve sınırlı yetkili mahkemeler olduğunu genel manada yargılama yapamayacaklarını, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararınını istinaf incelemesinde olduğunu, dava konusu alacağın hukuken henüz talep edilebilir olmadığını, alacağın devrinde devralanın hem bir alacağı devralması ve hem de alacağı devreden şahsa bir ödeme yaptığını kabul etmeye imkan olmadığını, takip dayanağı sözleşmenin niteliği, borcu devralan müvekkil şirketin eski borçlunun alacaklıya karşı haiz olduğu itiraz ve defileri davacı tarafa karşı ileri sürebileceğinin dikkate alınmasını, iş bu davanın zamansız açılmış bir dava olduğunu, izah edilen nedenlerle haksız, mesnetsiz, yasal dayanaktan yoksun ve zamansız ikame olunan davanın reddini, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2022 tarihli 2022/28 Esas-2022/737 Karar sayılı kararıyla; Davanın kabulüne, davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20 si olan 17.646,02-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Dairemizin 30/12/2021 2023/94 E., 2023/5 K. Sayılı ilamı ile; "... Mahkeme kararının gerekçe içermediği görülmekte olup, sözü edilen bu durum Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona paralel düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine aykırı olduğu açıktır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, kararının gerekçesini (gerekirse yeni bir hüküm oluşturmayacak şekilde yasal sınırlarda genişleterek) açıkça kaleme alarak kararda göstermek olmalıdır. Hâl böyle olunca İstinaf incelemesine esas usulüne uygun gerekçeli karardan bahsetme imkânının olmadığı ve ön sorunun bulunduğu kabul edilmiştir. " gerekçesi ile kaldırılmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2023 tarihli 2023/118 Esas- 2023/675 Karar sayılı kararıyla; "....Davanın KABULÜ ile; davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20 si olan 17.646,02TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararda İstinaf Mahkemesinin işaret ettiği eksiklikleri tamamlamaksızın sadece kaldırma ilamındaki muhalefet şerhine ve yine bilirkişi raporuna atıf yaparak davanın kabulüne karar verdiğini, muhalefet şerhine göre hüküm tesis ettiğini, muhalefet şerhinde adil ve makul sürede yargılama yapılması gerektiğinden, icra takip tarihinin 2015 olduğu, 7 yıldan fazla süre geçtiğinden dem vurularak esastan değerlendirme yapılabileceği belirtilmişse de yargılamanın uzamasına sebebiyet verenin kendileri olmadığını, 2015 yılında takip başlatan davacının ancak 4 yıl sonra 2019 yılında arabulucuya başvurduğunu ve 2020 yılında dava açtığını, takipten 5 yıl sonra dava açıldığını, 5 yıl boyunca yargılama yapılmadığını, yargılamanın uzun sürmesi gibi bir durum olmadığını, 5 yıl boyunca dava açmayan davacı tarafın bizzat kendisinin dosyayı sürüncemede bıraktığını, dayanak sözleşme uyarınca davacının müvekkili şirket aleyhinde icra takibi başlatmak ve alacak davası açmak hakkı olmadığını, Davacı ile müvekkili şirket arasında tanzim olunan ve dava konusu takibin de dayanağı olan 31.05.2010 tarihli sözleşmede müvekkili şirketin devraldığı borcu hangi şartlarda, hangi vade ve bedellerle ödeyeceği, ödemezse uygulanacak yaptırım vs. hususlar son derece açık ve anlaşılır şekilde hükme bağlandığını, müvekkili şirketin 6 taksiti ödememesi halinde davacı alacaklının kullanabileceği seçimlik haklar sözleşmenin 4.6. maddesinde belirtildiğini ve davacı takip alacaklısının “ Tahsil edemediği kadar temlik tutarının eski hale iadesini isteyerek, ödenmeyen kısmın Tasfiye Halinde ... A.Ş. ’ne geri iadesini talep edebilecek olduğu " hükme bağlandığını, ödenmeyen kısmın Tasfiye Halinde ... A.Ş.'ye iadesini talep edebileceğini, bunun dışında ödenmeyen kısmın tahsili için müvekkili şirket hakkında icra takibi veya alacak davası açamayacağını ve bundan dolayı müvekkili şirket hakkındaki talep ve dava haklarından peşinen sarfınazar ettiğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, davacı tarafın sözleşmenin temel, esaslı ve kat 'i nitelikteki şartlarından olan " 6 taksitin ödenmemesi halinde tahsil edemediği kadar tutarın eski hale iadesinin istenebileceği " hükmüne aykırı olarak müvekkili hakkında icra takibi başlatması ve itirazın iptali davası açmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmenin açık hükmüne rağmen davacı takip alacaklısının müvekkili şirket hakkında icra takibi başlatması ve müteakiben iş bu davayı açmasının sözleşmenin kat ’i ve esaslı hükümlerine de açıkça aykırı olduğunu, Mahkemenin bu hususta hiçbir açıklama yapmadan ve gerekçesiz olarak, sadece ve sadece bilirkişi raporuna ve hiçbir hükmü olmayan muhalefet şerhine atıf yapmakla yetindiğini, -Hükmün işlemiş faiz hesabı ve faiz oranı yönüyle de yanılgılı olduğunu, takibin Türk Lirası olarak başlatılmasına dair beyan ve savunmaları saklı kalmak kaydıyla, davayı USD üzerinden kabul eden İlk Derece Mahkemesi'nin uygulanacak faiz oranına dair hiçbir açıklama yapmadan takibin devamına karar verdiğini, icra takibiyle talep edilen faiz oranının yasal karşılığı olmadığını, işlemiş faiz hesabı yapılacaksa yerleşik içtihata göre devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının ilgili bankalar genel müdürlüklerinden sorulması ve buna göre hesaplama yapılması gerektiğini, Yasa ve içtihat uyarınca denetime elverişli bir rapor hazırlanabilmesi için USD 'ye fiilen uygulanan en yüksek faiz oranlarının kamu bankaları ( ..., ..., ... Bankası ) genel müdürlüklerinden sorulması ve gelecek cevaplara göre işlemiş faiz hesabın yapılması gerekirken bu oranlar sorulmadan rapor hazırlanıp ve hüküm tesis edilmesi nedeniyle kararının bozularak kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; -Dava konusu alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesinin kendi içerisinde çelişkili olduğunu, alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi 4.4 Maddesinde hem " ... A.ş.'yi ibra "maddesi varken, aynı sözleşmenin 4.6 /A Maddesinde "davalı şirketten tahsil edilemeyen kısım için ... A.Ş.'ye başvurulacağı" maddesi yer aldığını, bu çelişkinin 11.11.2020 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, Dava konusu 31.05.2010 tarihli Alacağın Temliki, Sulh, İbra Ve Feragat Sözleşmesinin 4.4 maddesinde müvekkili ... A.Ş.'yi ve tüm yetkililerini gayri kabi rücu ettiğini, müvekkilinin dava konusu sözleşmede 4.4 maddesinde gayri kabi rücu ettiği ... A.Ş.'den aynı sözleşmenin 4.6/A maddesine dayanarak nasıl ödenmeyen taksitleri isteyebileceğinin anlaşılamadığını, yerel mahkemece davalının talebinin kabul edilmiş olması halinde dahi müvekkilinin temlik sözleşmesini imzalarken (borcun dış üstlenilmesi) gayri kabili rücu ibra ettiğinden ... A.Ş.'den alacağının talep edemeyeceğini, geri dönülemez bir şekilde ... A.Ş.'yi ibra ettiğini, maddeler arasındaki çelişkinin MK 2. Maddesine aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu sözleşme maddesinin geçersiz olduğunu, sözleşmeden, taksitlerin muaccel hale geldiğinin görüldüğünü, karşı tarafın da bu taksitlere ilişkin ödeme itirazı olmadığını, herhangi bir ödeme belgesi de sunulamadığını, dava konusu 31.05.2010 tarihli alacağın temliki, sulh, ibra ve feragat sözleşmesi bir dış üstlenim sözleşmesi olup, bu sözleşme yapıldığı anda sözleşmenin tarafları geriye dönüşsüz olarak değiştiğini, dış üstlenim sözleşmesi yapıldıktan sonra alacaklı temlik edene başvuramayacağını, müvekkilinin ... Finansa başvuramayacağından dolayı temlik alan davalıya başvurmasının hukuka uygun olduğunu, her ne kadar sözleşme başlığından feragat sözleşmesi şeklinde belirtilmiş olsa da davaya konu sözleşme borcun dış üstlenilmesi sözleşmesi olduğunu, borcun dış üstlenilmesinin Türk Borçlar Kanunu’nun 196.maddesinde düzenlenmiş olup, alacaklının borcu üstlenen kişinin borcun iç üstlenilmesindeki anlaşmasındaki iradesini kabul etmesi ile gerçekleştiğini, ayrıca feragatin de şarta bağlanamayacağını, Yargıtay en son verdiği kararlarda da ... A.Ş. Den borcu temlik alan şirketlere karşı takip yapılabileceğini ... A.Ş. İle bağlantının kalmadığını açıkça belirtildiğini, ilgili kararların sunulduğunu, Davalının müvekkiline vadesi gelen taksitleri ödememesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas numaralı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, Davalı'nın itirazı üzerine takip durduğunu, bunun üzerine İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/197 esas numaralı dosyasıyla itirazın kaldırılması davası açıldığını, bu dava kısmi kabul ile sonuçlandığını, bu kararda kısmi reddin gerekçesi ise reddedilen kısma karşılık gelen taksitlerin vadesinin takip tarihi itibariyle gelmemiş olması olduğunu, Davaya dayanak sözleşmenin geçerliliği ve müvekkilinin icra takibi yapma hakkı İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi 2013/197 E. 2014/160 K. sayılı dosyasında irdelendiğini ve müvekkilinin ilgili sözleşmeye dayanarak günü muaccel olmuş taksitler yönünden icra takibi yapma hakkı olduğu hususu iş bu mahkeme kararı ile kesinleşmiş olduğunu, Dolayısıyla taraflar arasındaki davaya konu sözleşme gereğince davalı tarafın borçlu olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, kesinleşen bu hüküm kesin delil niteliğinde olup ve Mahkemeyi bağladığını, Yargıtay Hukuk Genel Kararları ve yerleşik tüm Yargıtay İçtihatları bu yönde olduğunu, davalı tarafın İstinaf başvurusunun usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, itirazın iptali talebine ilişkindir. Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, Alacaklısının ... olduğu, borçlusunun ... Ticaret A.Ş. olduğu, takip konusu alacak miktarının 31.010,68 USD, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmiş olduğu, borçlunun İcra Müdürlüğü'ne itiraz dilekçesini sunmuş olduğu ve takibin İİK m.66 gereğince durdurulduğu anlaşılmıştır.Mahkemenin 2020/209 Esas- 2021/192 Karar sayılı kararıyla görevsizlik kararı verildiği, davacı tarafın istinaf talebi neticesinde İstanbul BAM 44. HD 2021/1653 Esas 2021/1696 Karar sayılı bozma ilamında: "...Davaya konu temlik sözleşmesinde temlike konu edilen alacağın ... Kurumundan olan alacak olması, ... Kurumunun finans şirketi olması sebebiyle takibe konu alacak 6102 Sayılı TTK'nın 4/1-f maddesi kapsamında kalması nedeniyle mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan uyuşmazlığın TTK 4/1-f ve 5/1 maddesine göre, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği..." gerekçesiyle mahkemenin görevli olduğuna kesin olarak karar verilmiştir.Mahkemenin 07/11/2022 tarihli 2022/28 Esas-2022/737 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmişse de, davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizce verilen kararda, kararın gerekçesiz olmasının Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona paralel düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesine aykırı olduğu açıklanarak, sadece rapora atıf yapılarak hüküm kurulduğu, kararın bu hali ile denetlenemeyeceği açıklanarak, davalı istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasına, dosyanın kararda işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece bu kez istinaf aşamasında davacı asilin vefat ettiği, mirasçılar vekilinin vekaletname ibraz etmesi üzerine, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/617 Esas sayılı dosyasının farklı icra dosyasına ilişkin olması nedeniyle bekletici mesele yapılmasına yer olmadığı açıklanarak, Dairemizin kararındaki karşı oya atıf yapılarak yine hükmün gerekçesi açıklanmadan karar verildiği görülmüştür.T.C. Anayasası'nın 141/3 maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c. maddesi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (Mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ye göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). (bkz Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2021 tarihli, 2020/931 Esas- 2021/4270 Karar sayılı kararı) Davalı vekilinin; davanın süresinde açılmadığına yönelik itirazı, derdestlik itirazı, davacının Sözleşmenin 4.6 maddesinde düzenlenen seçimlik haklarına göre müvekkili hakkında takip yapılamayacağına yönelik itirazı ile davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde işlemiş faiz oranı hesabı ile takipte USD alacağına, Devlet Bankalarından USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği faiz oranının sorularak hesaplama yapılması gerekirken, doğrudan davacı tarafça talep edilen %6 faiz oranının uygulanmasının yerinde olmadığına ilişkin itirazının mahkemece incelenmediği, gerekçeli kararda bu itirazlar konusunda olumlu olumsuz gerekçeye yer verilmediği anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. Maddesinde, gerekçeli kararda bulunması gereken hususların tek tek sayıldığı, tarafların iddia ve savunmalarının, sunulan delillerin, bilirkişi raporunun ve rapora karşı itirazların, mahkemece kararda tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken, önceki kaldırma kararımızda işaret edilmesine rağmen sadece bilirkişi raporuna yer verilerek, tarafların iddia ve savunmaları tartışılmaksızın karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Yukarıda açıklanan gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2023 tarih, 2023/118 E. 2023/675 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 03/03/2025