T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1042
KARAR NO: 2025/1341
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2025
NUMARASI: 2024/447 E. - 2025/317 K.
Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Avrupa Topluluğu yüklenicisi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı AB Yatırımlar Dairesi'nden Van ili Erciş ilçesi su temin inşaatı, Seydişehir atık su arıtma tesisi inşaatı ve Akçabat içme suyu temin sistemi yapım işlerini üstlendiğini, davalı şirket ile davacı olan müvekkili şirket arasında davalının yükleniciliğini üstlendiği üç adet işin elektrik ve otomasyon işlerinin malzeme ve işçilik dahil sırasıyla 280.000 Euro, 255.000 Euro ve 206.500 Euro bedelle davacı şirket tarafından yapılması hususunda davalı işveren sıfatıyla, davacı şirket hizmet sağlayıcı sıfatıyla sözleşme imzaladıklarını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince hizmet sağlayıcı sözleşme bedelinin % l0'u oranında davalıya vade tarihi yazılı olmayan ve şirket yetkilisinin müteselsil kefil olarak imzaladığı teminat çeki verileceğini, bu teminat çeklerinin geçici kabulün tamamlanmasından itibaren davacıya iade edileceğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 5.11 maddesi gereğince elektrik-otomasyon projelerinin tamamlanması ve onaylanmasının ardından davalı tarafından davacı şirkete 120 günlük çekler ile sırasıyla 42.000 Euro, 38.250 Euro ve 30.975 Euro avans ödemesi yapılacağını, ödenen avansın davacı şirketin kesin hakedişinden kesilerek geri alınacağını, davalı tarafından davacı şirkete verilen avans ödemesi kadar davacı şirket tarafından davalıya vade tarihi yazılı olmayan ve şirket yetkilisinin müteselsil kefil olarak imzaladığı avans teminat çeki veya banka teminat mektubu verileceğini, bu teminat çeklerinin son hakedişin ardından davalı tarafından davacı şirkete iade edileceğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeler gereğince davacı olan müvekkili şirketin davalıya üç adet kesin kabul teminat çeki ve üç adet avans teminat çekini keşide ederek davalıya teslim ettiğini, bu kapsamda her bir teminat çeki için ayrı ayrı 14.06.2016 tarihli teminat çeki protokolleri düzenlenerek şirket temsilcisi ... tarafından müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, teminat çeki olarak verilen çeklerin bankası, bedeli, çek numarası protokollere yazılmış ve çek ön yüzleri protokol metinlerinde yer aldığını, sözleşme gereğince davacı olan müvekkili şirket tarafından her üç sözleşmeye konu proje hazırlama planı yapıldığını, her üç sözleşmeye konu projeler tamamlandığını ve davalı şirketin de temsilcisinin bulunduğu kabul heyeti tarafından ana sözleşmenin teknik şartnamesinde belirtilen standartlara ve teknik şartnameye uygun olduğu tespit edildiğini, sözleşmeye konu her üç iş eş zamanlı olarak başladığını, onaylatılan elektrik projelerine göre elektrik tesisatlarının montajları her üç iştede yaklaşık %70 oranında davacı şirket tarafından tamamlandığını, davacı şirket tarafından tamamlanan işlerden kaynaklı faturalar kesilerek davalı tarafa gönderildiğini, davacı şirket tarafından tamamlanan tesisatlarla ilgili hakedişler davalı tarafından idareden alındığını, davalı şirketin almış olduğu hakedişlere göre aşağıda dökümü verilen ve ortalama vadeleri 120 gün olan çekleri verdiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5.11. maddesi gereğince davalı şirket tarafından, davacı olan müvekkili şirkete avans ödemesi olarak keşidecisi davalı şirket, Iehdarı davacı şirket olan, ortalama vadeleri 120 gün olan 8 adet çek ile toplam 160.000 euro avans çeki verdiğini, davacı şirketin avans ödemesi olarak aldığı çeklerin vadesi gelmeden davalı şirketin maddi sıkıntı içerisine girdiğini, diğer malzeme aldığı firmalara ve taşeronlara verdiği çekler karşılıksız çıktığını, davalı şirketin çok sayıda çeki hakkında bankalarca karşılıksızdır şerhi yazıldığını, bu nedenle davalı şirket yapması gereken mekanik ve inşaat işlerini yapamaz duruma geldiğini, işçilerin maaşlarını ödeyemedikleri için işlerin durduğunu, davalı şirket yapması gereken mekanik ve inşaat işleri ilerlemediği için davacı müvekkilinin yüklendiği elektrik ve otomasyon işleri zorunlu olarak yavaşladığını, davalı şirketin ekonomik sıkıntıdan çıkabilmek için finans durumu iyi bir ortak aradığını ve bir firma bularak idareye bu firma ile işlere devam edeceğini bildirdiğini, bu firmayla davalı arasında ortaktık görüşmeleri iki ay sürdüğünü ve iki ay sonunda anlaşma sağlanamadığını, bu geçen zaman diliminde davalı tarafından davacı şirkete verilen 120 gün vadeli avans çeklerinin vadesinin geldiğini, çek bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmediğini, davalı şirket tarafından avans ödemesi olarak verilen çeklerin karşılıksız çıkması ve ödenmemesi üzerine davacı müvekkil şirket sözleşme kapsamındaki işleri tamamlayamadığını ve sözleşme kapsamındaki işler askıya alındığını, davalı şirketin, sözleşmeler ve teminat protokolü gereğince teminat çekleri olarak verilen, avans ödemesi olarak verdiği çekleri ödemediğini bilmesine rağmen kötü niyetli olarak keşide tarihi bulunmayan 5 adet teminat çekinin keşide tarihlerini doldurarak bankaya ibraz ettiğini ve İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında takibe konulduğunu, ayrıca davalı, davacı şirket temsilcileri ve davacı ... hakkında karşılıksız çek şikayetinde bulunduğunu, karşılıksız çek şikayetinden kaynaklı davanın İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2019/189 Esas sayılı dosyasında yargılama konusu olduğunu, karşılıksız çek şikayeti yapılan dava konusu 5 adet çek davalı elinde olup devir ve temlik edilmediğini, davalı şirket sözleşmeye konu işlerin kendi kusurları nedeniyle tamamlanamadığını, çeklerin bedelsiz kaldığını bilmesine rağmen teminat olarak verilen çekleri davacı şirkete iade etmediğini, Bu çekler nedeniyle davacı şirketin davalıya borcu bulunmamakta olduğunu, davacı müvekkili olan şirketin keşide ettiği teminat çekleri bedelsiz kaldığından teminat çekleri protokolleri kapsamında müşterek ve müteselsil kefil olan davacı şirket temsilcisi diğer davalı ...'ın da kefil olarak sorumluluğu bulunmadığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın dostan yollarla çözümlenmesi için arabuluculuya başvurulduğunu ancak davalı taraf görüşmelere katılmadığından anlaşma sağlanamadığını tüm bu nedenlerle icra takibine konu edilmeyen ... Adana Atatürk Caddesi Şubesine ait ... çek numaralı 92.400,00 TL bedelli bir adet çek ve İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasına konu ... Adana Atatürk Caddesi Şubesine ait 6982511 çek numaralı 10.07.2017 keşide tarihli 138.600,00 TL bedelli, ... Adana Atatürk Caddesi Şubesine ait 6982513 çek numaralı 10.07.2017 keşide tarihli 102.217,00 TL bedelli, ... Adana Atatürk Caddesi Şubesine ait 6982514 çek numaralı 10.07.2017 keşide tarihli 68.145,00 TL bedelli, ... Adana Atatürk Caddesi Şubesine ait 6982515 çek numaralı 10.07.2017 keşide tarihli 84.150,00 TL bedelli ve ... Adana Atatürk Caddesi Şubesine ait 6982516 çek numaralı 10.07.2017 keşide tarihli 126.225,00 TL bedelli teminat çekleri nedeniyle davacı müvekkillerinin davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine ve dava konusu çeklerin iptaline, davalının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle % 20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkili olan şirkete keşide etmiş olduğu huzurdaki davada iptali talep edilen 5 adet çekin teminat çeki olduğunu iddia etmekte olduğunu, bir çekin teminat çeki vasfına sahip olması için birtakım unsurları taşıması gerekmekte olduğunu, senet metninde teminat sözleşmesine atıf yapılmalı ve hangi konu için teminat senedinin hazırlandığı özetlenmesinin gerektiğini, davaya konu çeklerin ön yüzünde teminat sözleşmesine atıf yapılmadığını ve arka yüzünde de hangi konu için teminat sözleşmesi hazırlandığına dair bir kayıt da düşülmediğini, zira davacı tarafından keşide edilen çeklerin karşılıksız çıkması sebebi ile müvekkili tarafından İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesinin 2019/189 E. Sayılı dosyasından şikayette bulunulduğunu ve İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesinin 22/10/2019 tarihli 2019/189 E. , 2019/828 K. Sayılı gerekçeli kararında "... müştekinin lehdar ve ciro silsilesine göre yetkili hamil olduğu, çekin süresinde bankaya ibraz edildiği , unsurlarının tam olduğu ve kambiyo vasfında bulunduğu ..." belirtildiğini, davaya konu çeklerde keşide tarihi keşideci tarafından yazıldığını, davacı tarafın, müvekkili olan şirketin maddi sıkıntı içerisine girdiğini, müvekkili olan şirketin verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını, işlerini yapamaz hale geldiğini, müvekkil şirketin kötü niyetli olarak keşide tarihi bulunmayan 5 adet çekin keşide tarihlerini doldurarak bankaya ibraz ettiğini ve Anadolu 1. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından icra takibi başlattığını iddia etmekte olduğunu ancak davacı tarafın, müvekkili olan şirketin maddi sıkıntı içerisine girdiğini, verdiği çeklerin karşılıksız çıktığı ve bunun gibi iddiaları kötü niyetli olduğunu, işbu iddialara itibar edilmemesi gerektiğini, söz konusu iddiaların huzurdaki dava ile ilgisi bulunmamakla beraber işbu iddialar tamamı ile soyut ve mahkemeyi yanılmaya yönelik olduğunu, davacı tarafın, müvekkili olan şirketin çeklerin keşide tarihini doldurduğu yönündeki iddiaların kabulü mümkün olmadığını, davaya konu çeklerin müvekkili olan şirkete keşide tarihleri tamamlanmış olarak verildiğini, İstanbul Anadolu 7. İcra Ceza Mahkemesinin 22/10/2019 tarihli 2019/189 E. , 2019/828 K. Sayılı kararı ile davacı hakkında şikayet konusu tüm çeklerin bedeli kadar adli para cezasına hükmedildiğini, davacı, işbu kararı istinaf ettiğini, ayrıca ikame etmiş olduğu haksız ve hukuka aykırı huzurdaki dava ile söz konusu süreci uzatmak, müvekkili olan şirketin alacağına kavuşmasını engellemek ve hükmedilen adli para cezasının infazını sürüncemede bırakmak istemek olduğunu tüm bu nedenlerle davacı tarafından açılan haksız ve hukuka aykırı işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, 24/02/2021 tarihli, 2019/1066 esas ve 2021/197 Karar sayılı karar ile, davacı tarafın dava konusu çeklerin teminat çeki olduğu ve çekler nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı kanaatiyle davanın reddi yönünde karar verilmiş; verilen kararın davacılar vekilince istinafı sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2021/1403 Esas, 2024/1003 Karar sayılı ilamı ile mahkememizce verilen karar kaldırılmış olmakla iş bu esas numarasına kayıt edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine konu 5 adet çek ile icra takibine konu edilmeyen 1 adet çek metninde çeklerin teminat çeki niteliğinde olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmaması, teminat çeki protokolü olduğu iddia edilen "kesin kabul teminat çeki protokolü" başlıklı, 14/06/2016 tarihli 3 adet belge ile "avans teminat çeki protokolü" başlıklı, 14/06/2016 tarihli 3 adet belge incelendiğinde dava ve takibe konu çeklerin numarası ile miktarlarının belirtildiği ve çek fotokopisinin protokol altında yer aldığı, ancak söz konusu protokollerde sadece davacı kefil ...'ın imzasının yer alması, davalı şirket yetkilisinin imzası bulunmaması, davacının sunduğu mail yazışma eklerinde bulunan protokol içerikleri ile dosyada mübrez protokol içeriklerinin tamamen örtüşmemesi, dolayısıyla davalının çeklerin teminat çeki olduğuna dair açık bir beyan ve imzası olmaması, davacı tarafça teminat senedi iddiasını ispatlar nitelikte, 2004 Sayılı İİK'nun 169/a-1 maddesinde belirtilen yazılı belgelerden herhangi birinin de ibraz edilmemesi hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın dava konusu çeklerin teminat çeki olduğu ve çekler nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı sonuç ve kanaatiyle," Davanın reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı şirket aleyhine açılan menfi tespit davasında mahkemece davacı tarafın dava konusu çeklerin teminat çeki olduğu ve çekler nedeniyle borçu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delille ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket Avrupa Topluluğu yüklenicisi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı AB Davalı şirket İstanbul ilinde davacı şirket ise Adana ilinde faaliyet gösterdiğini, davalı tarafından hazırlanan 14.06.2016 tarihli teminat çekleri protokolleri hazırlanmış halde müvekkil şirkete gönderildiğini, müvekkil şirket tarafından incelenerek gerekli düzeltmeler yapıldıktan ve karşı taraftan teyit alınıktan sonra müvekkili şirketin keşideci olarak imzaladığı, davalı şirketin lehdarı olduğu keşide tarihleri boş çeklerin ön yüzleri protokol metnine eklenerek, müvekkili şirket temsilcisi ... müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığı protokoller davalı tarafa çeklerle birlikte gönderildiğini, çekler davalıya gönderilmeden önce müvekkili şirketin mali işler sorumlusu ... Yavuz ile davalı şirketin proje sorumlusu ... Tuna arasında mail yazışmaları yapıldığını, dava konusu çeklerin teminat amaçlı verildiğinin ortada olduğunu, Protokoller davalının bilgisi ve onayı ile düzenlendiğini dava konusu çekler ile Protokollere konu çekler aynı çekler olduğundan teminat çekleri olarak verildiği davalı onayı ile düzenlenen protokolde açık olarak yazılmış olmasına ve keşide tarihleri boş bir şekilde çek ön yüzlerinin protokolde yer alması dikkate alındığında dava konusu çeklerin taraflar arasında imzalanan üç ayrı sözleşme kapsamında verilen teminat çekleri olduğu hususu ispat edildiğini, mahkemece protokol içerikleri ile dosyada mübrez protokol içeriklerinin tam örtüşmediği yöndeki hatalı gerekçesiyle davanın reddedildiğini, Mahkemece aldırılan raporun devamında mail içeriklerinde belirtilen TL karşılığı ile fiziki evraktaki TL karşılığının uyuşmadığı belirtilerek buna dair içerikler sunulduğunu, davalı şirket adına yazışmayı yapan kişinin hesaplamaları DOLAR kuru üzerinden yapması ancak aradaki anlaşmanın AVRO kuru üzerinden yapılmış olmasından kaynaklandığını, söz konusu tarihte dolar kuru avro kurundan düşük olduğunu, davalı şirket adına yazışma yapan kişinin yanlış kurdan hesaplama yaptığını beyan ettiğini, buna rağmen mahkemece mail ekinde bulunan protokol içerikleri ile dosyadaki protokol içeriklerinin örtüşmediği yönündeki kabul hatalı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında üç adet sözleşmeye konu işler dışında başka bir ticari ilişki de bulunmadığını, mahkemece taraflar arasında başka bir ticari ilişki olmadığı tespit edilmiş olsaydı sağlıklı bir sonuca ulaşılabilecek iken eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, dosyaya celp edilen banka kayıtları ile sözleşmeler kapsamında davalı tarafından davacı müvekkiline avans ödemesi olarak verilen 8 adet çekten 7 adet çekin ödenmediği, bir adedinin ise muhatap bankaya ibraz edilmediği de sabit olduğunu, ticari defter ve kayıtların incelemesi halinde taraflar arasında başka bir ticari ilişki olup olmadığı anlaşılacak, bu suretle de mailde yer alan çeklerin teminat çeki niteliğinde olduğu anlaşılacak olduğunu, yemin deliline dayanmalarına rağmen bu hususta taraflarına bir ihtarat yapılmadan ve yemin delilleri değerlendirilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davanın esasına etkileyecek delillerin tam olarak toplanmadan hüküm kurulduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu, İİK'nın 72. maddesiyle göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacılar tarafından davalı şirketin sözleşmeye konu işleri kendi kusuru nedeniyle tamamlanamadığından, çeklerin bedelsiz kaldığını bilmesine rağmen teminat olarak verilen çekleri davacı şirkete iade etmediğini, bu çekler nedeniyle davacı şirketin davalıya borcu olmadığını belirterek, icra takibine konu edilen ve konu edilmeyen çekler yönünden borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmişlerdir.İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada alacaklı ... Mühendislik İnşaat. Dış. Tic. AŞ tarafından ... Oto Mühendislik Ltd Şti aleyhine 10/07/2017 tarihli çeklere istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Dava konusu çeklerde keşidecinin ... Oto Mühendislik Ltd. Şti. olduğu, lehtarın ... Mühendislik İnşaat. Dış. Tic. AŞ olduğu, süresinde bankaya ibraz edildiği ve karşılığının çıkmadığını belirtildiği, takibe konu çeklerin 6102 sayılı TTK.nın 780.maddesine göre kambiyo senedi vasfını taşıdığı anlaşılmıştır.Avrupa Topluluğu Yüklenicisi ... Mühendislik İnşaat. Dış. Tic. AŞ ile Avrupa Topluluğu Yüklenicisi için hizmet sağlayıcı ... Oto Mühendislik Ltd Şti arasında sözleşme tanzim edildiği, kesin kabul teminat çeki protokolünün 14/06/2016 tarihinde düzenlendiği, çek numaralarının 6982515-6982514-... olduğu, avans teminat çek protokolünde çek numarasının 6982513-6982516-6982511 olduğu, bu belgelerin ... tarafından imzalandığı, ... Mühendislik İnşaat. Dış. Tic. AŞ adına imzanın yer almadığı görülmüştür. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir.Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı TBK) 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.Dairemizin iade kararında; Mail yazışmaları 6100 sayılı HMK 199 maddeye göre, delil niteliğinde olduğundan dosyada mevcut mail yazışmasında gönderilen çek protokollerinin bilişim uzmanı bilirkişi vasıtası ile incelenerek ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırması yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken eksik inceleme neticesinde karar verildiği belirtilmek sureti ile dosya mahkemesine iade edilmiştir.İade kararımız üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi raporunda özetle;" Mahkemece kurulan ara karar gereğince taraflardan davacılar vekili ile iletişime geçilerek mail kayıtlarına konu ...@....com adlı kullanıcının şifre bilgilerinin temin edilerek mail kayıtlarında yapılan incelemede, davaya konu mail kayıtları incelenmiş, ...@....com.tr adresinden gönderilen mail kayıtlarına ilişkin rapor ekinde döküm yapılmış , Yine Mahkeme ara kararı ve Bam bozma kararınca istenilen hususlara ilişkin inceleme yapılmış, mail ekinde gönderilen çek protokolleri ile dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan fiziki çek protokolleri karşılaştırılmış, farklı olan bölümler belirtilmiş ve ilgili mail kayıtları da rapor ekinde sunulmuş olmakla birlikte, toplam 12 adet ekran görüntüsü alınmış olup, "denilmektedir. Yerleşik Yargıtay kararlarında da, senedin teminat senedi olduğunun bunu ileri süren tarafça yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, senet üzerindeki teminat içindir vb ibarelerin (doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir) yeterli olmadığı, hangi ilişkinin teminatı olduğunun senet üzerinde yada ayrı bir yazılı belgede belirtilmedikçe sadece senedin teminat için verildiğine dair ibarenin senedin kayıtsız şartsız belli bir bedelin ödenmesi vaadini etkilemeyeceğinden, senedin geçersizliği sonucunu doğurmayacaktır. Senedin teminat senedi olduğunun anlaşılması halinde ise, teminat altına alınan hususun gerçekleşmesi halinde senet takip konusu yapılabileceğinden, senedin teminat fonksiyonunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerekecektir. Davacı istinafında,Protokollerin davalının bilgisi ve onayı ile düzenlendiğini, dava konusu çekler ile Protokollere konu çekler aynı çekler olduğundan teminat çekleri olarak verildiği davalı onayı ile düzenlenen protokolde açık olarak yazılmış olmasına ve keşide tarihleri boş bir şekilde çek ön yüzlerinin protokolde yer alması dikkate alındığında dava konusu çeklerin taraflar arasında imzalanan üç ayrı sözleşme kapsamında verilen teminat çekleri olduğu hususunun ispat edildiğini ileri sürmektedir.Davacı istinafında, Yemin deliline dayanmış olmalarına rağmen bu hususta taraflarına ihtarat yapılmadan yemin delilinin değerlendirilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de bu husus önceki iade kararımızda da açıklandığı üzere, 6100 sayılı HMK 226/1-c fıkrasına göre konusu suç teşkil eden hususlarda yemin teklif edilemeyeceği belirtildiğinden bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından dava konusu çeklerin teminat çekleri olduğunu taraflarına iade edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, iade kararımız üzerine mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, mail ekinde bulunan protokollerde takip ve dava konusu çeklerin numarası ile banka isimlerinin de belirtilmediği dolayısıyla davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan, davaya dayanak "kesin kabul teminat çeki protokolü" başlıklı, 14/06/2016 tarihli 3 adet belge ile "avans teminat çeki protokolü" başlıklı, 14/06/2016 tarihli 3 adet belge ile bilirkişi incelemesine konu edilen mail yazışmaları ekinde davacı tarafa gönderilen protokollerin aynı olduğu ve davalı tarafın kabulünde olduğu hususun kesin ve net olarak ispatlanamadığından davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2025 tarih ve 2024/447 E., 2025/317 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025