T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1588 Esas
KARAR NO: 2024/2104
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/09/2024
NUMARASI: 2024/163 E. - 2024/793 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı icra alacaklısı tarafından, davacı müvekkilleri hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine bonodan kaynaklı olarak 17.200 USD bakiye bono alacağının tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasına 19.02.2024 tarihinde 680.523,25 TL ödenmek zorunda kalınmışsa da müvekkillerinin davalı tarafa icra takibine konu bonodan ötürü hiçbir borcu bulunmadığını, tarafların dayı yeğen olduğunu davalının şirketten ayrılması karşılığında da şirketin sonradan belirlenecek resmi gayrı resmi tüm borçlarının senet tutarından düşmesi kaydıyla davalı tarafa 82.500 USD senet verildiğini, daha sonra taraflarca şirketin tüm borçları olarak 12.500 USD nin senet alacağından mahsubu ile netice olarak 70.000 USD nin davalıya ödenmesi hususunda taraflarca anlaşıldığını, taraflar arasında yaşanılan güvensizlik sebebiyle farklı şehirlerde bulunan tarafların senedin imha edilmesi karşılığında senedin 70.000 USD üzerinden hesaplanan bakiye tutarı olan 34.250 USD nin davalıya ödenmesi hususunda anlaştıklarını, senedin yırtılması karşılığında davacılar tarafından 70.000 USD borcun bakiyesi olan 34.250 USD davalı şahsın banka hesabına gönderildiğini taraflar arasındaki Whatsap yazışmaları de incelendiğinde dava konusu 82.500 USD tutarlı senedin toplam 70.000 USD üzerinden ödenmesi hususunda tarafların anlaştığı ve ayrıca davacıların bu senetten kaynaklı olarak bakiye 34.250 USD borcunun kaldığı hususu, davalının Whatsap uygulamasında paylaştığı kendi el yazısı ile yazdığı belgeden de anlaşıldığını belirterek davalı tarafından davacı müvekkilleri hakkında başlatılan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına konu bakiye senet tutarına ilişkin olarak davacı müvekkillerinin ödemek zorunda kaldığı 680.523,25 TL tutardan şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 20.000 TL sinin ticari faiziyle birlikte geri alınmasına ve kötü niyetli davalının alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili 01/01/2023 düzenleme 01/06/2023 ödeme tarihli 82.500 USD tutarlı bononun 17.200 USD tutarlık kısmının ödenmemesi sebebiyle Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/286 D.iş 2023/289 K. Sayılı dosyasında 17.200 USD tutarlı ihtiyati haciz kararı aldığını akabinde davacıların aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takip dosyası ile kambiyo takibi başlattığını, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı takip dosyasında borçlulara henüz ödeme emri tebliğ edilmediğini, İİK ilgili maddesi gereğince itiraz etmek isteyen borçlu, itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılması gerektiğini, kanunun emredici hükmü karşısında ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan itirazlar süresinde yapılmamış sayılacağını, bu sebepten ötürü süresinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, davacıların senedin tamamının ödendiğini İİK m.68'e göre belge ile ispatlaması gerektiğini, İcra Hukuk Mahkemeleri dar yetkili mahkemeler olduğunu, davacı tarafın borcun olmadığına yönelik iddiaları genel mahkemede inceleneceğini, davacıların senette yazılı bedelin 17.200 USD'lik kısmını müvekkile ödemediğini, bu bedelin ödendiğine dair belge de sunmadıklarını, ayrıca imzaya da itiraz etmeyerek imzaları ikrar ettiklerini, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/286 D.iş 2023/289 K. sayılı ihtiyati haciz kararı da ilgili senedin kambiyo vasfına haiz olması hasebiyle verildiği göz önüne alındığında senedin kambiyo senedine haiz olduğu izahtan vareste olduğunu, alacağın para alacağı olması, belirli olması ve davacıların haksız olarak borca itiraz etmeleri göz önüne alındığında takip tutarının %20' sinden az olmamak üzere davacılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Bu bağlamda işbu davaya ilişkin olarak arabuluculuk zorunlu dava şartının yerine getirilmeden davanın açıldığı anlaşılmakla 6102 sayılı TTK.nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usul yönünden reddine" şeklindeki gerekçeleri ile; Davanın 6102 sayılı TTK.nın 5/A-1, HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine YER OLMADIĞINA, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafından, davacılar aleyhinde 02.10.2023 tarihinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde, taraflar arasındaki 82.500 USD bedelli bononun bakiyesi olarak 17.200 USD alacak talebinde bulunulduğunu, söz konusu İcra takibine konu alacağın sebepsiz olunduğu gerekçesiyle davacı müvekkiller tarafından davalı aleyhinde yapılan arabuluculuk başvurusu üzerine taraflar arasında menfi tespit davasına ilişkin olarak 18.10.2023 tarihli arabulucuk son tutanağı tanzim edildiğini, söz konusu arabuluculuk tutanağı düzenlendiği tarihte davacılar tarafından henüz bir ödeme yapılmadığından tutanak ve başvuru usulüne uygun şekilde menfi tespit şeklinde düzenlendiğini, taraflar arasında yapılan olumsuz arabuluculuk süreci üzerine davacılar 07.11.2023 ve 19.02.2024 tarihlerinde icra dosya borcunu ödeyerek icra dosyasını infaz ettiğini, icra dosyalarına ödemeler yapıldıktan sonra da eldeki istirdat davası açılmış olduğunu, mahkemece yapılan yargılama neticesinde eldeki davanın istirdat davası olduğu ve dava öncesi yapılan arabuluculuk tutanağının ise menfi tespit davasına ilişkin olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu, arabuluculuk başvurusu ve tutanağı düzenlendiği tarihlerde icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmadığı için menfi tespit davası olarak yapılan arabuluculuk başvurusu ve bu kapsamda düzenlenen arabuluculuk son tutanağı usulüne uygun şekilde düzenlendiğini, icra takibine konu bono alacağından ötürü taraflar arasında yapılan arabuluculuk müzakereleri sonucunda tarafların anlaşamadığı hususu sabit olup bu kapsamda arabuluculuk kurumunun işlevi ve amacı yerine getirildiğini, menfi tespit davasına ilişkin olarak arabuluculuk tutanağının düzenlenmesinden sonra ödeme yapılması ayrıca bir istirdat davasına ilişkin arabuluculuk başvurusu yapılmasını zorunlu kılan yasal bir düzenleme olduğunu, menfi tespit ve istirdat davasına ilişkin arabuluculuk başvurusunun amacı aynı olup, ihtilafın kaynağı ve talepleri aynı olduğunu, istirdat ve menfi tespit davalarının amaç ve şartlarının farklı olması her biri için ayrı bir arabuluculuk başvurusu yapılmasın gerektirmediğini, mahkemenin usul ekonomisi ilkesini de gözeterek dava ve ödeme öncesi usulüne uygun şekilde yapılan başvuruyu yeterli kabul etmesi hak arama hürriyetinin bir gereği olduğunu, mahkemenin adil yargılanma, usul ekonomisi ve hak arama hürriyeti ilkelerini gözardı ederek sert ve tamamen şekilci bir anlayışla davanın reddine karar vermiş olması "esasın şekle feda edilmesine" sebebiyet veren bir karar olduğu, bu kararın evrensel hukuk ilkeleri ile bağdaştırılması mümkün olmadığını, davada savcılığı da taşınan sahtecilik iddiasına üzerine tarafların usulüne uygun şekilde arabuluculuk sürecini tamamladıklarını, arabuluculuk sürecinin menfi tespit veya istirdat davasına ilişkin olarak yapılmış olması eldeki davanın esasına hiçbir şekilde etki etmediğini, uzlaşı ile sonuçlanmadığı belli olan arabuluculuk sürecinden sonra esas olan adli yargılamanın ayakta tutularak ihtilafın esasa ilişkin gerekçelerle sonlandırılması gerektiğini, tüm bu sebeplerden ötürü mahkemenin kararının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu ve kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olacak şekilde verilen davanın usulden reddi, kararın ortadan kaldırılması ile talepleri gibi davanın kabulüne, veya dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf menfi tespite ve istirdata yönelik arabuluculuk başvurusunda bulunmadığını, menfi tespit ve istirdat davaları farklı davalar olup, davanın menfi tespit açılması ve devam eden süreçte ödeme yapılması halinde dava istirdata dönüşse de dava dosyası incelendiğinde dava öncesi ödemelerin olduğu ve davanın istirdat davası olarak açıldığı görüleceğini, menfi tespit davasından borçlu olunmadığının tespiti istenirken, istirdat davasında haciz baskısı altında ödenen paranın iadesi istendiğini, arabuluculuk menfi tespite yönelik olduğundan ötürü davacı taraf borçlu olmadığına yönelik arabuluculuk görüşmesi yaptığını, haciz baskısı altında ödenen paranın iadesine yönelik arabuluculuk görüşmeleri yapılmadığını, yargılama sürecinde menfi tespitin istirdata dönmüş olmadığını, istirdata yönelik davacı tarafça yapılmış arabuluculuk görüşmesi bulunmadığını ve davacı tarafın eksikliği tamamlanabileceğini ve eksiklik olmadığından ötürü davanın usulden reddinin hukuka uygun olduğunu, usuli müesseselerin usul ekonomisi adı altında göz ardı edilmesi adil yargılanma hakkının ihlali olacağını, bu sebeple davacı tarafın istinaf talepleri yerinde olmadığını, davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacılar vekili 19/02/2024 tarihli dava dilekçesi ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına konu bakiye senet tutarına ilişkin olarak davacı müvekkillerinin ödemek zorunda kaldığı 680.523,25 TL tutardan fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 20.000 TL' sinin ticari faiziyle birlikte geri alınmasına ve kötü niyetli davalının alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafça davanın 19/02/2024 tarihinde açıldığı, taraflar arasında menfi tespit davasına ilişkin anlaşamama tutanağının 18/10/2023 tarihinde düzenlendiği, anlaşamama tutanağının menfi tespit istemine ilişkin olduğu anlaşılıyorsa da, davacı tarafça istirdadı istenen paranın 07/11/2023 ve 19/02/2024 tarihinde anlaşamamama tutanağı düzenlendikten sonra icra baskısı altında ödendiğinin ileri sürüldüğü, istirdat davasının temelinde de esasen menfi tespit istemi bulunduğu, istirdadı istenen paranın anlaşamama tutanağının düzenlenmesinden sonra icra işlemlerinin devamı sırasında gerçekleştiği, bu durumda mahkemece istirdat davasında arabuluculuğa başvurulmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2024 tarih, 2024/163 E. 2024/793 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024