T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1587 Esas
KARAR NO: 2024/2103
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 20/05/2024
NUMARASI: 2018/443 E. - 2024/383 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar hakkında İstanbul 9.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/183 E sayılı dosyası ile açmış oldukları menfi tespit davasında İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, ancak süresi içinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi' ne gönderilmediğinden dolayı İstanbul 9.Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/183 E ve 2017/192 K. sayılı kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini kararın kesinleştiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başladığını icra takibini 10.08.2015 tarihinde ev adresine haciz işlemleri için gelindiğinde öğrendiğini, müvekkilinin senette cirosu olan ... ve senedi icraya koyan ...'i tanımadığını, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını müvekkilinin senedin sahte olarak tanzim edildiğini, düşündüğünü her ne kadar icra takibine konu olan senetteki imzaların İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1219 E.sayılı dosyasından yapılan bilirkişi incelemesinde müvekkiline ait olduğu tespit edilmişse de Adli Tıp Kurumu veya ilgili Üniversitelerden alınacak rapora göre bu hususun netlik kazanmasını, müvekkilinin ayrıca bir ihtimal olarak da başka bir yere attığı imzanın senet metnine transfer edilmesi veya hile kandırma veya başka bir evrak imzalatılırken bahse konu senedin yaşlığı ve saflığından yararlanılarak imzalattırılmış olabileceğini, ancak ortada kesin olan bir şey varsa o da müvekkilinin böyle bir senet tanzim etmemiş olduğunu, müvekkilinin daha çok kendisine kiracı olan şahıslar aracılığı ile hile ile bu senedin imza ettirilmiş olabileceğini, senet metni incelendiğinde müvekkilinin senedi ...'ya verdiğini, ...'nın ise senedi ...' e ciro ettiğinin görüldüğünü, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından icra takibine konulan takip dosyası incelendiğinde alacaklı tarafından ...'nın TC no sunun bildirilmediği tebligat yapılamadığı ve herhangi bir haciz işlemi uygulanmadığını, senet metninde bedeli nakden alındığını, ancak müvekkilinin senet lehtarı olan ve tanımadığı bir kişiden borç para alması veya herhangi bir şekilde ticari ilişkiye girmiş olmasının mümkün olmadığını, böyle ilişkinin varlığını davalıların ispat etmesinin gerektiğini, senet metni incelendiğinde senedin tanzim tarihinin 15.04.2015 vade tarihinin ise 15.06.2015 olduğunu, çok kısa bir süre zarfında 300.000 TL gibi büyük meblağlı bir ödemenin borç altına girilmesi de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hayatın olağan akışına aykırılık ise Yargıtay Kararlarında senede karşı senetle ispat kuralının belirgin bir istisnası haline geldiğini, müvekkilinin ekonomik durumunu bilen kişilerin bahse konu bonoyu sahte olarak tanzim edip veya suç teşkil edebilecek bilemediği başka bir yolla müvekkilinin elinden alıp usulsüz tebligat ile kesinleştirip müvekkilinin mal varlığına haczi koyulmasına neden olduğunu, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, alacağın dayandırıldığı senedin bedelsiz olduğunu veya açığa imzanın anlaşma hilafına davalı tarafından doldurulduğunu, iddia ederek menfi tespit davası açmış ise; davacı, ispat yükü altında olduğunu, ancak bu ispat yükü değişiminin sebebi aslında müvekkilinin iddiasını senetle ispatlamış sayılmasından kaynaklandığını, müvekkilinin senette cirosu olan ... ve senedi icraya koyan ...' i tanımadığını, icra takibi devam ettiği sürece müvekkilinin telafisi imkansız oranda zarar görebileceğini, bu sebeple mahkemenin öncelikle teminatsız, olmadığı takdirde makul bir teminat ile icra takip dosyasının tedbiren durdurulmasına ve icra dosyasına yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile müvekkilinin aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyasından açılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 18.İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/1210 E sayılı dosyasından hükmedilen icra inkar tazminatı, para cezasının ve mahkeme masraf ve vekalet ücretin iptaline, davalılara %20' den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılara usulüne uygun tebligat çıkartılmasına rağmen davaya cevap vermemiş oldukları görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; HMK 311 gereğince feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğurması ve davadan feragat edenin daha sonra dönmesi mümkün olmadığı kanaatine varıldığından, davacının kayıtsız şartsız 13/05/2024 tarihli feragatinin usul ve yasaya uygun olduğu ve sonraki feragat dilekçesi talebinin feragat dilekçesinden dönülemeyeceği gerekçesi ile reddi ile aşağıdaki şekilde davanın feragat nedeniyle reddine" şeklindeki gerekçeleri ile;Davanın FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... ile müvekkili arasında 02/05/2024 tarihinde yapılan harici anlaşma gereğince bir protokol düzenlendiğini, Protokol şartları uyarınca, huzurdaki dosya da dahil olmak üzere dava ve takiplerden karşılıklı olarak feragat edilmesi ve yargılama gideri talep edilmeyeceği konusunda sulh olunduğunu, tarafınca 13/05/2024 tarihinde davadan feragat dilekçesi verildiği ve davalı ... vekili tarafından da yargılama gideri talebi olmadığına ilişkin dilekçe sunulduğunu, dilekçelerinin UYAP sistemi üzerinden mahkemesine gönderilmesi anında sehven yalnızca davalı ... yönünden feragat edildiğinin açıkça bildirilmediği görüldüğünü vakit kaybetmeksizin ivedilikle durumu açıklayan bir dilekçe sunularak yalnızca davalı ... yönünden feragat edildiği açıkça bildirildiğini, maddi hatalarının düzeltilmesinin, HMK MADDE 183- (1) "Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları, karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa, yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum da dikkate alınır." müvekkilin davalılardan ... ile sulh olduğu, diğer davalı ile arasında herhangi bir anlaşma olmadığını, bu halde ikame edilen davadan, her iki davalı yönünden de feragat edilmesinin mümkün olmadığını, sunulan ilk feragat dilekçesinde açık bir maddi hata olduğu bariz olduğunu ve bu hata aynı gün içerisinde hiç vakit kaybetmeksizin düzeltildiğini ve ilk derece mahkemesine sunulduğunu, Feragat, HMK md. 307 vd. maddeleri uyarınca davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi anlamında olup, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı olmadığını, Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğini, müvekkil tarafından davadan kısmen feragat edildiğini, öyle iki farklı davalıya husumet yöneltildiğini, ancak bir tanesiyle sulh olunması sonucunda diğer davalıyla olan hukuki çekişme sona ermediğini ve davadan kısmen feragat edilmiş olup gereği ilk derece mahkemesine verilen dilekçe ile bildirildiğini, Feragat tarafların ve hakimin kabulüne bağlı olmadığını, davalı ... ile müvekkil arasında yapılan ve başka dosyaları da içeren sulh protokolü mahkemeye sunulmadığını, yalnızca feragat beyanıyla yetinildiğini ve yerel mahkemenin feragat beyanından vazgeçildiği gibi bir yorum yapılarak davayı tümden reddetmesinin hatalı olduğunu, YARGITAY 8. HD. 20.01.2016 T. 17671/619 "Tarafların dilekçelerinde yaptıkları maddi hata niteliğindeki yanlışların sonradan düzeltilmesi mümkün olduğundan, (HMK mad. 183) davacının talep miktarına ilişkin yanlışlığın "maddi hata" niteliğinde olduğu; sehven yazıldığı bildirilmesine rağmen, dava değeri üzerinden peşin harcın tamamlanmaması nedeniyle, HMK mad. 150 gereğince "davanın açılmamış sayılması"na karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" feragat dilekçesinde maddi hata sebebiyle yalnızca davalı ... yönünden davadan feragat edildiğini, hemen akabinde UYAP üzerinden mahkemeye intikal ettirilen ve son kısmında "NOT: Aynı tarihli feragat dilekçemizde yalnızca davalı ... yönünden feragat edildiği sehven belirtilmemiş olup işbu dilekçemizin işleme alınmasını talep ederiz." yazılan beyanla durumun maddi hatadan kaynaklandığı açıkça belirtildiğini, yerel mahkeme bunu hatalı olarak "feragatten dönülmesi" olarak yorumladığını, mahkemenin bu yorumu özünde yanılgılı olmakla birlikte, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında altını çizdiği "Usul kurallarının katı ve aşırı şekilci yorumlanması sebebiyle mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar"dan birisi olduğunu, ufak bir maddi hatanın müvekkil açısından hakkaniyetli olamayacak katı bir şekilcilikte yorumlandığını, maddi hata zaman kaybetmeksizin düzeltildiği ve yargılamanın sürüncemede kalmasına sebebiyet verilmediğini, davanın tümden reddi neticesinde davalı ... yönünden açılan davanın reddi ile aleyhe yargılama giderlerine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/443 Esas 2024/383 Karar sayılı kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;. davadan feragat davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı ile olduğunu, Feragatin geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek olmadığını, davacı davasından feragat etmekle, yalnız davasını geri almakla kalmayıp, bilakis dava konusu yapmış olduğu haktan vazgeçtiğini, davacının davasından feragat etmesi ile dava konusu uyuşmazlığın sona erdiğini, davacı taraf 13/05/2024 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile dava konusundan açık, net ve koşulsuz şatsız bir şekilde feragat ettiğini davadan feragat edildikten sonra da Feragatten vazgeçmenin mümkün olmadığını, İlk Derece mahkemesi tarafından verilmiş olan karar usule, yasaya ve Yargıtayın Yerleşik İçtihatlarına uygun olup davacı tarafından yapılmış olan haksız ve hukuka aykırı İstinaf Başvurusunun reddi gerektiğini, davacı tarafından yapılmış olan 13/05/2024 tarihli feragat maddi hata olarak değerlendirilmeyeceği ve davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun bu nedenle reddi gerektiğini, davacı tarafın yapılan istinaf başvurusunda yapılan bir diğer itiraz ise yapılmış olan feragatin maddi hata olduğunu, işbu husus da gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu 13/15/2024 tarihli Feragat Dilekçesine bakıldığı taktirde davacının dava konusundan ve talepten kısmen feragat ettiklerine ilişkin en ufak bir anlam çıkmadığını, davacı taraf 13/05/2024 tarihli feragat dilekçesinde davadan açık,net ve koşulsuz şartsız feragat ettiğini mahkemeye bildirdiğini, beyanın ve dilekçenin maddi hata olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığını, yapılan feragat işlemi basit bir hesap hatası olmadığı gibi koşulsuz şartsız ve net bir irade beyanı şeklinde yapıldığını, davacı tarafın istinaf başvurusunun işbu nedenle de reddi gerektiğini, davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı İstinaf başvurusunun REDDİNE, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı vekili 13/05/2024 tarihli saat 12;29 feragat dilekçesi ile; dava konusu iddia ve taleplerinden, koşulsuz ve şartsız olarak feragat ettiklerini beyan ettiği, Aynı tarihli saat 12;50 ikinci dilekçe ile; "yalnızca davalı ...'e karşı ikame edilen dava konusu iddia ve taleplerinden, koşulsuz ve şartsız olarak feragat ettiklerini beyan etmiştir. Mahkemece HMK 311 maddesi gereğince feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğurması ve davadan feragat edenin daha sonra dönmesi mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. Davacı taraf feragatten dönülmesinin söz konusu olmadığını, aynı tarihli ilk feragat dilekçesinde yalnızca davalı ... yönünden feragat edildiğinin sehven belirtilmediğini belirterek ikinci dilekçenin esas alınmasını talep etmektedir. 6100 sayılı HMK 183 maddesinde;" Tarafların veya mahkemenin dava dosyasında bulunan belgelerdeki açık yazı ve hesap hataları karar verilinceye kadar düzeltilebilir. Taraflardan birinin yazı veya hesap hatasını düzeltmesi sonucu yargılama uzamışsa yargılama giderlerinin belirlenmesinde bu durum dikkate alınır." Düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda; davacı tarafından davalılar aleyhine menfi tespit davası açıldığı akabinde davalılardan ... vekili ile protokol düzenlendiği aynı gün iki adet feragat dilekçesinin peş peşe ve kısa saat dilimi aralığında uyaptan gönderildiği, ikinci verilen feragat dilekçesinde ilk feragat dilekçesinde yalnızca davalı ... yönünden feragat edildiğinin sehven belirtilmediğini belirttiğinden, bu durumun HMK 183 madde kapsamında maddi hata düzeltmesi şeklinde olduğundan mahkemece anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Ayrıca Dairemizce HMK 355. Madde gereğince resen yapılan incelemede de; mahkemece duruşma günü belirlendikten sonra, duruşma günü beklenmeksizin ve yeni duruşma tarihi oluşturularak taraflara tebliği edilmeksizin, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme ile karar verilmesi de yerinde değildir. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a-4-6 maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına dosyanın inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/05/2024 tarih, 2018/443 E. 2024/383 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024