T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/899
KARAR NO: 2025/1203
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/03/2025
NUMARASI: 2023/804 E. - 2025/188 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafça, müvekkili hakkında 25/11/2014 tanzim tarihli ve 25/12/2014 vadeli 17.000,00-TL'lik bonodan dolayı İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takipte bulunulduğu, takibe konu 17.000,00-TL'lik bono altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını beyan ederek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığının bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, senetteki imzanın davacıya ait çıkması halinde lehlerine %20'den aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin 03/09/2019 tarih 2018/482 E. - 2019/711 K. Sayılı kararıyla ; "1-Davacının davasının KABULÜ İLE Davacının davalıya İstanbul 37. İcra müdürlüğününü ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 25/11/2014 düzenleme tarihli keşidecisi..., lehtarı .... teks. Oto. Alım satım ve day. Tük. Mall. San. ve tic. Ldt. şti olan 25/12/2014 Ödeme tarihli 17.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davalının icra inkar tazminatının reddine," karar verildiğini, Dairemizin 2020/1691 Esas, 2023/1084 Karar Sayılı, 12/10/2023 Tarihli kararıyla"... Mahkemece davacının, davaya konu senedin düzenleme tarihine yakın önceki ve sonraki tarihli samimi imzalarını içeren resmi kurumlarca da onaylatılmış bol miktarda belge asıllarının getirtilerek senet üzerinde Yargıtay uygulamalarına uygun bir biçimde imza incelemesi yaptırılması gerekmesine rağmen, eksik belgeye dayalı yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklindeki gerekçeli ilamı ile mahkeme kararının kaldırıldığını, mahkemece yapılan yeniden yargılama neticesinde;
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince; Yargılama esnasında kaldırma ilamı da göz önünde bulundurularak davacının imza inkarında bulunmuş olması sebebiyle mukayeseli olarak imza incelemesinin yapılabilmesi amacıyla çok sayıda evrak aslı celp edilmiş, davaya konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti noktasında dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınmış olup bu kapsamda mahkememize ibraz edilen raporda özetle; "İnceleme konusu senette... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı," mahkememize bildirilmiştir.Alınan işbu rapora karşı her ne kadar davalı vekili tarafından itiraz edilmiş ise de kaldırma ilamında da belirtildiği şekilde; senedin tanzim tarihi olan 2014 öncesine ve sonrasına ait evrak asılları celp edilmiş, davacı asilin yargılama esnasında alınan imza örnekleri ile mukayeseli şekilde rapor hazırlanmış olması sebebiyle rapora karşı yapılan itirazların reddine karar verilmiştir. Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2019/2089 Esas, 2022/937 Karar Sayılı, 28/06/2022 Tarihli "Dava, çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve çekin iptali istemine ilişkindir. Davada davacı davaya konu çek hakkında keşideci imzasının şirketin yetkili temsilcisine ait olmadığı iddiasına dayanmıştır. İmza inkarı halinde imzanın ilgiliye ait olduğunu ispat yükü senedi elinde bulunduran hamile aittir" şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda kural olarak imza inkarı halinde imzanın ilgiliye ait olduğunu ispat yükü senedi elinde bulunduran davalı hamile ait olup mahkememizce İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan raporda imzanın davacıya ait olmadığının tespit edilmiş olması ve davalı alacaklı tarafça aksinin ispatlanamadığı kanaatine varılmakla davacının dava konusu bonodan kaynaklı olarak borçlu bulunmadığı kanaatine varılarak," 1-Davacının davasının KABULÜ ile; keşidecisi..., lehtarı ... AVM/ .... ... Alım Satımı ve Dayanıklı Tüketim Mal. San. Tic. Ltd. Şti. Olan, 25/11/2014 tanzim tarihli ve 25/12/2014 vadeli / ödeme tarihli, 17.000,00-TL'lik bonodan kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,2-Davalının icra inkar tazminatı isteminin reddine,3-Kararın kesinleşmesi akabinde imza incelemesi için celp edilen belge asıllarının mahal birimlerine iadesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dosyasında düzenlenen 20.11.2024 tarihli Adi Tıp Kurumu raporu, eksik ve hatalı inceleme sonucu oluşturulduğundan aleyhe hususları kabul etmediklerini, davacı tarafça kendi el ürünü olduğu çıplak gözle dahi anlaşılan 25.11.2014 düzenleme tarihli 25.12.2014 vade tarihli 17.000,00-TL bedelli senetteki imzaların kendisine ait olmadığına kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davacı haksız olarak borcundan kurtulmak amacıyla senetteki imzaların kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, Adi Tıp Kurumu raporunda imzaların görsellerinin hangi nedenlerle farklılık arz ettiği tam olarak fotoğraf veya denetime elverişli dayanak belgelerle ortaya konulamadığını, hangi nedenlerle incelemeye konu imzalarla kıyaslanan imzaların benzerlik göstermediği tam olarak açıklanmadığını, raporun hükme esas alınamayacağını, bu durumun Yargıtay içtihatleriyle de sabit olduğunu, HGK 07/10/2009 ve 2009/12-282 sayılı kararı gereği ATK fizik ihtisas dairesinin imza incelenmesinde son merci olarak kabulü doğrultusunda yasal düzenleme bulunmadığını, uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyetten rapor alınması gerektiğini, incelemeye alınan belgeler tarihi ve niteliği açısından mukayeseye elverişli olmadığını, davaya konu senetteki tanzim tarihinden önceki ve tanzim tarihlerine en yakın tarihli davacının imzasını taşıyan daha fazla evrak asıllarının celbi gerektiğini, imza incelemesi yapılırken senedin keşide tarihine en yakın tarihli belgeler mukayese edilerek sonuca ulaşılması gerektiğini, senedin tanzim tarihi 25.11.2014 olduğunu incelemeye alınan belgelerin işbu tarihlerden önceki ve tanzim tarihlerine en yakın tarihli evrak asıllarının celbi gerektiğini, eksik incelemeyle davaya konu senetteki imzanın davacı ... ...'ın eli ürünü olmadığı yönündeki 20.11.2024 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın reddine, asıl alacağın %20 sinden az olmamak üzere davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasıdır.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Dairemizin iade kararında, "dava konusu senedin keşide tarihi 25.11.2014 olup, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda mukayeseye esas alınan belgelerden Beyoğlu 8. Noterliği'nin ... yevmiye sayılı imza beyannamesi aslının 25.12.1996 tarihli olarak senetten çok öncesine ait olduğu, ... "Bireysel Müşteri Bilgi Formu" aslının ise 10.06.2015 tarihli olup, senedin düzenlenmesinden sonraki tarihli olduğu, başkaca mukayeseye esas olarak getirtilen belge aslı bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemece davacının, davaya konu senedin düzenleme tarihine yakın önceki ve sonraki tarihli samimi imzalarını içeren resmi kurumlarca da onaylatılmış bol miktarda belge asıllarının getirtilerek senet üzerinde Yargıtay uygulamalarına uygun bir biçimde imza incelemesi yaptırılması gerekmesine rağmen, eksik belgeye dayalı yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmediği belirtilmiştir.İade kararımız üzerine mahkemece imza örnekleri getirtilerek ATK dan rapor aldırılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine ait 20/11/2024 tarihli raporda özetle; "İnceleme konusu senette... adına atılı imza ile ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese imzalarına kıyasla ...'ın eli ürünü olmadığı," belirtilmiştir.Davalı istinafında, Adi Tıp Kurumu raporunda imzaların görsellerinin hangi nedenlerle farklılık arzettiği tam olarak fotoğraf veya denetime elverişli dayanak belgelerle ortaya konulamadığını ve hangi nedenlerle incelemeye konu imzalarla kıyaslanan imzaların benzerlik göstermediğinin tam olarak açıklanmadığını, senedin tanzim tarihine en yakın tarihli imza asıllarının celbi ile daha fazla mukayese belgelerin celbi ve evrak asılları ile heyet halinde bir rapor tanzim edilerek, hüküm kurmaya elverişli bir rapor tanzim edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, ispat yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu, dosyada davacının imza örneklerinin alındığı ve alınan grafolog bilirkişisine ait rapor ve ATK' na ait raporun birbirini teyit ettiği anlaşılmakla yeni bir heyetten rapor alınmasına gerek bulunmadığından bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde , davacı tarafından icra takibine konu, keşidecisi..., lehtarı ... AVM/ .... ... Alım Satımı ve Dayanıklı Tüketim Mal. San. Tic. Ltd. Şti. Olan, 25/11/2014 tanzim tarihli ve 25/12/2014 vadeli / ödeme tarihli, 17.000,00TL lik bedelli bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, ispat yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu mahkemece iade kararından önce aldırılan bilirkişi raporu ve iade kararımızdan sonra aldırılan ATK ait raporda imzanın mevcut mukayese imzalara kıyasla davacının eli ürünü olmadığı tespit edildiğinden mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/03/2025 tarih ve 2023/804 E., 2025/188 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.161,27- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 545,87 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025