T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/734 Esas
KARAR NO: 2025/1175
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 19/12/2024
NUMARASI: 2022/15 E. - 2024/330 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nın ticari faaliyetine 1946 yılında İtalya’da başladığını ve ... şirketler grubu olarak tüm kıtalarda ve 27 ülkede şirket kurduğunu, müvekkilinin ..., ... ..., ..., ... ..., ... ve ... ... markaları ve bu markaları taşıyan ürünlerinin ülkemizde de tanındığını, diğer müvekkili ... ... ve Tarım Ürünleri Sanayi ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'nin eski ticaret unvanının ... Tarım Ürünleri İthalat İhracat ve Pazarlama A. Ş. olduğunu ve 1985 yılında İstanbulda kurulduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasının, ülkemizde TP nezdinde T/... sayı ile tanınmış marka olarak koruma altına alındığını, müvekkilinin "..." markalı ürününün kavanoz şeklinden ve etiket üzerinde yer alan özgün ambalaj kompozisyonundan oluştuğunu, ayırt edicilik sağlanması amacıyla tasarlanmış, fikri emek ve çaba sonucu ortaya çıkarılmış özgün bir şekil olan kavanoz ve kavanoz kapağının grafik çiziminin müvekkili adına marka olarak tescil edildiğini, TP nezdinde koruma altında olduğunu, "..." markalı ürünlerin davalı şirket tarafından üretilerek Türkiye'de çeşitli market ve davalıya ait internet sitelerinde satışa sunulduğunu tespit ettiklerini, tecavüz teşkil eden fillerinin sonlandırılması için noter ihtarnamesi gönderildiğini, ihtara verilen cevapta ürünlerin patent başvuru şartlarını yerine getirildiği ve haksız rekabet teşkil etmediği iddia edilerek sulh taleplerinin geri çevrildiğini, dava konusu "..." ibareli ürünlerin müvekkilinin tescilli ve tanınmış markasına iltibası nedeniyle marka tecavüzünün ve tescilli marka, ambalaj kompozisyonları ve ticari sunumlarına yaratılan iltibas nedeniyle haksız rekabetin tespitine, davaya konu “...” ibareli ürün ve ürün ambalajlarının davalıya ait internet sitelerinde yer alan Facebook, Instagram ve Twitter hesapları başta olmak üzere, internet üzerinde kullanımının önlenmesine, her türlü ürün, basılı yayın, ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş ve her türlü tanıtım malzemesi, basılı kâğıt, fatura ve her türlü ticari evrak üzerinde, Türkiye’de yada yurtdışında kullanılmasının önlenmesine, bastırılmış olan materyalin bulundukları yerlerden toplanarak muhafaza altına alınmasına, el konulan her türlü ürün ve malzemelerin imha edilmesini, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafın cevap sunmadığı, delil bildirilmediği ve duruşmalara da katılmadığı anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
İlk Derece Mahkemesince 2017/34 Esas, 2017/181 Karar, 12/09/2017 tarihli kararı ile; "Davacı adına TP nezdinde 2014/11228, 84821, 122900, 2011/28258, 2002/32847 sayılı tescilli markalarının 29 ve 30. sınıflarda 10 yıl süreyle tescil edildiği, davalı ... adına TP nezdinde kayıtlı 2015/71847 tescil nolu markasının 30/08/2015 tarihinden itibaren koruma altına alındığı, davacının kavanoz şekil markasının TP nezdinde tescilli olduğu, Davacının tanınmış ... ibareli markası ve kavanoz şekil markasının, davalıya ait ... kullanımı karşılaştırıldığında bir bütün olarak karıştırılma ihtimali doğurduğu, "..." ibaresi dışında ambalaj kompozisyonu açısından da marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile ; davanın kabulü ile davalının davacıya ait kavanoz şekil markası ve kavanoz şekli ve beyaz tırtıklı kavanoz kapağı ile davacının ticari takdim şekline iltibas yaratacak şekilde kullanımı nedeniyle, davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine internet siteleri üzerindeki kullanımın önlenmesine, ambalaj görsellerini içeren her türlü ürünün kullanımının önlenmesine ve bunların toplanarak imhasına ve davacının hukuki yararı bulunduğundan hükmün ilanına" karar verilmiştir. Kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemiz 44. Hukuk Dairesi'nin 2020/512 esas 2021/1570 karar sayılı kararı ile; "1-Davalı vekilinin ilk istinaf sebebi; gönderilen ihtaratlı davetiyenin müvekkiline tebliğ edilmeden karar verildiğine ilişkindir. Dosya içerisinde mevcut tebligat parçalarının incelenmesinden; Dosyada mevcut Gaziantep 1. Noterliği'nin 30/11/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesinden davalı şirketi 08/07/2015 tarihinden itibaren 3 yıl süre ile temsile yetkili kişinin ... olduğu şerh verilen imza sirkülerinden tespit edilmiştir. Dava dilekçesinin tebliğ edildiği 13/03/2017 tarihinde, vekilinin çekilme dilekçesinin tebliği edildiği 03/04/2017 tarihinde, ön inceleme ve 06/04/2017 tarihli ara kararının tebliği edildiği, 15/06/2017 tarihinde ve sözlü yargılama gününün tebliğ edildiği, 04/08/2017 tarihinde yapılan tebligatlar şirketi temsile yetkili ... dışında tebligatta isimleri belirtilen şahıslara yapılmış olup, tebligatlarda şirket yetkilisinin adreste mevcut olup olmadığı, adreste bulunamama sebebi konusunda şerh verilmediğinden, geçersiz olduğu tespit edilmekle davalı vekilinin tebligatların geçersiz olduğuna ilişkin istinaf sebebinin kabulüne karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar kaldırılmıştır.Dairemiz kaldırma kararı sonrası Mahkemece; tüm dosya kapsamı getirtilen TP kayıtları, davacı tarafından dosyaya sunulan davalı kullanımını içerir görseller ışığında davanın kabulü ile davalının davacıya ait kavanoz şekil markası ve kavanoz şekli ve beyaz tırtıklı kavanoz kapağı ile davacının ticari takdim şekline iltibas yaratacak şekilde davalının kullanımı nedeniyle, davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, önlenmesine internet siteleri üzerindeki kullanımın önlenmesine, ambalaj görsellerini içeren her türlü ürünün kullanımının önlenmesine ve bunların toplanarak imhasına ve davacının hukuki yararı bulunduğundan hükmün ilanına karar verilmesi gerekmiş ve; "Davalının "..." ibareli ürünleri ile davacının "..." ibareli tescilli markası ve kavanoz şekil markası ve ticari takdim şekline iltibas yaratacak şekildeki kullanımı nedeniyle davacı marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, davaya konu "..." ürün ve ambalajlarının üretiminin, satış ve dağıtımının ithal ve ihracının önlenmesine, davaya konu ürün ve ambalajlarının davalıya ait www...com.tr ve www....com isimli internet siteleri ile https://www...., https//www...., https://www.instagram.com/....com.tr, https://www..../, https://... ve https://... isimli siteler başta olmak üzere tüm internet üzerinde kullanımının önlenmesine, yine dava konusu ürün ve ambalajların görselini içeren her türlü ürün, basılı yayın, ambalaj, ilan, reklam, broşür, afiş vs hertürlü tanıtım malzemesi, basılı kağıt, fatura vs her türlü ticari evrak üzerinde davalı kullanımın önlenmesine ve bunların toplanarak imhasına, masrafı davalıdan alınmak üzere hüküm özetinin Türkiye çapında yayınlanan trajı en yüksek 3 gazeteden birinde yayınlanmasına," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmaksızın hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, çözümü teknik ve özel bilgi gerektiren işbu davaya mahkemece bilirkişi raporu aldırılmasının zorunlu olduğunu, dava sonucu verilen haksız karar kesinleştiği ve uygulandığı takdirde müvekkilinin ticari hayatının çökmesine dahi neden olabilecek nitelikte olduğunu, bu durumun bilirkişi raporu ile incelenip somut olarak tespit edilmesi gerektiğini, taraflarına tebliğ edilen kararın hüküm kısmının mahkemece muğlak bırakılmış olup genel geçer ifadelerle icraya elverişli olmayan bir hüküm kurulduğunu, hükmün açık ve net olmadığını, davacılar adına tescilli ... markaları ile müvekkili adına tescilli "..." markası arasında hiçbir açıdan benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmamakta olup dolayısıyla marka hakkına tecavüz durumunun da söz konusu olmadığını, davacı ve müvekkili arasındaki ürünlerin görsel olarak benzemediğini, davacı ve müvekkili adına tescilli markalar kullanımların anlamsal olarak benzemediğini, işitsel olarak benzemediklerini, her 2 markanın aynı sınıfta tescilli olduğunu ancak davacı çikolatalı fındık ezmesi üretirken müvekkilinin ağırlıklı olarak fıstık ezmesi/kreması olmak üzere farklı ürünler ürettiğinin açık olduğunu, davacı ve müvekkilinin markalarının kullanıldığı ürünlerin birbirinden farklı olduğunu, ürünleri tercih edecek olan ortalama bilinç düzeyine sahip tüketicinin ... kreması iel antep fıstığı veya badem kremasını karıştırmayacağını, ürünlerin birbirinden lezzet olarak da tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin markası ve kullanımları ile davacının tescilli markasına tecavüz etmediğinin açık olduğunu, müvekkili ve davacının faaliyet gösterdiği gıda sektöründe sonu "ella" ibaresiyle biten birçok tescilli ve tanınmış marka bulunduğunu, ayrıca bu markaların çoğunun da davacının tescilini almış olduğu ... kreması emtiası üzerinde kullanılmakta olduğunu, bu hususun da davacının tecavüz ve rekabet iddialarında haksız olduğunu gösterdiğini, Latince dilinde tatlı anlamına gelen "Ella" ibaresinin ayırt ediciliği düşük ve herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olduğunu, salt davacı ve müvekkili markasının sonunda ortak olarak "ella" ibaresinin kullanılmasının bu markaların benzediği anlamına gelmediğini, mahkemece sırf davacıya ait ürünler ve müvekkiline ait ürünlerin dış görünüş (kavanoz şekli) olarak benzediğinden bahisle davanın kabulü yönünde verilen hatalı kararı kabul etmediklerini, mahkemenin burada sadece kavanozun şekline baktığını, diğer unsurların hiçbirini değerlendirmeye almadığını, sadece davacıların delillerinin değerlendirildiğini ve müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının da ihlal edildiğini, mahkemece verilen kararı hukuka aykırı kılan başka bir unsurun da haksız rekabet noktasında yapılan hatalı değerlendirme olduğunu, müvekkili kullanımının haksız rekabet olduğu yönündeki kabulün yasaya aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi alınmasının zorunlu olmadığını, hukuk kurallarını re'sen araştırıp bulma ve olaya uygulamanın, hakimin işi olduğunu, bu kural uyarınca hukuki sorunların en yetkin bilirkişisinin hakimin kendisi olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığının çözümünün özel veya teknik bir bilgi gerektirmediğini, benzerlik iddialarının haklılığının dava dilekçesi ve delillerinden açıkça görüldüğünü, davalının istinaf dilekçesinde "..." ve "..." markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadığını iddia ettiğini, davalı hükmün açık olmadığını iddia etse de mahkeme hükmünde muğlak herhangi bir ibare olmadığını, bir markanın tescilli olmasının önceki hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında bir savunma olarak ileri sürülemeyeceğini, davalının "..." markasının tescilli olup olmamasının huzurdaki dava bakımından bir önemi bulunmadığının açık olduğunu ve markalar arasında bu yönde bir karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığını, davalının "..." markalı ürünlerinin müvekkinin önceki tarihli tescilli ve tanınmış markaları ve ticari sunumu ile iltibas derecesinde benzerlik arz ettiğini, ürünlerin cins olarak birbirinden farklı olduğunu iddia etse de her iki ürünün de sürülebilir kahvaltılık malzemeleri arasında sayılmakta olduğunu, aynı tür veya benzer nitelikteki ürünlerin kullanımının marka tecavüzüne neden olduğunu, ortalama tüketiciler tarafından ürünlerin karıştırıldığını, davalının yalnızca kavanoz şekli benzediğinden bahisle davanın kabulüne karar verildiği yönündeki iddialarının isabetli olmadığını, davalının müvekkilinin "..." markasının ayırt edici olmadığını iddia etmesinin yersiz olduğunu, davalı tarafından piyasada bulunduğu ve benzer bir kavanoza sahip olduğu iddia edilen dava dışı ürünlerin de somut olay ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, haksız rekabetin gündeme gelebilmesi için ürünlerin içeriğinin birebir aynı olması gerekmediğini, dava konusu ürünün müvekkili ürünü gibi cam kavanoz içinde sunulmakta olması, kavanoz üzerinde beyan tırtıklı kapak ve beyaz etiket kullanılması, etiket üzerinde üstte ortada "..." ibaresiyle biten "..." markasının küçük harflerle yer alması, markanın altında üzerine fıstık/badem ezmesi sürülmüş bir dilim ekmek ile bıçak figürü ile yine hemen yanında fıstık/badem görseline yer verilmiş olmasının müvekkili aleyhine haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalının müvekkili ile aynı pazarda yer alan sürülebilir kahvaltılık ürünlerini pazarlamak için iltibas derecesinde benzer ambalaj kompozisyonları ve kavanoz şekilleri kullanması ve ilgili tüketici kesiminin aynı olması, orta seviyedeki tüketicinin yanılmasını veya aralarında bağlantı olduğunu düşünmesine sebebiyet vereceğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının onanarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava marka hakkına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, meni istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkillerinin ..., ... ..., ... ve diğer markalarının dünya çapında tanınmış olduğunu, “...” markasının T/... sayı ile tanınmış marka olarak korunduğunu ve kavanoz şekli ile ambalaj tasarımlarının da tescilli olduğunu, davalı şirketin ürettiği “...” markalı ürünlerin Türkiye’de ve davalıya ait internet sitelerinde satışa sunulduğunu, bu ürünlerin ambalaj ve marka kullanımlarının müvekkillerinin tanınmış markalarıyla iltibas yarattığını, bu nedenle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür. Davalıya gönderilen ihtarnameye olumsuz yanıt verilmesi üzerine, “...” markasının ve ambalajlarının internet, sosyal medya, ürünler ve tanıtım materyallerinde kullanımının önlenmesini, mevcut materyallerin toplatılıp imha edilmesini ve hükmün ilanını talep etmiştir.Mahkemece 2017/34 esas ve 2017/181 karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı tarafça İstinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2020/512 esas 2021/1570 karar sayılı kararı ile; yapılan tebligatın geçersiz olduğu gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verilmiş mahkemece yargılamaya devam olunmuş, gerekli tebligat yapıldıktan sonra aynı gerekçe ile davanın kabulü kararı verilmiştir. Mahkemece dairemiz kararı ile kaldırılan önceki gerekçe tekrarlanmak suretiyle hüküm kurulmuş ise de, kararın yeterli inceleme ve gerekçeye dayalı olduğunu söyleyebilme olanaklı değildir. Zira Davacı adına çok sayıda marka bulunduğu bu markaların ayrıntısı ile gösterilmediği yine davalıya ait markanın gösterilmediği, markanın kullanıldığı ürüne ilişkin kavanozun üç boyutlu şekil markası olarak da tescilli olduğu, davacı tarafça tescilli markalara, tanınmışlığa ambalaj tasarımına, ticari takdim şekli itibariyle iltibasa dayanıldığı, dava açılmadan önce delil tespiti yaptırılmış olmadığı , davacı tarafça davalının kullanımlarına ilişkin internet sitelerinden alınan görsellerin sunulduğu dikkate alındığında dava tarihi itibariyle ihlal teşkil eden kullanımlar olup olmadığı kurulacak hüküm yönünden önem teşkil ettiğinden ilgili sektördeki kullanımlar da göz önüne alınarak uyuşmazlığın çözümünün teknik inceleme gerektiği, marka uzmanı, tasarım uzmanı ve bilişim uzmanından oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alındıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a- 6 maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/12/2024 tarih, 2022/15 E. 2024/330 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/09/2025