T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1525
KARAR NO: 2024/1941
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/02/2024
NUMARASI: 2024/96 E. - 2024/142 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/11/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır teknoloji ve bilişim ürünleri alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin, 24/03/2020 tarihinde ... Ltd. Şti olarak Ticari tescilini yaptığını, yine müvekkili şirketin 28/12/2020 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumuna, ...markasını tescil ettirdiğini, ekte marka tescil belgesi fotokopisini ibraz ettiklerini, müvekkilinin bu ticari unvanı marka olarak kullandığını, bu markayı iş yerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, hizmet kalitesinin haklı bir üne kavuştuğunu, bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, müvekkilinin bu marka ile halen hem üretim ve hem de pazarlama faaliyetlerine devam etmekte olduğunu kendisine iyi bir pazar payı oluşturduğunu, aleyhine tespit istenen davalı şirketin teknoloji ve bilişim sektöründe faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin markasını kullanmak sureti ile, müvekkilinin marka hakkına tecavüz suçunu işlediğini, bu hususla ilgili savcılık kanalı ile suç duyurusunda da bulunup mahkemeye şikayet dilekçesinin ibraz edileceğini, davalı şirketin müvekkiline ait markayı kullanmak sureti ile ticaret yaptığını, müvekkilinin tescilli markasını hiçe saydığını, müvekkilinin tescilli markasına iltibas kaynaklı haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, ihtiyati tedbir yolu ile aleyhine tespit istemenin müvekkilinin tescilli markasını kullanarak yapmış olduğu ticaretin durdurulmasına, ürünlerin toplatılmasına, müvekkilinin yoksun kaldığı ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 40.000 TL maddi, 20.000 TL manevi zararın tazminine, karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Marka hakkı sınai mülkiyet hakkına dahil olup, herkese karşı öne sürülebilen mutlak haklardandır. Hukukumuzda sınai hakların korunması amacıyla 6769 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Marka hakkının korunması ve marka hakkına yapılan müdahaleden doğan tazminat istemleri de 6769 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilecektir. 6769 sayılı Kanun'un 156. maddesine göre, Kanun'da öngörülen davalarda görevli mahkeme fikri ve sınai haklar mahkemesidir. Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesi "Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir." şeklinde olup, görevli mahkemenin neresi olduğu belirtilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, davanın niteliği gereği sınai hakların korunmasına ve bundan kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğundan 6769 sayılı Kanun'un 156. maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmadığı kanaatiyle mahkememizin görevsizliği" şeklindeki gerekçeleri ile; Mahkememizin görevsizliği sebebi ile davanın usulden reddine, görevli mahkemenin İstanbul Fikri Ve Sınai Haklar Mahkemeleri olduğunun tespitine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari davaya vücut vereceğinin belirtildiğini bir davanın ticari dava olması için iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın ticari işletme ile ilgili olması gerektiğini, Türk Ticaret Kanununun 3 üncü maddesinde "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilerek ticari işlerin sınırının çizildiğini, Davacı şirketin iddialarının, haksız rekabete yönelik olduğunu ve haksız rekabetin TTK 54 vd. Maddelerde düzenlendiğini, bahse konu davanın Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin şartlarını taşıdığını ve bir mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, mutlak ticari davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu belirterek mahkemece görevsizlik kararı verilmesinin yerinde olmadığını istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalının müvekkilinin tescilli markası kapsamındaki mal ve hizmetlerle ilgili alanda faaliyet gösterdiğini, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullandığını,... Ticaret Limited .şirketi ibaresini bilerek ve iltibas yaratmak amacıyla kullandığını bu durumun TTK. 56. Maddesine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil adına tescilli markanın 556 s. KHK hükümleri gereğince korunmaya değer olduğunu müvekkilinin izni olmaksızın başka bir şahsın ticari unvan ve işletme adı olarak kullanmasının mümkün olmadığını, Aksi durumun haksız rekabet nedeniyle markaya tecavüz oluşturduğunu belirterek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. 6769 sayılı SMK madde 156- (1) Bu Kanunda öngörülen davalarda görevli mahkeme, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesidir. Davacının talebinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davası olduğu 6769 sayılı SMK 156 maddeye göre, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan görev hususu dava şartı olması sebebi ile mahkemece mahkemenin görevsizliğine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/02/2024 tarih ve 2024/96 E. 2024/142 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024