T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1221 Esas
KARAR NO: 2025/1705
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 12/04/2023
NUMARASI : 2022/196 E. - 2023/116 K.
DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 05/08/1992 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde görüleceği üzere 1992 yılında kurulduğunu ve bugüne dek sektöründe tanınırlığı olan köklü bir firma olduğunu, davalının “...” markası ile müvekkil markaları aynı hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olup, müvekkilin kullanmakta olduğu ve piyasada ciddi bir tanınırlığı ve müşteri potansiyeli olan ‘’...’’ markasına bir kelime ekleme yapıldığını, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik arz ettiğini, bu nedenlerle tescilin hükümsüzlüğüne ve marka sicilinden terkinine, kararın yüksek tirajlı ulusal üç adet günlük gazete yolu ile ilanına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ayakkabı sektöründe ''... '' markasını kullanmadığını, sadece ... markasını kullandığını, ... ile will ... markalarının ortalama tüketiciler nezdinden ayırt edilemeyecek nitelikte olmadığını, müvekkil şirkete ait Will Buld markası beyaz fon üzerinde siyah beyaz büyük harfli ve ince bir şeklide olduğunu, davacıya ait ... marka ise siyah fon üzerine sarı sarı renk ve kalın yazı sitili kullanıldığını, ''u'' harfinin üstünde kırmızı ters üçgen işareti bulunduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraftan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2022/196 esas, 2023/116 karar sayılı, 12/04/2023 tarihli kararı ile; "Davacının inhisari lisans hakkı sahibi olduğu markalar "...", "... Shop", "Bul Bulldrivers + şekil", "... Boot + şekil" ve "bee by ... + şekil" unsurlarını havidir. Davalı markası ise "..." kelime unsurlarından oluşmaktadır. Davalı markası ile davacının davaya dayanak markaları arasında SMK 5/1-ç anlamında ayniyet bulunmadığı, bu itibarla söz konusu hüküm çerçevesinde hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Ancak taraf markalarının fonetik, görsel ve kavramsal unsurları bakımından yapılan bütüncül değerlendirmede; davacı dayanak markalarının ortak ve asli unsurunun "..." kelimesi olduğu, davacı markaları ile karşı karşıya kalan ortalama tüketici için "..." ibaresinin akılda kalıcı ve ayırdedici mahiyette bulunduğu, söz konusu unsurun davalı markasında bulunması, taraf markaları arasındaki yüksek sınıfsal benzerlik nedeniyle davalı markasının görsel, işitsel yahut anlamsal olarak daha farklılaşmasının gerekeceği, buna mukabil, herhangi şekil unsuru içermeyen davalı markasını, münhasıran "..." kelimesinin farklılaştıramadığı, davacı seri markaları ile daha önce karşılaşmış ortalama tüketicinin, davalı markasını davacı seri markası olarak algılaması yahut işletmeler arasında idari ve ekonomik bağlantı bulunduğu yanılgısına düşmesi ihtimalinin bulunduğu, tüm bu nedenlerle SMK 6/1 kapsamında davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Bu anlamda, dosyada davalının kötü niyetini ispata yarayacak derecede bir delil sunulmamış olması nedeni ile davacının bu yöndeki talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının davasının KABULÜ ile, davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme yapıldığını, mahkemece gerekçeli kararın ilk kısmında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığının kabul edildiğini ancak devamında hükümsüzlüğüne karar verildiğini, oysaki cevap dilekçelerinde beyan ve itirazlarını sunduklarını, davaya dayanak markanın tescil edildiği mal veya hizmetlerin kesintisiz beş yıl ciddi şekilde Türkiye'de kullanıldığının ispat edilmesi gerektiğini, davacının tescilli markaların kullanıldığını ispat etmek amacıyla ayakkabı fotoğraflarının yer aldığı belgeleri dosyaya sunduğunu, tarihsiz belgeler incelendiğinde ayakkabılar üzerinde "bul" ve "..." ibareleri olduğunun görüldüğünü, davacının "..." markasının 25.sınıfta ciddi şekilde kullanıldığını ispat eder bir delili dosyaya sunmadığını, bu konuda itirazları olmasına rağmen itirazları hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, ayırt edici niteliğin yanlış değerlendirildiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GÖRÜŞ: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; davalıya ait 2018/82592 tescil numaralı markanın SMK'nın 5/1-ç, 6/1 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; SMK'nın 5/1-ç maddesi ile karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1. maddesi gereğince ve kötüniyet iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/9. maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edildiği, ilk derece mahkemesi tarafından SMK'nın 6/1. maddesi gereğince davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Markanın hükümsüzlüğü davası kapsamında, ilk derece mahkemesi tarafından SMK'nın 6/1 maddesine dayalı olarak 25. sınıfta tescilli davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş ise de davalı tarafından cevap dilekçesi ile istinaf dilekçesinde davacının 25. sınıfta ayakkabı ürünlerinde ''... '' markasını kullanmadığı, sadece ... markasını kullandığı savunulmakla nazara alınması gereken SMK'nın 25/7 maddesine dayalı kullanmama defi yönünden gerekçeli kararda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı tespit edilmiştir. Nitekim SMK'nın 25/7. maddesi gereğince 6. maddenin 1. fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davasında 19. maddenin 2. fıkrası hükmü defi olarak ileri sürülebilmektedir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınması gerekmektedir. Keza bilirkişi raporunda, davacının inhisari lisans hakkı sahibi olarak kullandığı 2005/42249 nolu “... SHOP+şekil” ve 2014 /30234 nolu“"...+şekil” markalarının tesciline karar verildiği tarih ile davanın açılış tarihine kadar geçen sürenin beş yıldan uzun olup davaya dayanak işbu markaların tescil edildiği mal/hizmetler yönünden kesintisiz beş yıl ciddi şekilde Türkiye’de kullanıldığının davacı tarafça ispat edilmesi gerekmekte ise de davacının tescilli markaların kullanıldığını ispat etmek amacıyla yalnızca ayakkabı fotoğraflarının yer aldığı belgeleri dosyaya sunduğu, ancak tarihsiz belgeler incelendiğinde, ayakkabılar üzerinde yalnızca “BUL” ve “...” ibarelerinin yazılı olduğu tespit edilmiştir. Böylece davacının karıştırılma (iltibas) sebebine dayanak yaptığı “...” ibareli markaların 25. sınıfta ciddi şekilde kullanıldığını ispata elverişli deliller bulunmadığı gibi ''BUL'' ve “...” ibaresi yönünden davalı markası ile görsel, kavramsal ve fonetik yönden aynı/benzer olmadığından, markalar arasında SMK'nın m. 6/1 uyarınca ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali olmadığı anlaşılmakla; davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle, istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan değerlendirme neticesinde; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ''Davanın REDDİNE'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/04/2023 tarih, 2022/196 E., 2023/116 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 534,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 129,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 621,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025