T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1129
KARAR NO : 2025/1668
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 23/12/2022
NUMARASI : 2021/416 E. - 2022/179 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin birçok farklı alana yönelik hem standart hem de işlevsel özel iplikler ürettiğini, ürünlerini, 4 farklı kıtada 33 farklı ülkeye ihraç eden uluslararası alanda da tanınırlığı olan bir şirket olduğunu,Davacı vekil eden şirketin, “...” markasının haklarına sahip olduğunu, en son 05.12.2011 tarihinde 10 yıl süre ile marka hakkını yenilendiğini,, Türk Marka ve Patent Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanan 2017 sınıflandırma listesinde belirtilen standartlar doğrultusunda 23, 25, 40, 42. sınıflarda mal ve/veya hizmetler ile ilişkilendirildiğini, davalının kullandığı ve "..." ile başlayan 7 adet markanın müvekkilinin markalarından doğan haklarını ihlal ettiğini belirterek markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin piyasada tanınan büyük bir firma olduğunu, "..." ibaresinin polyester kumaşın kısaltması olduğunu ve bir markayı ifade etmediğini, davaya konu markalar ile davacının markası arasında yanıltıcılık ve benzerlik taşımadığını, TPMK web sitesinde yapılan sorgulamada "..." ibareli pek çok tescilli marka bulunduğunu, dolayıyla genel bir sıfat olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile, davalı adına TPMK nezdinde 2020/72219 numara ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemlerin reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-davacının ...’in ürettiği ve marka tescillerini yaptığı ürünlerin büyük bir çoğunluğunun “...” ibaresi ile başladığını, Yargıtay 11. HD’nin ölçütleri ışığında “...” ibaresi ile başlayan markaların, davacı vekil edenleri lehine seri marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Davalı ... Tekstil A.Ş.’ne ait ve her biri 23.sınıfta yer alan; 2020/72219 tescil no’lu ”...”, 2020/72218 tescil no’lu “...”, 2020/72217 tescil no’lu “...”, 2020/59331 tescil no’lu “...”, 2020/02189 tescil no’lu “...”, 2020/02187 tescil no’lu “...”, 2019/127872 tescil no’lu “...” ibareli markalarının, davacının tescilli markalarının haklarını ihlal ettiğini, ... isimli davalının, kendi isminden kaynaklanan bir marka türetme yoluna gitmeyip, sektörün en önemli üreticilerinden biri olan ve tanınmış olan davacının marka haklarını ihlal ettiğini, haksız kazanç sağlamaya yönelik kötü niyet de olduğunu, kısmen redde ilişkin verilen kararın hatalı olduğunu, yeniden farklı bir bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedildiğini, -İplik üretim sektöründe “...” ismi ile haklı bir tanınırlığı olan davacının ürünlerinin cins ve çeşitlerine göre aldığı ve “...” ile başlayan markalarının, piyasada sahip oldukları tanınmışlık nedeniyle yüksek ayırt ediciliğe sahip markalar olduğunu, Davalı şirketin, davacının bu özelliklere sahip markalarının tanınırlık ve ayırt edicilik özelliklerinden faydalanma amacıyla, davacının marka haklarını ihlal ettiğini, davacının her markasının karşılığında bulunan davalı markalarının aynı tür ve özelliklerdeki ürünleri içerdiği, davacı ürünlerinin söylemsel ve görsel özelliklerini çağrıştırdığı, sözcük anlamları ve çağrışımlarının benzer olduklarının açıkça görüldüğünü, Davacının diğer 6 adet markasının da davalının diğer 6 adet markaları tarafından gerek okunuşları ve anlamları gerek davacının seri markalarının benzerleri biçiminde olmaları nedenleriyle; marka haklarının ihlal edildiğini, davanın kısmen reddine ilişkin mahkeme kararının bu kısmının kaldırılmasına , davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Bilirkişi heyeti tarafından 25.07.2022 tarihli olarak düzenlenmiş olan bilirkişi raporu esas alınarak işbu istinaf talebine konu usul ve yasaya aykırı hüküm tesis edildiğini, ancak işbu kararın tesisi sırasında taraflarınca bahse konu rapora karşı haklı itirazları gözetilmeksizin işbu kararın tesis edilmiş olduğunu, hükme esas raporun bilhassa son kısmında "..." ve "..." adlı markalara ilişkin karıştırılma ihtimali bulunduğuna ilişkin tespitinin raporun geri kalında yer alan tespit ve değerledirmelerle çelişki barındırdığını, Bilirkişi heyetince yapılan tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda uyuşmazlık konusuna ilişkin "... "..." ibaresi İngilizce "Çok" anlamına gelen bir sıfat olup, tekstil sektöründe de polyesterin kısaltması olarak kullanılmaktadır... ... ibaresi bir markada esas unsur değil, yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Yardımcı unsurlar ise korumaya dahil değildir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan marka araştırması yapıldığı zaman 23.sınıfta "..." ile başlayan 128 tane markanın bulunduğu görülmektedir..." şeklinde bir değerlendirme yaptıktan sonra uyuşmazlık konusu 7 markanın 6'sının esas unsurlarının farklı olduğunu bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığını ifade etmişse de "..."-"..." markaları için ise işitsel benzerlikten bulunması sebebiyle karıştırılma ihtimali bulunduğu yönünde bir değerlendirmede bulunulmuşsa da işbu değerlendirme raporun geri kalanında ki tespit ve değerlendirmeler ile çelişmekte olduğunu, -... ibaresinin İngilizce karşılığının Çok anlamına gelmesi gibi "..." ibaresinin de İngilizce karşılığının serin, soğuk anlamları taşıdığını, her iki kelimenin de tasvir edici, sıfat niteliği taşıyan kelimeler olduğunu, davacı tarafça korunması talep edilen marka olan "..." ibareli marka, bir markanın sahip olması gereken özgün nitelikte bir esas unsura sahip olmayan, yardımcı unsur vasfında herkesçe kullanılabilecek sıfat nitelikli iki kelimenin birleşimi ile oluşturulmuş bir marka olduğunu, davacı tarafça sıfat niteliğini haiz kelimeler ile oluşturulmuş marka adının herkesçe kullanılma vasfını haiz kelimeler yönünden davacı tarafa korunması gereken bir hak ihdas etmeyeceğini, davacı firmanın markası olan "..." markasının esasında iki tane yardımcı unsur barındırdığını, bilirkişi raporu ve bilhassa yukarıda alıntılanan kısımlar doğrultusunda davacı firmanın markasında yer alan hem ... ibaresinin hemde ... ibaresinin bir markanın esas unsuru olabilecek nitelikte özgün ifadeler olmadığını ancak yardımcı unsurun tanımında yer alan ayırt edici nitelik taşımayan ve kamuya ait ifadeler olduğunu, ... ibaresi tekstil sektörünün ham maddelerince biri olan Polyester kumaşın kısaltması olarak koruma kapsamında değil iken ... ifadesi ise bir sıfat olarak koruma kapsamında olmayacağını, -hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... markası ile müvekkili şirkete ait ... markasının işitsel olarak benzer olduğu yönündeki tespitin kabulü mümkün olmamakla birlikte bir an için aksi varsayımda dahi davacı tarafın dava dilekçesi ve sonraki dilekçelerinde ifade ettiği üzere ... markasında yer alan ... ve ... ibaresi tamamen İngilizce kelimeler üzerine kurulmuş olduğunu, telaffuzlara ilişkin eksik ve hatalı değerlendirmelere ek olarak daha öncede ifade edildiği üzere davacı şirketin markası olan ... isimli markanın ... ve ...(Türkçe karşılığı soğuk,serin) ibarelerinin her ikisininde sıfat olarak tasvir edici nitelikte olduğu ve bir markanın taşıması gereken özgün bir isim barındırmadığı hususu karşısında davalı müvekkili şirketin markasında yer alan CUL ibaresinin hiçbir dilde karşılığının olmadığını, özgün bir nitelik taşıdığını, tasvir edici bir sıfat olarak nitelendirilemeyecek olduğunu, ayırt edici ve kamuya ait bir ifade olmadığı da açıkça ortada olmakla bir markanın esaslı unsuru olduğunu, davanın tamamen reddi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... ibareli 128 adet daha markanın TPMK kayıtların 23.sınıfta yer aldığı tespit edilerek ... ibaresinin ayırt edicilik fonksiyonun düşük olduğu gerekçesi davanın kısmen reddine karar verildiğini, polyesterin kısaltma olarak ... şeklinde ifade edilmekte olduğunu, kararın red kısmının doğru olduğunu davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava konusu uyuşmazlık, davalı adına TPMK nezdinde 2020/72219, 2020/72218,2020/72217, 2020/5933, 2020/02189,2020/02187 ve 2019/127872 numara ile tescilli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemlerine ilişkindir. Mahkemeye sunulan 25/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; "..." ve "..." markaları arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu, diğer markalar yönünden karıştırma ihtimalinin bulunmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir.Dosya kapsamına göre, sunulan bilirkişi raporları incelendiğinde, davacıya ait "..." ve "..." ibareli markalarının 23. sınıf kapsamında uzun süredir tescilli olduğu, markanın davacı tarafından yaratılıp, iplik sektöründe bilinir hale geldiği, davalı tarafın her biri 23.sınıfta yer alan; 2020/72219 tescil no’lu ”...”, 2020/72218 tescil no’lu “...”, 2020/72217 tescil no’lu “...”, 2020/59331 tescil no’lu “...”, 2020/02189 tescil no’lu “...”, 2020/02187 tescil no’lu “...”, 2019/127872 tescil no’lu “...” ibareli markalarının da aynı sınıfta tescilli olduğu , her iki markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, markalar arasında esas unsur yönünden benzerlik olduğu gibi sınıfsal benzerliğin de söz konusu olduğu, ancak ... ibaresinin ingilizce çok anlamına geldiği ve ülkemizde anlamı çok bilinen bir “...” ibaresinin tekstil sektöründe polyester kumaşın kısaltması olarak da kullanıldığı, dolayısıyla bu ibarenin tekstil sektöründe ayırt ediciliği düşük , tanımlayıcı bir ibare olması nedeniyle kullanımının kimsenin tekeline bırakılamayacağı, her ne kadar davacının "..." ibareli markalarının uzun süredir yoğun kullanımla sektörde ayırt edicilik kazandığı anlaşılıyorsa da davacı markasının tanınmış marka statüsünde olduğunun ispatlanamadığı, ayırt ediciliği düşük tescilli olduğu hizmet yönünden tanımlayıcı bir ibareyi marka olarak seçen davacının bu ibarenin başkaları tarafından farklı eklerle marka olarak kullanımına katlanmak durumunda olduğu, davalının "...” markası haricindeki diğer davaya konu markalarının ... ibaresine aldığı ekle davacı markasından farklılaştığı bu nedenle davacının markasına iltibas yaratacak derecede benzer olmadığı ancak "..." markasının davacının "..." markası ile iltibas yarattığı, bu marka yönünden farklılaşmanın sağlanamadığı okunuş olarak da benzer olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı davalı marka tescilinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, tek başına bir markanın aynısı veya benzerinin tescil ettirilmek istenilmesi kötü niyetli marka başvurusu olarak nitelenemez. Zira markanın aynısı veya benzerinin tescil olunmak istenilmesinin müeyyidesi yasada gösterilmiş olup, kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda davalının markasını işlevine uygun şekilde ticari faaliyeti kapsamında kullandığı dikkate alındığında tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiası yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacılar ve davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/12/2022 tarih ve 2021/416 E., 2022/179 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025