T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1092 Esas
KARAR NO: 2025/1674
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/03/2022
NUMARASI : 2020/18 E. - 2022/43 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 1933 yılında Dresden'deki ... tarafından kurulmuş, polyester reçineye dayanan ilk yapıştırıcıları geliştirmiş, ayrıca taş endüstrisi için reaktif reçinelerin önemini ortaya koymuş olup, polyester ve epoksi reçinelere dayalı iki bileşenli yapıştırıcı ve dolgu sistemlerinin geliştirilmesinde ve üretiminde dünya lideri olduğunu, son yıllarda doğal ve yapay taşlar için kapsamlı ve hassas bir şekilde koordine edilmiş bakım programı geliştirildiğini, ürün yelpazesinin, yapı kimyasalları serisindeki yüksek kaliteli sızdırmazlık ürünleri ile desteklendiğini, ayrıca araba tamir ve bakımı için tesviye bileşikleri de iki bileşenli dolgular gibi ürünlerde faaliyet gösterdiğini, ayrıca temizlik, bakım ve kaymayı önleyici profesyonel ürünlerin yanı sıra geniş bir sızdırmazlık ürünleri yelpazesini de içeren ürün gamına sahip olduğunu, davacı şirkete ait Türk Patent nezdinde 2001/09674 no ile (1). Sınıftaki emtialarda tescilli ... ibareli marka ile davalı adına 19.01.2015 tarih ve 2014 28270 numara ile tescilli “..." ve 19.01.2015 tarih ve 3 2014 28266 numara ile tescilli “..." markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzerdir olup birebir aynı ürün/hizmetler için tescil ettirildiğini, markalar arasındaki görsel ve fonetik açıdan tüketici nezdinde karışıklığa sebep olabileceğini, davacıya ait «...» markası ile dava konusu «...» ve «...» markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı başvurusunun konusu olan işareti, davacının seri markalarından biri olduğu izlenimine kapılmaları kaçınılmaz olduğunu, işletmesel köken olarak bağlantılı olduğu imajının yaratılacağını, bu nedenle sözkonusu markaların hükümsüz kılınması gerektiğini, davacı şirkete ait marka 01. Sınıf ürünlerde tescilli olup, davalı şirkete ait hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep edilen markaların ise davacı şirketin markası kapsamında yer alan 01. Ürünler ve bu ürünlerin satışına ilişkin 35. Sınıf hizmetler için tescilli olduğunu, dava konusu marka, davacı markası ile aynı, aynı tür, benzer ve ilişkili mal/hizmetler için tescil edildiğini, ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ve seri marka izlenimi yaratan taraf markalarının birebir aynı ve ilintili sınıflarda tescilli olması da, markaların halk tarafından karıştırılması, davalı markasını taşıyan aynı/benzer ürünlerin davacı şirkete ait olduğu zannıyla davalı ürünlerinin satın alınması veya bağlı şirketler olduğunun düşünülmesi sonucunu doğuracağını, davacıya ait markanın kapsadığı ürünler ile aynı ve ilintili ürün/hizmetler için tescilli olan davalı markaları ile davacı markası aynı/benzer yerlerde satışa sunulacağından orta düzeyde tüketici tarafından karıştırılmaları kaçınılmaz olacağını, tüketicinin söz konusu ürünü/hizmetleri birbirinin yan ürünü/hizmeti sanması da son derece mümkün olduğunu, davacıya ait markanın 6769 sayılı smk’ nın 6/5’inci maddesi anlamında tanınmış marka olup SMK.nun 6. Maddesinin 5. fıkrası, bir markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği ve bir markanın itibarına zarar verilebileceği durumlarda, sonraki marka başvurusunun farklı tür mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedileceğini hükme bağlandığını, TRİPS Anlaşmasında yer alan, “tanınmış markaların başka işletmeler adına farklı mal ve hizmetler için de tescilini engelleyen” maddesi ile bu koruma genişletilmiştir. Bu hükümlerle de, tanınmış marka sahiplerinin, markalarının aynısı ya da benzerinin, bir başkası tarafından farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile tescilini önleyebilecekleri açıkça desteklendiğini, dolayısıyla tanınmışlık kriteri; kendi sektörünü aşan bir tanınmışlığa sahip davacı markaları bu gereği tam olarak karşıladığını, sonuç olarak, marka olarak benzerliğinin yanı sıra kapsadığı ürün/hizmetler de birebir aynı olan ve bu nedenlerle halk tarafından tanınmış marka ile ilişkilendirilecek ve tanınmış markanın itibarının istismar edilmesi sonucunu doğuracak olan dava konusu markaların, davacıya ait marka ile mal ve hizmet benzerliği gözetilmeksizin dahi hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini, dava konusu “...” ve “...” markalarının kötü niyetli olarak tescilinin talep edildiğini, davalı firma ile davacının aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının davacıya ait markalardan haberdar olmamasının mümkün olmadığını, buna rağmen dava konusu marka için onca seçenek arasından bir marka seçmek yerine davacıya ait markalara çok benzer bir markayı aynı sınıflarda tescil ettirmeyi tercih ettiklerini, Davalı şirketin ticaret unvanının kök unsuru olan ... ibaresi davacı şirkete ait tescilli ... markaları ile iltibas yarattığından davalı şirketin ticaret unvanının da ticaret sicilinden terkininin gerektiğini, davalı şirkete ait ticaret unvanında da, davacı şirketin ... markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ... ibaresini asli unsur olarak barındırdığını, davalı şirketin ticaret unvanı ... şeklinde olup, davacı şirkete ait markalar ile davalı şirketin ticaret unvanının ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, ayrıca davacı markasının ilgili olduğu sektör ile gösterdiği sektörün aynı/benzer olması sebebiyle aralarında bağlantı kurulması, başka bir ifade ile iltibas kaçınılma olduğunu, bu nedenle tanınmış bir şirket olan davacının tescilli markası ile çok benzer esas unsurları içeren bir ticaret unvanının, davacı şirketin üretiminde olan marka ile iltibas oluşturarak, sanki davacı şirket ile bağlantı varmış gibi algılanarak, davacı şirketin bunca yıldır büyük emek sarf ederek oluşturduğu itibarını zedeleyebileceği gibi, bu büyük itibardan haksız olarak davalı şirketin yararlanmasına da sebebiyet verebileceğini, ayrıca davalı tarafın ticaret unvanının amaç ve konusu dikkate alındığında, davacı markası ile neredeyse aynı kullanım alanlarını kapsadığını, , davalı yanın müvekkile ait '...' markası ile iltibas yaratacak bir unvan seçmesi haksız rekabet fiilini meydana getirmekle birlikte karşı tarafın kötü niyetini yansıttığını, 6102 sayılı kanunda; her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi davranması gerektiği düzenlendiğini, basiretli bir iş adamı ticari faaliyetlerinde gerekli tedbir ve özeni göstermekle yükümlü olup, ticari faaliyetleri sırasında haksız rekabeti önlemek için gerekli tedbirleri alıp almadığı da özen ölçütü dikkate alınarak saptanacağını, davalı taraf basiretli iş adamının göstermesi gerektiği özen ve dikkati göstermemiş aksine haksız ve kötü niyetle hareket ederek müvekkil markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerini ticaret unvanı ve markasında kullandığını, Türk Ticaret Kanunu’ nun 54. maddesinde yer alan “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” ve takip eden 55. maddesinin 5. bendinde yer alan “ Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek” fillerinin haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin hükümlerine de açıkça aykırı olduğunu, Bu nedenlerle; 19.01.2015 tarih ve 2014 28270 numara ile tescilli “..." ve 19.01.2015 tarih ve 2014 28266 numara ile tescilli “..." markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ve davalının ... ticaret unvanının sicilden terkini karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... mermer sektörünün önde gelen kimya firmalarından biri olup mermer sektörünün ihtiyaçlarını karşılama ve sektöre yenilik katma açısından rakipsiz olduğunu, 2013 yılında enerji sektöründe rüzgar tribünlerinin kanatlarının yapımında kullanılan kompozitlerin üretimi için yurt dışından aldığı knowhow ile İstanbul Sancaktepe’de 5000 m2 lik modern tesisimizde modifiye epoksi sistem ve sertleştiricilerinin üretimine başlayan ... Kimya A.Ş. ile tescilli markası ... markası ile hizmet verdiğini, modifiye epoksi sistem ve sertleştiricinin üretimini yapan davalının ... A.Ş ile tescilli markası ... markası ile hizmet verdiğini, Türk mühendisler tarafından formüle edilmiş mukavemeti üst seviyede yüksek U.V. dayanımlı ve son derece düşük vizkoziteye sahip ürünleri ... ... serisi olarak mermercilerin işini kolaylaştırarak sektörün hizmetine sunduğunu, davacının davalının tescilli markasını kötüniyetli tescil ettirdiğine ilişkin somut verileri ortaya koyarak iddiasını ispatlayamadığını, ticaret sicil kayıtları ile sabit olduğu üzere davalının uzun yıllardır faaliyet göstermekte olan bir şirket olarak ticari hayatta aktif rol almakta ve uzun yıllardan bu yana ürün kalitesi ve müşteri memnuniyetine son derece önem vererek büyümüş ve büyümeye devam etmekte olan köklü bir firma olduğunu, davacıların isminden yararlanma gibi bir gayesinin olmadığını, buna ihtiyacının olmadığını, markalarını 2013 yılından bu yana fiilen kullandıklarını, taraf markalarının görsel ve işitsel benzer olmadığını,davalının markası ile iltibasa mesnet gösterilen markaların tamamıyla birbirinden farklı olup ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, davalının markası lacivert beyaz zemin üzerine zıt olacak şekilde a harfi lacivert ve poks hecesi ise beyaz zemin üzerine harfler ile ... ve ... ibarelerinden oluştuğunu, ve en önemlisi a harfi büyük puntolarla ve ayrı olarak yazılmış olup poks ve ... ayrı olarak yazılmış a büyük puntolu harf olarak ve şekil ve renk olarak pokstan ayrı bir şekilde göze çarptığını, ortalama bir tüketici baktığında markanın büyük a harfi ve logosu olduğu izlenimini duyacağını, iltibasa gerekçe gösterilen marka ise beyaz zemin üzerine düz siyah büyük harflerle “...” yazılması ile oluşturulduğunu, markaların görsel benzerlik değerlendirmesinde markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalı markası ile davacı marka arasında yazılış olarak farklı oldu gibi esasen a harfi büyük ve ayrı bir şekilde ve ön plana çıkmakta ve en önemlisi davalı markasında ayrıca şekil ve logo bulunduğunu, görsel benzerlik değerlendirmesinde markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalının markası ise davacının markalarından gerek kelime olarak, gerek şekil olarak gerek sesçil gerekse de kavramsal olarak tamamen farklı olduğunu, kompozisyonları bütünsel olarak değerlendirildiğinde aralarında hiçbir benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaları akıllarında kaldıkları kadarıyla hatırladıkları ve bilimsel gerçekler gereği akılda kalma olgusunun daha çok görsel algıya dayalı olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu markalarla karşı karşıya kalan tüketicilerin markaların birbirleri ile ilgisi olmadığını yahut işletmeleri arasında bir bağlantı olmadığını hemen anlayacaklarını, markalar arasında karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde hedef tüketici kitlesinin de dikkat düzeyinin esas alınması gerektiğini, taraf markalarının kullanıldığı ürünlerin potansiyel müşterisi vasat düzeydeki tüketici değil, uzman alıcı grubu olduğunu, özel alıcı grubunun veya uzman alıcı grubunun ortalaması dikkate alınması gerektiğini,davacı yanın kötü niyet iddiaları yerinde olmayıp davalının marka başvurusu yaptığı sıradaki kötü niyeti ispat edilmesi gerektiğini, davalının ticaret unvan tescili 05/12/2013 tarihinde olup, marka tescil başvurusu tarihinin 2014 yılına dayandığını, marka hükümsüzlük ve ticaret unvan terkini talebi konusunda sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığını, davacı yanın müvekkilden 2011 yılında haberdar olduğuna ilişkin beyanları kötü niyetten öteye gidemeyeceğini, ticaret sicilinin aleni olduğunu, davalının yapmış olduğu başarılı projelerle piyasada hatırı sayılır bir yer edindiğini, ticaret unvanını 2013 yılında tescil ettirmiş ve o günden bu yana nizasız ve fasılasız olarak ticaret unvanını ticari işlerinde kullandığını, davanın davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Dosya içerisine alınan bilirkişi raporları, kayıt ve belgeler, sicil dosyaları,taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davacı şirketin Almanya da 1933 yılında kurulup Taş ve Oto kimyasalları alanında hizmet verdiğini, TPMK nezdinde 2001/09674 numaralı ... ... ibareli markanın 01. Sınıfta tescilli sahibi olduğunu. Davacı marka'nın tanınmış marka statüsünde olduğunu belirterek davalı atına tescilli 2014/28270 ve 2014/28266 numaralı ... ve ... ibareli markaların davacı markası ile birebir aynı olduğunu bu benzerlik sebebi ile markaların karıştırılma ihtimali olduğunu. Davalı marka tescillerinin kötü niyetli tescil edildiğini belirterek SMK.nın 6/1,6/5 ve 6/9. Maddeleri uyarınca davalı adına tescilli davaya konu markaların hükümsüzlüğü ile yine tavalı ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin terkinine karar verilmesini talep ettiği. Davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği. Mahkememizce aldırılan 22/02/2021 tarihli kök raporda; davalı markalarının 1. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı ve 35. Sınıfta yer alan 1. Sınıftaki emtia hizmetleri bakımından benzer olan hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ayrıca davacı markasının tanınmış marka olmadığı yönünde görüş bildirildiği. Buna göre de davacı şirketin 2001/09674 numaralı ... ibareli markanın 01. Sınıfta tescilli sahibi olduğu. Davalının ise davaya konu 2014/28270 numaralı ... markasının 01,35. Sınıflarda ve 2014/28266 numaralı ... markasının 01.35. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu. Davalı markalarının tescil tarihlerinin 04/04/2014 yılı olduğu, Bültende yayınlanma tarihinin ise 30/03/2015 tarihi olduğu, dava tarihinin ise 16/01/2020 yılı olduğu. Buna göre; davacının, davalı markalarının tescilinden haberdar olması gerektiği veya haberdar olup olmadığı yönünden yapılan değerlendirmede, 5 yıllık sessiz kalma sebebi ile hak kaybının oluşmadığı, markalar arasında SMK.nın 6/1.MADDESİ uyarınca yapılan incelemede, davacı markasının ..., DAVALI markalarının ise ... ve ... ibaresinden oluştuğu, davalı markalarının tescil kaydı incelendiğinde 2014/28266 numaralı markanın A mavi fon içerisinde beyaz renkle ... ibaresi ise A harfinden ayrı bir şekilde beyaz fon içerisinde mavi şekilde yazılıp tescil edildiği. Tarafların ortak olarak 01. Sınıfta yer alan emtialar bakımından tescilli olduğu, davalıya ait 2014/28270 numaralı markanın ise A büyük harfle Mavi fon içerisinde beyaz renkte, ... ibaresi ise A harfi ayrı bir şekilde beyaz fon içerisinde Mavi renkle yazılmış olduğu, taraflar arasındaki markaların fonetik yönden ortak olarak ... hecesi ile sona ermesi sadece davacı markasında davalı markalarından farklı olarak A harfinden sonra KE harflerinin bulunduğu bu yönü ile fonetik yönden benzerliğin olduğu,özellikle markanın telaffuz edilmesi halinde markalar arasında bir bağ olabileceği ihtimalini uyandırdığı, tüketiciler nezdinde aynı firmanın markalarıymış gibi algılanabileceği, yine taraf markalarının ortak olarak 01. Sınıfta benzer emtialarda tescilli olmaları sebebi ile davacının markasının 2001 yılında tescil edilmiş olması, davacıya nazaran marka üzerinde gerçek ve üstün hak sahibi olması, içerisinde sektör bilirkişisinin de yer aldığı bilirkişi heyeti tarafından bu benzerliğin tüketiciler nezdinde karışıklığa sebebiyet verebileceği anlaşıldığından tarafların ortak olarak tescilli olduğu, 01. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı ile 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları el verişli bir şekilde görmesi ve satın alması için sanayide bilim sahasında fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcıların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler parekende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog vb. Diğer yöntemler ile sağlanabilir) " hizmetler bakımından markalar arasında iltibas tehlikesi nedeni ile kısmi olarak SMK. nın 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu ve bu yönde davanın kabulüne karar vermek gerektiği. Tanınmışlık bakımından yapılan incelemede ise, davacı markasının ilgili olduğu sektörde değerlendirilerek tanınmış olup olmadığı yönünde sektör bilirkişisince yapılan değerlendirmede; davalı markalarının tescil tarihi itibari ile tanınmış marka statüsünde olmadığı belirtildiği. Mahkememizce de bu hususun teknik uzmanlık gerektiren hususlardan olması sebebi ile tanınmışlık iddiası bakımından hükme esas alınarak tanınmışlık tespit edilemediğinden bu yöndeki hükümsüzlük taleplerinin reddine karar vermek gerektiği. SMK.nın 6/9maddesi uyarınca, talep edilen kötü niyetli tescil sebebi ile hükümsüzlük iddiası yönünden ise asıl olan iyi niyet olup, kötü niyeti iddia edinin ispat etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından davacı şirketin ... ve ... markasını seçmesinin tesadüf olamayacağını, davacı markasının şöhretinden yararlanmaya yönelik kötü niyetli tescil olduğu iddia edilmiş ise de mahkememizce markalar arasında kısmi yönden olsa da benzerlik tespitinde bulunulmuş, fakat bu benzerliğin tek başına kötü niyetli tescil iddiasını kanıtlamayacağı davalının marka tescillerinin özellikle yazılış ve şekil bakımından davacı markalarından uzaklaşılmaya çalışıldığı. Yine davacı markasının tanınmış marka da olmadığı markalar arasındaki salt kısmi benzerliğin tek başına kötü niyet iddiasını ispat edemeyeceği, bu nedenle mahkememizce kötü niyetli tescil oluştuğu yönünde kanaat hasıl olmadığından bu yöndeki talebinde reddine karar vermek gerektiği. Davalı şirketin ticari unvanında yer alan ... ibaresinin davacının marka hakkına iltibas teşkil ettiği sebebi ile terkinine ilişkin talep incelendiğinde davalı şirketin ticari sicil kayıtlarına göre 05/12/2013 yılında tescil edildiği, dava tarihine göre yaklaşık 6 yıl 2 ay'lık süre zarfında tescilli olduğu, davalı şirketin bu ticari unvanı ile faaliyetine başlayıp yatırımlar yaptığı ve bu unvanla bu süre zarfında faaliyette bulunduğu esas itibari ile marka ile ticari unvanın fonksiyonları farklı olup davalı şirketin 2013 yılından beri davaya konu ticaret unvanı ile faaliyette bulunduğu, tarafların davacının iddiasına göre de benzer ticari alanlarda faaliyet gösterdiği bu sebeple davacının, davalı ticari unvanından haberdar olduğu veya olması gerektiği yaklaşık 6 yıldan fazla bir süredir bu unvanla faaliyet gösteren davalı şirketin ticari unvanının terki halinde hak kaybı oluşturacağı gibi bu süre zarfında ileri sürülen ticaret unvanın terki talebinin de iyi niyetle bağdaşmayacağı anlaşıldığından bu talep yönünden de davanın reddine karar verilerek neticeten davanın kısmen kabul kısmen reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Davalı adına tescilli 2014/28270 numaralı ... ibareli markanın 1. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı ve 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları el verişli bir şekilde görmesi ve satın alması için sanayide bilim sahasında fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcıların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler parekende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog vb. Diğer yöntemler ile sağlanabilir)" emtiaları ve hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, 2-Davalı adına tescilli 2014/28266 numaralı ... ibareli markanın 1. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı ve 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları el verişli bir şekilde görmesi ve satın alması için sanayide bilim sahasında fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcıların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler parekende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog vb. Diğer yöntemler ile sağlanabilir) " emtiaları ve hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, 3-Ticari unvanın terki talebi yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -gerekçeli kararda ticaret unvanının terkini davasının ise yaklaşık 6 yıl sonra açılmış olduğu, müvekkilinin markası ile davalının unvanları arasında bir iltibas olduğuna ilişkin bu kadar uzun bir süre içinde taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davacının 6 yıl gibi bir süre sessiz kalmasının da hak kaybı oluşturacağı tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait «...» markası ile davalı yanın «...» ve «...» markaları karşılaştırıldığında müvekkili adına tescilli bulunan “...” markasında yer alan “k” ve “e” harflerinin çıkarılarak oluşturulduğu, markaların son kısmında yer alan «...» ve «poksı ibarelerinin «x harfinin Türkçe'de «ks» olarak okunması nedeniyle de birebir aynı olduğu dolayısıyla dava konusu markaların müvekkiline ait markanın serisi olduğu izlenimi uyandıracak nitelikte olduğu gerek bilirkişi raporlarında gerek yerel mahkeme kararında tespit ve beyan edildiğini, dava konusu ... ve ... ibareli markaların asli unsurunun kelime unsuru olduğunu çünkü tüketicilerin şekil unsurundan ziyade kelime unsuruna odaklandığını, Davalıya ait markalar kapsamında 1. sınıfta yer alan “Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcılar” emtiasının, daha geniş bir kategorisi olarak müvekkili markasında yine 1. Sınıfta “Sanayide kullanılan yapıştırıcılar, özellikle inşaat sektöründe, doğal ve suni taşlarla, metal işlerinde ve plastik işleme sanayinde, otomobillerde ve tekne yapımında kullanılan epoksi reçine esaslı yapıştırıcılar, tutkallar.” şeklinde yer aldığını ve aynı tür kabul edileceğini, bunun dışında ... markası kapsamında yer alan emtialar, davalı markası kapsamında 1. sınıfta yer alan "Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler." ile benzerlik arz ettiğini, Davalı markaları kapsamında yer alan 35. Sınıfa gelince, bu sınıf belirli malların satışıyla ilgili perakende hizmetleri içermekte olup, müvekkili markası kapsamındaki 1. sınıf emtianın satışı ile ilgili olduğundan ilintili kabul edildiğini, -yerel mahkeme kararında müvekkili şirketin markasının tanınmışlığa ilişkin yeterli veri bulunmadığına dair kanaatlerine katılmanın mümkün olmadığını, Müvekkili AKEMI Chemisch Technische Spezialfabrik GmbH şirketinin 1933 yılında Almanya'nın Dresden kentinde ... tarafından kurulduğunu, müvekkili şirketin sektörün kurucusu olduğu gibi o tarihten bu yana polyester ve epoksi reçineleri bazlı 2 bileşenli yapıştırma ve doldurma sistemlerinin geliştirilmesinde ve üretiminde dünya lideri olduğunu, müvekkili markasının sektörün dünya çapında öncü ve en tanınmış markalarından olduğunu,davalının dünyaca tanınmış markaları bilmiyor olmasının mümkün olmayan davalı şirketçe tescil ettirilen dava konusu markaların ve ticaret unvanının tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli hareket etmesi sebebiyle davalının ticaret unvanının terkini taleplerinin zamanaşımı gözetilmeksizin değerlendirmeye alınması gerektiğini, mahkemenin davalı tarafın ticaret unvanını tescil etmesinde kötü niyetli olup olmadığına ilişkin bir inceleme yapmadığını, bu nedenle dahi kararın bozulması gerektiğini, tanınmış bir şirket olan müvekkilinin tescilli markası ile çok benzer esas unsurları içeren bir ticaret unvanının, müvekkili şirketin üretiminde olan marka ile iltibas oluşturarak, sanki müvekkili şirket ile itibarını zedeleyebileceği gibi, bu büyük itibardan haksız olarak davalı şirketin yararlanmasına da sebebiyet verebileceğini, Davalı tarafın ticaret unvanının amaç ve konusu dikkate alındığında, müvekkilinin markası ile neredeyse aynı kullanım alanlarını kapsadığını, Müvekkile ait ... markası, 01. Sınıfta “Sanayide kullanılan yapıştırıcılar, özellikle inşaat sektöründe, doğal ve suni taşlarla, metal işlerinde ve plastik işleme sanayinde, otomobillerde ve tekne yapımında kullanılan epoksi reçine esaslı yapıştırıcılar, tutkallar" için tescilliyken Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde kayıtlı olan davalı şirketin amaç ve konusunda “ c-Her türlü sınai, zirai ve ticari amaçlarla kullanılan organic ve inorganic kimyasal maddelerle, oto ve sanayi yağları, reçine, boya, tiner ve sair incelticiler, zamklar, kimyasal katalizörler, kimyevi maddeler ile gübrelerin ilk ve yardımcı unsurlarının üretimini, fason işçiliğini yapmak, yaptırmak, alımını, satımını, ithalat ve ihracatını, komisyonunu, dağıtım ve pazarlamasını yapmak...” şeklinde açıklama yer aldığını -davalı yanın müvekkile ait '...' markası ile iltibas yaratacak bir unvan seçmesi haksız rekabet fiilini meydana getirmekle birlikte karşı tarafın kötü niyetini yansıttığını, müvekkiline ait ... markasının, Türkiye'de 2001 09674 sayı ile 04.09.2002 tarihinde tescil edildiğini, tescilinden itibaren aktif ve yoğun şekilde piyasada kullanıldığını, ürünlerin kalitesi ve güvenilirliği nedeni ile de tüketici tarafından tercih edilen ve müvekkili şirket ile özdeşleşmiş hale geldiğini, Davalı şirketin 2014 28270 numaralı “..." markasının 19.01.2015 tarihinde ve 2014 28266 numaralı “..." markası da 19.01.2015 tarihinde tescil edilmiş olmakla birlikte ticaret unvanının da 2013 yılında tescil ettirdiğini, Müvekkili şirketin konumu gereğince karşı tarafın bu markaların oldukça benzerini seçiyor olmasının tesadüfi değil apaçık kötü niyet olup sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiası değerlendirmeye alınmaması gerektiğini, yerel mahkemenin ticaret unvanını kötü niyetle tescil ettirmiş olması sebebiyle sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmadığını ve yerel mahkeme kararının davalı tarafın ticaret unvanını kötü niyetli tescil edip etmediği değerlendirmeksizin ticaret unvanının terkini taleplerinde ticaret unvanı terkinin davalı tarafın hakkını zedeleyeceği kanaatiyle bu taleplerinin reddi kararı hukuka aykırı olduğundan, davalı tarafa ait ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-müvekkili şirketin yaptığı başarılı çalışmalar neticesinde kurulduğu tarihten beri enerji sektöründe rüzgar tribünlerinin kanatlarının yapımında kullanılan kompozitlerin üretimi için yurt dışından aldığı know-how ile İstanbul Sancaktepe’de 5000 m2 lik modern tesisimizde modifiye epoksi sistem ve sertleştiricilerinin üretimine başlayan müvekkil ... Kimya A.Ş. ile tescilli markamız ... markası ile hizmet vermekte olmasının yanı sıra bulunduğu sektörde öncü ve tanınır bir hale gelmiş olup marka haklarını tescil ile koruma altına almak adına 2014/28270 Tescil Numaralı "..." ibareli şekil ile ... Tescil Numaralı "..." ibareli şekil markaları tescil edildiğini, Müvekkili şirkete ait söz konusu markalar tamamen ayırt ediciliğe sahip bağımsız markalar olmasının yanında davacı yanın hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği markası ile müvekkili şirket markaları iltibas etmedikleri gibi tüketici nezdinde karışıklığa sebebiyet vermediklerini, Müvekkili şirket markasının, lacivert beyaz zemin üzerine zıt olacak şekilde A harfi lacivert ve poks hecesi ise beyaz zemin üzerine harfler ile ... ve ... ibarelerinden oluştuğunu baş harfi olan "A" büyük puntolarla ve ayrı olarak yazıldığını, iltibasa gerekçe gösterilen markanın ise bir işaret markası olup beyaz zemin üzerine düz siyah büyük harflerle “...” ibaresinden oluştuğunu, kelime ve sesçil olarak da farklı olduğunu, müvekkili şirket markalarının 01. ve 35. Sınıfta bulunan emtialar bakımından tescili iken davacı yan markasının kurumun yeni nicelendirmesi doğrultusunda sınıfsız olarak "Sanayide kullanılan yapıştırıcılar, özellikle inşaat sektöründe, doğal ve suni taşlarla, metal işlerinde ve plastik işleme sanayinde, otomobillerde ve tekne yapımında kullanılan epoksi reçine esaslı yapıştırıcılar, tutkallar." emtiaları yönünden tescilli olduğunu, müvekkili şirket markalarının, davacı yanın marka emtialarından farklı olup marka hükümsüzlüğü için aranan esaslı şartlardan biri olan emtia yönünden de taraf markalarının benzer olmadığını, emtiaları tüketen kitlenin de bilinçli bir tüketici tabanına sahip olduğunu,-davacı markasının tanınmış olduğuna dair TPMK nezdinde veya uluslararası alanda bir kayıt bulunmadığını, tanınmışlık iddialarını Türkiye’de ve yurt dışında satış yapılmasına dayandırdığını, ancak tanınmış markanın belirlenmesinde WIPO ve Yargıtay kriterlerinin esas alınarak inceleme yapılması gerektiğini, tanınmışlık kriterlerini taşımadığını,-Davacı şirketin müvekkilinin marka tescillerini gerekçe göstererek müvekkilinin kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, salt "..." markasını ve söz konusu markasının tescilli olduğunu göstererek ve bunun müvekkili şirket tarafından bilinmemesinin imkansız olduğunu söylemek ile kötü niyet ispatlanmış olmadığını, kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının görsel ve işitsel anlamda yüksek derecede benzerlik içerip, aynı ve ilintili mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduklarından 6769 SAYILI SMK'NIN 6/1. maddesinde aranan şartların somut olayda gerçekleştiğini, davalı tarafa ait ibareli markalara mavi renk unsurunun eklenmesi, farklı bir yazı tipi ile oluşturulması veya “A” harfinin büyük harf olarak kullanılarak ayrılması, markayı tüketici algısında ayırt edici kılacak ve müvekkil markasından farklılaştıracak unsurlar olmadığını, markaları tek tek unsurlarına ayırıp analiz etmeksizin bir bütün olarak algılayan ortalama tüketicinin, kelimenin ortasından çıkarılan iki harfe dikkat etmeksizin ... ve ... ibareli markalar ile müvekkiline ait tanınmış ... ibareli markaları karıştırabileceğini, markaların herhangi bir anlam ifade etmemesi nedeniyle anlamsal benzerlik değerlendirmesi yapılmayacağını, görsel ve işitsel benzerliğin oluştuğunu, davalı şirketin daha önce EUIPO nezdinde yapmış olduğu başvuruya karşı müvekkili tarafından yapılan itiraz sonucu, dava dilekçesinde de bahsedildiği üzere, somut olay ile aynı taraf markalarının incelendiği B 2 629 148 sayılı EUIPO kararında da aynı sonuca ulaşıldığını, bir markanın TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka kaydının bulunmamasının, o markanın tanınmış olmadığı anlamına gelmediğini, öncü bir şirket olduklarını, aynı sektörde faaliyet gösterdiği için dünyaca ünlü müvekkili şirkete ait dünyaca tanınmış markaları bilmiyor olmasının mümkün olmayan davalı şirketçe tescil ettirilen dava konusu markaların ve ticaret unvanının tescilinin kötü niyetli olduğunu, davalı tarafın istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı yan tarafından tanınmış markası olduğuna yönelik yapılan açıklamaların hiçbirinin kabulünün mümkün olmadığını, Müvekkili şirket ticaret unvanı ile davacı yan markasının birbirinden farklı olmasının yanında müvekkili şirketin tescilli markası olan "..." ibaresini ticaret unvanının esas unsuru olarak kullanmakta olup marka ve ticaret unvanını uyumlu bir şekilde tüketiciye arz ettiğini ve "..." işaretini gören tüketici ve hedef kitlesinde markasını ve işletmesini tanınırlığını artırmaya çalıştığını, Müvekkili şirkete ait ticaret unvanı “...” iken davacı yanın markası “...” olduğunu, Müvekkili şirketin bununla birlikte tescilli ticaret unvanı üzerinde tekel hakkı elde ettiği ticaret unvanı için marka tescili de gerçekleştirerek marka koruması elde ettiğini, unvan sahibinin ticaret unvanı üzerinde – tescil ettirdiği andan itibaren- tekel hakkına sahip olduğunu, müvekkili şirketin ticaret unvan tescili 05.12.2013 Tarihi, marka tescil başvuru tarihi ise 2014 yılına dayandığını, dolayısı ile davacı yan marka hükümsüzlük ve ticaret unvan terkini talebi konusunda sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığını, TMK madde 2 gereği bir kimseye bir hakkı kullanma süresi sonsuza kadar tanınamayacağını, kötü niyet iddialarını hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla asıl olan iyi niyet olduğundan kötü niyetin karşı tarafça ispatlanması gerektiğini, önceki markayı bilmenin kötü niyeti ispatlamaya yeterli olmadığını, yerel mahkeme tarafından kötü niyet yönünden verilen kararın somut uyuşmazlığa uygun düştüğünü, davacı yan tarafından yapılan istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescilli 2014/28270 numaralı ... ve 2014/28266 numaralı ... markalarının davacının tanınmış marka olduğu, davalının kötü niyetli olduğu markaların benzemesi nedeniyle karıştırılma ihtimali nedeniyle hükümsüzlük davasıdır.Mahkemeden alınan 22/02/2021tarihli bilirkişi raporunda; "Dosya mündericatı dahilinde yapılan incelemelere göre davacının 2001/09674 no ile tescilli markasının 04/04/2014 tarihinde tescil kapsamındaki emtialar için TANINMIŞ MARKA olduğuna ilişkin yeterli veri bulunmadığından TANINMIŞ MARKA olmadığı, Davacı markası ... ibaresinin fonetik etkisi ile davalı markalarının ... ve ... ibarelerinin fonetik etkisinin yakın olduğu, markaların fonetik olarak benzer olduğu, şeklen farklılıklar olmasına rağmen bu farklılıkların davalı markalarını davacı markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, Taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı orta düzeydeki tüketici kitlesine hitap eden ürünler ve hizmetler olduğu, sözkonusu orta düzeydeki tüketici kitlesinin bir malı seçmede ayırdığı zaman, dikkat düzeyi düşünüldüğünde iltibasa düşme ihtimallerinin çok yüksek olduğu, davalı markalarının davacı markasının seri markası olarak düşünebilecekleri, iltibasa düşme ihtimallerinin mevcut olduğu, Mal ve hizmetlerin ayniyeti ve benzerliği açısından yapılan değerlendirme sonucunda ise; davalı markalarının tescil kapsamındaki 1. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı için ve de 35.sınıfta yer alan “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcıların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetleri açısından kısmen hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, Davalının, davacı ile yukarıda da arz edildiği üzere aynı sektörde faaliyet gösterdiği, basiretli tacir olarak birbirlerinden ve faaliyetlerinden haberdar olmaları gerektiği, tescil kapsamları ve davalının kullanımları da gözününe alınarak mevcut verilere göre kötü niyet olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi hakkındaki nihai takdirin ve hukuki yorumun Sayın Mahkemenize ait olduğu , İş ticaret unvanının terkini davasının ise yaklaşık 7 yıl sonra açılmış olduğu, davacı tarafın markası ile davalının unvanları arasında bir iltibas olduğuna ilişkin bu kadar uzun bir süre içinde taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davacının 7 yıl gibi uzun bir süre sessiz kalmasının da hak kaybı oluşturacağı" yönünde rapor mahkememize sunmuşlardır. Mahkemeden alınan 27/09/2021 tarihli ek raporda sonuç olarak; "Dosya mündericatı dahilinde yapılan incelemelere göre davacının ...4 no ile tescilli markasının 04/04/2014 tarihinde tescil kapsamındaki emtialar için TANINMIŞ MARKA olduğuna ilişkin yeterli veri bulunmadığından TANINMIŞ MARKA olmadığı, davacı markası ... ibaresinin fonetik etkisi ile davalı markalarının ... ve ... ibarelerinin fonetik etkisinin yakın olduğu, markaların fonetik olarak benzer olduğu, şeklen farklılıklar olmasına rağmen bu farklılıkların davalı markalarını davacı markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı orta düzeydeki tüketici kitlesine hitap eden ürünler ve hizmetler olduğu, söz konusu orta düzeydeki tüketici kitlesinin bir malı seçmede ayırdığı zaman, dikkat düzeyi düşünüldüğünde iltibasa düşme ihtimallerinin çok yüksek olduğu, davalı markalarının davacı markasının seri markası olarak düşünebilecekleri, iltibasa düşme ihtimallerinin mevcut olduğu, mal ve hizmetlerin ayniyeti ve benzerliği açısından yapılan değerlendirme sonucunda ise; davalı markalarının tescil kapsamındaki 1. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı için ve de 35.sınıfta yer alan “ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcıların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” hizmetleri açısından kısmen hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, Davalının marka başvurularını kötüniyetle yaptığına dair heyetimizde kanaat oluşmadığı ve fakat bu konuda mevcut verilere göre kötü niyet olarak değerlendirilip değerlendirilmemesi hakkındaki ve hukuki yorumun mahkemeye ait olduğu, davalının marka başvurularını kötüniyetli yaptığı hususunda tespit yapması halinde, davalıya ait dava konusu markaların tüm kapsamları dahilinde hükümsüzlüğüne karar verilebileceği, İş ticaret unvanının terkini davasının ise yaklaşık 7 yıl sonra açılmış olduğu, davacı tarafın markası ile davalının unvanları arasında bir iltibas olduğuna ilişkin bu kadar uzun bir süre içinde taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, davacının 7 yıl gibi uzun bir süre sessiz kalmasının da hak kaybı oluşturacağı" yönünde ek raporu mahkememize sunmuşlardır.Davacı taraf istinaf istemine ilişkin olarak; Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı). Sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, MK 2. Madde de düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korumayacağı ilkesine dayandığından, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.Dosya kapsamına göre, davalı şirketin ticari sicil kayıtlarına göre 05/12/2013 yılında tescil edildiği, davacının bu kullanımlardan haberdar olduğu gerekçesi ile ticaret unvanı terk talebinin reddine karar verilmiş ise de, davacının yurt dışında faaliyet göstermesi nedeniyle kullanımdan haberdar olmasının beklenemeyeceği, davalının ticaret unvanının tescil tarihi dikkate alındığında 5 yıldan fazla bir sürenin geçtiği anlaşılıyorsa da, davacının kullanımdan haberdar olduğuna dair dosyada delil bulunmaması nedeniyle sessiz kalma süresinin geçmediği anlaşılmakla unvan terkini koşullarının oluştuğu, buna göre ticaret unvanının terkini yönünden de davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yerinde olmadığından davacının istinaf isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Davalı taraf istinaf istemine ilişkin olarak; Somut olayda,davalı tarafa ait 2014/28270 numaralı ... markasının 19/01/2015 tarihinde 01,35. Sınıflarda ve 2014/28266 numaralı ... markasının 01.35. Sınıflarda tescilli markaları ile davacıya ait 2001/09674 numaralı ... ibareli marka arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, markaların “A” ve “...” ibarelerini içermeleri bakımından benzer olduğu, aralarında bulunan farklılıkların itiraza konu ... ibareli markanın ek figüratif unsurlarında ve önceki markada yer alan ek 'KE' harflerinden ibaret olduğu, ancak, bu farklılıkların ortak unsur olan "..." un neden olduğu genel benzerliği önemli ölçüde etkilemediği, önceki tescilli markanın kelime unsurundan birkaç harfin çıkarılması ve markanın geneline hakim olmayan şekil unsurunun eklenmesi sonucu oluşturulan markaların önceki markadan farklılaşmadığı, davacı markalarının esas unsuru itibariyle tescilli olduğu mallar yönünden ayırt edici olduğu, tanımlayıcı ibare olmadığı her iki markada ortak unsur olan “...” kelimesinin bulunduğu, yine şekil unsurunun davacı markalarının baskın unsuru olmadığı, sınıfsal benzerlik bulunduğu, iltibas bulunduğu, markaların ortalama tüketici nezdinde bütüncül izlenimde benzer algılanabileceği , işletmeler arasında bağlantı kurma ve davalının markasının davacı şirketin seri markalarından biri gibi algılanma ihtimali bulunduğu, davalı markasının, davacı markalarının tescil kapsamındaki benzer ve bağlantılı mallar bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacağı, buna göre hükümsüzlük kararı verilmesinin yerinde olduğu, bilirkişi raporunda belirtilen emtialar yönünden SMK 6/1 maddesi gereği kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/03/2022 tarih, 2020/18 E., 2022/43 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; Davalı adına tescilli 2014/28270 numaralı ... ibareli markanın 1. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı ve 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları el verişli bir şekilde görmesi ve satın alması için sanayide bilim sahasında fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcıların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler parekende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog vb. Diğer yöntemler ile sağlanabilir)" emtiaları ve hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, 5-Davalı adına tescilli 2014/28266 numaralı ... ibareli markanın 1. Sınıfta yer alan emtiaların tamamı ve 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları el verişli bir şekilde görmesi ve satın alması için sanayide bilim sahasında fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Yangın söndürücü maddeler. Kırtasiye, tıbbi ve ev içi kullanım amaçlı olanlar hariç yapıştırıcıların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler parekende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog vb. Diğer yöntemler ile sağlanabilir) " emtiaları ve hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne,
-...'nin ticari unvanının sicilden terkinine,6- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 561,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, 268,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.785,00 TL'nin davanın kabul ve red oranına göre 1/2 'si olan 1.392,50 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre sicilden terkin için 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
7- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,7/b 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 342,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 273,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 542,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,7/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025