T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/696
KARAR NO : 2025/1369
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 16/02/2023
NUMARASI : 2022/140 E. - 2023/35 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 26/02/2021 tarihinde, davalı şirkete ait tasarımın tescili için TPMK'ya başvurduğunu, bu başvurunun TPMK tarafından "tasarımın yenilik arz eden özellikleri kaim olmadığı" gerekçesiyle reddedildiğini, akabinde müvekkili taraından dava dışı şirkete ilgili tasarıma konu ürünün "kapak" kısmını satmaya başladığını, davalı şirket ilgili tasarımın tescilinin kendilerine ait olduğu iddia ederek bu dava dışı şirkete bir ihtarname gönderdiğini, ayrıca müvekkilinin ticari ilişki kurduğu bu şirketin de yine başka bir ürün için tasarım tescili için başvuruda bulunduğunu, ancak davalının bu başvuruya da itiraz ettiğini, davalının söz konusu ihtarname ve itirazlar ile tek amacının plastik sektöründe tekel olma amacı gütmek olduğunu, her türlü ticareti engellemeye çalıştığını, davalı adına 2016/02266 sayı ile tescilli tasarımın yenilik kriterine sahip olmadığını iddia ederek, davalı adına 2016/02266 sayı ile tescilli tasarımın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tasarımcısı olduğu dav konusu "kapaklı karıştırma kalıbı"na ilişkin endüstriyel tasarımların tescil edilmesi için TPMK nezdinde başvurusunu yaptığını ve kurumca bu başvurunun 2016/02266 sayı ile müvekkili adına tescil edildiğini, müvekkili şirketin tasarımcısı olduğu dava konusu tasarıma konu ürünün karlı bir ürün haline gelmiş olması nedeniyle haksız kazanç sağlamayı uman davacının da içerisinde bulunduğu bir kısım firmalar tarafından bu ürünün taklit edilmeye başlandığını, hatta ürünlerin birebir benzerlerinin TPMK nezdinde tescil edilebilmesi için bir takım girişimlerde bulunulduğunu, keşide edilen ihtarname sonrasında müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz ederek sağlamış olduğu kazanç ve menfaatleri kaybetmek istemeyen davacının, tasarım hakkına tecavüz fiillerini gizlemek ve müvekkilinin tasarım tescilini iptal ettirerek haksız kazanç sağlamaya devam etmek amacıyla huzurdaki davayı açtığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Tüm dosya kapsamı deliller, bilirkişi raporu ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu tasarım tescilinin başvuru tarihi itibariyle yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı, ayrıca başka davacı tarafından Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/506 Esas sayılı dosyasına açılan hükümsüzlük davasında da mahkemece davanın kabul edilerek aynı tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı vekili yenilik kırıcı olarak bildirilen ürünlerin fiziken temin edilerek müvekkiline ait ürünlerle karşılaştırmak suretiyle yeniden rapor alınmasını talep etmiş ise de, tasarımın yeni ve ayırt edici olup olmadığının tasarım tescilinde korunan ürünün dış görünüşü olduğundan, işlevinin bir önemi bulunmadığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Bu itibarla dava konusu tasarım tescilinin başvuru tarihi itibariyle yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı anlaşılmakla,"Davacının davasının kabulüne, davalı adına tescilli 2016/02266 tescil nolu tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin haksız ve mesnetsiz olmasına rağmen davanın hiçbir gerekçe ortaya konmaksızın kabulüne karar verdiğini ve bu kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğini, gerekçeli karar başlıklı evrakın hukuki mahiyet itibarıyla gerçek anlamda bir gerekçeli karar olmadığını, mahkemenin gerekçe olarak ortaya koyduğu tek olgunun usuli birçok eksiği olduğu tarafınca ortaya konmuş olan bilirkişi raporuna yapılan atıf olduğunu, Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak yalnızca bilirkişi raporuna atıf yapılmasının Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amaçladığı anlamda gerekçe taşımadığını ve adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, kararın adeta bilirkişi tarafından verilmiş bir karar olduğunu ve yargılama yetkisinin bilirkişilere bırakılamayacağını, İlk Derece Mahkemesince yapılan şekli yargılamanın özü itibarıyla yargılamanın münhasıran hakimlere özgülenmesine aykırı olduğunu ve delillerin mahkeme huzurunda fiziki olarak incelenip tartışılması yönündeki taleplerinin basmakalıp gerekçelerle reddedildiğini, kararın yegane gerekçesi olan bilirkişi raporunun hatalı kabullerle ve eksik inceleme neticesinde hazırlanmış olup hükme esas alınabilme kabiliyeti bulunmadığını, bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların mahkemece hangi gerekçeyle "soyut" olduğunun ortaya konmadığını ve bu durumun peşin kabulle şekli bir yargılama yapıldığını gösterdiğini, dosyaya delil olarak sunulan tasarımlarla müvekkil şirkete ait ürünün tasarımsal olarak kıyaslandığında bazı teknik koşullar haricinde herhangi bir benzerliğinin bulunmadığını açıkça müşahede ettiklerini, ürün fotoğrafları üzerinden dahi bir kıyaslama yapıldığında, Müvekkile ait ürünün ana gövdesinin daha tombul bir açıya sahip olması, taban düzlüğüne geçişin yumuşak olması, ana gövdenin üst kısmında tüketici kullanım kolaylığı sağlayan şerit bulunması gibi tasarımsal farklılıkların apaçık ortada olduğunu ve Müvekkile ait ürünün kapak kısmının iç bükey bir açıya sahip olmasına rağmen, dosyaya delil olarak sunulan ürünlerde bu tasarımsal özelliklere benzer herhangi bir tasarımın bulunmadığını ve bu suretle yenilik ve ayırt ediciliği sağlamaya yeterli derece farklılık bulunduğunu gözlemlediklerini, tüm bu beyanların fiziki inceleme taleplerinin gerekçesiz reddedilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi huzurunda tartışılamadığını ve dava konusu delillerin tartışılmamış olmasının kararın Anayasa'ya aykırı olduğunu gösterdiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu 56. ve 58. maddeleri uyarınca Müvekkilin tescilli tasarımının ayırt ediciliği sağlayan yepyeni bir tasarım olduğunu ve koruma altına alındığını, ancak tüm bu hususlar göz ardı edilerek hazırlanmış bir bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait ürün ile dosyaya delil olarak sunulan ürünlerin benzer olarak algılandıkları ve bu nedenle yenilik ve ayırt edicilik vasıflarını ortadan kaldırdığı kanaati ile Müvekkile ait 2016/02266 tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine dair verilen kararın açıkça hatalı olduğunu ve bozulması gerektiğini savunarak, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; gözle görülür şekilde benzer olan ürünlere ilişkin hakim kanaati tek başına oluşma kabiliyetine sahipken dahi mahkemenin 1'den fazla bilirkişi heyetinden rapor aldığını, tüm raporların taraflarının haklı olduğunu ve söz konusu tescilin hukuka aykırı olarak elde edildiğini gösterdiğini, bahsi geçen tasarımın yenilik kriterine uygun olmamakla beraber tasarım olarak nitelendirilen şekillerin yıllardır plastik kap üretim sektöründe kullanılan ve anonimleşmiş ürünler olduğunu, ürünün yenilik ve ayırt edicilik özelliğini haiz olmadığını, ilk derece mahkemesince verilen kararın doğru olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalı adına 2016/02266 tescil numaralı endüstriyel tasarımın, başvuru tarihi itibarıyla yenilik ve ayırt edici nitelik şartlarını taşımadığı iddiasıyla hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.2016/02266 tescil numaralı tasarımın 17/03/2021 tarihinden itibaren 5 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu ve "kapaklı karıştırma kabı” tasarımı olduğu anlaşılmıştır.-09/01/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davalı tarafa ait 17/03/2016 başvuru tarihli ve 2016/02266 tescil numaralı tasarım ile youtube da bulunan 18.04.2015 tarihli videoda görülen tasarım ile 11.09.2015 tarihli videoda görülen tasarımın ve ....com sitesinde bulunan 13 Ekim 2014 tarihli tasarımın karşılaştırılması sonucu, 2016/02266 tescil numaralı tasarımın karşılaştırılan tasarımlar ile bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer olarak algılandığı , bu sebeple yenilik ve ayırt edici niteliklere sahip olmadığı belirtilmiştir.SMK 56/1 maddesine göre, tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur Bu şartları taşımayan bir tasarımın hükümsüzlüğü talep edilebilir. Hükümsüzlük halleri yasanın 77.maddesi ile düzenlenmiştir. Bir tasarımın yenilik incelemesi yapılırken; tasarımın birebir aynısının daha önce yurtta ve dünyada kamuya sunulmamış olması şartı gerekirken, ayırt edicilik incelemesi yapılırken; seçenek özgürlüğü kapsamında, ürünün nihai kullanım sırasındaki görünümü itibariyle bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.Ayırt edici nitelik araştırması yapılırken farklılıklara bakılmakla birlikte ağırlığın , kıyaslanan tasarımların ortak özelliklerine verilmesi gerekir. Dosya kapsamına göre, davalı adına tescilli 17/03/2016 başvuru tarihli ve 2016/02266 numaralı tasarımın kapaklı karıştırma kabı tasarımı olduğu, 09/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu tasarım ile önceden kamuya sunulmuş görsellerin karşılaştırıldığı, youtube: 18.04.2015 tarihli video ve 11.09.2015 tarihli video ile ....com da yer alan ürün linkindeki 13.10.2014 tarihli paylaşımdaki tasarımlarla dava konusu tasarımın, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenimde benzer olarak algılanacağının tespit edildiği, bu nedenle 2016/02266 sayılı tasarımın 17/03/2016 başvuru tarihinden önce kamuya sunulmuş olduğu , yenilik ve ayırt edici nitelik taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır. Davalı vekili yenilik kırıcı ürünlerin fiziken temin edilip müvekkilin ürünüyle karşılaştırılması ve yeniden rapor alınması yönünde talepte bulunmuş ise de , tasarım korumasının ürünün dış görünüşüne ilişkin olması , ürünün teknik özelliklerinin yada işlevselliğin yapılacak değerlendirmede belirleyici olmadığı ve karşılaştırmanın kamuya sunulan görseller üzerinden yapılmasının yeterli olduğu ,raporun tasarım uzmanı ve bilişim uzmanı bilirkişinin yer aldığı heyet tarafından resen araştırma da yapılarak , gerekçeli ve denetime elverişli şekilde usul ve yasaya uygun düzenlendiği, internet üzerinden yüklenen görsellerin arşiv araştırması ile tarihlerinin belirlendiği bu nedenle somut uyuşmazlık bakımından delil niteliğinin bulunduğu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca aynı tasarıma ilişkin Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/506 E. 2022/39 K. Sayılı hükümsüzlük davası sonunda verilen davanın kabulü yönündeki kararın istinaf incelemesi sonucu Dairemizin 2022/950 E. 2024/2017 K. Sayılı 05.12.2024 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine dair verilen karar 17.01.2025 tarihinde kesinleşmiştir.Bu itibarla davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliğine haiz olmadığı , tasarımının hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu , davanın kabulüne yönelik kararın dosya kapsamı hukuka uygun olduğu , istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddinereddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/02/2023 tarih ve 2022/140 E., 2023/35 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025