T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/781 Esas
KARAR NO : 2025/1377
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/12/2022
NUMARASI : 2022/112 E. - 2022/923 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; alacaklı görünen ... ... AG'nin yetkilisinin ... olduğunu, ...'ın müvekkili ile 20/08/2006 tarihinde resmi nikah olmaksızın evlendiklerini, müşterek çocukları olan 2007 doğumlu ...in davalı şirket yetkilisi ... tarafından tanıma senedi ile tanınarak nüfusuna kayıt edildiğini, alacaklı şirket adına müvekkiline verilen ve her türlü temsil, banka işlemine yetkili kılınan vekaletname bulunduğunu, davalı şirket yetkilisinin işi gereği yurt dışına giderek kalması nedeniyle şirket işlerini yürütmesi için müvekkiline vekaletname verdiğini, davalı şirket yetkilisinin işinde kullanmak üzere araç kiraladığını, bu kiralama işleminide davacı eşi üzerinden yaptığını bu amaçla müvekkilinin ... Rent a Car - ... isimli işletmeciden ..., ... plakalı ve daha plakasını hatırlayamadığı araçları kiralayarak eşine verdiğini, kiralama sözleşmelerini yaparken işletmecinin müvekkilinden aldığı, imzalanmış ancak diğer tarafları boş olan bonoyu kiralanan araçların teminatı olarak elinde tuttuğunu, ... plakalı aracın kira süresi bitince davalı şirket yetkilisi ...'ın işletmeci ...'a teslim ettiğini, ...'ında şikayate konu iş bu icra dosyasından takibe konulan bonoyu müvekkilini telefon ile arayarak "Serap Hanım senedi eşinize teslim ediyorum" diyerek ...'a teslim ettiğini, ...'ında akşam eve geldiğinde "senedi yırttım attım bir daha boş senet verme" diyerek beyanda bulunduğunu, şirket yetkilisini darp etmesi üzerine müvekkilince savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtası ile tedbir kararı aldırıldığını, bunun üzerine şirket yetkilisine 31/12/2014 vade tarihli 21/06/2011 tanzim tarihli müvekkilinin rent a car 'a verdiği davalının da geri aldığı boş bonoyu doldurmak sureti ile İstanbul 7 icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/887 esas sayılı dosyası ile itiraz ettiklerini yine İstanbul 25 Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/390 esas sayılı dosyasında evrakta sahtecilik suçunda davalı hakkında dava açıldığını, şirket yetkilisinin amacının müvekkilinin Ümraniye adresinde bulunan ve icra dosyasından ihale ile alınan evin mülkiyetini davacı üzerinde olması sebebi ile davacının bu evde oturmasını ve tassarruf etmesine yönelik olduğunu, 2018 yılında tarafların anlaşarak protokol düzenlediklerini buna göre evin intiba hakkının davalı şirket yetkilisine devir edileceğini, ...'ında davacının İstanbul 7 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından mal varlığına konulan hacizlerini kaldırılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin protokol gereğince şirket yetkilisi hakkındaki tüm şikayetlerinden vazgeçtiğini, davalının da hacizlerin kaldırılması için icra dosyasına bildirimde bulunduğunu, davacının senedi istemesine rağmen davalının vermeyerek oyaladığını, bir müddet sonra davalının tekrar senedi icra takibine koyduğunu belirterek söz konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ödenmek zorunda kalınması halinde ise istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiasının senet ile aynı kuvvette yazılı kanıtlar ile ispatlaması gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan araç kiralama sözleşmelerinin her zaman düzenlenmesi mümkün olan evraklardan olması nedeniyle delil olmayacağını, davanın tanık ile ispatının mümkün olmadığını, dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair iddiaların gerçeğe aykırı olduğu gibi iddianın da yazılı delil ile kanıtlanması gerektiğini, buna ilişkin içtihatları cevap dilekçesinde belirttiklerini, davacı tarafından sunulan oto kiralama sözleşmeleri ile 3.kişi ... tarafından bila tarihli yazınında müvekkilinin aleyhine olarak sonradan düzenlenmiş evraklar olduğunu, söz konusu senet ile ilgili olarak ... hakkında "açığa atılan imzanın kötüye kullanıldığı" gerekçeli ile şikayetçi olunduğunu, İstanbul 25 Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2017 tarih, 2017/290 esas 2017/615 karar sayılı ilam ile ...'ın beraatine karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacı taraf teminat amacıyla sadece imzalayarak diğer kısımları boş olan senedin dava dışı kişiye verildiğini, dava dışı kişinin senedi davalı şirket yetkilisine teslim etmesi üzerine , davalı şirket yetkilisi tarafından bononun doldurularak takibe konulduğunu iddia etmiş ise de söz konusu iddianın yazılı delil ile ispatı gerektiği , davacı tarafça buna ilişkin yazılı delil sunulmadığı, davanın konusu itibari ile , 3.kişiye teminat olarak verilen senedin alınarak açığa imzanın kötüye kullanılması iddiasının suç teşkil etmesi nedeniyle bu hususta davalı tarafa yemin teklif edilemeyeceğinden, davalıya yemin teklifi hususunun da hatırlatılması söz konusu olmadığından; "Davacının davasının reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece eksik inceleme ile hatalı bir şekilde karar verildiğini, Mahkemece İcra Hukuk Mahkemesi'nin yaptığı bir inceleme gibi karar verildiğini, oysa söz konusu davanın menfi tespit davası olduğunu ve tüm delillerin teker teker değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken şekli bir şekilde icra mahkemesi gibi yargılama yapılarak dosyanın esasına bile girilmeden karar verilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, hiçbir delilin incelenmediğini ve hatta toplanmadığını, İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ve tanık sıfatı ile dinlenen ...'ın beyanına göre davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, cezadaki ispatın şüphe ve tereddüte yer bırakmadan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olduğu için ceza mahkemesindeki beraat kararının hukuk hakimini bağlamadığını, zira somut olaydaki beraat kararının delil yetersizliği ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince verildiğini, ...'ın bu suçu işlemediğine dair net somut deliller bulunmadığını, tanık ...'ın bu şekilde konuşmasının, vermiş olduğu beyan ve imza ikrarının çelişik olduğunu ve tanığın Ceza davasında ifade verme mecburiyeti baskısı altında olduğu zannıyla hareket ettiği hususunun göz ardı edildiğini, menfi tespit davasının konusunun icra takibine konu borcun hiç olmadığına yönelik olduğunu, Yerel Mahkemece sadece ceza dosyası incelenerek bu kararın oluşturulduğunu ve bu sebeple kararın eksik olduğunu, olayın oluş şekli, tarafların durumu, birbirlerine olan husumetleri, alacaklı şirketin Türkiye'de hiçbir faaliyetinin, ticari defterinin, bilançosunun hiçbir şekilde bulunmamasının bu borcun şirket yetkilisi ... tarafından uydurulduğunu ortaya koyduğunu, bu hususların Mahkemece hiç araştırılmadan ve değerlendirilmeden karar verildiğini, İstanbul 7. İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasından açılan takipte, takip mesnedi bononun davalı şirket yetkilisi ... tarafından kötüniyetle tanzim edilerek takibe konulmuş olduğunu ve bu nedenle müvekkili ...'ın davalı alacaklıya borçlu olmadığını, alacaklı görünen ... ... AG'nin yetkilisinin ... olduğunu ve alacaklı şirket adına müvekkiline verilmiş her türlü temsil, banka işlemine yetkili vekaletname bulunduğunu, ...'ın Türkiye'de yetkilisi olduğu şirketler ile geçimini temin ettiğini, işi gereği sürekli İsviçre'ye gittiğinden ve uzun kaldığından şirketin işleri için müvekkiline grup şirketler çalışanı olarak vekalet vererek kendi olmadığı zamanlarda müvekkilin şirketlerin bazı işlerini yaptığını, müvekkilinin bu grup şirketlerde uzun yıllar çalıştığını, davalı şirket yetkilisi ...'ın borcu nedeniyle Ümraniye 3. İcra Dairesi ... E. Sayılı İcra dairesinden bir dairenin müvekkilince ihaleye girilerek satın alındığını, davalı şirket yetkilisinin işinde kullanmak için eşi üzerinden araç kiraladığını, kiralama sözleşmelerini yaparken işletmecinin müvekkilinin imzasını haiz boş bir bonoyu tüm kiralanan araçların teminatı olarak elinde tuttuğunu, ... plakalı aracı kira süresi bitince davalı şirket yetkilisi ...'ın işletmeci ...’a teslim ettiğini, ...’ın da takibe konulan bonoyu Müvekkili telefonla arayıp "Serap Hanım senedi eşinize teslim ediyorum" diyerek ...’a teslim ettiğini, akşam eve geldiğinde ...’ın senedi yırttığını ve "bir daha da boş senet verme" diye müvekkiline söylediğini, müvekkilinin de doğal olarak eşine güvendiğini, davalı şirket yetkilisi ...’ın müvekkilini darp etmesi nedeniyle 04.05.2015 tarihinde Savcılığa şikayette bulunulduğunu ve aleyhine 6284 Sayılı Yasa uyarınca 4 ay süreyle önleyici tedbir kararı verilerek müvekkilinden uzaklaştırıldığını, bunun üzerine davalı şirket yetkilisi ...'ın, rent a car 'a verilen ve geri alınan boş bononun üzerini doldurmak suretiyle avukatı vasıtasıyla 22.05.2015 tarihinde icra takibine koyduğunu, bu takibe müvekkili tarafından itiraz edildiğini, ayrıca davalı şirket yetkilisi hakkında hakaret, basit yaralama, sövme ve evrakta sahtecilik suçundan davalar açıldığını, buna mukabil davalı şirket yetkilisi ...'ın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma sebebiyle müvekkilini şikayet ettiğini ancak bu dosyada kovuşturulmasına yer olmadığına dair karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, davalı şirket yetkilisinin amacının müvekkilinin üzerinde olan evi icra dosyasından ihale ile alması sebebiyle ve evlilik ilişkileri bittiğinden müvekkilinin bu evde tasarruf etmesini önlemek olduğunu ve bu sebeple takibe mesnet alınan bonoyu düzenleyerek icraya koyduğunu, müvekkilinin gerçekte bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin 2018 yılı başında davalı ile açılan davaları sona erdirmek amacıyla anlaştığını ve protokol imzalandığını, bu protokole göre ... üzerinde bulunan evin intifa hakkının ...’a devredileceğini, müşterek çocuk 18 yaşını doldurduktan 1 yıl içinde ... tarafından müşterek çocuğa devredileceğini, ...'ın ...’ın malvarlığına konulan tüm haciz ve takibatları kaldıracağını, icraya konulmuş senedi tahsil harcı istenmeden takibin kaldırılmasına mütabiken ...’a iade edileceğini, bu anlaşmadan sonra müvekkilinin kendisinin açtığı tüm dosyalardan ve şikayetlerden vazgeçtiğini, davalının da icra dosyasında haczin kaldırılmasını talep ettiğini, ancak bu haczin kaldırılması için İcra Müdürlüğünün tahsil harcı istediğini, tahsil harcı ödenmediğinden haczin kaldırılmadığını, tahsil harcı mevzusundan iki sene geçmiş olmasına rağmen ...'ın protokolde verdiği taahhütlerini yerine getirmeyerek iki sene sonra haczi yenilediğini, mahkemece yazılı delil teşkil eden bu anlaşma protokolünün hiç dikkate alınmadığını, bu anlaşmadan sonra 2018 tarihinden 2021 tarihine kadar taraflar arasında barış ikliminin hakim olduğunu, hatta müvekkilinin grup şirketlerde çalışmaya devam ettiğini, davalı şirket yetkilisinin müvekkiline sürekli senedin iadesini isteyen Müvekkili oyaladığını, bu dönem içerisinde davalının Bodrum’da bir tekneyi müvekkili adına "tek güvendiğim kişi sensin" diyerek ona devrettiğini, 2021 yılı Ağustos ayında davalının icra dosyasından tekrar hacizler koydurarak müvekkilinin kişisel banka hesaplarına hacizler koydurduğunu, özel okulda okuyan çocuğun özel okul ücretlerini ve nafakalarını ödememeye başladığını ve bunun üzerine müvekkilince müşterek çocuk adına iştirak nafakası davası açıldığını, takip konusu bononun imza hanesinde sadece imzanın müvekkiline ait olduğunu, bono üzerindeki diğer yazıların tamamının davalı şirket yetkilisi ... tarafından yazıldığını, bono metninde bedelinin nakden ahzolunduğu yazılmasına rağmen 21.06.2011 tarihinde ... ...’in 300.000 USD nakit parayı müvekkiline çıkardığına dair bir belge veya kanıt bulunmadığını, bu bedelin banka üzerinden yapılması ve asıl ilişkinin kanıtlanması mecburiyetinin yasa gereği olduğunu, alacaklı gösterilen şirketin ticari defter ve kayıtlarında böyle bir nakit çıktısının kayıtlı olması gerektiğini, belki de yabancı menşeili bu şirketin bu parayı çıkaracak sermayesi bile mevcut olmadığını, ayrıca protesto edilmemiş bir bono için komisyon bedeli tahakkuk ettirilerek icra takibine konu edilmesinin de mümkün olmadığını, dava konusu olayda müvekkili adına hile ve desise ile senet düzenlenmiş olduğunu ve ispat yükünün davalıda olduğunu, davalının alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, mahkemece tüm bu hususların hiç değerlendirilmediğini, işin esasına girilmediğini, delillerin toplanmadığını, tanıkların dinlenmediğini, şekli bir değerlendirme yapılarak hukuka aykırı bir şekilde davanın reddine karar verildiğini, bu sebeple istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; takip konusu senedin kambiyo vasfını haiz olduğunu, davacı borçlunun senetten dolayı borçlu olmadığını yazılı kanıtlarla ispat edemediğini, ilk derece mahkemesinin davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine ilişkin kararının usule ve yasaya uygun olup davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, davacının müvekkiline senet bedeli kadar borçlu olduğunu, davacı tarafından dosyaya sunulan oto kiralama sözleşmeleri ile 3.kişi ... tarafından tanzim olunan bila tarihli yazının müvekkilinin aleyhine olarak sonradan düzenlenmiş evraklar olduğunun dosyadaki yazılı delillerle sabit olduğunu, müvekkili ... ... A.G.'nin ayrı bir tüzel kişilik olup; davacı ile ... arasındaki aile meselelerinin huzurdaki yargılamanın konusu olmadığını, davacı müvekkili şirketin bilgisi ve izni olmadan şirket hesabından kendi şahsi hesabına ve yakınlarının hesabına para aktardığını ve şahsi ihtiyaçlarını karşıladığını, davacı tarafından dosyaya sunulan evrakların davacının iddialarını ispata elverişli olmadığını, müvekkili şirketin ...Teknolojisi San.Yat.ve Tic. Ltd.Şti ve Biohumin 1 Ekolojik Tarım San.ve Tic. Ltd. Şti ile hissedarlık durumu, faaliyet alanı veya başka bir ilgisi olmadığını, ...'ın nüfus kayıt örneği ve fotoğrafın huzurdaki yargılama ile hiçbir ilgisi olmadığını, davacının Üsküdar 5. Noterliği'nden verilen 26.03.2012 tarih ve ... tarihli vekaletname ile müvekkili şirketin izni ve bilgisi lmadan müvekkiline ait ... nezdindeki hesaptan 31.225 USD, 58.500 EUR ve 109.871,52 TL nakit para çektiği, ihtiyaçlarını karşıladığı, müvekkilinin borcu olmadığı halde müvekkilini borçlu gibi göstererek yakın arkadaşlarına EFT yapmış olduğu vs hususlarının tespit edildiğini, davacı tarafından sunulan sigortalı işten ayrılış bildirgelerinin ... Tarım Ltd Şti'ye ait olup müvekkiliyle bir ilgisi bulunmadığını, Ümraniye 3. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ait ödeme belgelerinin 3. kişilerle yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin olup huzurdaki yargılama ile hiçbir ilgisi olmadığını, davacının delil gösterdiği tapu örneğindeki gayrimenkulün davacı adına kayıtlı olup delil olarak gösterilme amacının anlaşılamadığını, araç kiralama sözleşmeleri ve yazının davacı tarafından sonradan müvekkili aleyhine düzenlenmiş evraklar olduğunu, İstanbul Anadolu CBS'nin 2015/71179 Sr.sayılı dosyasının İstanbul Anadolu 3. Aile Mahkemesi'nin 2015/292 D.İş sayılı kararı ve ek kararının davacı ve ...'ın özel hayatına ilişkin olup huzurdaki yargılama ile hiçbir ilgisi olmadığını, İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi 2015/887 Esas sayılı dosyasında davacının davasının reddine karar verildiğini, stanbul Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/445 E. ve İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/676 E. sayılı dosyalarının davacı ile ...'ın özel hayatına ilişkin olup huzurdaki yargılama ile ilgisi olmadığını, İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/390 E. sayılı dosyasında ...'ın beraatine karar verildiğini, İstanbul Anadolu CBS'nin 2015/97113 Sor. sayılı dosyasında KYOK kararı verildiğini, anlaşma belgesinin davacı ve ...'ın özel hayatına ilişkin olup; huzurdaki yargılama ile hiçbir ilgisi olmadığını, yazılar, görev belgesinin Biohumin şirketinden verilmiş olup etraflıca izah edildiği üzere bu şirketin müvekkili ile bir iligis olmadığını, bağlama kütüğü ruhsatının huzurdaki yargılama ile hiçbir ilgisi olmadığını, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı şirket yetkilisi ... ile müvekkilinin 2006’da resmi nikahsız birliktelik yaşadığını, 2007 doğumlu çocuklarının olduğunu, araç kiralama işlemi için müvekkilinin imzalı boş senedi teminat olarak kiralama yapan firmaya verdiğini , fakat sonrasında ...'a teslim edilen bu senedin ... tarafından doldurup İstanbul 7. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosya üzerinden takibe konulduğunu beyanla söz konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, ödemek zorunda kalınması halinde ise istirdat kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, davacının iddialarını senetle aynı kuvvette yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini; senedin teminat senedi olduğunu kabul etmediklerini, ... hakkında “açığa atılan imzanın kötüye kullanılması” gerekçesiyle yapılan şikayet sonucunda İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/10/2017 tarihli, 2017/290 esas, 2017/615 karar sayılı ilamıyla beraat kararı verildiğini beyanla davanın reddini istemiştir. İstanbul 7 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ,davalı ... ... AG tarafından davacı ... hakkında 21/06/2011 düzenleme tarihli, 31/12/2014 vadeli , borçlusu ... , lehtarı ... ... AG olan 300.000USD bedelli bonoya dayalı olarak 772.620,00TL'si asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 805.790,82TL'nin tahsili için 22/05/2015 tarihinde kambiyo senetlerine dayalı takibe geçildiği, görülmüştür. İstanbul 18 İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/887 esas - 2017/ 1022 sayılı dosyasında davacı tarafından aynı gerekçelerle takibin iptali davası açıldığı mahkemece, 12.12.2017 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği, İstanbul 25 Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/390 esas 2017/615 karar sayılı ilamı ile davalı şirket yetkilisi hakkında açılan ceza davasında beraat karar verildiği 20.11.2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Davacının delil olarak sunduğu ... Rent A Car kaşeli dava dışı ... ismi e imzası bulunan tarihsiz belge içeriğinde , "15/04/2011 tarihli sözleşmeye istinaden kiralamış olduğunuz ... plakalı aracı 30/04/2011 tarihinde ...'ın eşi ... tarafından teslim alınmıştır . Bu nedenle kira sözleşmesinin teminatı olarak alınan (araç hasarı-trafik cezası , belli olmadığından boş imzalı olarak alınan ) ... tarafından imzalanmış bono ...'a 30/04/2014 tarihinde elden geri verilmiştir. " şeklinde olduğu görülmüştür. Dosyada mevcut Üsküdar 5. Noterliğince tanzim edilen 23.03.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamede , davacının davalı şirket işlerini takip etme konusunda yetkili kılındığı, vekaletnamede davalı şirketi temsilen ... 'ın yer aldığı, dayanak olarak Üsküdar 5. Noterliğinin 08.03.2011 tarihli ... y.nolu tercüme tasdik belgesinden davalı şirketi ...'ın temsile yetkili olduğunun belirtildiği görülmüştür. Aynı şekilde dosyada mevcut Beyoğlu 27.Noterliği 14.02.2005 tarihli ve ... nolu vekaletname, Üsküdar 5.Noterliği 2012/11158 nolu imza sirkülerine göre alacaklı ... ... AG’nin yetkilisi ... olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda , davacı ve davalı şirket temsilcisi arasında sulh protokolü tanzim edildiği, davacının dava dilekçesinde senet nedeniyle borçlu olmadığının ispatı bakımından delil olarak bu belgeye dayandığı dikkate alındığında bu protokolün eldeki davaya etkisi üzerinde durulması gerekmektedir. Taraflar ve avukatlarının huzurunda düzenlenip imza edilen "ANLAŞMA BELGESİ" başlıklı protokol incelendiğinde, Taraflar arasında evlilik, müşterek çocuk, karşılık şikâyete tabi suç duyuruları, açılmış ceza davası, maddi konularda uyuşmazlık bulunduğu ve tarafların bu uyuşmazlıklar hakkında anlaşarak sonlandırdıkları belirtilerek anlaşılan hususlar protokole yansımıştır. Söz konusu protokolün 7.maddesinde "... Türkiye de temsilcisi olduğu ... ... AG'n şirketinin açmış olduğu İstanbul 7.İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından mütevellit ...'ın malvarlığına konulan tüm haciz ve takibatlar kaldırılacaktır. İcraya konulmuş senet tahsil harcı istenmeden takibin kaldırılmasına müteabiken senet ...'a iade edilecektir. ... gerek kendisi gerekse ... ... Ag yedinde başkaca senet bulunmadığını taahhüt eder. İş bu anlaşmanın imzasından itibaren 7 gün içinde eşzamanlı olarak ... İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığı 2015/63652 soruşturma nolu dosyadaki, İstanbul Anadolu 52.Asliye Ceza Mahkemesi 2015/445 sayılı dosyasındaki ve İstanbul C. Başsavcılığı 2015/74928 sayılı dosyasındaki şikayetlerinden vazgeçecektir. ... ... AG şirketi ... hakkında İstanbul Anadolu C. Başsavcılığı 2015/97113 sayılı dosyasındaki şikayetinden Vazgeçecektir." şeklinde düzenlenmiştir. Taraflar arasında düzenlenen anlaşma metninin mahkeme dışı sulh niteliğinde olduğu, bu nedenle içeriği itibariyle maddi hukuk işlemi ve taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme niteliğinde olduğu görülmekle sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayacağı açıktır. Sözleşmenin içeriği ile ilgili maddi hukuk kurallarına göre hareket edilmesi ve bu yolla uyuşmazlığın çözümlenmesi gereklidir.Dosya kapsamına göre, davacı ve dava dışı ...'ın birlikteliklerinden müşterek çocukları olduğu, ...'ın yurt dışında ticari faaliyet yürüttüğü, davacıya temsilcisi olduğu şirketlerle ilgili işleri takip bakımından vekaletnameler verdiği, daha sonra birlikteliklerini sonlandırma sürecinde aralarında anlaşmazlıklar baş gösterdiği anlaşılmıştır. Dava dışı ... ile davalı şirket arasındaki ilişki hususunda, Üsküdar 5. Noterliğinin 08.03.2011 tarihli ... y.nolu tercüme tasdik belgesi ile sunulan yetki belgesi , imza sirküleri ve vekaletname içeriklerinden davalı ... ... AG şirketini ...'ın temsile yetkili olduğu, dolayısıyla düzenlenen protokolü kendi adına şahsen , davalı şirketi ise temsile yetkili sıfatı ile imzaladığı bu nedenle bu protokolün davalı şirketi bağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim ... yukarıya aktarılan protokol 7. maddesinde ... Türkiye de temsilcisi olduğu ... ... AG'n şirketinin açmış olduğu İstanbul 7.İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasından mütevellit ...'ın malvarlığına konulan tüm haciz ve takibatlar kaldırılacaktır. İcraya konulmuş senet tahsil harcı istenmeden takibin kaldırılmasına müteabiken senet ...'a iade edilecektir. düzenlemesine yer verildiği, dava dışı ...'ın davalı yetkilisi olduğu ve bu sıfatla hareket ettiği konusunda şüphe bulunmamaktadır. Aynı protokolde 9-10-11 maddelerde ; yasal hükümleri baki kalmak üzere anlaşma Mahkemeye sunulsun sunulmasın , onaylansın onaylanmasın esasen bu anlaşma imzalandıktan sonra taraflar arasında kati delil ve hüküm ifade edeceği , ayrıca resmi merci ve Mahkemeler önünde kati delil olması konusunda anlaştıkları, işbu anlaşma belgesi ile aralarındaki uyuşmazlığı ileride hiçbir şekilde yenilenmemek üzere kesin ve kati olarak sona erdirdikleri, anlaşmadan dönülemeyeceği feshedilemeyeceği hususlarına yer verilmiştir. Tüm bu açıklamalara göre, taraflar arasında bu miktarda senet düzenlenmesini gerektirir bir hukuki ilişkinin varlığının davalı tarafından ispatlanamadığı, söz konusu protokolün sulh ve HMK 193 maddesi kapsamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğu, açıkça dava konusu icra takibi ve dayanağı bonoya atıf bulunduğu, icra dosyasında tatbik edilen hacizlerin fekkine karar verildiği, dosyanın işlemsiz bırakıldığı bilahare 11.02. 2020 tarihinde icra dosyasında yenileme talep ve haciz talep edildiği, dosyanın 2020/4915 E. Numarasını aldığı bu şekilde davalı alacaklının sonradan takip işlemlerine devam ettiği de birlikte değerlendirildiğinde , izah edildiği üzere bu protokolün davalı şirketi de bağlayacağı, bu nedenle menfi tespit talebine konu senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının, senedin bedelsiz olduğunun davalı şirket temsilcisi tarafından imzalı bu protokol ile sübut bulduğu, davanın kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince davanın kabulü yerine, dosyadaki delillerin tamamı yeterli şekilde incelenip değerlendirilmeden yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmayan davanın reddi yönündeki kararın isabetli olmadığı anlaşıldığından , davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın KABULÜNE , Davacının İstanbul 7 İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında ,davalı ... ... AG tarafından davacı ... hakkında 21/06/2011 düzenleme tarihli, 31/12/2014 vadeli, borçlusu ... , lehtarı ... ... AG olan 300.000USD bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 30/12/2022 tarih, 2022/112 E., 2022/923 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE,Davacının İstanbul 7 İcra Müdürlüğünün ... E. (Eski ... esas) sayılı dosyasında ,davalı ... ... AG tarafından davacı ... hakkında 21/06/2011 düzenleme tarihli, 31/12/2014 vadeli, borçlusu ... , lehtarı ... ... AG olan 300.000USD bedelli bono nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,Yasal şartları bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 55.043,57 TL karar harcından peşin alınan 13.760,90 TL TL'nin mahsubu ile 41.282,67 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 13.760,00 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 158,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 14.010,20 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 124.810,71 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,/a-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 127,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 619,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,/a-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025