T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/750 Esas
KARAR NO : 2025/1373
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/12/2022
NUMARASI : 2022/433 E. - 2022/1086 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı ile davacı müvekkilu ile diğer borçlu şirket yetkilisi şahitler eşliğinde EK-1 olarak ibraz ettikleri protokol metnini imzaladıklarını, işbu belge uyarınca taraflar senedin düzenlenme tarihinden ödeme tarihine kadar aylık 5.000,00-TL faizin diğer borçlu ... tarafından ödeneceğini, senedin 400.000,00-TL tutarında düzenlendiğini ancak 25.000,00-TL faizin ödenmesi halinde 375.000,00-TL borç olacağını kararlaştırıldığını, görüleceği üzere takibe esas miktar 400.000,00-TL şarta bağlandığını, şartın gerçekleşip gerçekleşmediği de belli olmadığın, diğer borçlu açısından faiz olarak kararlaştırılan bedelin ödenip ödenmediği belli olmadığını, davalının müvekkili aleyhine başlatılan 400.000,00-TL asıl alacak tutarlı bono açısından bonoya ek olarak düzenlenen tutanak gereğince diğer borçlu tarafından ödenmesine karar verilen 25.000,00-TL faizin ödenip ödenmediği belli olmayıp, görüleceği üzere işbu faiz kısmından da yalnızca diğer borçlu sorumlu tutulduğunu, hal böyle iken davalı-alacaklı tarafından davacı müvekkilu aleyhine açıkça sorumlu olmadığı 25.000,00-TL faiz bedeli de eklenerek takip başlatıldığını, takibe konu senetteki borçtan müvekkilinin sorumlu olduğu bedel yargılamaya muhtaç olup bu hali ile de kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğinden takibe konu senet kambiyo evrakı niteliğinde olmadığın, bu hali ile davalının söz konusu bono ile kambiyo evraklarına özgü takip yolu ile icra takibi başlatması açıkça usule ve hukuka aykırı olduğunu, davaya konu olan icra takibi hukuka ve kanuna aykırı olarak açılmış olduğundan Bakırköy 9.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/732 Esas sayılı dava dosyası ile takibin iptali talep edildiğini, ancak ilk derece mahkemesi tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak davamızın reddine karar verilmiş iş bu karar önce istinaf edildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 2020/1956 E sayılı dosyasında ilk derece mahkemesi istinaf talebinin esastan reddine karar verildiğini, onama kararının taraflarınca temyiz edilmiş olup halen temyiz incelemesi Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/7548 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, takibe konu olan senet kambiyo vasfını taşımadığını, icra takibine konu senet kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğini, söz konusu senet teminat senedi olmadığını, senet ile birlikte imzalanan protokol gereğince faiz kararlaştırılmış ancak bu faizden yalnızca bir borçlu sorumlu tutulduğunu, bu süre içerisinde faizin diğer borçlu tarafından ödenip ödenmediği belirli olmadığını, işbu nedenle de senetin kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren belge niteliğinden çıkması nedeni ile kambiyo vasfını kaybettiği bu hali ile de icra takibinde davacı müvekkilin borçlu olmadığı izahtan vareste olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin davalıya Bakırköy 9.İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı icra dosyasında, takibe konu senetten dolayı 401.413,70-TL borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında borcun davalılara icra baskısı altında ödenmesi halinde davanın istirdat davası olarak devam etmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip çıkışına konu 401.413,70-TL’nin % 20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, takip çıkışının %15inden aşağı olmamak kaydı ile takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve icra takibinin durdurulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise icra dosyasına 30/04/2021 tarihinde dosya alacağı depo edilmiş olduğundan depo edilen alacağın teminat sayılarak takibin durdurulmasına ya da icra dosyasına yatırılmış olan icra dosya alacağının iş bu dava kesinleşinceye kadar alacaklıya ödenmemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, dava şartı olan mecburi arabuluculuk sürecine başvurup sonuçlandırmadan bu davayı açmış olduğunu, her ne kadar menfi tespit davası için arabuluculuk sürecine başvurulmasının dava şartı olmadığı düzenlenmişse de burada davacı tarafın, davalı müvekkilinden 401.413,70-TL nin %20 si oranında tazminat talep ettiğinden artık arabuluculuğa başvurmanın zorunlu hale geldiğini, bu sebeple davacı tarafın dava şartı olarak arabuluculuk sürecine başvurmadığı için davasının dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davalı müvekkilinin davacıdan olan kambiyo alacağına ilişkin olarak Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatılmış olup, davacı tarafından bu icra takibine karşı Bakırköy 9.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/732 E. ve 2019/513 K. Sayılı dosyası ile dava açılmış olduğunu, Bakırköy 9.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/732 E. ve 2019/513 K. sayılı davasının davacı ... aleyhine sonuçlanmış ve bu ret kararına karşı borçlu tarafından kötü niyetli olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi’nin 2020/1956 E. ve 2021/1492 K. Sayılı dosyası ile İstinaf davası açılmış ve bu haksız davalarının da 20/05/2021 tarihinde esastan ret edilmiş olduğunu, bu karara karşı bu kez Yargıtay’a başvurmuşlar ve dosyanın Yargıtay'dan onanarak kesinleşmiş olduğunu, Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasında davacının taşınmazına haciz konulmuş ve kıymet takdiri yapılmış, gazeteye ilan verilerek 30 günlük süre beklenmiş ve akabinde de satış gününden 1 gün önce dosya alacağı nakit olarak dosyaya yatırılarak hacizlerin kaldırılmış olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olarak iş bu davayı açmış olduğundan evleviyetle tedbir kararının reddine, akabinde de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça dava dilekçesinde ileri sürülen hususların hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetli yapılmış olduğunu, davalı müvekkili ile davacı borçlu ... arasında 30/07/2019 vade tarihli 400.000,00-TL miktarlı kambiyo senedi düzenlenmiş olduğunu, takip dayanağı bononu kanuni şartların tümünü içermekte olduğunu, takip dayanağı bonoda vade ve tanzim tarihi, alacaklı lehtar, borçlu ve imzası, özelliklede kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren beyan bulunmakta olduğunu, buradan da anlaşılacağı üzere takip konusu bononun kanuni şartları haiz olup; davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın tutanak başlıklı bir belgeden bahsederek takip dayanağı bononun kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğini ileri sürmekte olduğunu, oysaki bonoda veya davacının ileri sürdüğü belgede bononun teminat senedi olduğu şeklinde bir beyan olmadığı gibi borçlu ...'nun sunulan belgede de borçlu olduğunu açıkça kabul etmiş olduğunu, davacı tarafın senette ve dosyaya sunulan TUTANAK başlıklı belgede de borçlu olduğunu açıkça kabul etmekte olduğun, 16/04/2019 tarihinde tedavüle çıkarılan bononu bu tarihte tüm hükümlerini doğurmakta olduğunu, bu tutanakta davacı borçlunun 375.000,00-TL asıl olan alacak ve 25.000,00-TL ferisi olarak 400.000,00-TL borçlu olduğunu kabul etmekte ve 25.000,00-TL nin vadeden önce ödenmesi halinde iade edileceğini kabul etmekte olduğunu, ayrıca davalı alacaklıya da herhangi ödeme yapılmamış ve senedin 400.000,00-TL olarak takibe konulmuş olduğunu, davacı tarafın TKK da düzenlenmiş olan bonoya karşı iddialarını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini beyanla; davacı taraf dava şartı olan zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadığından davanın usulden reddine, davacının davasının esastan reddine, davacının kötü niyetli olmaları sebebi ile %20 oranından kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Somut olayın değerlendirilmesinde, davacının takibe konu senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasının usulüne uygun yazılı delillerle ispatlanamadığı, senet üzerinde teminat ibaresinin yer almadığı, davacı tarafından dayanak olarak sunulan belgede davacının senet nedeniyle borçlu olunmadığına dair bir ibarenin yer almadığı, davacı tarafın iddiasının sabit olmadığı, her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de HMK hükümleri gereği hakimin yemin hatırlatma görevi bulunmadığından davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacağının hatırlatılmadığı, davacı tarafın da yemin deliline dayanacağı ve davalıya yemin teklif edeceği yönünde bir beyan ve talebinin bulunmadığı dikkate alındığında "AÇILAN DAVANIN REDDİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekeçleri ekinde ek-1 olarak sunmuş oldukları protokolün davalı tarafından cevap dilekçesinde ikrar edildiğini ancak buna rağmen ilk derece mahkemesinin işbu protokolü hukuka ve kanuna aykırı olarak dikkate almadığını, bu protokolde davaya konu senedin teminat senedi olarak verilmediğinin açıkça belirtildiğini, söz konusu protokolün varlığının ise her iki tarafça kabul edildiğini, görüleceği üzere takibe esas miktarın 400.000,00 TL şarta bağlandığını, şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin de belli olmadığını, diğer borçlu açısından faiz olarak kararlaştırılan bedelin ödenip ödenmediğinin belli olmadığını, dava dilekçelerinde takibe konu olan senedin şarta bağlanamayacağı ayrıca ve açıkça belirtilmiş olmasına rağmen ilk derece mahkemesinin iddiaları teminat senediymiş gibi değerlendirilerek eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verildiğini, davalı müvekkili aleyhine başlatılan 400.000,00 TL asıl alacak tutarlı bono açısından bonoya ek olarak düzenlenen "TUTANAK" gereğince diğer borçlu tarafından ödenmesine karar verilen 25.000 TL faizin ödenip ödenmediği belli olmayıp, faiz kısmından da yalnızca diğer borçlunun sorumlu tutulduğunu, davalı-alacaklı tarafından davacı müvekkili aleyhine açıkça sorumlu olmadığı -borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla- 25.000 TL faiz bedeli de eklenerek takip başlatıldığını, takibe konu senetteki borçtan müvekkilinin sorumlu olduğu bedelin yargılamaya muhtaç olup bu haliyle de kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğinden takibe konu senedin kambiyo evrakı niteliğinde olmadığını, bu haliyle davalının söz konusu bono ile kambiyo evraklarına özgü takip yoluyla icra takibi başlatmasının açıkça usul ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu senetle ilgili senedin bedeli sebebiyle işbu davanın açıldığını, ancak ilk derece mahkemesince yanlış değerlendirme yapıldığını, davaya konu icra takibinin hukuka ve kanuna aykırı olarak açılmış olduğundan Bakırköy 9.İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/732 E sayılı dava dosyası ile takibin iptali talep edildiğini, ancak ilk derece mahkemesi tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, bu kararın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek onandığını, onama kararını temyiz ettiklerini ve halen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/7548 Esas sayılı dosyasında devam ettiğini, takibe konu senedin kambiyo vasfı taşımadığını, icra takibine konu senedin kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediğini, söz konusu senedin teminat senedi olmadığını, senet ile birlikte imzalanan protokol gereğince faiz kararlaştırıldığını ancak bu faizden yalnızca bir borçlunun sorumlu tutulduğunu, bu süre içerisinde faizin diğer borçlu tarafından ödenip ödenmediğinin belirli olmadığını, işbu nedenle de senedin kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren belge niteliğinden çıkması nedeniyle kambiyo vasfını kaybettiği, müvekkilinin borçlu olmadığının izahtan vareste olduğunu, eksik inceleme sonucu verilen kararın kabul edilemeyeceğini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı alacaklı ile müvekkili arasında 400.000 TL bedelli bono düzenlendiğini, ancak tarafların imzaladığı protokole göre 25.000 TL faiz ödenmesi halinde asıl borcun 375.000 TL olacağının kararlaştırıldığını, bu faizden yalnızca diğer borçlu ...’nın sorumlu tutulduğunu, ödemenin yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğunu, bu nedenle senedin şarta bağlı hale geldiğini ve kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediğinden kambiyo vasfını yitirdiğini, davalının müvekkili aleyhine 400.000 TL üzerinden takip başlatmasının usule aykırı olduğunu beyanla borçlu olmadığının tespitine, ödeme yapılmışsa istirdat davası olarak devamına, %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, takibe konu bononun tüm yasal unsurları taşıdığını, kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, teminat senedi olmadığını, protokolde de borcun kabul edildiğini, 25.000 TL’nin sadece erken ödeme halinde iade edileceğini, bu durumun senedin geçerliliğini etkilemediğini, daha önce aynı yönde açılan davanın reddedildiğini ileri sürerek davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy 9. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasında, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu ve dava dışı ... Yapı İnşaat Şirketi aleyhine 400.000,00 TL asıl alacak, 213,70 TL faiz ve 1.200,00 TL komisyon olmak üzere toplam 401.413,70 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibe konu 16.04.2019 tanzim ve 30/07/2019 vade tarihli 400.000,00 TL bononun lehdarının davalı düzenleyenin ... Yapı İnşaat Şirketi olduğu, davacının ise senedi kefil sıfatıyla imzaladığı ve senet üzerinde herhangi bir teminat kaydının bulunmadığı görülmüştür.16.04.2019 tarihli "TUTANAKTIR" başlıklı belgede, davacı, davalı ve dava dışı ... tarafından imzalanmış olduğu, 30/07/2019 vade tarihli 400.000,00 TL bononun ödeme tarihine kadar aylık 5.000,00 TL olan faizin ... yapı tarafından ödenmesi halinde senet bedelinden 25.000 TL iade edileceğine ilişkin olduğu , asıl senet bedelinin 375.000 TL olduğu belirtilmiştir. Bononun zorunlu unsurları TTK'nun 776. maddesinde gösterilmiş olup,bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır.Bu çerçevede belirlilik kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır., Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Örneğin "hisse devrinin teminatıdır", "...ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır", “eseri ... tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir" şeklindeki kayıtlar. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde 6102 Sayılı Kanun'un 687. maddesinin birinci fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) def'i vardır. Bu def'i mutlak def'i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bu durumda kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin 2004 Sayılı Kanun'un 170/a maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/607-K. 2023/626,T. 14.6.2023). Takip konusu bononun kambiyo senedi vasfı olmadığı icra mahkemesi nezdinde şikayet yolu ile ileri sürülmüş ve bu dava reddedilerek 18.01.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, takip konusu senedin arka yüzünde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıt bulunmadığı, kayıtsız şartız ödeme vaadini içerdiği, taraflar arasında düzenlenen tutanaktır başlıklı belgenin bononun belirlilik ve mücerretlik vasfının ortadan kaldırmadığı, bu nedenle takip konusu bononun kambiyo senedi vasfında olduğu, davacının bonoda aval veren olduğu, aval verenin borcu bağımsız bir borç olup, feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-3091 esas, 2021/965 karar sayılı içtihadı) . Sonuç olarak takip konusu bonoda yasal unsurların mevcut olduğu, avalist olan davacının temel ilişkiye ve asıl borçluya ilişkin sebepleri ileri süremeyeceği , senet bedelinden sorumlu olduğu , menfi tespit talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Diğer yandan, somut uyuşmazlıkta kambiyo senedinin yasal unsurları taşıdığı , menfi tespit talebinin yerinde olmadığı hususu ispatlanmış olup, yemin delilinin hatırlatılmasına gerek bulunmadığı görülmekle birlikte ; mahkemece yemin delili ile ilgili olarak karar yerinde " her ne kadar davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış ise de HMK hükümleri gereği hakimin yemin hatırlatma görevi bulunmadığından davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacağının hatırlatılmadığı, davacı tarafın da yemin deliline dayanacağı ve davalıya yemin teklif edeceği yönünde bir beyan ve talebinin bulunmadığı" şeklinde gerekçeye yer verilmiş ise de, bu gerekçenin hukuki dayanağının bulunmadığı, yeminin kesin delil olarak HMK 225 ve devamı maddelerinde düzenlendiği , YIBHGK., E. 2015/2 K. 2017/1 T. 3.3.2017 tarihli kararı ile , 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda tarafların dava ve cevap dilekçeleri ile delil listelerinde "sair deliller, her türlü delil, ve sair deliller" gibi ibarelerin bulunması halinde tarafların yemin deliline başvurmuş sayılamayacakları ve bu kapsamda hâkimin ispat yükü kendisine düşen tarafa "yemin teklifinde bulunma hakkını" hatırlatmayacağına işaret edilmiştir. Dolayısıyla yazılı delil ile ispatı gerekli davalarda yemin deliline dayanılması mümkün olup, açıkça bu delile dayanılmış ve yasal şartları mevcut ise hakimin ispat yükü kendisine düşen tarafa diğer delillerle ispat sağlanamamış ise başvurulacak en son delil olarak yemin delilini hatırlatma görevi vardır.Tüm bu açıklamalara göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de gerekçe düzeltildiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü yoluna gidilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında düzeltilmiş gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/12/2022 tarih, 2022/433 E., 2022/1086 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile;3- Davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 6.855,15 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 6.239,75 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 64.212,06 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 149,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 641,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025