T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1650 Esas
KARAR NO : 2025/1291
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/03/2023
NUMARASI : 2021/293 E. - 2023/93 K.
DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... markasının T/02416 no ile tescilli tanınmış marka olduğunu, davalı tarafından söz konusu marka ile iltibas yaratacak ... ... şeklinde markasal kullanımların gerçekleştirdiğini, ... markasının 1890 yılından bu yana Türkiye ve dünyanın önde gelen ... markalarından biri olduğunu, son sekiz yıldır ... ve mücevher alanında ihracat liderliğini elinde bulundurduğunu, ... ile yaptığı anlaşma ile derneğin dünyadaki ilk ve tek lisanslı mücevher üreticisi olduğunu, dünyanın önde gelen ülkelerinde ofislerinin olduğunu, markasının yurt dışında Avrupa, Güney Amerika ve Arap ülkelerinde hali hazırda tescilli olduğunu ve diğer ülkeler açısından tescil sürecinin devam ettiğini, ... markasının marka tescilinden doğan tüm haklarının davacı ... ... A.Ş.'ne ait olduğunu, ... ibareli 10 adet tescilli markalarının bulunduğunu, davalının satışa sunduğu ürünlerle davacıya ait ... markasının piyasadaki tanınırlığından faydalanmak sureti ile haksız menfaat elde etmek amacıyla SMK. m. 29'da sayılan marka hakkına tecavüz gerçekleştirdiğini, marka tescilinden doğan hakların kapsamının SMK. 7. Maddede yer aldığını, dava konusu markasal kullanımlarda yer alan baskın unsurun “...” ibaresi olduğunu, marka tecavüzünün açık olduğunu, davalı fiillerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, devamında tecavüzün önlenmesini, dava konusu markasal kullanımların sonlandırılmasını, talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın 44. sınıfta yer alan ... bakım hizmetlerinde marka tescilinin bulunmadığını, davacının markalarının kuyumculuk ürünlerinin yer aldığı 14. sınıf ve bu ürünlerin satışının yer aldığı 35. sınıfta tescilli olduğunu, karşılaştırmaya tabi markaların iltibasa sebebiyet vermeyeceklerini, davalı markasının ... müvekkilinin markasının ise ... gibi ayırıcı ekler içerdiğini, kadın anlamına gelen ... ibaresinin başkaca pekçok kişi ya da firma adına tescil edildiğini, bildirilen gerekçeler ile davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2021/293 esas, 2023/93 karar sayılı, 28/03/2023 tarihli kararı ile; "Davanın KABULÜ ile, davalı kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile bunun önlenmesine, bu bağlamda davalıya ait iş yerinde tecavüz teşkil eden ... ibareli markaların kullanıldığı tabela, reklam ve tanıtım vasıtalarına, ekipmanlar ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara el konulmasına, el konulan ürünlerin kararın kesinleşmesine müteakip silinmesine mümkün olmadığı takdirde imhasına,https://www...com/-....kirsehir/ ve https://www......-...-... internet adreslerinde dava konusu tecavüze ilişkin içeriklerin çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmadığı takdirde ilgili internet adreslerine erişimin engellenmesine" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait işletmenin kuaför salonu olduğu ve bu kapsamda müvekkili işletmesinde ... bakım hizmetleri verdiğini, davacı tarafın ise müvekkiline ait işletmede kullanılan ibareler yönünden herhangi bir önleme talebinde bulunabilmesi için öncelikle müvekkili tarafından verilen hizmete ait bir tescilin bulunması gerektiğini, davacı şirket tarafından belirtilen 19 marka tescilinin de içeriğinde müvekkilinin hizmetini açıklayan nis sınıflandırması 44. Sınıfında yer alan "... Bakım Hizmetleri" kısmı bulunduğunu, davacı markasını kullanımı Kuyumculuk ürünlerini yer aldığı 14. Sınıf ve bu ürünlerin satışının yer aldığı 35. Sınıfta olduğu davada, davacı şirket adına tescil edilen ve 01 / 02 / 05 / 07 / 08 / 09 / 12 / 13 / 15 / 16 / 17 / 19 / 21 / 28 / 31 / 33 / 34 / 36 / 38 / 39 / 42 / 44 / 45. sınıflarda koruma sağlanan 2003 34735 numaralı ... markasının kullanılmayan sınıflar yönünden iptali talep edildiğini, tanzim edilen bilirkişi raporu ile görüş bildirdiğini, davacı şirketin kullanımlarının 44. Sınıfta yer almadığını, müvekkili ile davacının faaliyet gösterdikleri alanları farklı olduğunu ve davacı şirketin faaliyet göstermediği ve sınıflardaki marka tescilinin iptal edilebileceğini, bilirkişi raporunda davacının markasının tescilinin daha önce başka markadan dolayı çıkartıldığı ve bu kapsamda davacının markasının 44. Sınıfta tescilinin bulunmadığı hususunun göz ardı edildiğin, itirazları doğrultusunda, TPMK kararları ile bilirkişi raporlarındaki çelişki giderilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın, itirazları dikkate alınarak çelişkilerin giderilmesi ve denetime elverişli yeni bir rapor hazırlanması için tekrar bilirkişiye tevdi edilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı firma ... ibaresini kendisine mal etmeye çalıştığını, ... = KADIN anlamına geldiğini, müvekkilinin de özellikle KADINLARA hizmet veren bir ... SALONU olup bir bütün olarak değerlendirildiğinde “... ...” ibaresinden “Ayrıcalıklı Kadınların Salonu” manası doğduğunu, KADIN ibaresi genel olarak herkesin kullanabileceği bir ifade olup bir kişinin tekelinde olması da kabul edilemeyeceğini, müvekkili markası ve davacı markası kendi içinde farklılaşarak ayırt edici hale gelmiş olup, nitekim bugüne kadar da ... markasını kullanan diğer firmalar ile davacı arasında bir iltibas yaşanmadığını, yerel mahkeme kararında her iki tarafın da mal ve hizmetlerinin ortalama tüketicisinin kadınlar olduğu ve bu nedenler tarafların mal ve hizmetleri arasında bağlantı kurabileceği tespitinin yanlış olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu kararları uyarınca müvekkilin "... ..." ve ... ..." markalarının tescillendiği gözetildiğinden müvekkilin geçen süreçte daha fazla hak kaybına uğramaması amacıyla karar kesinleşinceye dek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini yerel mahkeme kararı hatalı olup istinaf talebinin esastan kabulü ile İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28.03.2023 tarih, 2021/293 E. ve 2023/93 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının tabelalar üzerindeki halihazırda kullandığı "..." ibaresini avukatı aracılığı ile müdürlük kararından haberdar olduktan sonra söktüğünü ifade ettiğini, davalı aleyhine İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/136 E. Sayılı dosyasında ihtiyati tedbire muhalefet suçundan şikayette bulunulduğunu, davalının tecavüz teşkil eden kullanımları ıslarla kullanmaya devam ettiği ve icra marifeti ile sökülmesine rağmen tekrar tekrar sökülen tabelaları takması ve kullanması kötüniyetini gösterdiğini beyan ederek, ihtiyati tedbirin koşulları gerçekleştiğini ve davalının işbu talebinin hukuken kabulü mümkün olmadığını, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; SMK'nın 149. maddesine dayalı olarak marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından davacı şirketin kullanımlarının 44. sınıfta yer almadığı, davacı firmanın belirtilen hizmet sınıfında herhangi bir şekilde tescilinin bulunmadığı, davacı firmanın markasının tanınırlığının tescilinin yer aldığı kuyumculuk ürünlerinin bulunduğu 14. sınıf ve bu ürünlerin satışının yer aldığı 35. sınıf olduğu iddiası ile istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde; davacının tescilli ''...'' markalarının sahibi olduğu, ( 2000/22475 numaralı ... ibareli markanın 14-21-34 ve 35.sınıflarda, 2003/34736 numaralı ... ibareli markanın 1, 2, 5, 7, 8, 9, 12, 13, 15, 16, 17, 19, 21, 28, 31,33,34,36,38,39,42,44 ve 45.sınıflarda, 2014/25144 numaralı ... ibareli markanın 14 ve 35.sınıflarda davacı adına tescilli olduğu ve ... markasının TPMK'nın 04/07/2014 tarih ve 71248886/147 sayılı kararı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği görülmüştür.) davalının ise ''... ...'' şeklinde markasal kullanımının bulunduğu, tarafların markasal kullanımlarındaki ortak ve esaslı unsurun ''...'' ibaresinden oluştuğu, her iki kullanımın da asli unsurlarının ( şekil unsurları aynı olan ) “...” ibaresi olduğu, davacı yana ait ''...'' ibareli markasal kullanımın ortasında bulunan “E” harfinin “ok işareti” biçiminde konumlandırıldığı, davalı kullanımında da aynı biçimde kullanımının tespit edildiği, davalı kullanımında ''...'' ibaresinin yanında yer alan ''...'' ibaresinin tâli nitelikte, markada tanımlayıcı unsur olup markaya ayırtedicilik katmadığı, Farsça'da kadın anlamına gelen ''...'' ibaresinin Türkçe'de bir anlamının bulunmadığı, böylece davalının davacının tescilli tanınmış markasına ait ibarenin aynı şekille esas unsur olarak kullanımına dayalı eyleminin nihai ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği saptanmıştır. Ayrıca somut olayda dosyaya sunulan görseller dikkate alındığında, davalı kullanımlarının ''...'' ibaresinin ortasında yer alan ''E'' harfinin ok işareti şeklinde davacının tanınmış markasına yaklaştırmak suretiyle gerçekleştirildiğinin tespit edildiği, böylece davalının ... ibaresinde ''E'' harfini ok işareti şeklinde kullandığı markasal kullanımının davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu saptanmıştır. Bununla birlikte davalının ... ibaresindeki ''E'' harfini davacının tanınmış markasındaki ok işareti şeklinden farklı olarak konumlandırdığı ''... ...'' , ''... vip kırşehir'' ibareli markasal kullanımlarının da bulunduğu ve işbu markalar yönünden davacı itirazlarının TPMK nezdinde reddedildiği görülmekle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davalının tecavüz teşkil etmeyen kullanımlarını da kapsar şekilde davanın tümü ile kabulüne karar verilmesi, yine mahkemenin tedbir kararında davalının ... ibaresini davacı tescilli markalarına yakınlaştırarak, (E) harfini ok işareti şeklinde yazarak, iltibas yaratacak şekilde kullanımı yönünden tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2-İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 28/03/2023 tarih, 2021/293 E, 2023/93 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3 -Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalının ... ibaresinde ''E'' harfini ok işareti şeklinde kullandığı markasal kullanımının davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün önlenmesine, bu bağlamda davalıya ait iş yerinde ... ibaresinde ''E'' harfini ok işareti şeklinde kullandığı tecavüz teşkil eden tabela, reklam ve tanıtım vasıtalarına, ekipmanlar ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara el konulmasına, el konulan ürünlerin kararın kesinleşmesine müteakip silinmesine, mümkün olmadığı takdirde imhasına, 4-https://www...com/-....kirsehir/https://www......-...-... internet adreslerinde ... ibaresinde ''E'' harfini ok işareti şeklinde kullandığı tecavüze ilişkin içeriklerin çıkarılmasına, mümkün olmadığı takdirde ilgili internet adreslerine erişiminengellenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davalının ihtiyati tedbir kararına itirazının kısmen kabulü ile,-Davalıya ait "Ahievran Mahallesi 726. sokak ... Merkez/Kırşehir” adresinde ... ibaresinde ''E'' harfini ok işareti şeklinde kullandığı tecavüz teşkil eden tabela, reklam ve tanıtım vasıtalarına ve ekipmanları ve bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara bulundukları yerle el konulmasına, satışının ve kullanımının durdurulmasına,5-https://www ...com/ -....kirsehir/ ve -https://www......-...-...,internet adreslerinde ... ibaresinde ''E'' harfini ok işareti şeklinde kullandığı tecavüze ilişkin içeriklerin çıkarılmasına, çıkarılması mümkün olmaması halinde ilgili internet adreslerinin erişiminin engellenmesine, fazlaya dair istemin reddine,6-6100 sayılı HMK'nın 393/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde tedbirin uygulanması için başvurulması aksi halde tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağının ihtarına,7-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,8-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 170,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 908,00TL'nin davacıdan tahsil edilerek davalıya ödenmesine,9-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/10/2025