T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/707 Esas
KARAR NO : 2025/1305
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/01/2023
NUMARASI : 2020/696 E. - 2023/77 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine davalı tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğü nün ... Esas sayılı icra dosyası ile başlatılan Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz takibi ile, davalının alacaklı olarak gözüktüğü 10.07.2015 düzenleme tarihli, 10.07.2018 ödeme tarihli 1.000.000 TL'lik senedin takibe konulduğunu, söz konusu takip kapsamındaki ödeme emri Tebligat Kanunu'nun 35.maddesi kapsamında tebliğ edilmiş olup, davacının iş bu takipten kesinleşme sonrasında haberdar olabildiğini, takip konusu senedin muvazalı bir şekilde düzenlenmiş olup, davacı şirketin davalıya takip konusu senet kapsamında bir borcu olmadığını, davalının dava konusu takip ve senedin alacaklısı olmakla birlikte, aynı zamanda davacı şirketin ortağı olduğunu, davacı şirketin 2013 yılında ... Yapı İnşaat Taahhüt Turizm Tic. Ltd. Şti. olarak kurulduğunu, davalının şirkete 11.11.2013 tarihli Genel Kurul kararı sonrasında ortak olduğunu, 15.12.2014 tarihinde şirket ortakları olan ..., ... ve davalı tarafından alınan 2014/01 sayılı Karar ile davalının oğlu ...'ya 3 seneliğine şirketi her hususta münferit imzası ile teslim ve ilzam etmek üzere yetki verildiğini, 17.08.2016 tarihinde ise şirket ortaklarından ...'in şirketteki payını, kendisine 15.12.2014 tarihinde yetki verilen ...'ya devrettiğini, 24.08.2016 tarihli Genel Kurul kararı İle de ...'nun resmen şirketin ortağı olduğunu, 18.10.2017 tarihine kadar şirket ortağı ve yetkilisi olan ...'nun, bu tarihte şirketteki payını davacıya devrederek şirket ortaklığından ve müdürlüğünden ayrıldığını, dava konusu senet 10.07.2015 düzenleme tarihli olarak gözükmekte olup, söz konusu tarihe şirketin müdürünün davalı ...'nun oğlu ... olduğunu, bu tarihlerde davalı tarafından şirkete aktarılan böyle bir meblağ olmadığını, davacı şirketin ticari defterlerine bakıldığında da davalı tarafından 1.000.000 TL gibi bir paranın şirkete aktarılmasının söz konusu olmadığını, dava ve takip konusu senedin davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, yani davacının oğlu olan ...'nun şirket müdürlüğü döneminde düzenlenme tarihi ile ödeme tarihi arasında 3 yıl olan söz konusu senedi şirket adına imzalayarak şirketin ortağı olan babasına karşılıksız bir şekilde vermiş gözüktüğünü, bu durumun açık bir muvazaa ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, son dönemde şirket ortakları davalı ile dava dışı ... arasında şirketin yönetimine ilişkin yaşanan anlaşmazlıklar sonucu davalı tarafından Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/687 Esas sayılı dosyası kapsamında şirkete Kayyum atanması talepli bir dava açıldığını, dava konusu senetin de bu kayyum davasından sonra takibe konulduğunu, dolayısıyla İş bu senedin gerçekten 2015 yılında mı tanzim edildiği, yoksa sonradan mı oluşturulduğunun da şüpheli olduğunu, davalı ve oğlu hakkında ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenlerle açık bir hukuka aykırılık olması nedeniyle öncelikle teminatsız, aksi takdirde teminat miktarı belirtilerek dava konusu İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyası kapsamındaki takibin durdurulmasına, davacının davalıya İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyası ile başlatılan Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz takibi ve iş bu dosya ile takip konusu yapılan 10.07.2015 düzenleme tarihli, 10.07.2018 ödeme tarihli 1.000.000 TL bedelli senet kapsamında borçlu olmadığının tespitine ve İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin iptaline, davalının söz konusu takibi kötü niyetli bir şekilde yaptığı göz önüne alınarak takip konusu bedelin %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı borçlunun iş bu beyanlarının haksız ve hukuka aykırı olup; aleyhine açılan İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyasını ve İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/416 E sayılı tasarrufun iptali davasını sürüncemede bırakma amacını güttüğünü, tasarrufun iptali davasının davacının, davalının alacağını alamaması amacıyla muvazaalı olarak adına kayıtlı olan daireleri 3. Kişilere satış yapmış gibi gösterdiğinden açıldığını, davacı şirket yetkilisi ...'un, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/687 E sayılı dosyasında görülen 16/09/2020 tarihli duruşmada iş bu borcu kabul ettiğini, davacının bu davayı açmada hiç bir hukuki yararı bulunmadığını, davalının, davacı şirketin ortağı olduğu dönemde şirkete sermaye olarak nakit 1.000.000,00 TL getirdiğini, ancak şirket ortakları arasında yaşanan anlaşmazlık sebebiyle davalının şirket ortaklığından ayrıldığını, davalının şirketin kuruluşunda getirdiği nakit 1.000.000,00 TL lik nakdi sermaye karşılığında davacı şirketten iş bu senedi aldığını, davacının ayrıca İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında borca ve imzaya itiraz etmediğini, kambiyo takiplerinden kaynaklı menfi tespit davalarında sahtelik ve bedelsizlik savlarının bir arada öne sürülemeyeceğini, menfi tespit davalarında muvazaa iddiasının tedavül amacı gütmeyen hatır senetlerinde ileri sürülebileceğini, ancak davaya konu senedin bir hatır senedi olmayıp bir borç senedi olduğunu, muvazaalı olarak düzenlenmediğini, alacaklının elinde bir kambiyo senedi bulunduğundan, borçlunun bedelsizlik iddiasını kural olarak yazılı belge ve kesin delil ile ispat etmesi gerektiğini, ancak davacının bu hususta dava dosyasına sunduğu bir kesin delil bulunmadığını, yine davalı kambiyo senedine dayandığından aradaki anlaşmaya aykırı doldurma iddiasının kural olarak ancak kesin delille ispatlanabileceğini, ancak davacı borçlu tarafından bu hususun ispatı için de kesin delil dosyaya sunulmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, icra dosyasının takip çıkışının %20 sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Kambiyo senetleri, mücerret (soyut) borç ikrarını içeren senetlerdir. Her kambiyo senedinin bir temel ilişkisi bulunsa dahi, senet kural olarak bu temel ilişkiden bağımsızdır. Mücerretlik (soyutluk) ilkesi, temel ilişkiden doğan def’ilerin (savunmaların) senet hamiline karşı ileri sürülememesi sonucunu doğurur. Ancak bu anlamda soyutluk, ancak kambiyo senedi, lehdar tarafından ciro ve zilyetliğin nakli suretiyle senedi devralan senet hamiline karşı söz konusu olur. Bu durumda kambiyo senedi (bono), lehdarda kaldığı sürece senedin düzenleyeni (borçlusu), temel ilişkiden kaynaklı def’ileri ona karşı ileri sürebilir. Senedin temel ilişkisinin bulunmadığı, düzenleyenin lehdara karşı herhangi bir borcunun bulunmadığı yönündeki def’i, kişisel bir savunma olup, düzenleyen tarafından ancak lehdara karşı dayanılabilir. Soyutluk ilkesinin bir diğer yönü ise ispat soyutluğudur. Bu manada, senedin hamili, temel ilişkinin varlığını ispatlamak zorunda değildir. Bu durumda, temel ilişkinin senet hamiline karşı ileri sürülebildiği durumlarda borçlu (düzenleyen), ispat yükü altında kalacaktır. Ancak, HMK m. 200 uyarınca senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunmaktadır. Yani kambiyo senedine karşı ileri sürülebilecek borçlu olunmadığına dair iddiaların senetle ispatı zorunludur. Bunun istisnası, senedin tehditle, zorla, hileyle alındığı yönündeki iddialardır (HMK m. 203/1-ç). 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi gereğince yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan iddiaya karşı def’i olarak ileri sürülen hususların yazılı delille ispatlanması gerekmektedir. Bu suretle, davacı tarafından imzalanan bono nedeniyle borçlu olunmadığına yönelik iddiaların yazılı delille ispatlanması gerekmekte olup, davacı iddialarının tanıkla ispatı mümkün değildir. Her ne kadar yapılan bilirkişi incelemesi ile davacı defterlerinde davaya ve takibe konu senet kaydına rastlanmadığı belirlenmiş ise de, dosyada mevcut Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/687 esas sayılı dosyasında alınan 26/04/2021 tarihli raporda 2018 yılında Ortaklara Borçlar hesabına ... adı altında yeni bir hesap ilave edildiği, 2018 yılında 1.240.407,25 TL ... tarafından şirkete ödeme yapıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış oluşu nedeniyle, yemin teklifinde bulunmak isteyip istemediği sorulmuş, davacı tarafça yemin deliline başvurulması nedeniyle davalı asile yemin isticvab davetiyesi tebliğ edilmiş, davalı duruşmaya gelerek yemin etmiştir. Herkes iddiasını ispatla yükümlüdür, 6100 sayılı HMK'nun 189. vd maddeleriyle belirtildiği gibi tarafların kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip olduğu, 190. maddeyle kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yüküyle yüklü olduğu, ispatın hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu açıkça belirtilmiş davacı yanın iddiasını doğrulayacak mahiyette ve mahkememizce kanaat hasıl olacak nitelikte başkaca yeterli delil ve belgede ibraz edilememiş olması nedeniyle davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından, Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -dosya kapsamında yapılan inceleme ile dava konusu 10.07.2015 düzenleme tarihli senedin dava dilekçesinde iddia ettikleri gibi müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında bulunmadığının saptanmış olduğunu, muvazaa iddiasına dayanmış olmaları nedeniyle HMK 200. Maddenin uygulanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle ticari defterlerin kapanış tasdiklerinin yapılmamış olmamasın davaya etkili olmadığını, dava konusu takip ve senedin alacaklısı olan davalının, aynı zamanda müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bununla birlikte 2014/01 sayılı karar ile davalının oğlu olan ...’ya 3 seneliğine şirketi her hususta münferit imzası ile temsil ve ilzam etmek üzere yetki verildiğini, 17.08.2016 tarihinde ise şirket ortaklarından ...'ın şirketteki payını, kendisine 15.12.2014 tarihinde yetki verilen ...’ya devrettiğini, 24.08.2016 tarihli Genel Kurul kararı ile de ...'nun resmen şirketin ortağı olduğunu, söz konusu senedin düzenleme tarihinde davalının oğlu olan ...'nun şirketin imzaya yetkili müdürü olduğunu, davalı ...'nun 2015 yılında şirket müdürü olan oğlu ... ile hileli bir şekilde senet düzenleyerek müvekkili hakkında haksız ve mesnetsiz bir icra takibi yaptığını, cevap dilekçesinde davalı tarafça söz konusu senedin davalının oğlu olan ... tarafından imzalandığının ikrar edildiğini,-Dava konusu senedin düzenleme tarihi olarak 10.07.2105 olarak gözükmekte ise de, senedin gerçekten bu tarihte düzenlenip düzenlenmediği hususunun da ayrı bir muamma olduğunu, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında böyle bir senedin gözükmediği mali inceleme raporu ile sabit olduğunu, son dönemde şirket ortakları davalı ... ile dava dışı ... arasında şirketin yönetimine ilişkin yaşanan anlaşmazlıklar sonucu davalı tarafından Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/687 Esas sayılı dosyası kapsamında şirkete Kayyum atanması talepli bir dava açıldığını, iş bu dava konusu senedin de bu kayyum davasından sonra takibe konulduğunu, iş bu senedin gerçekten 2015 yılında mı tanzim edildiği, yoksa taraflar arasındaki anlaşmazlıklardan sonra mı oluşturulduğunun belli olmadığını, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020/106092 Nolu soruşturma dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda da, davalı ve 24.08.2016 - 18.10.2017 tarihleri arasında Şirket Ortağı ve Müdür Olan Oğlu ...'nun birçok taşınmazın satış bedelini elden tahsil ederek kendi uhdelerine geçirmiş olduğu ve şirket kayıtlarında bu hususlara yer verilmediği tespit edilmiş ve haklarında dava açılmış olduğunu, davalı ve oğlu hakkında kamu davası açılmış olması kapsamında dava konusu senedin hile ile düzenlendiği iddialarına rağmen yerel mahkeme tarafından senede karşı senetle ispat zorunluluğu olduğunun belirtilmesinde hukuka uygunluk olmaması göz önüne alınarak kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin yönetimi ile ilgili olarak daha önce Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/687 E sayılı dava dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda 2018 yılında 1.240.407,25 TL ... tarafından şirkete ödeme yapıldığı tespit edildiğini, Davalı tarafından beyan dilekçelerinde şirketin ticari defter ve kayıtlarında 1.000.000,00 TL lik sermaye girişinin gözükmediği iddiasının çürütüldüğünü, Davacı yanın beyan dilekçesinde şirket yetkilisi olan Sinan Barutun taraflar arasında 1.000.000,00 TL lik sermayenin davalı müvekkil tarafından şirkete konulacağı yönünde taraflar arasında protokol yapıldığını da kabul ettiğini, taraflar arasındaki protokolün ikrar edilmesi, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/687 E sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında davalı müvekkilin bahsi geçen sermayeyi getirdiğinin tespiti davacının davasının reddini gerektirdiğini, Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında davaya konu olan senedin kaydı yer almamakla birlikte müvekkilinin şirkete getirmiş olduğu bu bedel şirket kayıtlarında yer alan 2018 yılına ait ortaklara borçlar hesabında ... adı altında 331,02 kodu ile yer aldığını, 2018 yılında şirkete 1.240.407,25 TL ödeme yapıldığı görüldüğünü, ayrıca defterlerinin usulüne uygun kapanış tasdiki bulunmaması nedeniyle lehlerine delil teşkil etmediğini, HMK m. 200 uyarınca senede karşı senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, Davacı borçlunun ise söz konusu senedin tehditle, zorla, hileyle alındığında dair bir iddiası bulunmadığını, davacının, müvekkiline herhangi bir borcunun olmadığını yazılı ve somut delillerle ispatlayamadığından istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalı tarafından davacı şirket hakkında İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz takibi ve iş bu dosya ile takip konusu yapılan 10.07.2015 düzenleme tarihli, 10.07.2018 ödeme tarihli 1.000.000 TL’lik senet sebebiyle borçlu olmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır. İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçlunun ... Yapı İnş. Taah. Tur. Tic. Ltd. Şti. (Yeni Ünvan: ... İnş.Taah.Tur.Tic.Ltd.Şti.olduğu, 10/07/2015 düzenlenme 10/07/2018 vade tarihli 1.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle 1.000.000,00 TL asıl alacak, 360.068,49 TL faiz olmak üzere toplam 1.360.068,49 TL üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 14.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/416 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalıların ...ve ... İnş.Taah.Tur.Tic.Ltd.Şti., davanın 29/09/2020 tarihinde açılan tasarrufun iptali davası olduğu anlaşılmıştır. Bakırköy C.Başsavcılığının 2020/106092 soruşturma sayılı dosyası incelendiğinde; müştekinin ..., şüphelinin ..., suçun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç tarihinin 13/09/2019 olduğu, 18/11/2019 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 4.ATM 2019/687 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ..., davalının ..., davanın 16/09/2019 tarihinde açılan kayyumluk davası olduğu, davacının işbu dava ile şirket temsil yetkisinin kısıtlanması, görevinden azli ve şirkete kayyım atanmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Dosya mali müşavir, finans uzmanı ve nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişilerden oluşan bilirkişi heyetine tevdi olunmuş, düzenlenen 26/05/2022 tarihli raporda; davacı taraf yevmiye defterinde yapılan inceleme sonucu; 10.07.2015 tarihli, 10.07.2018 ödeme tarihli, 1.000.000,00 TL’lik senedin davacı şirketin ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafın ticari defterlerinin kapanış tasdikleri bulunmadığından lehe delil olarak kullanılamayacağı, ayrıca senet lehdarı davalının tacir olup olmadığının da belli olmadığı, kaldı ki davalı tacir olsa dahi, davacının yevmiye defterlerinin kapanış tasdiki olmadığından yine delil olabilme özelliği bulunmadığı, gelinen aşama itibarıyla davacının, icra takibine konu bonoya karşı ileri sürdüğü bedelsizlik (menfi tespit) iddiasının senetle ispatlanamadığı, davacı ticari defterlerinin de kendi lehine delil olma vasfını içermediği belirtilmiştir.Limited Şirketlerde "Özen ve bağlılık yükümlülüğü, rekabet yasağı başlıklı" TTK 626/1 maddesinde; (1) "Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ila 205'inci madde hükümleri saklıdır." hükmü düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde "Şirketin menfaatinin gözetilmesinin" şirketin menfaatinin kişisel menfaatlere ve başkalarının menfaatlerine feda edilmemesi, diğer menfaatlerin arkasına konulmaması anlamına geldiği, şirket menfaatinin gözetilmesinin, müdürlük görevinin yapılışına ilişkin doğal bir gereklilik olduğu, bağlılık yükümü içinde de değerlendirilemeyeceği, şirket menfaatlerinin gözetilmesinin ölçüsünün dürüstlük kuralı olduğu açıklanmıştır. Davalının temsilci olduğu dönemde senedin davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı, senedin düzenleme tarihinin 2015 yılı olduğu, Savcılık dosyasında sunulu bilirkişi raporunda 2018 yılında davacının oğlunun sermaye girişi yapıldığı tespit edilmiş ise de, bu bononun düzenleme tarihinden sonra olması nedeniyle dikkate alınamayacağı, bu durumda temsilcinin, ortağı ve yetkilisi olduğu, kendi oğlu lehine ve temsil ettiği davacı şirket aleyhine/zararına yaptığı işlemlerin, TTK 626. Madde gereğince şirket temsilcisinin özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmadığı, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, yetkinin kötüye kullanılması ve temsil yetkisinin aşılması suretiyle yapılmış olduğunun kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/04/2021 tarihli 2020/5995 Esas-2021/3833 Karar sayılı kararı, 25/05/2022 tarihli 2020/8334 Esas-2022/4052 Karar sayılı kararı). Davacı, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek kötü niyet tazminat talep etmiş olup, İİK72/5 maddesine göre; Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur, İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir, Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir, buna göre Davalının özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği gözetilerek, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu dosya kapsamında ispat edildiğinden, davacıların kötü niyet tazminat talebinin de kabulünün gerektiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince hata edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuş olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.b/2. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/01/2023 tarih, 2020/696 E., 2023/77 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN KABULÜNE,Davacının davalıya İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı İcra dosyası ile başlatılan Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz takibi ve iş bu dosya ile takip konusu yapılan 10.07.2015 düzenleme tarihli, 10.07.2018 ödeme tarihli 1.000.000 TL bedelli senet kapsamında borçlu olmadığının TESPİTİNE ve İstanbul 14.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibinin İPTALİNE,%20 kötüniyet tazminatının (1.000.000-TL üzerinden %20’si 200.000 TL) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 68.310,00 TL karar harcından peşin alınan 17.077,50 TL'nin mahsubu ile 51.232,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 17.077,50 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 4,500,00 TL bilirkişi ücreti, 105,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 21.745,90 TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 152.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 121,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 613,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025