T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/503
KARAR NO : 2025/1263
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/10/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılar arasında faktoring sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede Tasfiye Halinde k ..A.Ş.'nin borçlu, diğer davalılar ... ve ...’ın müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, davalı şirkete bu sözleşmeye istinaden kredi kullandırıldığını, davalı şirketin kullanmış olduğu faktoring kredisi nedeniyle borcunun bulunduğunu fakat davalı şirketin borcunu vadesinde ödemediğini, bunun üzerine davalılara borcun ödenmesi hususunda ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnamede belirtilen güne kadar borcun ödenmemesi üzerine Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün sas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların icra takibine itiraz etmesi dolayısı ile icra müdürlüğünün icrayı durdurma kararı aldığını, itirazın iptali ve takibin devamı amacı ile dava açılmadan önce zorunlu olan arabuluculuk şartının sağlanması amacı ile yapılan başvurunun olumsuz sonuçlanarak mutabakata varılamadığını, davalılar tarafından icra takibine yapılan itirazın dayanaksız olduğunu, takibin devam edilmesi amacı ile huzurdaki davanın açıldığını ifade ederek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemelerin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, dava dosyasına sunulu bulunan faktoring sözleşmesinin davalının iddiasını ispatlamadığını, sözleşme içeriğine itirazda bulunulduğunu, sözleşmenin davalı aleyhine hükümler içerdiğini, davacının Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5. maddesine uygun olarak işlem yapmadığını, faktoring işlemlerinde temlik edilmiş olan alacağın asıl borçlusuna rücu edilmesi gerektiğini fakat davacının bu
yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalı şirket tarafından davacıya temlik edilen fatura tarihinin 01.06.2018 olduğunu, 6102 Sayılı TTK 1530/4. maddesi uyarında muacceliyet tarihinden çok uzun bir süre sonra davalı şirkete başvurduğunu, geçen bu sürenin Yargıtay İçtihatlarında belirtilen 90 günlük süreyi aşması dolayısı ile rücu isteminin süresinde yapılmadığını, davalı şirket tarafından devir ve temlik edilen fatura alacağını tahsil amacıyla hiçbir hukuki girişimde bulunmadığını ve ilgili alacağı tahsil edememesinden uzun bir süre sonra davalıya başvurduğunu, davacı tarafça kendisine yüklenen yükümlülükler yerine getirilmeksizin davalıya yapılan bu rücu isteminin TMK'nun 2/2. maddesindeki “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davalı tarafa kefalet sözleşmesinin tebliğ edilmediğini, kefalete ilişkin hakların saklı tutulduğunu, TBK Madde 582/1’de “Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle
yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirmesi şarttır.” denilerek kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin bazı şartlara bağlı olduğunu, ifade ederek yetkisiz açılan iş bu davanın usulden reddini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddini, davacı taraf aleyhine % 20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacı şirket ile davalı şirket arasında 02/07/2012 tarihinde 500.000,00 USD limitli faktoring sözleşmesi akdedildiği, davalılar ... ve ...'ın sözleşmeyi aynı tarihte 500.000,00 USD limitli olarak müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/263 Esas, 2013/147 Karar sayılı kararı ile ...'ın ad bilgisinin ... olarak düzeltildiği, davalılar ... ve ...'ın 02/07/2012 kefalet tarihinde davalı şirketin ortağı oldukları, davacı şirket tarafından aradaki faktoring sözleşmesine istinaden devir ve temlik alınan faturaya dayalı olarak 41.400,00 TL finansman sağlandığı, davacı şirket tarafından davalı müşteriden devralınan faturanın tahsil edilememesi üzerine davalılara gönderilen Beyoğlu 41. Noterliği'nin 25/12/2018 tarihli ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine kredi borcunun ve ihtarname giderinin tahsili bakımından icra takibine girişildiği, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı , bilirkişi raporunda davacının takip tarihi itibariyle davalı şirketten 53.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 57.325,06 TL alacaklı olduğu tespit ve hesap edilmekle, davalı kefiller ... ve ...'ın kefalet beyanlarının da TBK'nun 583 ve 584. maddeleri kapsamında geçerli olduğu dosyaya mübrez sözleşmelerden anlaşılmakla ve davalılar vekilinin genel işlem şartına ilişkin somutlaştırılamayan savunmaları yerinde görülmemekle ve yine davalılarca uyuşmazlık konusu alacağa ilişkin olarak ödeme iddiasında bulunulmadığı gibi bu yönde elverişli delil ibrazında da bulunulmamakla, davacının, eldeki davada, talebiyle bağlı olarak 41.567,50 TL asıl alacak ve yine sözleşme hükümlerine göre daha yüksek oranda talepte bulunabileceği tespit edilmişse de talebiyle bağlı olarak yıllık %15,75 oranında işleyecek temerrüt faizi yönüyle itirazın iptalini talep etmekte haklı olduğu, öte yandan alacağın likit ve itirazın haksız olması karşısında icra inkar tazminatı istem koşullarının da oluştuğu sonucuna varıldığı belirtilerek "Davanın KABULÜ ile, davalıların Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının İPTALİNE, takibin takip talepnamesinde belirtilen kayıt ve koşullarla kaldığı yerden DEVAMINA, hükmolunan (41.567,50 TL) alacağın %20'si nispetinde hesaplanan 8.313,50 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya VERİLMESİNE," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken dosyanın resen yetkili mahkemeye gönderildiğini, bu işlemin usule aykırı olup davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesinin usule aykırı olduğunu, Genel İşlem Koşulları hakkında müvekkilinin bilgilendirilmediğini, müvekkillerinin bilgilendirildiğine ilişkin herhangi bir uyarının yapılmadığını, sözleşmenin tek taraflı hazırlandığını, müvekkilleriyle müzakere edilmediğini,, kefalet sözleşmesi tebliğ edilmediği için kefalete ilişkin itiraz haklarını saklı tutarak kefalete ilişkin gerekli ve yeterli incelemenin yapılmadığının görüleceğini, taraflar arasında geçerli bir kefaletten söz edebilmek için sözleşmede ne gibi şekil koşullarına riayet edilmesi gerektiği, ilgili kanun maddesine göre kefalet sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması gerektiğini, geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığının bilirkişilerce incelenmeyerek kanaat takdir edildiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Dava, İİK'nun 67.maddesi gereğince ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2020 tarih, 2020/80 Esas, 2020/431 karar sayılı yetkisizlik kararı ile dosyanın yukarıda belirtilen esasa kaydı ile yargılamaya devam edilmiştir. Yetkisizlik kararının 08.10.2020 tarihinde verildiği , kararın davacı vekiline 27.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği davacı vekilinin 12.11.2020 tarihli dilekçesi ile dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini talep ettiği, yetkisizlik kararının 09.12.2020 tarihinde kesinleştiği gözetildiğinde kesinleşme tarihinden önce gönderme talep edilmiş olmakla HMK 20. Maddesine göre süresinden sonra talepte bulunulduğu iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili, davacı ile davalılar arasında imzalanan faktoring sözleşmesi kapsamında borcun vadesinde ödenmemesi üzerine ihtarname gönderildiğini, ödeme yapılmayınca Bakırköy 8. İcra Müdürlüğü’nde icra takibi başlatıldığını, davalıların itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin devamı, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, davacı tarafından davalı aleyhine 41.567,50 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlattığı, borçluların itirazı üzerine takibin durduğu davanın da hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.20/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda ; davalı şirketin davaya konu 1 adet çeki, davacı ... firmasına 03.08.2018 tarihinde devir ve teslim ederek faktoring kredisi kullandığını, çekin vadesinde arkasının yazılarak vadesinde ödenmediğini, davacı faktöring firması tarafından davalıya kullandırılan davaya konu Faktoring Kredisinden dolayı davacı ... şirketinin davalı borçludan alacaklı bulunduğunu, davacı ile davalı şirket arasında 02.07.2012 tarihli 500.000,00 USD limit dahilinde Faktoring Sözleşmesi imzalanmış olup, söz konusu sözleşmede diğer davalı ... ve dava dışı ...'ın, ... firmasına müteselsil kefil sıfatı ile imzasının verildiğini, diğer davalı ...’ın davaya konu Faktoring Sözleşmesinde kefalet imzası görülememesi dolayısı ile davalı şirket ile birlikte dava konusu borçların ödenmesinden sorumlu olmadığını, Türk Ticaret Kanunun 8. maddesi uyarınca huzurdaki davaya konu Faktoring kredisi için 02.07.2012 tarihli ve 500.000 USD tutarlı Faktoring Sözleşmesi ile Alacak Bildirim Formu (ABF) / Ödeme Araçları Tevdi Bordrosu / Ön Ödeme Talimatı ve Operasyon Teslim Tutanağı uyarınca yapılan hesaplama neticesinde davacının 25.01.2019 icra tarihi itibariyle talep edebileceği toplam alacak tutarının 57.325,06-TL olduğunun hesaplandığını, davacı alacaklının, alacağının asıl alacak tutarına icra tarihiden sonra tahsil tarihine kadar 02.07.2012 tarihli ve 500.000 USD tutarlı Faktoring Sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca TCMB’nin internet sitesinde yayınlanan yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın % 50'sinin (yüzdeellisinin) ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi talep edebileceğini, T.C. Merkez Bankası’nın internet sitesinden yapılan inceleme neticesinde; Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları’na ilişkin veri bulunduğunu, sözleşmede yer alan T.C.Merkez Bankası'nın temerrüt tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranı verisi bulunmadığını, ayrıca dava dosyasına bu verinin de davacı ... tarafından sunulmamış olduğunu, bu bakımdan T.C. Merkez Bankası’nın internet sitesinde yer alan Bankalarca Açılan Kredilere Uygulanan Ağırlıklı Ortalama Faiz Oranları üzerinden hesaplama yapıldığını, davacının takip talebinde ve dava talebinde fazlaya dair haklarını saklı tutması nedeniyle talepten fazla hesaplanan faiz ve ferileri hususunun takdirinin mahkemeye ait olacağını bildirmiştir.Davacı ile davalı şirket arasında 02.07.2012 tarihli 500.000 USD limitli Faktoring Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede ... ve ...’ın müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğunu, İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/263 Esas, 2013/147 Karar sayılı kararı ile kefil ...'ın adının ... olarak düzeltildiği, kefiller ... ve ...'ın kendi el yazıları ile yazıp imzaladıkları kefalet beyanlarının TBK'nun 583 ve 584. maddeleri kapsamında geçerli olduğu, kefillerin faktoring müşterisi olan davalı şirketin ortakları olduğu, davalıların tacir olarak basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğu, sözleşmeye ilişkin kendilerine bilgilendirme yapıldığına dair imzalı beyanlarının bulunduğu , sözleşme hükümlerinin taraflarca karşılıklı olarak görüşüldüğü ve kabul edildiği, sözleşme türüne göre beklenmeyen şaşırtıcı , dürüstlük kurallarına ilişkin aleyhe düzenleme içermediği dikkate alındığında bu durumun sözleşme hükümlerini genel işlem koşulu olmaktan çıkardığı ve bu bakımdan artık denetlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. .Davacı şirket tarafından aradaki faktoring sözleşmesine istinaden devir ve temlik alınan faturaya dayalı olarak 41.400,00 TL finansman sağlandığı, temlik edilen alacağın ödeme vasıtası olarak teslim edilen çekin ibrazında karşılıksız kaldığı, davalılara gönderilen Beyoğlu 41. Noterliği'nin 25/12/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, borcun ödenmemesi üzerine icra takibine girişildiği, takip tarihi itibariyle davacının 53.000,00 TL asıl alacak ve ferileri toplamı 57.325,06 TL alacaklı olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği , takip ile talep olunan 41.567,50 TL asıl alacak ve temerrüt faizi talebinde hukuka aykırılık bulunmadığı bu nedenle mahkemece davanın kabulüne dair kararın dosya kapsamına uygun ve hukuka uygun olduğu istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.
Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/07/2022 tarih ve 2021/725 E., 2022/463 K. sayılı kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.839,47 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 772,87 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.066,6 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/10/2025